ÜST REKLAM

logo

reklam
01 Haziran 2017

YERLİ VE MİLLİ  Turgut Koçak


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

(Türkiye Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkanı)

Dünyanın neresinde olursa olsun demokrasinin D’sinden nasiplerini almamış olanların en önemli propaganda malzemelerinden birisi ve en etkilisi “yerli ve milli” olduklarını sürekli olarak yinelemeleridir. Bugün Recep Tayyip Erdoğan da dünkü AKP Grubu’nda ne kadar yerli ve milli olduğunu gösteren öyle bir konuşma yapmıştır ki değil bizleri ve dünyayı salonda bulunan AKP’lileri bile şaşırtmıştır. Söylediğimiz gibi diktatörlükle yönetilen ülkelerin çoğunda bu tür yaklaşımların haddi hesabı yoktur. Yoktur, yoktur da acaba hangi diktatör yerli ve millidir bir tek örneği bile yoktur niyeyse. Güney Amerika’dan tutun, dünyanın her tarafında bizim ülkemizde de 12 Mart, 12 Eylül faşizmi gibi bütün diktatörlükle yönetilen ülkelerde bu sözler ağızlardan düşürülmez niyeyse.

Onca yaşadıklarımıza karşın Sabah gazetesinin attığı başlığa bakın bir.

Demokrat Cumhuriyetçi Devrimci Yerli Ve Milli

Bu başlığı atmak için bir kez insanda vicdan olacak. İstediğine bir yafta yapıştırıp tutuklarsan, istediğini işinden eder açlığa mahkum edersen, kimseye düşüncesini açıklama fırsatı vermeyip yaka paça gözaltına alıp tutuklattırırsan, kimse işini, aşını yaşam hakkını savunamaz ve de kullanamazken, yargı iktidarın şubeleri gibi görev yaparak hukuktan uzaklaştırılmışken, seçme ve seçilme hakkı göstermelikten öte gitmez, devletin olanaklarıyla herkesin üzerinde baskı kurarak sonuç almayı olağan sayarsan, üstelik de oturduğun koltuğun temsili yetini bir siyasi parti temsili yetine indirgeyip bütün ülkenin cumhurbaşkanı olmaktan uzaklaşmışsan nasıl olacak da demokrat olunacak açıklayabilir misiniz?

Cumhuriyeti 90 yıllık enkaz olarak niteler, bütün kazanımlarına sırt çevirirsen ve de hilafet özlemiyle yanıp tutuşursan, tek kişinin egemenliğini gerçekleştirmek için her yola başvurur ve bu yönde anayasal değişikliğe gidersen, TBMM’yi işlevsiz ve göstermelik bir konuma düşürürsen, hukukun üstünlüğü yerine seçkinlerin ve güçlülerin üstünlüğünü koyarsan, çağdaş ve bilimsel eğitimi boşlar çağdışı eğitimi uygulamaya sokarsan, devlet olarak yurttaşlara karşı sorumluluğunu bir kenara atar devletin yurttaşların ensesinde boza pişiren bir kurum olması yoluna gidersen nasıl olur da cumhuriyetçi olabilir ya da birileri tarafından cumhuriyetçi olarak nitelenebilirsin var mıdır bunun bir açıklaması?

Devrimci olmaya gelince; insanlık tarihi sınıflar mücadelesi tarihidir. İnsanoğlunun ta başından bugüne kadar iyiye ve güzele doğru başlattığı yürüyüşü savunur ve insanın insan tarafından sömürülmediği, kimsenin kimseyi baskı altına almadığı, gecelerinde aç yatılmayan, gündüzlerinde sömürülmeyen bir mücadele insanı değilsen nasıl olacak da devrimci olacaksın? Evet, içinde devrimci sözcüğü geçen devrimci olunur ancak bu sözcüğün başında da karşı sözcüğünün olduğu da unutulmamalıdır. Bugün AKP’nin 15 yıllık iktidarı döneminde yapılan uygulamalara ve atılan adımlara baktığımızda yaşama geçirilenler karşıdevrimcilik değil de nedir?

Yerli ve milli olmaya gelince; bu konuda fazla kafa yormaya gerek yoktur. Bu sözleri söyleyenlerin uygulamalarına baktığınız zaman ne yerli olmak gibi bir davranışları söz konusudur ne de millilikleri. Ülkenin sanayileşmesi için adım atılmaz ama her ne gereksinim varsa dışarıdan temin edilir. Yolların, köprülerin, tünellerin ve havaalanlarının bile üstlenici şirketleri başka ülkelere aittir. Bizim ülkemizin şirketleri ise yapılan işlerin alt üstlenicileri olup birer taşeron görevi görmelerine ve yandaşların vurgun vurmasına uygun olarak görevlerini yerine getirirler ki bunlara da yerli ve milli denmez dış güçlerin işbirlikçisi denir bilmiyorsanız öğrenin.

Hani yerli ve milli olmanın bir de hamasi sözlerle ifadesi vardır ki o da bütün sağ iktidarlar tarafından bugüne kadar hep söylenegelmiştir. Bu tür iktidarlar ordularını bile NATO’nun emrine vermişlerdir ama yine de en hassas kurumlar bile yerlidir diye halka yutturulmaya çalışılır.

