ÜST REKLAM

logo

reklam

YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

Bu Toprağın Sesi: Ümit Dadük Sağaltıcı

????????????????????????????????????

Kış mevsiminin kendini hissettirdiği, tişörtlerin yerini kazakların, hırkaların yerini montların aldığı andan itibaren bir iç hareketlilik başlıyor hepimizde. Dar olsun geniş olsun tıkılıp kalıyoruz kimimiz gün boyu ofiste, kimimiz evimizde, açık alanda çalışanlarımız ise ‘’Of ya, şimdi kalk bu soğukta…’’ demeler…

Öğrencilik yıllarımda okul saatlerinin dışında avare avare dolandığım bahar günleri. Kış olunca da koşturarak gittiğim.

Orhan Veli’nin o eşsiz bahar şiiri işte böyle günler de söylenmeli.

‘’Tüyden hafif olurum böyle sabahlar

Karşı damda bir güneş parçası

İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;

Bağıra çağıra düşerim yollara;

Döner döner başım havalarda.’’

Bir de Türkülerimiz var. Yedi iklim, dört mevsim.

Ne zaman dinlesem, işittiğim andan itibaren derinden etkisi altına alan Musa Eroğlu’nun en güzel türkülerinden biridir, yazımın üst başlığı.

Ve bir zamanlar TRT, intiharı özendiriyor diye yasaklamış bu türküyü.

Önce bu türkünün hikâyesini anlatmak istiyorum.

Ordu Fatsalı Dursun Ali Akınet adlı bir şoföre ait aslında aynı zamanda yine Musa Eroğlu’nun söylediği ‘Halil İbrahim’ türküsünün de söz yazarı.

‘’85 yaşına kadar hiç doktora gitmemişti annem.

Bir gün rahatsızlanınca hastaneye kaldırdık onu. Hastaneden Ankara’ya Hacettepe’ye havale ettiler bizi.

Hacettepe’ye gittik, doktor bir dizi tahlil istedi. Yaptırdık hepsini. Ertesi gün beş gibi çıkacaktı tahliller. Ertesi gün tahlilleri almak için odadan çıkmak üzereydim. ’Nere gidiyorsun?’ dedi annem.

Tahlilleri almaya gidiyorum deyince, elimi tuttu ve ‘YOLUN SONU GÖRÜNÜYOR. HİÇ GEREK YOK’ dedi.

‘Olur, mu anne, iyisin’ deyip çıktım odadan.

Tahlilleri alıp, odaya döndüğümde son nefesini vermişti. Annemin hayatayken söylediği son söz olan ‘yolun sonu görünüyor’un sözlerini onu Ankara’dan Fatsa’ya getirene kadar cenaze arabasında yazdım.’’

2001 tarihinde Karaman’da Polis Günü nedeniyle Polisevi’nde düzenlenen gecede, Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Yiğit, sahneye çıktı ve sazların eşliğinde Musa Eroğlu’nun ‘’Yolun Sonu Görünüyor’’ türküsünü seslendirdi. Gecede Karaman Valisi Ali Akan’da vardı. Vali Akan, Başsavcı Yiğit’in söylediği türküyü dikkatle dinledikten sonra, birden bir karar verdi:

‘’Bu türkünün Karaman’da  söylenmesini yasaklıyorum!..’’

Yasaklama gerekçesini şaşkınlıkla izleyen davetlilere, ‘’Yolun Sonu Görünüyor’’ türküsünün yaşanan ekonomik kriz ortamında insanların ruh halinin olumsuz yönde etkilediğini belirten Vali Akan, ‘’ Bu türkünün insanların psikolojisini bozabileceğini tahmin ederek, kanunların bana verdiği yetkiye dayanarak bir süre il sınırları içinde çalınıp söylenmesini yasakladım’’ dedi.

Duygular sağlıklı Yaşanmalı ki beyin karışmasın, duyguların ifade edilmesi sorun olmamalı. Olaylara daha katılımcı, anlayışlı, psikolojik boyutunu dikkate alan, yargılayan değil, anlayan, paylaşan, çözüm üreten yaklaşımlarda bulunmak lazımken, yasaklamak, duyguyu paylaşmaz da bastırırsanız, insan beynini olumsuz istikamete sevk edebilir.

Zaten karamsar ve ağlamayı seven bir toplumuz. Ancak müziğin algılanması, eğitim düzeyiyle çok ilgili.

Müziği yasaklamak yerine, bu karamsar müziklerden etkilenmemeyi sağlayacak olumlu bilinç getirecek eylem ve çalışmaların yapılması gerekmiyor mu?

