YAVAŞ VE AYGÜN’ÜN FETÖ KAVGASI - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Ahmet Kaya

SON DAKİKA

YAVAŞ VE AYGÜN’ÜN FETÖ KAVGASI

Bu haber 23 Aralık 2019 - 9:47 'de eklendi ve 116 kez görüntülendi.

Mehmet Yuva

Cuma gecesi bir dostum aradı. “BeyazTV’de Dinamit programını seyredin. CHPli eski vekil ve eski Ankara Ticaret Odası Başkanı (ATO) Sinan Aygün’ün Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili “çok enteresan” suçlamaları var” dedi. Sinan Aygün’ün iddialarına girmeden önce gazeteci Uğur Dündar’ın “Demokrasi Arenası” programına katılan Mansur Yavaş’ın Sinan Aygün’ün Ankara Belediyesi hakkında yaptığı suç duyurusunu açıklamalarını arz edelim;

“Ankara’da son 10 yıl içinde imar rantı var. Hep de aynı kişiler yapıyor bu işi. İmar değişikliğinde 30 milyar lira birilerinin cebine gitti…AKP’li Yalçın Akdoğan, FETÖ’cülerin arsa ve mülkleri satıp yurtdışına kaçtığını söylüyor ve bu hisseleri kimsenin almamasını istiyor ancak Sinan Aygün gidip bu arsalardan satın alıyor. Sinan Aygün benimle sürekli görüşmek istedi ama ben reddettim… Göz yummuş olsaydık 95 bin çarpı 7 bin ile 10 bin arası kazanç sağlanacaktı. Bu binalarda 600 milyon ile 950 milyon lira arasında bir kazanç elde edilebilirdi. FETÖ’den dolayı gözaltına alınması gerekenleri görüyorsunuz” demiş.

Yavaş’ın iddialarına karşılık Uğur Dündar’a mesaj gönderen Sinan Aygün bu iddiaları kesin bir dille yalanlıyor ve Mansur Yavaş’ı Uğur Dündar’ın programında açık oturuma davet ediyor. Uğur Dündar’ın okuduğu mesaja karşılık Mansur Yavaş, konu hakkında daha fazla konuşmak istemediğini meselenin mahkemenin konusu haline geldiğini söylüyor. Bu programın ardından konu gece saatlerinde Beyaz TV Dinamit programında konuşulunca Sinan Aygün yayına bağlanıyor ve kamuoyunun ilk kez duyduğu çok çarpıcı açıklamalarda bulunuyor;

•FETÖ’cü olmadığını aksine FETÖ’nün Ergenekon kumpasının mağduru olduğunu ve FETÖ savcısı Zekeriya Öz’ün kendisi hakkında müebbet hapis cezası istemiş. Bu kumpastan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini Milletvekili yaparak kurtulmuş. Ancak Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile yaşadığı “ihtilaflı” arsa ve bina sorununda Kemal Kılıçdaroğlu kendisini oyalamış. Savcıya suç duyurusunda bulunmamasını meseleyi bizzat devreye girerek çözeceğinin vaadini vermiş. Ancak Kemal Bey hiçbir adım atmamış. O gün Ankara Belediyesi Mansur Yavaş’ın talimatıyla Sinan Aygün’e ait binayı mühürlemiş. Bunun üzerine oyalandığını anlayan Sinan Aygün Savcıya suç duyurusunda bulunmuş.

•Kemal Kılıçdaroğlu’un talebi üzerine Mansur Yavaş ile CHP Genel Başkanı arasında aracılık yapmış. CHP’den aday olmasını teklif etmiş. Yavaş, “ben bunu hakaret sayarım” demiş. Sonra FETÖ imamı firari Ayhan Atalay, Mansur Yavaş’ı ikna etmiş ve CHP’den aday olmuş. Ayhan Atalay Londra’da İpek Akın ile birlikteymiş. Mansur Yavaş’ın adaylığı için dört FETÖ mensubu arabuluculuk yapmış. İkisi firari ikisi tutuklu yargılanıyormuş. Asıl FETÖ’cü Mansur Yavaş’mış. Aygün, “bana FETÖ’cü diyen önce kendisine baksın. Arabulucuların CHP merkezindeki adamı CHP Genel Başkan yardımcısı Bülent Kuşoğlu’ymuş. Ağabeyi Genelkurmay istihbaratta FETÖ’den açığa alınmış. Ordudan atılmış.

•Mansur Yavaş, Sinan Aygün’ün arsa ve bina meselesini çözmek için Aygün’e Ankara Belediyesinden CHPli 8 meclis üyesi ardından dört meclis üyesi göndermiş. Kendisinden 25 milyon rüşvet istenmiş.

