ÜST REKLAM

logo

reklam

YO-YO SENDROMUNA DİKKAT


Deniz Selen Vahapoğulları
dnm123@hotmail.com

 

Obezite(şişmanlık) ve fazla kilo problemi dünya genelinde yaş ve cinsiyet fark etmeksizin yaygın görünen bir sorundur. Dünyada her yıl zayıflama pazarına harcanan meblağ artmaktadır. Obezitenin ayrıca kalp-damar, diyabet, kanser ve daha birçok hastalık riskini de arttırarak kişilerin sağlıkları üzerinde ciddi olumsuz etkileri olmaktadır. Obezite ile mücadeleye ayrılan pay büyük olsa da başarı oranı oldukça düşüktür. Kilo verenlerin sadece %2-5 oranında verdikleri kiloyu koruyabildikleri, %95-98’lik kısmın kaybettikleri ağırlığı geri kazandığı belirtilmiştir. Kilo kaybı ve kazanımı bazı kişilerde döngü haline gelmektedir, buna yo-yo sendromu ya da etkisi denir. Kısaca tekrarlayan kilo verme ve geri alma süreçleri yo-yo diyetler ya da ağırlık döngüsü olarak adlandırılır. Kilo verme girişiminde bulunan hemen hemen herkesin tecrübe ettiği bir süreçtir. Hatta kimi insanlarda alışkanlık haline bile gelebilir; ‘verdiğim kiloları geri aldım ama olsun yine veririm nasılsa’ düşüncesi kimi zaman rahatlatıcı bile gelmektedir. Ancak bu kiloları verip geri alma süreçleri sağlık üzerine ciddi etkiler yaratabilir. Uygulanan şok diyetler veya kullanılan zayıflama ilaçları, sindirim problemleri, kalp-damar hastalıkları ve depresyona uzanan sonuçlar yaratır.

Yapılan çalışmalar ağırlık kaybının %5 ile %10’ unun bile 6 ay süresince muhakkak korunması gerektiğini göstermiştir. Ayrıca diyetini 1 veya 2 aylık dönem sonrasında bırakan kişilerde bu durum daha sık yaşanmaktadır.

Amerikan Kalp Birliği’nin son bilimsel toplantısında sunulan bir araştırmaya göre bu döngüye giren kişiler başlangıçta normale yakın kilolarda olsalar bile ilerleyen dönemlerde kalp hastalıklarından ölüm riskleri artmaktadır. Dünyadaki ölüm nedenleri arasında ilk sırada kalp hastalıklarının geldiği düşünüldüğünde, ağırlık döngüsünden kaçınmanın sağlığın korunmasında yararlı bir yaklaşım olacağı düşünülmektedir.

YO YO yani yap- boz oyuncak gibi bu hastalık tablosunu yaşamamak için;

Diyet yapmaya kararlı başlamak ve kilo vermek değil verilen kiloyu KORUMAYI amaçlamak gerekir.

Diyet muhakkak doğru kaynaktan diyetisyenden/beslenme ve diyet uzmanından alınmalıdır.

3 ana öğün ve 2 veya 3 ara öğün tüketilmelidir. Ara öğünlere ana öğün kadar önem verilmelidir. Kan şekerinin düşmemesi ve açlık duygusunun oluşmaması için sık sık beslenmek, aç kalmamak şarttır. Zayıflamak isteyen kişilerin % 80–90’ ında yapılan en büyük hata ana ve ara öğünlerin atlanmasıdır.

Fiziksel aktivite düzenli hale getirilmeli metabolizmada artış sağlanmalıdır. Yürüyüş yapılabilecek en basit ve etkili aktivitelerdendir.

Tek besine yüklenmemeli diyette çeşitlilik olmalıdır. Öğünde 4 besin grubunun( süt/et/tahıl/sebze-meyve ) da bulunmasına özen gösterilmelidir. Böylece hem yeterli besin öğeleri alınır hem de kişi diyetten sıkılmamış olur.

Gereğinden fazla alınan her kalorinin vücutta yağa dönüşerek depolanacağını unutmamak gerekir.

Yemekleri sevilen usulle; kızartma ve uzun süre kaynatma işlemlerini yapmadan hazırlamaya özen gösterilmelidir.

Şeker ve yağ içeren besinlerin tüketimi kısıtlanmalıdır. Özellikle yemeklere giren yağ miktarı kısıtlanmalıdır.

