ÜST REKLAM

logo

reklam
23 Mayıs 2017

ÜLKEMİZ BABANIZIN RES ÇİFTLİĞİ DEĞİL

Akdeniz Kültür Ve Dayanışma Derneği Üyesi

Mevlüd ORUÇ yazdı

ÜLKEMİZ BABANIZIN RES ÇİFTLİĞİ DEĞİL

Samandağ ve Defne ilçelerimiz vahşi enerji sermayesinin babasının RES çiftliği değildir. Sermayenin dini, ahlakı, vicdanı, sınırları, ülkesi, memleketi yoktur. Enerji sermayesinin kar için her şey acımasız yatırımlarına karşı herkesi duyarlılığa davet ediyorum.  Tarım- Turizm ve İnanç alanlarından Rüzgâr Enerji Türbinlerini kaldıralım.

BU MEMLEKET BİZİM

Biyo çeşitliliği, Florası, Yer altı ve Yer üstü zenginlikleri,  Tarihi eseri, Tarım alanları vb hepsi ile birlikte bu memleket bizim ve her yönü ile sahip çıkacağız. Turizm, 1.Derece Sit, Endemik, İnanç, Kuş Ana Göç yolu, Tarım vb alanlarını Enerji alanına çevirmek, ülkemizi  “Dimyata Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan etmektir”. Ülkemiz bu bilinçsizliği, programsızlığı veya kirli emelleri aşacak kapasiteye sahiptir. Tarım alanında tarım, Turizm alanında turizm, Endemik alanda endemik bitki üretimi vb yapacağız.

TARİHE BETON BARBARLIĞI

RES Şirketi Hatay İli, Samandağ ve Defne ilçeleri sınırında Aknehir mıntıkasında 1. Derece Turizm Sit alanı ve Kesin Korunma altında olan ST Simon Manastırının içini, bitişiğini ve çok yakın çevresini kırıp, çukur açmış, beton dökmüş, çatı, kulübe, türbin vb ucubeler dikmiştir. Geçmişi yaklaşık 1500 yıl öncesine dayanan Kültürel ve Tarihi Miras olan ST SİMON MANASTIRI tahrip olmuştur.

 “LUKA BENİM ADIM”

Antakyalı Yazar Necdet Özkaya’nın “ LUKA BENİM ADIM; Antakyalı Bir Hekimim Ben”  adlı kitabında ST Simon Manastırının günümüzdeki acıklı durumunu şöyle izah ediyor. “Ve bugün gitseniz bu kutsal Mucizeler Dağı’na, tamamen yıkılmış kiliseler, Genç Simon’un üzerinde kırk yıl boyunca yaşadığı mermer sütunun kalıntıları yanına atılmış çöp yığınları ve yeryüzü ile gökyüzü arasındaki sessizliği bozan ve ulaşılmaza ulaşabilme ihtimalini tamamen yok eden, rüzgârdan elektrik enerjisi üreten türbinlerin durmaksızın dönen kanatları ile karşılaşırsınız… Peki, siz bu durumu onaylayabilir misiniz?”  Necdet Özkaya haklı bir soru soruyor. Peki ya siz onaylayabilir misiniz?

HOYRATLIK

Erken Hıristiyanlık döneminde Simon Manastır Kompleksi bölgenin önemli bir Hac Merkezi olmuştur. Yüzyıllara meydan okumuş bu çok değerli Manastır kalıntılarında baktığınız her yönde, çektiğiniz her fotoğraf karesine Türbinler giriyorlar. Bu barbarca görüntüyle ilgili bir makale yazmış olan “Arkeoloji ve Sanat” dergisi sahibi, Arkeolog Nezih Başgelen “Doğu Akdeniz’in tarihi ve turizmi için çok önemli bir manastır kompleksinin tepesine rüzgâr türbinleri dikme hoyratlığını anlamak mümkün değil” diyor.

KÜLTÜR VE TURİZİM BAKKANLIĞI

Turizm ve Kültür Bakan Yardımcısı Sayın DOÇ.DR. Hüseyin Yayman’nın ifade ettiği gibi “ST. SİMON MANASTIRI UNESCO DÜNYA MİRAS GEÇİCİ LİSTESİNDE YER ALIYOR.”  ST Simon Manastırı Türbin, Çatı, Kulübe vb ucubelerden kurtarılmalı, onarılmalı, aslına uygun tadilattan geçirilmelidir.

KUTSAL MEKÂNA SAYGISIZLIK

  1. Simon Manastırının yakınında bulunan ve kutsal mekân olan El Arabî Hazretleri Türbegahı’nın bitişiğine dikilen onlarca RES Türbini biz inananları rahatsız etmektedir. İnançlara saygısı olan hiçbir işletme kutsal mekânın yakın çevresinde ses ve görüntü kirliliği yaratmaz. Binlerce dönüm alan içinde gökyüzüne baktığınızda Türbinlerden başınız döner. Kutsal mekânımızda duamızı ederken, namazımızı kılarken, Kuran-ı Kerim okurken beynimizde ve kulaklarımızda onlarca savaş uçağı sesi gibi RES sesi yankılanmaktadır. İnançlı insanlara karşı bu hoyratlık yanlış ve günahtır. İnancımız için Kutsal Mekân ve İnanç Turizmi için önemli olan El Arabî Hazretlerinin yakın çevresindeki Türbinler kaldırılmalıdır.

