ÜST REKLAM

logo

reklam
24 Kasım 2016

“ZORAKİ DİN EĞİTİMİ EN TEMEL HAK İHLALİDİR”

İlkokul 4. Sınıfta okuyan kızının zorunlu din dersi almasını reddeden Mevlüd ve Pelin Oruç Çifti, dün basın büromuza yolladıkları yazılı açıklama ile “Biz Hatay ili, Samandağ ilçesi Cumhuriyet İlköğretim Okulunda velisi olduğumuz çocuğumuzun Din Kültür ve Ahlak Bilgisi Dersinden muaf tutulması için verdiğimiz dilekçe ve açıklamalarımızı kamuoyu ve halkımız ile paylaşma ihtiyacı görüyoruz”ifadesinde bulundular.

oruc-2

Oruç çifti açıklamalarında, “İLKÖĞRETİM OKULU MÜDÜRLÜĞÜNE SAMANDAĞI

KONU: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi hk.

Okulumuzun 4. Sınıfında okuyan Verde Itır Oruç’un Anne ve babasıyız.  Kızımızın “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi” adı altında okutulan fakat fiiliyatta içerik olarak Zorunlu Din dersi olan dersten muaf tutulmasını talep ediyoruz.  Vatandaşın inancı olur, fakat laik bir eğitimin inancı olmaz.  Biz öğrenci anne-babası olarak “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi” adı altında okutulan ders kitabını ve müfredatını inceledik. Yaptığımız inceleme sonucunda, her ne kadar dersin adı “Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi” olsa da dersin içeriğinin Din Kültürü ve Ahlak bilgisi olmadığını ve belirli bir dinin ve mezhebin empoze edildiği zorunlu bir din dersi olduğunu gördük. Çocuklarımıza din eğitimi ve öğretimi yapılacaksa yapılacak eğitimin biz anne- babaların dini inançlarımıza göre yapılmasını isteme hakkımız olmalıdır. Devlet inanç ve din eğitim ve öğretimi alanında anne- babaların isteklerine riayet etmelidir.  Fakat ısrarla belirtmek isteriz ki yapılacak olan din eğitimi bizim dinimiz ve mezhebimiz için olsa dahi okulda çocuğumuza din dersi ve eğitimi istemiyoruz. Kendi çocuğuna din eğitimi isteyen anne babalar olabilir. Onlar okula dilekçe vererek istediği din eğitimini çocuğuna alabilir. Fakat biz din eğitimi istemiyoruz. “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi” hiçbir şekilde bir dinin veya mezhebin teolojisini öğretemez, savunamaz, ön plana çıkaramaz. “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi” bütün din ve mezheplere eşit mesafede olmalıdır. Maalesef “Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Dersi” adı altında okutulan dersin müfredatı din ve inançlar arasında eşit bir mesafede durmamaktadır. Laik devlet din ve inanç eğitimi alanında “Takkiye” yaparak “Din kültürü dersinin içeriğini bir mezhebin teolojisi ile dolduramaz.   Bundan dolayı “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin” içeriği gerçek anlamda “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, din tarihi, felsefesi vb” olmalıdır.  Biz aile olarak kendi din teolojimizi çocuklarımıza verebiliriz. Bu konuda okulun yardımına ihtiyacımız yoktur.  Devlet okullarımız matematik, fen, sosyal bilgiler, Türkçe, Anadilimiz Arapça, Müzik, Resim, Beden eğitimi vb öğretimini iyi yapsın başka ihsan istemez. Milli Eğitim ve devlet okullarımız üniversite ve TEOG sınavlarında sıfır alan öğrenci oranını düşürmekle uğraşırsa daha vatana daha çok hizmet etmiş olur. Demokratik, Laik Hukuk devleti ve “Çağdaş Uygarlık Seviyesinin Üstüne Varma” hedefinden şaşmamalıyız. “Fikri Hür, İrfanı Hür ve Vicdanı Hür Nesiller” yetiştirme hedefimiz din eğitimi ile değil bilim eğitimi ile olacaktır. Biz çocuğumuzu okula din eğitimi alması için değil bilim öğretimi için gönderiyoruz. Biz anne-baba olarak çocuğumuza okulda herhangi bir din veya inanç eğitim ve öğretimi yapılmasını istemiyoruz. Türkiye’nin imzalamış olduğu ve Anayasanın 90. Maddesinde “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır.” hükümleri yer almaktadır. Dolayısıyla ülkemizin imzalamış olduğu;

-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Düşünce, vicdan ve din Özgürlüğü”nü düzenleyen 9. Maddesi, yine aynı sözleşmenin “Ayrımcılık yasağı” hükümlerini düzenleyen 14. Maddesi, ek 1 nolu protokolün “Eğitim hakkını” düzenleyen 2.maddesi;

– Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 14. Maddesi;

– Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilen “Din veya İnanca Dayanan Her Türlü Hoşgörüsüzlüğün ve Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesine Dair Bildirinin” 5. Maddesi hükümlerine açıkça aykırılık taşıması yanında müfredat yönünden Alevi inancına yönelik hiçbir içerik taşımaması nedeni ile de velisi bulunduğumuz, okulunuz öğrencilerindenVerde Itır ORUÇ’ UN, zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf tutulmasını talep ediyoruz.