Muharrem İnce bir açıklamasında CHP Genel Merkezinde bir “çetenin” varlığından bahsetmişti. Sinan Aygün ise rüşvet sarmalında FETÖ iltisaklı bir “çeteden” bahsediyor. Bülent Kuşoğlu, “iddia edildiği gibi Genelkurmay’da çalışmakta olan bir ağabeyim yok. Kardeşim ise 6 yıl önce emekli oldu. Allah’a şükür hiç bir pis işe beni bulaştıramazlar” demiş. Prof. Yalçın Küçük, Bülent Kuşoğlu ve ağabeyi için “istihbaratçı” demişti. CHPli Sinan Aygün, CHPli ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce CHP Genel Merkezi, CHPli Mansur Yavaş ve CHPli Bülent Kuşoğlu için yutulur cinsten olmayan suçlamalarda bulunuyor.

AK Parti’de palazlanan ve devasa bir güce kavuşan FETÖ iktidardan balyozu yiyince muhalefet partilerin kılcal damarlarına sirayet etmesi kaçınılmaz. Kör Erdoğan düşmanlığı CHP’yi  FETÖcü ve bölücü taifeye karşı merhametli ve koruyucu yapmamalı. Ayrıca FETÖ’nün palazlanmasına katkıda bulunmuş BOP’ta görev ifa etmiş, özellikle Libya ve Suriye’de tahripkar bir politika benimseyen Gül, Babacan ve Davutoğlu’na İYİ Parti genel Başkanı Meral Akşener’in milletvekilleri vererek ihya etmesini önermesi ibretlik bir vakıadır. 

Perşembe yayınlanan yazımızda BOP’un Suriye’yi başta Sünnistan olmak üzere Alevistan, Dürzistan, Hristiyanistan misali dinler ve mezhepler ile etnik temelde bir ucu Kuzey Irak’ta başlayan (Barzanistan) diğer ucu Hatay üzerinden Doğu Akdeniz’e açılan “Kürdistan” inşa etmek olduğunu ifade etmiştik. BOP kurgusunu planlayan mahfil  “Kürdistan” için “Sünnistanı” bir noktaya kadar teşvik etme, araç olarak kullanma ancak amaç olarak sadece Kürdistan projesine odaklanma taktiği izlendi. En nihayet “Sünnistan” cephesinde başta Erdoğan bir kesim “Kürdistan” projesi için memur ve payanda olduğunu gördü. Suriye’deki rolü ve konumuna itiraz etti. Müttefiklik ruhuna uygun davranılmadığını yüksek sesle dillendirmeye başladı. Zira, üst-akıl Kuzey Suriye’ye “Kürdistan’ı” ilme ilme örerken, binlerce tır silahla, askerle savunurken, “Sünnistan” yalnız bırakılmıştı.

Malum üst-akıl nasıl ki Sünnistan’ı Kürdistan için kullandıysa, bu sefer Erdoğan da “Sünnistan’ı”, “Kürdistan” projesine çomak sokmak ve mani olmak için devreye soktu. İktidarın Türkiye’de yaşayan Suriyelileri Afrin’den Irak hududuna kadar olan bölge ve İdlib dahil Türkiye-Suriye sınır boyu hattına yerleştirmek istediği görülüyor. Zira Türkiye’de yaşayan resmi rakamlara binaen 3 milyon 700 bin gayri resmi iddialara istinaden sayıları 4 veya 5 milyon olan Suriyelilerin ezici çoğunluğu Halep, idlib, Hama vilayetlerinden gelenlerdir. Bu tablo ortadayken “gönüllü veya zorla geri gönderme” planıyla iki amaç arzulandığı ortaya koyulan söylem ve eylemlerden anlaşılıyor; Türkiye’ye bağlı kantonlar inşa etmek ve kontrol edemeyeceği aksine kendisine karşı kullanılacağı bir “Kürdistan” projesini engellemek.

İyi Parti Suriye Çalıştayında Suriyelileri “geri gönderme” ve bu işi Şam hükümetiyle koordine ederek Suriyelileri geldikleri yerlere iade etme önerisi samimi ise akla ve vicdana uygun görülmektedir. Ancak bu önerme “Kürdistan” projesine çomak sokan iktidarın alternatif planına karşı atılmış bir adım ise olay “hak söyler batıl arzular” kapsamındadır demektir. Ayrıca İyi Partili Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Suriyeliler için kullandığı “Arap Mafyası” tabiri Almanya’da faşist Nazilerin Türkler için kullandığı “Türkler ve “Türk Mafyası” Alman kültürünü kirletiyor” ifadesini çağrıştırıyor. Bu tür genellemeler ve tabirler tehlikeli ve bu tarz ifadelerden ivedilikle imtina edilmelidir.