YIRTMA YAPIŞTIRMA YOLUYLA FESTİVAL YAPMAK - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

şişli escort

Ahmet Kaya

SON DAKİKA
AfrodizyakBahis Siteleri
AdanasporAkhisar BelediyesporAlanyasporAntalyasporBeşiktaşBursasporÇaykur RizesporFenerbahçeGalatasarayGaziantepsporGençlerbirliğiİstanbul BaşakşehirKardemir KarabüksporKasımpaşaKayserisporKonyasporOsmanlı SporTrabzonspor

YIRTMA YAPIŞTIRMA YOLUYLA FESTİVAL YAPMAK

Bu haber 11 Ekim 2019 - 10:16 'de eklendi ve 170 kez görüntülendi.

Mersin ilk Öğretmen Okulunda Okurken, Resim iş dersinde, Resim hocamız, bizlere YIRTMA – YAPIŞTIRMA esasına dayalı resim yapma becerisini kazandırmak adına, herkesin daha önce bir yerden sağladığı, resim ya da fotoğrafı derse getirirdi. Resmin ya da fotoğrafın renklerine uygun düşecek şekilde, önceden temin ettiğimiz turnusol kâğıtlarını boyardık.  Daha sonra da Herkes ellerinde bulundurduğu resimlerin üzerini tutkalla sıvardı. R enklendirilmiş turnusol kâğıtlarından uygun olan rengi seçip, tutkallamış olduğumuz resmin üzerine koyar, pergel ucuyla bastırarak kâğıdın büyük kısmını çekerdik. Resmin üzerinde küçük bir parça kalırdı. Bu işlem tüm resim kaplanıncaya kadar ve renklerine uygun biçimde tekrarlanır. Sonuçta yırtma – yapıştırma yoluyla yepyeni canlı bir resim ortaya çıkardı. Bir emek sonucunda elde edilen eserlerin arasında en iyileri seçilir.  Okulun duvarlarına asılırdı. Okuldan mezun olduğumuz güne kadar, okulun duvarlarını süsleyen tablolara baktıkça gururlanırdık. Çünkü biz ve diğer sınıflardaki arkadaşlarımızın emekleriyle meydana getirilmişti.

Samandağ’ında kutlanmakta olan Mihrican Evvel Temmuz adı altında yapılmaya çalışılan etkinliklerin, yırtma yapıştırma resimleri oluşturulurken öğrenci arkadaşlarımızın, işledikleri resme karşı gösterdikleri sadakati, kültürel etkinlikler yaptıklarını iddia edenler, göstermedikleri görülmektedir. Temmuz sözcüğünü Sümerlere dayatmaları, yanlış bir saptama olduğunu en az benim gibi onlarda bildiklerini düşünüyorum. Temmuzun gerçek karşılığı, Temmuz ayının kedisidir.  Evvel Temmuz( Rumi Takvimine göre 14 Temmuz.)  Fransız devrimiyle vücut bulmuştur. ( 14 Temmuz 1789) Hatay / Antakya’ya nasıl gelmiş / Ne zaman gelmiş?  Sorusunun yanıtı;  Kasım 1918 yılında Fransa’nın Hatay’ı işgaliyle tanıdı. Nasıl mı?  BU sorunun yanıtını, Sayın Hüseyin Türkü’n Nusayriler adlı kitabımdan beraber okuyalım: ‘’… Bu bayramın Fransızlar zamanından kaldığı ve Fransızların ulusal kuruluş bayramı olarak bilinmektedir. Fransızların Hatay’ı işgal ettikleri zaman süresince kutlanan bu bayram, daha sonra buradaki halk tarafından benimsenmiş ve kutlana gelmiştir.  Bu bayram çerçevesinde Harbiye’de, Samandağ’ında ve Arsuz’da olmak üzere Üç gün boyunca Kutlanırdı. Sayfa: 233 – 234’’ Bu yerlerin dışında ülkemizin hiçbir yerinde kutlanmadı, kutlanmıyor. Demek ki, Bu bayramın geçmişi 1918 yılından itibaren 96 yıldır. İddia edildiği gibi, Sümerlerle, İranlılarla, Frigyallarla, Yunanlılarla ve Romalılarla hiçbir ilgisi yoktur. Hele din ile de hiçbir ilişkisi yok. Hiçbir mezheple de… Balık hafızalı kimileri Fransızların milli bayramına dini yüklemeler yaparak kutsiyet kazandırmaya çalışmaktadır. İşte bunu anlamak olası değil.

