ÜST REKLAM

logo

reklam
27 Kasım 2018

ZENGİN DÜNYA YOKSUL DÜNYAYI NASIL SÖMÜRÜYOR?


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

Eğitimci/Sami Aslan

????????????????????????????????????

Açıkça anlaşılmaktadır ki gelişmekte olan ülkelerin Batı’dan “yardım” aldığı söylemi bütünüyle yanlıştır. Aksine gelişmekte olan ülkelerden dev miktarda kaynak Batılı ülkelere akıyor… Küresel ölçekte toplam 7,6 trilyon dolarlık şahsi servetin offshore hesaplarda saklandığı tahmin ediliyor… Dünyadaki en zengin 62 kişi en alttaki 3,6 milyar insan kadar servete sahiptir.

– Küresel yoksulluk, zenginler ve güçlülerce yürütülen politikaların doğrudan sonucudur. Egemen küresel kapitalist sistem zenginleri daha da varsıllaştırmak, yoksulları da daha fakirleştirmek için tasarlanmıştır. Yoksulluk, kendisini yaratan politikalar değişmedikçe son bulmayacaktır.

Dünya Bankasının Küresel Yoksulluk Raporu (Nisan 2018) bazı alarm verici veriler sunuyor. Günde 1.90 dolar ya da daha az kazananların sayısı 2017 Ekimi’ndeki 764 milyon insandan Nisan 2018’de 783 milyona çıkmıştır, yani 6 ay içinde 20 milyon daha fazla şahıs yoksulluk çukuruna düşmüştür.  Eğer kazanç eşiğini günlük 5.50 dolar sayarsak bu sayı 3.481 milyar gibi muazzam bir miktara, dünya nüfusunun yarısına çıkmaktadır. Çoğu Güney Asya (1.418 milyar), Doğu Asya/Pasifik (853 milyon) ve Sahra altı Afrika’daki (807 milyon) yer alan yoksullar dünya nüfusunun yaklaşık olarak yarısını teşkil etmektedirler.

Dünyadaki en zengin 62 kişi en alttaki 3,6 milyar insan kadar servete sahiptir. Oxfam, Ocak 2018 tarihli raporunda geçen yıl üretilen yaklaşık 1 trilyon dolarlık zenginliğin sadece 20 kişiye gittiğini açığa çıkardı.

Ülkeler içinde olduğu gibi ülkeler arasında da sorunlar mevcuttur. Zenginler kendi ülkelerindeki yoksulları sömürdükleri gibi -gayri safi milli hasılası 17 trilyon dolar olmasına rağmen ABD’de yaklaşık 50 milyon yoksul vardır- ülkeler arasında da büyük eşitsizlikler mevcuttur. Bunlar da yine adaletsiz ticaret pratiklerinden kaynaklanıyor.

Londra Ekonomi Okulu’nda (London School of Economics) antropolog olan Jason Hickel2017’de yayımlanan The Divide: A New History of Global Inequality (Bölüşüm: Küresel Eşitsizliğin Yeni Tarihi) kitabında “Zengin ülkeler sadece bir yılda yardım ve yatırımlarının karşılığından 2 trilyon dolar fazlasını yoksul ülkelerden geri alıyorlar. Yabancı yardımlarıyla en çok övünen ülkeler en büyük kitlesel hırsızlığı yapanlardır” diyor.

Açıkça anlaşılmaktadır ki gelişmekte olan ülkelerin Batı’dan “yardım” aldığı söylemi bütünüyle yanlıştır. Aksine gelişmekte olan ülkelerden dev miktarda kaynak Batılı ülkelere akıyor. Bunun içinde borç faizi, borcun ödenmesi ve sahte faturalama yoluyla paranın araklanması yer alır. Hickel, yine GFI verilerine dayanarak şöyle yazar: “…dahası bu akışın en büyük kısmı kaydedilmemiş -ve genellikle gayrimeşru- sermaye kaçışıdır. GFI gelişmekte olan ülkelerin 1980’den bu yana gerçekleşen kayıt dışı sermaye kaçışı yoluyla toplam 13,4 trilyon dolar kaybettiklerini hesap ediyor.”

