ÜST REKLAM

logo

reklam

ZİNCİRLERİ KIRMAK ÖZGÜRLÜĞÜ KAZANMAK


Hasan Yavaş
deneme02@hotmail.com

Ülkemiz ve halkımız zor günler yaşıyor. İzlenen ekonomik politikalar sonucu, halkın büyük çoğunluğu sıkıntılar içerisinde kıvranıyor.

Anayasal haklar, demokratik kazanımlar yerle yeksan olmuş, işlevini yitirmiştir.

İşçi sendikaların varlığı sorunların çözümüne yetmiyor. Türkiye burjuvası bilinçli olarak, uluslararası sermaye güçleriyle birlikte Cumhuriyet Türkiye’sini ilk başta ülke bütünlüğünü yıkmak emperyalizme doğrudan bağlı kılmak için dört koldan saldırmış durumdadır.

Tırlar dolusu sorunlar varken ülke gündemi diktatörlük için halkın onayına sunulmak için Nisan 2017’de referandum tarihi belirlenmeye çalışılıyor ve bunun üzerinden tartışmalar yaşamın tüm alanlarını işgal etmiş dersek abartmamış oluruz.

‘’Ülkeyi yönetenlerde dünya siyasetine, bölge dengelerine ve Türkiye tarihine dair minicik bir şuur kırıntısı kalmış olsaydı eğer, başkanlık sisteminde bu denli ısrar etmezlerdi. Belli ki bu işi de bugüne kadar yaptıkları kurnazca dayatmalardan biri olarak tasarlıyorlar. Farkındalar mı bilmiyorum, bu yeltendikleri ülkenin genetiğini değiştirme çabasıdır ve aynı derecede şiddetli yan etkiler doğurabilir, hepimizi felakete sürükleyebilir.

Bu topraklarda Türkiye Cumhuriyeti’nden önceki devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Bu devlet, kurulduğu tarih itibari ile dünyada nadiren görülecek ölçüde demokratik bir düzenle yönetiliyordu. Devletin başında bir ‘’gaziler’’ (veya ilbler/Alpler) meclisi bulunuyor, padişah da (aynı aileye mensup olmakla beraber) bunların içinden çıkıyordu. Doktor Hikmet Kıvılcımlı, Osmanlı Tarihinin Maddesi adlı muazzam çalışmasında şöyle der:

Bütün ilk ‘’padişahlar’’ sadece birer ‘’Gazi’’dır. Osman Gazi, Orhan Gazi, Murat Gazi. Hatta Kanuni Süleyma’a bile ‘’gazi’’ denir. Gazi’den büyük ad, şan daha üstün sıfat tanımayışlarından ileri gelir.’’*(1)

Tarih baba böyle diyor bugünkü AKP iktidarı ise, Halkı ürkütüp aşağılıyor. Çağdaş eğitim hakkını elinden alıyor. Devlet okullarını camiye çeviriyor. Üniversiteleri altüst ediyor. Cahilliğe övgüler düzüyor. Halkı cahilleştirerek aşağalıyor.

Kadınları ahlak kıskacına alıp, toplumdan, sosyal hayatten soyutluyor. Tüm medyayı ele geçirirsiniz. Yazarları, gazetecileri hapse tıkarsınız. Halkı medya yoluyla dolandırırsınız.

Yasaları halkın gözünün içine baka baka, bir marifetmiş gibi hiçe sayarsınız.

Halk adalete güvenini kaybeder. Dini siyasete alet edersiniz. Cihada methiyeler düzersiniz. İnançsızları ya da başka şeylere inanları kâfir ilan edersiniz. Halk sonunda kötülüğü benimser. Düşünce özgürlüğünü alırsınız elinden. İfade özgürlüğüne zincir vurursunuz. Hareket özgürlüğünü kısıtlarsınız. Eylem hakkını yasaklarsınız. Sokaklara çıkamaz hale gelir. Ağzını açamaz hale gelir. Aklından geçenden korkar olur.