ÇAĞRI YAPIYORUZ

Sayın Anne-Baba ve Öğrenci Velileri

Çocuklarınızın zorunlu din dersine katılmasını istemiyorsanız dilekçelerinizi okulunuza veriniz. İsteyen Öğrenci velisi veya anne- babalar, kendine göre dilekçesini yazsın ve okuluna versin diye yazdığımız dilekçe örneğini basın yayın kuruluşlarına bilerek veriyoruz. Tabii sorunu daha farklı bir şekilde ifade edebilecek çok çeşitli dilekçeler yazılabilir.  Eğer çocuklarınızın kendi okullarında din değil, Matematik, Fen, Sosyal, Türkçe, İngilizce, Arapça, Müzik, Resim vb bilim, kültür, sanat ve spor öğrenmesini istiyorsanız üşenmeye, tembelliğe gerek yok. Dilekçe verme hakkınızı kullanın ve dilekçenizi vererek süreci başlatınız. Böylece en azından inancınıza aykırı olan şeylerin çocuğunuza empoze edilmesine razı olmadığımızı ve itiraz ettiğimizi ifade etmiş oluruz. Küçük yaşlardaki çocuklarımızın dilekçe ve itiraz sürecinden olumsuz etkilenmesin diye süreç lehimize sonuçlanana kadar “Din kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerine” katılmaya devam edecektir.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 14 Alevi vatandaşımızın başvurusu üzerine, 16 Eylül 2014 tarihinde basına yansıyan kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “eğitim hakkını” düzenleyen 1 nolu protokolün 2. Maddesinin ihlal edildiği gerekçesi ile “Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin” kaldırılmasına karar verdi.  AHİM’in verdiği karar da   “daha fazla geciktirmeden, ailelerin dini ve felsefi inançlarını açıklamak zorunda bırakılmadıkları bir muafiyet sistemi gibi, sorunun giderilmesine dönük imkânları ortaya koymak zorunda olduğu yönünde karar verdi. Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi eğitim hakkının ve inanç özgürlüğünün ihlalidir. Biz aile olarak dersin içerdiği konular nedeniyle inançlarımıza aykırılık teşkil ettiğini düşünüyoruz.  Zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersinin kaldırılmasını veya ailelerin inançlarını açıklamak zorunda olmadığı seçmeli ders haline getirilmesi en sağlıklı çözümdür.

KENDİ İNACIMIZI YAŞAMAK İSTİYORUZ.

Bizler kendi inançlarımızı yaşama konusunda hala problemlerle karşılaşıyoruz. Cem evlerinin yasal statüye kavuşmamış olmaları bizim için büyük sorundur.  Zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersi büyük bir sorundur. Kendi felsefi ve inançlarımıza aykırı olarak devlet eli ile oluşturulmuş ve halkta karşılığı olmayan “Devlet dininin ve mezhebinin ve inancının öğretilerine maruz kalmamız da problemlerin en başında yer almaktadır. Vatandaşın dini inancının Milli Eğitim Bakanlığı damgası taşımasına ihtiyacımız yoktur. Biz ve çocuklarımız Milli Eğitim Bakanlığının öğrettiği şekilde Cennete gitmek istemiyoruz! M.Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi “ Çağdaş Uygarlık Seviyesinin üstüne ulaşma” mücadelesi vermeliyiz.  Çoğulcu, laik ve demokratik bir toplum da her bir bireyin etnik, kültürel, dilsel ve dini kimliğine saygı duymakla kalmayıp, onlara bu kimliği ifade edebilecekleri, muhafaza edebilecekleri ve geliştirebilecekleri uygun koşulları yaratılır.

Toplumun sağlıklı bireylerden oluşması, kültürler arası anlayış ve saygının geliştirilmesi için devletin ayırımcılık içeren politikalarından bir an önce vazgeçmesi gerekmektedir” ifadesinde bulundular.

 

 

 

 

Share
539 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+3 = ?