İçerisinde çeşitli katkı maddeleri bulunan, bol yağ, şeker içeren ve marketlerin abur-cubur reyonlarında satılan ürünlerden uzak durun. Light ürünleri dahi tercih etmeyin, doğal besinler her zaman önceliğiniz olmalıdır.

Vücudun temel ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri haplardan değil doğal sebze ve meyvelerden almak ilk tercih olmalıdır.

Su hayattır. Günde en az 6-8 bardak su içmeyi alışkanlık haline dönüştürmek gerekir. Su yerine tercih edilen kimi zaman ara öğünlerde ve sofralarda vazgeçilmezler haline gelen hazır meyve sularını, kafeinli içecekleri ve kolayı tüketmek hem sağlıklı değildir, hem de kilo olarak geri dönecektir. Öğünlerdeki içecek tercihleriniz ayrandan, sudan yana olmalıdır.

 

Share
573 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TARAFSIZ BASINA FRANSIZ KALMAK

    29 Temmuz 2019 Dünya, Eğitim, Ekonomi, Emlak, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Otomotiv, Röportajlar, Sağlık, Siyaset, Spor, Teknoloji, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Halkımıza, İlçemiz kısa bir süre önce Evvel Temmuz etkinliklerine ev sahipliği yaptı. Gazetemiz, halkın haber alma hakkını mümkün mertebe engellemeyerek, (gazetemizin yayınının engellenmesine rağmen) çoğu etkinliği yeri geldi canlı çekim ile uluslararası alana taşıdı, yeri geldi matbuat üzerinden okurlarla buluşturdu. Takdir edersiniz ki ilçede Evvel Temmuz Festivalini destekleyenler olduğu gibi kimi vatandaşımız, kültürden uzak, kimileri de özünden saptırılmış olarak değerlendirdi. Biz Samandağ AYNA’sı olarak her türlü görüşü eşit...
  • ŞEKER BEYNİ DE BİTİRİYOR

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Şeker ve trans yağlarla yüklü Amerikan diyetinin sadece fiziki sağlığı değil beynimizi de olumsuz etkilediği belirlendi. Oregon State Üniversitesi uzmanları tarafından fareler üzerinde gerçekleştirilen araştırma, şeker ve yağdan zengin diyetin bağırsak bakterilerini etkileyerek bilişsel esneklikte (cognitive flexibility) önemli kayıplara yol açtığını gösteriyor. Bilişsel esneklik, beynin iki farklı düşünceden diğerine geçme ve aynı anda iki farklı konuyu düşünme kabiliyeti olarak biliniyor. İnsanlarda bilişsel esneklik bozukluğu, ...
  • GELİN İNSANCIL DAVRANIP, EVRENSEL DÜŞÜNELİM

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Uzun zamandır Samandağ’ın da olup bitenleri sessizce seyrediyorum. Seçimden önce "Samandağ sevdası" havası esiyordu ! Şimdi menfaat havası esiyor! Şimdi durumu bir değerlendirelim. Samandağ’ın da neler oldu ne oluyor ?Birileri seçimden önce eski yönetime karşı cephe aldı, dernekler kurdu, komiteler, toplantılar düzenledi ve halkı toplayıp, kimisi vefadan kimisi de Samandağ sevdasından bahsetti. Seçime kadar sürdü bu düzenlemeler. Projelerde sunuldu. Şimdi seçim gitti, Sevda ve vefa bitti. Çatışmalar, sataşmalar ve hakaretler ba...
  • MİHRİCAN EVVEL TEMMUZ YALANI

    24 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Asaf Hişmi Mihrican Bayramı Farsların her zaman kutladıkları dini bayramlarıdır. Fars güneş yılının yedinci ayı olan Mihir ayının 16. Gününe rastlar. Yedi gün devam eder Mihir ayının 21’de son bulur. Mihrican Bayramı gece ile gündüzün eşit olduğu (Sonbahar ekinosu, Miladi takvimin 21 Eylül’lüne denk gelir. Temmuz ise Miladi takvimin yedinci ayıdır. Evvel temmuz denilen tarih, Fransız devriminin kuruluş tarihidir. Yani 14 Temmuz 1789 tarihinde Faransız devriminin başlangıç tarihidir. Fransızlar bu günü Ulusal bayram olarak kutlarlar. Bu...