ÜST REKLAM

logo

reklam

VUSLAT (KAVUŞMAK)


ümit sağaltıcı
umit_ofset2013@hotmail.com

Eğitimci Hüsamettin Kazan

Geçtiğimiz hafta andığımız değerli İslam âlimi Mevlâna, ölüm gününü yeniden doğuş günü- yaratana kavuşma (vuslat) günü olarak kabul ediyordu. O, öldüğü zaman; sevdiğine yani Allah’ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arûs” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

Mevlana;  Sultânü’I-Ulemâ olarak da bilinir. Önemli bir dini birikime sahiptir. Anadolu’nun büyük bir kısmının, Selçuklu Devleti egemenliği altında olduğu yıllarda başkent Konya’da Altunapa (İplikçi) Medresesi’nde dersler vermiş; İslam felsefi ve tasavvuf edebine önemli katkılar yapmıştır.

Tüm zamanlarda; insanların merakını çeken, zihnini kurcalayan iki temel konuya derinlik getirmiştir:

Yaşamak ve ölmek konularına. Duygu ve düşüncelerini anlattığı şiirlerinde yaşamın bütün yönlerini irdelemeye çalışken, ölüm olgusunu sevinç günü –kavuşma anı olarak izah etmesi düşünce sistematiğinin ana unsurunu oluşturmuştur. İslami gelenekte, ömür bir sınav;  ölüm ise sınavın tamamlanması olarak ifade edilir. Ölen kişi için ‘’tüvaffa’’ yani  “tamamladı’’ nitelemesinde bulunuruz. Vefat kelimesinin kaynağı budur.

Mevlana, vefatından sonra  “ah edip, vah etmeyin! Derken İslam’ın bu yalın gerçeğine vurgu yapıyor.

Kendisine göre de ölüm, fani olanın geride kalması, sınav döneminin sona ermesi iken, bu durum da bilinen bir gerçek iken, isyanı çağrıştıran -ahlayıp vahlamayı doğru bulmamaktadır. Bu ahlar-vahlar; kişinin itikadındaki çelişkiyi ortaya koyar. Birçok bilgin ve din adamı bu konuda benzer yorumlar yapmaktadır. Tabii ki insanların sevdiklerinden ayrılmaları bir hüzne sebep olacaktır. Doğal olan bu durum geride kalanlarla paylaşılarak azaltılmaya çalışılır. Hüzün paylaşıldıkça azalır. Ayrılığı-hüznü yaşayan kişiye sabır, metanet telkin edilir. Ölüm her ne kadar bilinen bir gerçek olsa da insanların genelinin ortak kaygısı –korkusu-merakı olmaya devam ediyor. İnanç bu kaygı-korkuyu gidermeye, ona bir izahat getirmeye çalışıyor. Cenaze merasimlerindeki âdet, gelenek ve görenekler bununla ilgilidir. Ancak kişinin “ölüme” gelmeden önce “yaşadığını’’ unutmayalım. Birçok düşünür de esas meselenin yaşamak olduğunu; doğru yaşayan kişinin yaşamın sonuna daha çok hazır olabileceğini söylüyor.

Felsefeci Erikson’un Psikososyal Kişilik Kuramı, yaşamı; evrelere ayırmış. Eğer kişi bu evreleri sağlıklı bir şekilde yaşarsa son evrede benlik bütünlüğü yaşayıp ölüme hazır olabilir

Erikson’un Psikososyal Kuramındaki 8 evre aşağıdaki gibidir.

