ÜST REKLAM

logo

reklam

VUSLAT (KAVUŞMAK)


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

Eğitimci Hüsamettin Kazan

Geçtiğimiz hafta andığımız değerli İslam âlimi Mevlâna, ölüm gününü yeniden doğuş günü- yaratana kavuşma (vuslat) günü olarak kabul ediyordu. O, öldüğü zaman; sevdiğine yani Allah’ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arûs” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

Mevlana;  Sultânü’I-Ulemâ olarak da bilinir. Önemli bir dini birikime sahiptir. Anadolu’nun büyük bir kısmının, Selçuklu Devleti egemenliği altında olduğu yıllarda başkent Konya’da Altunapa (İplikçi) Medresesi’nde dersler vermiş; İslam felsefi ve tasavvuf edebine önemli katkılar yapmıştır.

Tüm zamanlarda; insanların merakını çeken, zihnini kurcalayan iki temel konuya derinlik getirmiştir:

Yaşamak ve ölmek konularına. Duygu ve düşüncelerini anlattığı şiirlerinde yaşamın bütün yönlerini irdelemeye çalışken, ölüm olgusunu sevinç günü –kavuşma anı olarak izah etmesi düşünce sistematiğinin ana unsurunu oluşturmuştur. İslami gelenekte, ömür bir sınav;  ölüm ise sınavın tamamlanması olarak ifade edilir. Ölen kişi için ‘’tüvaffa’’ yani  “tamamladı’’ nitelemesinde bulunuruz. Vefat kelimesinin kaynağı budur.

Mevlana, vefatından sonra  “ah edip, vah etmeyin! Derken İslam’ın bu yalın gerçeğine vurgu yapıyor.

Kendisine göre de ölüm, fani olanın geride kalması, sınav döneminin sona ermesi iken, bu durum da bilinen bir gerçek iken, isyanı çağrıştıran -ahlayıp vahlamayı doğru bulmamaktadır. Bu ahlar-vahlar; kişinin itikadındaki çelişkiyi ortaya koyar. Birçok bilgin ve din adamı bu konuda benzer yorumlar yapmaktadır. Tabii ki insanların sevdiklerinden ayrılmaları bir hüzne sebep olacaktır. Doğal olan bu durum geride kalanlarla paylaşılarak azaltılmaya çalışılır. Hüzün paylaşıldıkça azalır. Ayrılığı-hüznü yaşayan kişiye sabır, metanet telkin edilir. Ölüm her ne kadar bilinen bir gerçek olsa da insanların genelinin ortak kaygısı –korkusu-merakı olmaya devam ediyor. İnanç bu kaygı-korkuyu gidermeye, ona bir izahat getirmeye çalışıyor. Cenaze merasimlerindeki âdet, gelenek ve görenekler bununla ilgilidir. Ancak kişinin “ölüme” gelmeden önce “yaşadığını’’ unutmayalım. Birçok düşünür de esas meselenin yaşamak olduğunu; doğru yaşayan kişinin yaşamın sonuna daha çok hazır olabileceğini söylüyor.

Felsefeci Erikson’un Psikososyal Kişilik Kuramı, yaşamı; evrelere ayırmış. Eğer kişi bu evreleri sağlıklı bir şekilde yaşarsa son evrede benlik bütünlüğü yaşayıp ölüme hazır olabilir

Erikson’un Psikososyal Kuramındaki 8 evre aşağıdaki gibidir.

1.Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0 – 2 yaş)

2.Özerkliğe Karşı Utanç ve Kuşku (2 – 4 yaş )

3.Girişimciliğe Karşı Suçluluk (4 – 7 yaş)

4.Başarıya Karşı Aşağılık – Yeterliliğe Karşı Yetersizlik (7 – 12 yaş)

5.Kimliğe Karşı Rol Karmaşası (12 – 18 yaş )

6.Yakınlığa Karşı Uzaklık (18 –   30 yaş)

7.Üretkenliğe Karşı Durgunluk (30 – 60 yaş )

8.Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk (60 üstü yaş)

(Araştırıp değerlendirme yapmak isteyenler bu konuda pek çok kaynak bulacaktır)

Bu iki konu günümüzde de hassasiyetini ve gizemini koruyor. Yaşamak ve ölmek…. Hepimiz “ham’’ olarak geldiğimiz dünya da  “pişiyoruz’’ sonra da “yanıyoruz’’…

Mevlana’nın yedi öğüdü ile bitirmek istiyorum. Tüm insanlık için çok güzel bir mesaj. Cömertlik ve yardım etme konusunda akarsu gibi ol,Şefkat ve merhamette güneş gibi ol, Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol, Tevazu ve alçak gönüllükte toprak gibi ol

Hoşgörülülükte deniz gibi ol, Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

 

 

 

 

 

Share
202 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA YAŞAMI BÜYÜK TEHLİKEDE

    09 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yeni yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre küresel ısınma nedeniyle gezegenimizin(Dünya’mızın) “geri dönülemez” noktaya yaklaştığını gösteriyor.  Bilim insanları iklim krizinin vardığı boyutlar konusunda dünyanın birden çok taşma noktasını çoktan aştığı konusunda uyarı yaptı. Uyarıda iklim değişikliğinin dünyadaki yaşama varoluşsal bir tehdit oluşturmaya başladığı açıklandı. The Guardian’da yer alan habere göre, küresel ısınmanın buzulların erimesi ve ormanların yok olması gibi bazı etkileri durdur...
  • İNSAN VE TOPLUM

    02 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    KAPİTALİST SİSTEMİ SAVUNANLAR OLAYLARA BURJUVA MANTIĞI İLE BAKARLAR. BURJUVA MANTIĞI, KİŞİYİ TOPLUM ÜZERİNE ÇIKARDIĞI İÇİN MEYDANA GELEN TÜM OLUMLU VEYA OLUMSUZLUKLAR ÜRETİM SİSTEMİNE DEĞİL, KİŞİLERİN YETERLİLİĞİNE VEYA YETERSİZLİĞİNE, İYİ NİYETİNE VEYA KÖTÜ NİYETİNE BAĞLANIR. İNSANIN TOPLUM YARATIĞI OLDUĞU GÖRÜLMEZ. OYSA İNSANA DAMGASINI VURAN TOPLUM, TOPLUMA DA DAMGASINI VURAN TOPLUMUN TEMELİ OLAN ÜRETİM SİSTEMİNİN YARATTIĞI EKONOMİK SİSTEMLERDİR. PUTİN RUSYA’DA DEĞİLDE AFRİKANIN BALTA GİRMEMİŞ ORMANLARINDA BİR KABİLEDE YAŞIYOR OLSAYDI,...
  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...