Düşünce değişince, insan, insan değişince de toplum değişir.

Ve bu olumluluk bilinci ve pozitif enerji, dalga dalga yayılır.

‘Aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor’ çok da anlamlı bir sözdür: En karanlık gece de, gün ışığının en yakın olduğu andır.

Ve karanlığın, ışıyan gün karşısında boğulup kaybolacağı andır.

İlçemizin insanlarının haklarını hukuklarını,  toplumsal yasalara rağmen hiçe sayan, saygı duymayan, Belediye Başkanından meclis üyelerine ve mahalle mahalle, köy köy muhtarlarımız 31 Mart 2019 da bırakıp gidecekler…

Ya gelecek olanlar.

Beden ve ruh sağlığına hizmet edecek yatırımlar yapan uzun vadede hep kazanır.

Yastık altındaki mücevher veya dövizleri değil, yastık altında atıl duran yetişmiş bir beyin ve iş gücünü de derhal sisteme sokmanın bir formülünü bulmak durumundadır seçilecek olan.

Bu anlamda demokrasinin olmazsa olmaz koşulu meslek örgütlerinin denetim mekanizmasına katılım oranı ne kadar yüksekse, yani her alanda halkın doğrudan temsili yeti- iradesi yansıtılırsa halkın hak hukuk ve ekonomik refahı yükselir ve insanlar arasındaki eşitsizlik ortadan kalkar.

Öyle, ‘kuşların kanatlarına umutları yükleyip’ köşeye çekilmek yok bayanlar baylar.

Siz umut olacaksınız siz!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü de bileceksiniz, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü de (yanı 2. Paylaşım savaşının başladığı gün. Hitler Polonya’ya saldırarak milyonlarca insanın ölümünü başlattı. Ölen milyonlar ağırlıklı olarak emekçiler oldu.)

Siz ne kadar bilirseniz kabul alanlarınız, ufkunuzda o denli geniş olur. Bir nedenden size kızan bağıran kişiye, usulca yaklaşır, derdine derman olursunuz.

İnsanların güvenin kazanmak böyle olur.

İlçemizin içinde yaşayan da köyünde yaşayanlar, tüm yaşamlarında öğrendikleri rehberleri acılarıdır. Bu acılı insanlar yediden yetmişe size kızsınlar!

Siz umut verirseniz her zaman istenirsiniz.

Köy muhtar adaylarımızın en çok üzerinde ısrarla durmaları gereken bir temel konu da 130 bin nüfusu olan ilçemiz toprakların yüzde kaçı halkın- üzerinde üretim yapıyor.

Devletin elinde kaç metre kare var.

Belediyenin kaç metre kare arazı-arsa var.

Kamu hizmetleri ne durumda?

İhtiyaçlara cevap verebiliyor mu?

İşsizlık gibi, açlık yoksulluk gibi!

Yoksulluğun suç oranlarını artırdığı biliniyor mu?

Ve adaylar çıkıp, ‘EN BÜYÜK KALKINMAYI, İLERLEMEYİ BEN YAPACAĞIM’ piyasa öyküsü.

Bu ilçenin o engin toprağını değerlendirirken, işgücünü devreye sokulması lazım.

Bilgi gerekiyor. İhtiyaç tespiti yapılmalı, planlı üretim. Ve üretim koperatifidır Samandağ’da ki temel ihtiyaç.

Çok üretirsen, tüketim kooperatiflerine ürün satarsın.

Bir örnekle yazımızı bitirelim.

‘’İstanbul Umraniye Necip Fazıl Mahhallesi Muhtarı Kadır Delibalta,  mahallesinde her geçen gün artan uyuşturucuya karşı 6 yıldır mücadele yürütüyor.

Delibalta, bonzai içen ve aygın halde yatan bir genci sosyal medya hesabında canlı yayın yaparak paylaştı.

Delibalta canlı yayında yekililere seslenip,

‘’Kamuoyu oluşturmak ve canlı yayın yapmak zorunda kaldık. Etrafta yüzlerce kişi bu durumda. Geleceğimiz, çoluğumuz, çocuğumuz bu durumda. Herkes elinden geleni yapsın. Kanaat önderlerine, eğitimcilere, devlet büyüklerine sesleniyorum.’’ Dedi.

Mahalle sakinleriyle birlikte altı yıldır uyuşturucu ile eden Delibalta, yaklaşık 60 kişiyi de uyuşturucu bataklığından kurtardı.Buna rağmen hala mahallede uyuşturucu içen ve satanlar bulunuyor.