Mihrican Sözcüğüne gelince de kültür fukaralığının büyüklüğünü nasıl ortaya konduğunu görüyoruz. Şunu belirtmeden geçemeyeceğim; Kültür fukaralığı, cehaletle paralel seyir eder. Kültür yapılanmasında hiçbir zaman gerçeğe ulaşma sansı yoktur. Bu haliyle yeşerdiği toplumlarda uygarlığa giden yolda engelleyici sonuçlar doğurur. Toplum bundan zarar görür. Çürümüşlüğe dayalı çatışmacı bir ortam meydana gelir. Hele bu konuda, din istismarına yönelirseniz tamamen ayrıştırıcı bir rol üstlenmiş olursunuz. Bu da toplumsal yaşamı kökünden çürütür.

Mihrican kimi kaynaklarda İranlıların bayram, kimi kaynaklarda da Kürtlerin bayramı olarak geçmektedir. Arap Alevi Kaynaklarında İran Bayramı olarak geçmektedir. Hicri Takvime göre; Zülhici’nin 7. Gününe rastlar. Rumi Takvime göre; Her sene 16 Ekimde kutlanır. Miladi Takvime göre her sene 29 Ekim günü kutlanır. Bunu da anlamı; Soğuğun sıcaklığı örtmeye başladığı gündür. İranlılar bu günü bayram olarak, her yıl kutlarlar. Tam adı İd El Mihrican olarak anılır. Görüldüğü gibi Zaman, yer ve anlam yönünden Bizim yırtma yapıştırma kültür festivalimizle yan yana gelmiyor. İranlıların diğer bir bayramları daha var. Oda İd el Nevrüz dur (Nevruz Bayramıdır.)  Bu bayram hem İranlıların hem de Kürtlerin bayramıdır. Son günlerde ülkemizde de resmen kutlanmaya başlanmıştır. Nevruz Bayramı, Bahar bayramı demektir. Hicri Takvime göre Cimad El Ahir’in 18’de kutlanır. Rumi Takvime göre 4 Nisanda kutlanır. Miladi takvime göre de 17 Nisan’da kutlanır. Bunu dikkate aldığımızda, yanılgının ne kadar büyük olduğunu görmüş oluyoruz. Nevrüz bayramı; 14 Temmuzla yan yana gelme olasılığı yoktur. Bu da bir uydurma olduğu ortaya çıkmaktadır.

Faydandığımız kaynağın orijinal metni:

: ( واما الاعيدالفا ر سيه  ) 

فهم يو م  النوروز و هو اليو م  الر ابع نيسان  قي كال سنه

و يو م  المهرخا ن  و هو اليو م  السا د س  عشر من  تشر ين  الاول

من كتا ب                                                                      

  بمجمع الا عياد                                                   

 تا ليف

ابئ سعيد ميمو ن  بن  القا سم  الطبرا نئ  النصيرئ

ر  شتر وطما ن

همبو رغ  1943  1944

من مخله الاسلا م المجلد   27 صحفة 10                                                   

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız kaynağın konuya ilişkin, Orijinal metnidir.  Bu bayramlarla ilgili anlatımların hiç biri doğru değildir. Zaman, yer ve anlam yönünden ele alındığında yanlışlıklar sırıtkanlık derecesinde göze çarpmaktadır. Mihrican Bayramı İranlıların ve Kürtlerin bayramıdır. Bunu Hataylılara ve özelikle Samandağlılara pazarlanmasının amaç ve hedeflerinin ne olduğunu halkımıza açık ve net biçimde, birilerinin açıklaması gerekir Toplumu yanlış bilgilendirmenin vebali büyük olduğunu söylemeliyim. Hayatımızda olmayan ve hiç olmaması gereken Yırtma Yapıştırma Kültür yapılandırması çalışmalarını anlamada zorluk çektiğimi ifade etmeliyim.