Her alanda ‘aşağıya doğru yükselen’ değerlerle dolu bir çöplüğe, bataklığa döner ülkemiz…

——

Donald Trump’ın daha ilk haftasında ABD’nin göçmen kabul programını 120 günlüğüne askıya alan ve ‘kayda değer’ değişim olana dek Suriyeli sığınmacıların ülkeye girişini yasaklayan; Suriye, İran, Libya, Sudan, Somali ile yemen olmak üzere yedi ülkeden Amerika’ya gitmek isteyenlere üç ay vize verilmemesini öngören başkanlık kararnamesiyle kızılca kıyamet koptu. Popülist, izolasyonist, ‘ne idüğü belirsiz’ Trump, ‘liberal değerler’ para imparatorluğu Amerika’sını ayaklandırdı.

Lakin İslam âleminin liderlikleri suskun. Misal Suriye savaşına Vahhabi/cihatçı Selefi virüs basmış kutsal mekânların evsahibi Suudi Arabistan’ın gıkı çıkmıyor. BM Güvenlik Konseyi sistemin etnik/ dinsel ayrımcılık temelinde yükselmesi için ‘Dünya Beş’ten büyüktür’ söylemleri üretenlerin ha keza… Birkaç kırık ‘kem küm’ işitilse de ‘Müslüman hakları’ kükreyişleri işitilmedi. Sarayın aklına ‘yoksa listeye biz de girer miyiz’ kaygısı mı var diye düşmüyor değil.*(2)

Yazının başlangıç noktasına dönersek, tüm bunlardan sonra geriye dönüp bir bakalım: Yaşantımızı kısmen de olsa rahatlatacak, yukarıda saydığımız ya da saymadığımız bir çok sorunumuzun, daha fazlası mevcutken kalıcı bir çözüm öneren bir tek devleti yöneten şahsiyet var mı dır?

Emekçilerin, işçi sınıfı iktidarı alabilmek için ittifaklar kurması gerektiğini kaç kez daha söyleyip yazacağız? Herkes birbirinden beklemeden, kendisi de işin içine katılması için, bu kepazeliğe daha ne kadar katlanılacak.

İşçi sınıfının ekmek ve özgürlük kavgasında sonuç alıcı örgütlerinden bir işçi sınıfı partisidir ikincisi ise sendikalardır.

Bizim umudumuz işçi sınıfımızdır ve işçi sınıfımız yaşadığımız bu süreçte (referandum oylaması) HAYIR diyerek AKP ve saray’ın önünü kesecek, gelişebilecek tüm olumsuz olaylara damgasını basacak bir güç ve yapıdadır.

*(1)Süvari dergisi, Gaffar Yakınca.

*(2) Ceyda Karan, cumhuriyet.

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ

 

 

 

Share
675 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...
  • YAŞAMIN TEMELİ TOHUM VE TARIM

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Türkiye’de bir çok konuda olduğu gibi açlık konusunda da net, güvenilir veriler yok. Ancak yaşanan ekonomik sorunlar, halkın alım gücünün zayıflaması ile tahminen nüfusun yüzde 20’si yoksul kabul ediliyor. Yoksul nüfus oranı kırsal bölgelerde daha yoğun. Yaşamın temeli gıda,gıdanın temeli ise tohum ve tarımdır. Tarımdaki sorunları çözmeden gıda sorununu çözmek mümkün değil. Türkiye, sahip olduğu tarım potansiyeli, biyoçeşitliliği ile, dünyada en son açlık ve yoksulluk sorunu yaşayacak ülke konumundadır. Yanlış tarım politikaları ile,...
  • “AİLE İÇİNDE YEMEK SEÇEN, ÇOCUK İÇİN OLUMSUZ MODELDİR”

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Sağlık, Üst Haberler, Yerel

    Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, çocuklarda yemek yeme sorununa değindi. ‘Beslenme bir canlının gelişimi için gerekli olan doğal ihtiyaçlardan bir tanesidir’ diyen ÖNCÜL, yemek yemeyle ilgili problemlerin genellikle ilk çocukluk döneminde başladığı hatırlatmasında bulundu. “Beslenme ortamı” sağlıksız olduğu zaman çocuğun bu durumdan olumsuz bir şekilde etkileceğine işaret eden Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, konuşmasının devamında, “bu doğal ihtiyaç...