logo

reklam

ÜSTÜN YETENEK İŞARETİ DE OLABİLİR!

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu;

İlçemizde sessiz bir yakarış. İsmini vermek istemeyen bir anne, birinci sınıfa giden çocuğunu anlatıyor. Yaşadığı süreci bizimle paylaşırken bir anda odak noktamız oluveriyor. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) üzerine sohbetimiz koyulaşırken, DEHB’in çocukluk döneminde yaygın olarak görülen bir sorun olduğunu anlatıyor bize. Okul çağında olan çocuklarda görülebilen DEHB, üstün yetenekli çocukların keşfedilmesine vesile oluyor.   

İlkokul çağındaki her 100 çocuktan 3-5’inde görülen dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, öğrenme sürecini olumsuz etkilemesinin yanı sıra; sosyal ilişkilere de olumsuz yansıyor.

Erkek çocuklarda daha sık görülüyor.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, kızlara oranla erkeklerde daha sık rastlanan genetik ve biyolojik kökenli psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık nedeniyle çocuklar, gelişimine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri erteleyememe ve dikkat dağınıklığı sergilemektedir. Aşırı hareketlilik, çocuğun okul hayatında ve sosyal hayatında hem aileleri için hem de öğretmenler açısından önemli bir sorundur. Bu tip çocuklar, kendilerini kontrol etmekte güçlük çekerler. Acelecidirler, akıllarına ilk gelen şeyi yapmak isterler, siz soruyu sorarken o çoktan cevaba geçmiştir. Aceleci oldukları için, ‘bunu yaparsam sonuçları ne olur?’ diye düşünemezler. Sonunu düşünmeden hareket ettikleri için tehlikeli durumlarla karşılaşmaları olasıdır.

Anne anlatıyor; “Oğlumun okula başladığı ilk yıldı. O zaman 6 yaşında olan oğlumun her gün eve çok mutsuz gelmesi ve elinde bir sürü ödevle masanın başında beklemesi hiç aklımdan gitmiyor. Öğretmeninin de ödev ısrarıyla ebeveynleri olarak ödevini yapması için ödev kâğıtlarının başında bekliyorduk.

Oğlumun ödevlerine hiç odaklanamaması nedeniyle bazı günler yapması da iyice zor oluyordu. Ertesi gün ödevlerini yapmadığı için teneffüslerde sınıfta kalıyor ve ödevlerini yapıyordu. O zaman da reddettiğim gibi bir çocuğun teneffüsü ceza olarak elinden alınamaz. Özellikle de bahsettiğimiz çocuk DEHB’li bir çocuksa…

Tekrar ediyorum, tüm öğretmenler;

Lütfen hiçbir çocuğu elinden teneffüsünü alarak cezalandırmayın!

Özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan bir çocuğu. DEHB’li çocuklar gün içerisinde aynı yerde durmakta zorlanırlar. Eğer teneffüsleri ellerinden alınırsa sınıfta durmakta daha da zorlanacaklardır. Bu durum öfkelenmelerine, kendilerini kaybetmelerine ve daha kötü davranışlara sebep olabilir.

Çocuğunuza DEHB dendiğinde elinizde nur topu gibi yeni bir sorunuz oluyor: İlaç kullanmalı mı, kullanmamalı mı? Uzmanların ebeveynlere tavsiyesi genellikle ilaç kullanmaları yönünde. Elbette her ebeveyn o sevimli yüzüyle küçücük görünen, minnacık parmakları olan yavruya ilaç verme konusunda ölümüne isteksiz. Neyin doğru olduğunu en iyi anne babalar bilir ama bu zor kararı vermek anne ve baba arasında da bir cephe açıyor. Bir taraf kabul ederken, diğer taraf reddediyor ya da her iki taraf da kabul ederken taraflardan biri çekimser kalarak sorumluluk almıyor.

DEHB’in en önemli problemlerinden biri çocuğunuzun odaklanmadığı şeylerde kendini başarısız hissetmesi ve sonraki yıllarda bu hislerin toplamıyla özgüveninin yerle bir olması. Dışarıdan alınan kimyasallar her zaman tedirgin edici ama özgüvensiz olmak da tüm hayat üzerinde güçlü etkilere sebep olabilir.

Ben ve eşim özellikle ebeveynlerin güçlendirilmeleri gerektiğine; hatta çocukların bu konuda farkındalığının artırılması gerektiğine çok inanıyoruz. Bir düşünün ilçemizde kaç anne ve baba bu durumun farkında; yani çocuğunun neden bu halde olduğunu biliyor?

Bence ilçemizin Mülki amirleri bu konuda bir proje geliştirmeli. İlçede eğitim gören bütün öğrenciler bu testten geçirilmeli !.”dedi.  

“Teneffüs Cezası” vermemeleri gerektiğini yeniden hatırlatmak isteyen veli, “öğretmenlerimizin eminim çoğu bunu biliyordur ama aralarında bilmeyen varsa belki yeniden dikkat ederler. Son olarak öğretmenlerin işinin herkesten zor olduğunu da unutmayalım, birçoğumuzun birkaç saat birlikte olmakta zorlandığı onlarca çocukla her gün birlikte zaman geçiriyorlar.

Bunu aşkla, tutkuyla yapabilirler ama işlerine tutkuyla bağlı olsalar bile bunun kolay olmadığını bilmek gerektiğine inanıyorum” dedi.

Haber- Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı

 

 

 

Share
139 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?