1.Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0 – 2 yaş)

2.Özerkliğe Karşı Utanç ve Kuşku (2 – 4 yaş )

3.Girişimciliğe Karşı Suçluluk (4 – 7 yaş)

4.Başarıya Karşı Aşağılık – Yeterliliğe Karşı Yetersizlik (7 – 12 yaş)

5.Kimliğe Karşı Rol Karmaşası (12 – 18 yaş )

6.Yakınlığa Karşı Uzaklık (18 –   30 yaş)

7.Üretkenliğe Karşı Durgunluk (30 – 60 yaş )

8.Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk (60 üstü yaş)

(Araştırıp değerlendirme yapmak isteyenler bu konuda pek çok kaynak bulacaktır)

Bu iki konu günümüzde de hassasiyetini ve gizemini koruyor. Yaşamak ve ölmek…. Hepimiz “ham’’ olarak geldiğimiz dünya da  “pişiyoruz’’ sonra da “yanıyoruz’’…

Mevlana’nın yedi öğüdü ile bitirmek istiyorum. Tüm insanlık için çok güzel bir mesaj. Cömertlik ve yardım etme konusunda akarsu gibi ol,Şefkat ve merhamette güneş gibi ol, Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol, Tevazu ve alçak gönüllükte toprak gibi ol

Hoşgörülülükte deniz gibi ol, Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

 

 

 

 

 

Share
105 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ERİCH FROMM VE İNSANIN MUTLULUĞU

    17 Nisan 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan / Sami Aslan 23 Mart 1900–18 Mart 1980 yılları arasında yaşamış olan ünlü psikiyatrist, filozof ve sosyolog Erich Fromm'u çoğumuz “Sevme Sanatı” isimli eseriyle tanıyoruz. Kendisinin modern insanın mutluluğuna dair oldukça önemli görüşleri var. Aşağıdaki yazıda bu görüşleri özetlemeye çalıştım. Kişilik; kişinin kendine göre bir ayrılığı, belirgin bir özelliği olması durumu, kişinin özyapısına uygun kendine özgülüklerin tümüdür. Kişilik, sosyal etkiler sonucu yaşam tecrübeleriyle oluşur. Kalıcı olan kişilik, bireyin fi...
  • YEREL SEÇİMLERE GİDERKEN

    27 Mart 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Yerel seçimlere giderken, vatandaşımızın seçimden çok ,geçim derdiyle meşgul olduğunu gözlemliyoruz.Siftah etmeden kapatan esnaf,ürünü tarlada kalan çiftçiler ,işten atılan işçiler,yüzde 11' leri bulan işsizler...Samanı bile ithal etmek...AKP iktidarının,Cumhur İttifakının, 17 yılda ülkemizi getirdiği durum budur. Diğer yandan, ülkemiz, güvenlik bakımından da büyük tehditler altındadır.ABD ,bütün  Batı Asyayı ateşe vermek için hergün yeni hamleler düzenliyor.Ama gelin görün ki,ana muhalefet partisi YCHP nin başını çektiği Mille...
  • MARİNA VE DALGAKIRAN…

    18 Mart 2019 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Belediye adayları bana kızdıklarını biliyorum. Yandaşları ve dostları sinir olduklarını da… Ancak ben içinden geldiğim ve ona burçlu olduğumu düşündüğüm insanlarımızı bilgilendirmek zorundayım. Kendimi aydın sanarak görevimi yapmaya çalışıyorum. Onun için marina ve dalgakıran konusuna açıklık getirme istedim. Marina; Küçük lüks teknelerin, yatların barınmalarına ayrılmış, içinde teknelerin, yatların her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilecek imkânlara sahip olan limanlara marina denir. Başka bir ifade ile marina, yat limanıdır. Marinada yer...
  • ŞU DÜNYADAKİ EN MUTLU KİŞİ

    18 Mart 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Türbülansa giren siyaset dünyasında kullanılan kaba dil ve üslubun dozajı ilçemizde giderek artıyor. Niye mi? Siyasetçi, tahammülsüz, eleştiriye gelemiyor, çok çabuk coşkuya kapılıyor ve aklından çok duygularını, ön yargılarını kullanıyor. Yani kendi politika ve projelerini anlatmak yerine rakibini “sözle döverek” tabanına mesaj göndermekle yetiniyor. Böyle olunca da üslup sertleşiyor, nezaket ve insaniyet kayboluyor. Bunun geçmişte de fazlasıyla örnekleri vardı ancak ülkenin bugün içinde bulunduğu durum nedeniyle görüntü daha da ...