Yerli ve uluslararası şirketler boğazlarına kadar sahte faturalamaya batmıştır. Bu durum gelişmekte olan ülkelerden vergi cennetlerine yapılan para transferini kolaylaştırıyor, buna ticari fatura sahteciliği deniyor. Bu işte vergiden kaçmak asıl hedef olsa da amaç sadece bununla sınırlı değildir. Bu işlem para aklamak ve sermaye kontrolünü atlatmakta da kullanılıyor. 2012 yılında gelişmekte olan ülkeler 700 milyar doları bu ticari sahte faturacılık yoluyla kaybettiler, aynı yıl aldıkları yardımın beş katı bir parayı yani.

Bu durum Pakistan halkına tanıdık gelecektir. İki hırsız sülale -Şerifler ve Zerdariler- Pakistan’dan milyarlarca dolarını çalarak Batılı offshore vergi cennetlerine yatırdılar. Küresel ölçekte toplam 7,6 trilyon dolarlık şahsi servetin bu hesaplarda saklandığı tahmin ediliyor.

Zafar Bangash, Çağdaş İslam Düşüncesi Enstitüsü (ICIT)

 

 

 

 

Share
215 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İMAM CAFER’İ SADIK’TAN BİRKAÇ HADİS

    20 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan 1- Erkek, hanımına karşı üç şeye riayet etmelidir: Hanımının muhabbet ve ilgisini kazanmak için onunla uyum sağlamak; ona karşı güzel ahlaklı olmak; onun gözünde güzel görünmek ve refahını sağlamakla kalbini elde etmek. Kadın da kocasına karşı şu üç şeye riayet etmesi gerekir: Kocasının tüm hallerde güvenini sağlayacak şekilde kendisini kötülüklerden korumak; muhtemel hatalarının affedilmesi için sürekli kocasının hakkını gözetmesi; tatlı dil ve çekici tavırlarıyla kocasına olan sevgisini bildirmesi. 2- Basi...
  • YOLSUZLUKLARIN KİLOMETRE TAŞLARI

    15 Ocak 2020 Genel, Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi BEL – BİR AŞ.’ye bulaşmayan kişilerin sayısı azdır. BU şirketle yapılan iş ve işlemlerin fiyat belirlemesi iki türlü. Hesabı kitabı yok. Şirket lehine sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Toplumsal çıkar, ikinci plana atılmıştır.  Şirket kar etsin diye Asliye Hukuk Hâkimliğine sunulan Bilirkişi Raporu sahtedir. Mahkemeyi olumsuz yönden etkilemeye çalışılmıştır. Raporda kullanılan veriler sahtedir. Kıymet takdir komisyonu da sahte bedel takdiri yapmıştır. İşin aslına geçelim. BEL – BİR AŞ.’ye kat karşılığı olmak üze...
  • DOĞAL YAŞAMDAN KOPUNCA

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yaşanacak bir tek ömrümüz var. Onu da uzun ve mutlu yaşamak için sağlıklı olmak gerekiyor. Oysa günümüz insanı çok erken, hatta küçücük yaşlarda kanser, kalp, şeker, tansiyon, obezite sorunlarıyla sarmalanıyor. Paketlerle ilaç, antidepresanlar, antibiyotikler yanımızdan ayırmadığımız aksesuarlarımız oldu. İnsan ömrü uzadı, evet uzadı ama, ne pahasına. Sağlıksız, hastalıklı, bir gün bile kullanmadığımızda ölümümüze neden olabilecek ilaçlara mahkum bir yaşam. Neden bu hale geldik: Doğadan uzaklaştıkça, bizi...
  • RANTIN ŞEYTANİ YÖNÜ ( 2 )

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi 2 – 03.05 1991 tarih ve 11 sayılı Samandağ Belediyesi, Belediye Meclis Kararında rantın şeytani yönü, sırıtır derecede görünüyordu. BEL – BİR A.Ş.’ne Projesiz, ihalesiz  (resmi belgelerde belirtildiğine göre: 1991 yılı Birim fiyat tariflerine göre İhale Bedeli: 20.000.000 TL) iş vermek için bu şirkete kamu kurumu olarak tanıttılar. Belediye encümen ve belediye meclis kararlarında böyle tanıtılmıştı. Kamu kurumu olmayan, Kamu kurumu niteliğini taşımayan ve maliye bakanlığından uygun görüş almayan bu şirketin ödenmiş serma...