Uykusuz Notlar / Ümit Dadük Sağaltıcı
Tarih boyunca istiklal mücadelesinin en görkemli destanlarına ev sahipliği yapmış olan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş, vatan savunmasındaki stratejik konumları ve sarsılmaz iradeleriyle Anadolu’nun kilittaşı olmuşlardır. “Şanlı” ve “Kahraman” unvanlarını toplumsal dayanışmasıyla kazanan bu topraklar, bir dönemin işgalci güçlerine karşı gösterdiği dirençle bir milletin küllerinden doğuşuna tanıklık etmiştir.

Ancak bugün, o asil ruhun mirasçısı olan genç nesiller, dışarıdan gelen bir düşmanla değil; içeriden büyüyen, sessiz ve yıkıcı bir düşmanla, yani şiddet sarmalıyla karşı karşıyadır.
Son dönemde Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okulda yaşanan ve çok sayıda öğrenci ile öğretmenin yaralanmasıyla sonuçlanan akabinde Kahramanmaraş’ta benzer trajik olay, eğitim yuvalarımızın ne denli büyük bir tehdit altında olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Geçmişte destanların yazıldığı bu coğrafyada, bugün bir gencin kendi okuluna silahla saldırması ve ardından kendi yaşamına son vermesi, sadece adli bir vaka değil, toplumsal bir imdat çığlığıdır.
Suça Yönelimde Kritik Yaş Aralığı: 15-17
İstatistiksel veriler, suça sürüklenen çocukların oranında kaygı verici bir yükseliş olduğunu göstermektedir. Özellikle 15-17 yaş grubu, kimlik arayışının ve duygusal dalgalanmaların en yoğun olduğu dönemdir. Bu yaş aralığındaki gençlerin ağır suçlara yönelmesi, toplumsal dokudaki bir bozulmanın işaretidir. Gençlerin bu denli keskin bir şiddet eğilimine girmesi, onların sadece “suçlu” değil, aslında “yardım bekleyen mağdurlar” olarak değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Aile İçi İletişim ve Şiddetin Kökleri
Şiddetin kökleri çoğu zaman aile ocağında atılmaktadır. Aile ve eğitim kurumu, bir madalyonun iki yüzü gibidir. Evde sevgi, saygı ve güven yerine korku, baskı ve ilgisizlik gören bir çocuk, bu dengesizliği okul iklimine de taşımaktadır. Anne ve baba arasındaki çatışmalı ilişki ya da çocuğa yönelik ihmal, genci dış dünyada kendini kanıtlama veya öfkesini kusma yoluna itmektedir. Ebeveynlerin çocuklarını yargılamak yerine anlamaya çalışması, onlarla sağlıklı bir iletişim köprüsü kurması elzemdir.
Yerel Yönetimlere Çağrı: Sosyal İyileşme Seferberliği
Şiddet sarmalını kırmanın yolu sadece polisiye tedbirler veya okul içi disiplin yönetmelikleri değildir. Gençlerin enerjisini yapıcı alanlara kanalize edecek, aidiyet duygularını pekiştirecek güçlü bir toplumsal zemine ihtiyaç vardır. Bu noktada yerel yönetimlere tarihi bir sorumluluk düşmektedir:
Sportif – Kültürel – Sanatsal Faaliyetler yürüten ilçemiz camiasını (Yerel Boks Kulüpleri – Sörf Merkezi – Satranç Merkezi – Voleybol – Basketbol – Karete – Resim Sanat Atölyeleri – Bale Merkezleri – Tiyatro Merkezleri ve adını unuttuğum diğer temsilcileri) amasız fakatsız tarafsız, eşit ve hakkaniyetle desteklemek ve bu alanların arttırılabilmesi için ücretsiz alanları Belediye adına açmak.
Sportif Faaliyetlerin Yaygınlaştırılması: Belediye ve yerel idareler, mahalle aralarına kadar yayılan ücretsiz spor tesisleri ve turnuvalarla gençlere rekabeti değil, centilmenliği ve ekip ruhunu aşılamalıdır. Spor, gençlerdeki birikmiş öfkeyi boşaltmanın en sağlıklı yoludur.
Kültürel ve Sanatsal Etkinlikler: Yerel halkın ve gençlerin birlikte dahil olacağı atölye çalışmaları, tiyatro festivalleri ve müzik kursları, bireyin kendini ifade etme becerisini geliştirerek şiddete olan ihtiyacı ortadan kaldırır.
Yerel Halkla Bütünleşme: Belediyeler, sadece fiziksel yapılar inşa etmekle kalmamalı; aileleri, öğretmenleri ve gençleri ortak sosyal platformlarda buluşturan “mahalle meclisleri” veya “gençlik merkezleri” aracılığıyla toplumsal barışı yerelden inşa etmelidir.
Sonuç: Destansı Geçmişten Huzurlu Geleceğe
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş gibi kadim şehirlerimizin tarihi, bizlere birliğin her türlü zorluğu aşabileceğini öğretmiştir. Bugünün gençlerini korumak için; ailelerin şefkati, okulların adaleti ve yerel yönetimlerin kapsayıcı sosyal politikaları eşgüdümlü hareket etmelidir. Toplumdaki kutuplaşma ve öfke dilinin gençler üzerindeki tahribatını durdurmak için; onları dışlamak yerine, hepsine eşit mesafede durarak sporla, sanatla ve kültürle hayatın içine çeken sahici adımlar atılmalıdır. Unutulmamalıdır ki; gençliğini koruyamayan bir toplum, ne kadar şanlı bir geçmişe sahip olursa olsun, geleceğini inşa edemez.



Eğitim Bir-Sen’den Emniyet’e Kritik Ziyaret : “OKULLAR DAHA GÜVENLİ OLMALI”
Samandağ’da Okul Önlerine “Emniyet” Kalkanı: Müdür Nacioğlu’ndan Net Mesaj
Samandağ Yeni Adliye Binasında İnceleme: Meslektaş Alanları Planlanıyor
HESOB BAŞKANI YILMAZ GÜVEN TAZELEMEYE HAZIRLANIYOR
Çalışkan’dan Dış Politika Tepkisi: “Transit Geçiş Kararı Muğlak, Meclis Devre Dışı Bırakılıyor”
SAMANDAĞIMA İTHAFEN