Deibalta, Milliyet gazetesi yazarı Çiğdem Yılmaza şunları anlattı:

‘’Bonzainin ne olduğunu bilmiyordum. Altı yıl önce, mahallemizde her köşede birinin sızmış olduğunu gördüm. Sonradan öğrendim ki, bunlar bonzai kullanıyor. Öyle az boz değil, sürekli de bir artış oluyordu ve mahallenin gençleri gözlerimin önünde ölüme doğru gidiyordu.

Kullananların ailelerine ulaştık, hepsi ile tek tek tamasa geçtik. Uyuşturucu kullanan gençleri tek tek sokaklardan topladık.

Uyuşturucu ile mücadele merkezi kurup bağımlılar ve ailelerine eğitimler verdik. Çok da faydasını gördük.

Gençlerin uyuşturucu kullanımını engellemek için mahallede amatör bir spor kulübü kurduk. Kuruluş amacımızda çocukları spora yönlendirerek enerjilerini burada toplamak. Bizim verdiğimiz savaş okyanusta bir damla. Ve devletin taşın altına elini koyması gerekiyor’’ ( Çiğdem Yılmaz,12 Kasım 2018, Milliyet Gazetesi)

Bizim dile getirdiklerimizde dört ayağı yere basan projeler için adaylara önerimizdir.

Share
744 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YOLSUZLUKLARIN KİLOMETRE TAŞLARI

    15 Ocak 2020 Genel, Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi BEL – BİR AŞ.’ye bulaşmayan kişilerin sayısı azdır. BU şirketle yapılan iş ve işlemlerin fiyat belirlemesi iki türlü. Hesabı kitabı yok. Şirket lehine sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Toplumsal çıkar, ikinci plana atılmıştır.  Şirket kar etsin diye Asliye Hukuk Hâkimliğine sunulan Bilirkişi Raporu sahtedir. Mahkemeyi olumsuz yönden etkilemeye çalışılmıştır. Raporda kullanılan veriler sahtedir. Kıymet takdir komisyonu da sahte bedel takdiri yapmıştır. İşin aslına geçelim. BEL – BİR AŞ.’ye kat karşılığı olmak üze...
  • DOĞAL YAŞAMDAN KOPUNCA

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yaşanacak bir tek ömrümüz var. Onu da uzun ve mutlu yaşamak için sağlıklı olmak gerekiyor. Oysa günümüz insanı çok erken, hatta küçücük yaşlarda kanser, kalp, şeker, tansiyon, obezite sorunlarıyla sarmalanıyor. Paketlerle ilaç, antidepresanlar, antibiyotikler yanımızdan ayırmadığımız aksesuarlarımız oldu. İnsan ömrü uzadı, evet uzadı ama, ne pahasına. Sağlıksız, hastalıklı, bir gün bile kullanmadığımızda ölümümüze neden olabilecek ilaçlara mahkum bir yaşam. Neden bu hale geldik: Doğadan uzaklaştıkça, bizi...
  • RANTIN ŞEYTANİ YÖNÜ ( 2 )

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi 2 – 03.05 1991 tarih ve 11 sayılı Samandağ Belediyesi, Belediye Meclis Kararında rantın şeytani yönü, sırıtır derecede görünüyordu. BEL – BİR A.Ş.’ne Projesiz, ihalesiz  (resmi belgelerde belirtildiğine göre: 1991 yılı Birim fiyat tariflerine göre İhale Bedeli: 20.000.000 TL) iş vermek için bu şirkete kamu kurumu olarak tanıttılar. Belediye encümen ve belediye meclis kararlarında böyle tanıtılmıştı. Kamu kurumu olmayan, Kamu kurumu niteliğini taşımayan ve maliye bakanlığından uygun görüş almayan bu şirketin ödenmiş serma...
  • İKİ GÜNÜ EŞİTLEMEK BİLE ARTIK HAYAL OLDU

    10 Ocak 2020 Köşe Yazıları, Yerel

    Gönül ister ki hep olumlu şeyler yazalım. Kimsenin moralini bozmayalım ama bu günümüz yarınımız hakkında ciddi endişeler taşıyor ve hiçbir düzelme emaresi görmüyorsak, elbette ki gerçekleri dile getirmek, rayından çıkmış olan treni yeniden rayına sokmak için tavsiyelerimizi ifade etmek boynumuzun borcudur. Birilerinin yaptığı gibi yanlışları görmezden gelip yanlış yapanların şakşakçılığını yapıp hızla yaklaştığımız kötü sonun oluşturacağı deprem ve tusunamileri gizlemeye çalışabiliriz ama bunun kime ne faydası olacak ? Son mesajın t...