" width="160" height="600" />
" width="160" height="600" />

Samandağ Ayna Haber

SAMANDAĞIMA İTHAFEN

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
SAMANDAĞIMA İTHAFEN
15 views
14 Nisan 2026 - 9:40
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

“Ben” Duvarını Yıkıp “Biz” Göğünde Buluşmak

İnsan dediğin aslında tek başına koca bir dünya ama bir yanımız hep eksik, hep bir yarım.

Çok kafa yordum, neredeyse sıyırma noktasına da gelmedim değil. Bu ilçe neden bunca okura (Üniversiteli), hayırsevere, Samandağ Sevdalısı (!)na rağmen iyileşmez. Biraz da kendimden yola çıkarak edindiğim deneyimleri paylaşmak istedim. Kendim için de acı ama gerçek olanlarda sürçü lisan edersem şimdiden af ola.

Doğduğumuz günden beri etrafımıza ördüğümüz o “ben” kalesi, bizi dışarının fırtınasından koruyor belki ama gün gelip o kale bizi yalnızlığa mahkum eden bir hapishaneye dönüşebiliyor. Oysa bence gerçek sevda, iki ayrı dünyadan tek bir gökyüzü çıkarabilme sanatıdır. Kendi güvenli limanından çıkıp, karşı kıyının bilinmez ama bereketli topraklarına ayak basma cesaretidir.

Bu yolculuğun en zor yanı, o hırçın duyguların esiri olmaktan kurtulup, kalbini olduğu gibi, çırılçıplak ortaya koyabilmektir. Bu, duyguları yok saymak değil; onları bir kasırga gibi bizi savurmasına izin vermeden, yolumuzu bulmamızı sağlayan birer deniz feneri gibi görmektir.

Maskeleri Atıp Gönül Gönüle Konuşabiliyor musun?

Bana göre “Biz” olmanın BİSMİLLAHı DÜRÜSTlüktür. Ama öyle sadece yalan söylememek değil; maskeleri indirip en zayıf halinle, en korktuğun yanınla karşıdakine görünebilmektir. İçindeki o karanlık köşeleri, “ya beni böyle sevmezse” dediğin korkularını bir bir anlatmaktır. İçine attığın her kırgınlık, zamanla o güzelim “biz” yapısını içten içe çürüten bir zehir olur. “Ben böyleyim” deyip kapıları kapatmak yerine, “Bak, burası benim yaram, buraya dokunulunca canım yanıyor” diyebilmek, gerçek birleşmenin anahtarıdır.

Öfkeyle Kalkıp Zararla Oturmamak

Duygulardan arınmak demek, o anlık parlamalara, “ben haklıyım” inadına kurban gitmemektir. Kavga anında egonun sesini kısıp, kalbin sesini açmaktır. “Sen beni hep üzüyorsun!” diye parmak sallamak yerine, bir nefes alıp “Şu an kalbim çok kırık, kendimi yalnız hissediyorum” diyebilmek, bir savaşı başlamadan bitirir. Gerçek bir yol arkadaşlığında duygular bir silah değil, ortak bir dildir. Kendi fırtınanın sorumluluğunu alırsan, limanın hep dingin kalır.

Sadece Kulağınla Değil, Kalbinle Dinlemek

Biz çoğu zaman karşımızdakini anlamak için değil, ona laf yetiştirmek, cevap vermek için dinleriz. Hele ben mesleki bilgi birikimimi neredeyse tek nefeste veresim olunca dinlemekten çok konuşur bulurum kendimi. Ama her doğrunun her yerde söylenmemesi gerektiğini de bu ilçede acı acı deneyimledim.

Oysa “biz” (Samandağlılık) olmak demek, sevdiceğinin dünyasına bir yabancı gibi değil, ev sahibi gibi girebilmektir. Kelimelerin arkasındaki o yorgunluğu, söylenmemiş bir hıçkırığı ya da gizli bir sevinci duyabilmektir. Biri derdini anlattığında hemen akıl vermek yerine, elini tutup “Seni duyuyorum, yanındayım” hissini vermek, aradaki bütün mesafeleri yok eder diye düşünüyorum. Ya siz ne dersiniz?

Aynı Hayale Uyanmak

İki ayrı insanın tek yürek olabilmesi için aynı yöne bakması gerekir. Sadece dünü değil, yarını da beraber hayal etmektir bu. Nereye gidiyoruz? Neyin peşindeyiz? Bu hayat kavgasında neyi savunuyoruz? Kendi hedeflerinden vazgeçmek değil, o hedefleri birleştirip daha büyük bir nehir (Samandağı) oluşturmaktır. Ortak bir hayale emek vermek, iki kişiyi sarsılmaz bir kale yapar. Hele hele bu kişiler 3ler, 5ler, 7ler diye diye çoğalırsa 100ler, 1000ler, 10.000ler oluverir bir ilçe için birleşirse koca bir kalenin kalkanı olurlar.

Baş Başa Kaldığımız Anları Kutsal Saymak

İlişki dediğin, bakmazsan kuruyan bir çiçek gibidir. Bu eş, evlat, arkadaş, sosyal çevre için de öyle.

Hayatın koşturmacası, işin stresi, geçim derdi derken o “biz” ruhu araya kaynar gider. Televizyonu susturduğumuz, telefonları bir kenara attığımız, sadece göz göze gelip ruhumuzu dinlediğimiz o “özel zamanlar” aslında aşkın (Samandağı’nın) can suyudur. Günün küçük bir detayını paylaşmak, beraber bir sessizliğe gömülmek bile ruhu iyileştirir. O baş başalık alanını ne kadar korursak, yalnızlığımız o kadar azalır.

Hasılıkelam; “Ben”den “biz”e geçmek, kendinden vazgeçmek değil, aksine daha büyük bir anlamda kendini bulmaktır. Sabır ister, emek ister ve en çok da o koca “ego”yu kapının eşiğinde bırakacak cesareti ister. Duyguların o hırçın dalgalarından kurtulup dürüstlüğün limanına sığındığında; hayatın yükü hafifler, sevinci ise ikiye katlanır.

Unutma; asıl güç tek başına dağları devirmek değil, bir el tutup o dağın zirvesine beraber bakabilmektir. Çünkü gün bittiğinde, yorgun başımızı yaslayacağımız bir omuz yoksa fethettiğimiz tüm zirveler aslında koca birer yalnızlıktan ibarettir.

Aha işte tamda burada her seçim arifesinde önümüze ısıtılıp ısıtılıp koyulan ilçenin kangrenleşen taleplerini “Sebze Hali, Otogar, Soğuk Hava Deposu, Kooperatif, gurbetçilere ilçede istihdam; malum yıkılmış bir kent için yol – alt yapı sorununu gündeme getiremiyorum ve diğer sayamadıklarım”

durup ilçe için kim ne yaptı sorusuna cevap arken buluyorum kendimi. Arıyorum, arıyorum, yine arıyorum. Bulamıyorum. Siz bulabildiniz mi? Yorumlarda buluşalım.

Ümit Dadük Sağaltıcı

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.