Adonis; ‘’ Kıbrıs’ın ilk Kralı Kinyas ya da Suriye Kralı Thelas oğlu olduğu söylenir. Köken ve kaynak olarak Güney Akdeniz ve Anadolu efsanelerine bağlıdır. (…) Tanrıça Aphrodite’nin lanetine uğrayan kralın kızı Myrrha ya da Smyrna babasına âşık olur. Onunla birlikte olur. Bunun farkına varan kral; Bu günahı temizlemek için kızını öldürmeye kalkar. Ancak tanrılar, araya girer. Myrrha’yı kurtarmak için onu Mersin ağacına dönüştürür. 10 ay sonar bu ağacın kabuğundan çok güzel bir bebek çıkar. İşte bu bebek Adinos’tur. Aphrodite çocuğa âşık olur. Onu gözde uzak tutmak için Peresephone’ye emanet eder. Ancak Peresephone’da Adonıs’e aşık olur. Onu geriye vermez. Bunun üzerine Zeus devreye girer. Adonis’in yılın dört ayını Peresephone, dört ayını da Aphrodit, geriye kalan dört ay da Adonis’in gönlünce gecirmesine karar verir. Bunun üzerine Adonis geri kalan zamanının Aphrodite’e ayırır. Ares ya da Artewmis kıskançlığa kapılır. Adonıs üzerine bir yaban domuzu salar. Adonis domuzun boynuzuyla yaralanır. Yaralanan Adonis bir sure sonar ölür. Kanından bahçe çiçekleri biter. Aphrodite, Adonis’ yardımına koşarken, ayağına diken batar. Batan diken nedeniyle akan kan tanrıçanın çiçeği olan beyaz gülü kırmızıya boyar.

Kışın yeraltında baharla birlikte yeryüzüne çıkan Adonis, toprağın ve bitkilerin yeniden canlanışını simgeler. Adonis törenleri yazın en sıcak zamanında yapılır. Olü Adonis’I temsil eden küçük bir tahta heykel etrafına kadınlar, saksılar içinde solmuş çiçekler dizerler. Ağıt yakılır..’’ Adons’in efsanesi budur. Hatay’da yaşayan insanlarla ilişkisini anlayamadım. Kaldı ki, Adonis törenleri matem türünde yapılır ve yalnız kadınlar tarafından kutlanır. Efsanede geçtiği üzere de her kadının elline birer saksı olmalı. Saksının içinde solmuş çiçekler dizili olmalı. Ayriyeten tahtadan yapılma Adonis’in heykelcikleri bulundurulmalı ve kadınlar bu heykelciklerin etrafında dönerek ağıt yakmaları gerekiyor. Efsane bu.  Efsanenin Yırtma Yapıştırma Kültür Festivaliyle yakından uzaktan ilgisi olmadığı ortadadır. Zaman, yer ve içerik yönünden bakıldığında bizim zavallı Mihrican Evvel Temmuz’a benzemiyor.  Acaba bu arada ağıt yarışması düzenlense Adonis mutluluk duyar mı?

Tanıtım Metninde, Romalılara da gönderme yapılmış, Mihrican Evvel Temmuz dedikleri bayramın kökleri Romalılara kadar gidiyormuş. Bende bu Romalıların Mihrican Evvel Temmuz’u n şekli şümulü ve hüsnü cemaline nasıl vardıklarını merak ettim. Bunun için Roma’da Din Maddesine bakma gereğini duydum. Ana Britannica Cilt 18, sayfa: 458’I açtım. Beraber Okuyalım:’’ İÖ 8. Yüzyılında, Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olduğu 4. Yüzyıl başlarına değin Romalıların dinsel inançları, uygulamaları ve kurumları:

Romalılar için din, kurumlaşmış ayinlerin bütün toplum adına eksiksiz uygulanmasıydı. Zenginlik, sağlık, hasatta bereket ve savaşta zafer, insan benzeri olmaktan çok soyut güçler olarak düşünülen tanrıların titizlikle yerine getirilmesiyle sağlanabilirdi. Dolayısıyla dindarlık, bireysel dinsel deneyimden çok ayin görevlilerinin inançla yerine getirilmesi anlamını taşır.’’ Burada da görüldüğü gibi Romalılara yanlış göndermede bulunulmuştur. Bu da başka bir utanç boyutunu oluşturuyor. Kanaati edinim.

Asaf HİŞMİ

PUAN DURUMU
Süper Lig
# TAKIMLAR O AV P
PTT 1.Lig
# TAKIMLAR O AV P
LİG FİKSTÜRÜ
Süper Lig
PTT 1.Lig
Rize araç kiralamaRize evden eve nakliyat Uşak evden eve nakliyatSiirt evden eve nakliyatSakarya evden eve nakliyatKahramanmaraş evden eve nakliyatNevşehir evden eve nakliyat