AKP iktidarının daha ilk adımda ülke içinde ve dışında bağlantılarına bakıldığı zaman görülecektir ki hiç mi hiç ne yerlidir ne de millidir. Kuruluşu, iktidara gelişi uluslararası sermayenin bir projesidir ancak böylesine çırılçıplak bir gerçekliğe bile yerli ve milli giysisi giydirilmeye çalışılır niyeyse? Gerçekleri anlamak mı istiyorsunuz? Öyleyse Afganistan’ın işgali sonrası, Irak’ın işgali, Kuzey Afrika’dan başlayıp Çin Seddi’ne kadar uzanan bir coğrafyada bugün yerli ve milli olarak gösterilmeye çalışılan AKP ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bugüne kadar oynadığı rolün neresi yerli ve milliyse buyurun açıklayın söz sizin.

Yerli ve milli olarak nitelenen AKP iktidarına her adımda akıl veren kimseler liberaller değiller miydi? O liberaller ki az mı yırtındılar küreselleşme politikasının insanlığa sağlayacağını ileri sürdükleri yararlılıkları savunmak için?

İşte böyle Recep Tayyip Erdoğan partili cumhurbaşkanı olarak TBMM’ye geldi.

İlk kez alışılmadık bir şeye daha imza atarak partili cumhurbaşkanı nasıl olurmuş bir güzel göstermekle kalmadı, üstüne üstlük bir de TBMM’nin her yerinde öyle bir görüntü sergilendi ki, sanki her şey “padişahım çok yaşa” anlayışının günümüzde bir yinelenmesi olarak tarihe geçti.

TURGUT KOÇAK

 

 

 

Share
684 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TARIM VE HAYVANCILIK SORUNLARI

    17 Şubat 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Ülkemizin tarımsal potansiyeli çok yüksek olmasına rağmen, yeterince değerlendirmiyor. Topraklarımızın büyük çoğunluğu verimlidir ve tarıma elverişlidir. Bu potansiyelin değerlendirilmesi için tarım politikaları, bilenler tarafından ele alınarak orta ve uzun vadeli uygulanabilir bir politika belirlenmelidir. Tarımda temel sorun yüksek girdi maliyetleri. Üreticilere ucuz yakıt ve ucuz tohum sağlanmalı. Tarımsal sanayide ise en önemli sorunlardan birisi yüksek finans maliyeti. Üreticiyi ezmeden düşük faizli hatta...
  • BEL – BİR A.Ş. MAĞDURLARI NASIL OLUŞTU?

    14 Şubat 2020 Köşe Yazıları, Üst Haberler, üst manşetler, Yerel

    Asaf HİŞMİ BELBİR A.Ş.  ile Samandağ Belediyesi yetkililerinin ortak sorumluluğu altında BEL – BİR A.Ş. mağdurları, yok yere yaratılıp, geliştirildi. Aslında bu resmi belgelerle vatandaşı soyma operasyonu idi. Sonrada belde talanına dönüştü. BEL – BİR A.Ş. Kendini kamu kurumu oluğunu ve birçok belediyenin kendilerinin ortağı olup, beraberce ilgili belediyelerin acil ihtiyaçlarını karşıladıklarını, Samandağ Belediyesinin acil ihtiyaçlarını benzer şekilde karşılayabileceklerini ifade etmişlerdi. Samandağ Belediyesi yetkilileri, adı geç...
  • KAPİTALİZMDE HER YOL CEHENNEME ÇIKAR

    12 Şubat 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Eğitimci Sami Aslan Büyük fikir ve mücadele ustası Dr. Hikmet Kıvılcımlı “Allah, Peygamber, Kitap” isimli eserinde şöyle diyor: “7 bin sene sürmüş antika tarih, medeniyetlerin kuruluşu ve yıkılışı tarihidir. Bir medeniyet kuruluyor gelişiyor sonra duraklıyor, daha sonra da yıkılıyor. Fakat insanlık yıkılmıyor, toplumun üstüne çıkmış “yarı Allah” kesilmiş müstebitler yıkılıyordu ve o yıkılan medeniyetin hemen yanı başında yeni bir medeniyet doğuyordu, daha sonra o medeniyet de daha önceki yıkılan medeniyetin yolundan gidiyor; duraklama ...
  • KENT MERKEZİNE İLİŞKİN BİLİRKİŞİ RAPORU

    11 Şubat 2020 Köşe Yazıları, Üst Haberler, üst manşetler, Yerel

    AsafHişmi Dava Konusu Parseller için, Adana 2. İdare Mahkemesi: ‘’ Uyuşmazlığın çözümü teknik yönden yerinde keşif ve bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden mahkememizin 1997 / 201 sayılı dosyasına kaydan açılan ilgili dava dosyasında 3.7.1997 gününde yerinde yapılan keşif esnasında kayıtlı dava dosyasında ( Prof. Dr. Çınar Atay Bilirkişi, Doç. Dr. Sezal Göksu Bilirkişi, Mustafa Ekşi Bilirkişi olmak üzere uzmanlardan oluşan bilirkişi kurulu; 2.10.1997 tarihinde tanzim ettiği ) mevcut raporunda özetle; ‘’Dava dosyasını oluşturan bilgi, ...