TIBBİ VE AROMATIK

Hatay ilimiz Endemik bitkilerde dünyanın en zengin bölgelerindendir. Defne- Samandağ ilçelerimizin Aknehir- Gözene- Sebenoba mıntıkası endemik alandır. Doğal güzellikler Milli Servetimizdir ve bunları ekonomik olarak değerlendirebiliriz. EXPO 2021 organizasyonunun ilimizde yapılıyor olması çok olumludur. EXPO 2021 kapsamında Medeniyetler Bahçesi teması ile Şehrimiz de bulunan doğal güzellikleri, bitki potansiyelini en iyi şekilde tanıtmalıyız. Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesinin açılmış olması çok olumlu bir adımdır. RES’ler, Endemik bitkilerin yok olması ve yeryüzünden tamamen silinmesi anlamına gelmektedir.

EL ARABÎ OTU

Bölgede hala tanıtımı yapılmayan endemik bitkilerden sadece birisi Haşiş El Arabî dir.  Efsaneye göre El Arabî Hazretlerinin yürüdüğü yol boyunca her yıl bahar aylarında ortaya çıkar. El Arabî otunun kokusu, ot koparılıp solduktan sonra çıkar. Kapalı bir yerde tutulursa, örneğin; çekmecede, giysi dolabında yıl boyunca giysiler hoş kokar. El Arabî Hazretlerinin Türbegahı ile ST. Simon Manastırı mıntıkası El Arabî Otu’nun yayılma alanıdır. Bu mıntıkadaki RES Türbinleri ile endemik otları yeryüzünden silmeye hakkımız yok.

DOĞAYA ZEHİR

RES’ lerin kendiliğinden doğaya yaptığı zarar yetmezmiş gibi, RES’ lerde çalışan görevliler RES alanında Endemik bitkilere, otlara, çiçeklere, arılara, böceklere vb canlı olan her şeye kök kurutucu zehir atarak katliamı katmerleştiriyor. Böyle devam ederse Hatay da yapılacak EXPO 2021’de tanıtacağımız endemik bitkilerimiz yok olacak. Bölgedeki bütün endemik bitkilerin tespiti, kaydı ve tanıtımı yapılmalı ve ekonomiye kazandırılmalıdır.

GÖÇ YOLU

Hatay İlimiz aynı zamanda Göçmen Kuşların Dünyada üç önemli Ana Göç yollarından biridir. RES’ler Kuş katilidir ve birçok kuş türünün neslinin yok olmasına neden oluyor. Kuş ana göç yolu üzerinde kurulan RES’ler kaldırılmalıdır.

KAPİTÜLASYONLAR YIKICIDIR

Yabancı Teknoloji, Krediler, Yabancı Mühendisler ve çok uluslu ortaklıklar ile RES şirketlerinin elde ettikleri kapitülasyonlar hoyratça ve tahripkâr davranışlarının önünü açmıştır.

BİBER, MAYDANOZ, NARENCİYE, İPEK

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Faruk Çelik; “Tarım Arazilerini SİT Alanı olarak görüyor ve buralara çivi çaktırmayacağız” dedi. Hatay ili Defne ve Samandağ ilçeleri Aknehir, Gözene ve Sebenoba mıntıkaları dört mevsim ürün alınabilen ender rastlanan doğal bir iklime sahiptir. Sebze ve meyve ambarı olan bölge de, RES şirketlerinin kullanımına binlerce dönüm arazi’yi vermek ülkemizin önemli besin kaynaklarından birini tahrip etmektir. Samandağ Biberi, domatesi, salatalığı, maydanozu, narenciye, erik, Trabzon Hurması, buğday, zeytin, defne ağacı, Samandağ ipeği, Samandağ Ney kamışı, kekik, vb ürünlerin en iyisi ve kalitelisi burada yetişir.

MERALARIMIZI GERİ İSTİYORUZ

Bu bölgede Mera’lara yapılan RES türbinleri hayvancılığa darbe vurmuştur. RES’ lerden önce yaygın yapılan çobancılık yapılmaz oldu.

KAŞIKÇI ELMASI                               

Kültürümüzde var olan “Kıssada hisse almakta” fayda var her zaman. “1699 yılında İstanbul’da Eğrikapı çöplüğünde dolaşan bir adam yuvarlak taş bulur. Bir yaymacı kaşıkçıya giderek üç tahta kaşığa değişir.  Kaşıkçı da götürür, bu taşı bir kuyumcuya 10 akçaya satar”. “Kaşıkçı Elması” olarak bilinen paha biçilmez elmasın hikâyesi işte böyledir. Bu yaşanmış olay ülkemizin ve ilimizin sahip olduğu hazinelerin kıymetini bilme, koruma ve tanıtma anlamında toplum ve devlet olarak bilinç düzeyimizi anlatıyor. Üç lokmaya sattırdılar bahçemizi, inancımızı, sit alanını, kuşları, arıları, endemik alanı, doğal iklimi.   Sanırım en bilinçli görünen bile sermayeye on akçaya satıyor doğayı, Tarihi ve Geleceği.

TALEPLERİMİZ

Talep: Kapasite artırımı adı altında Samandağ ve Defne ilçelerimizde kurulu bulunan RES’ lerin yeni Türbinler dikmelerine kesinlikle müsaade edilmemelidir. Bu bölgeye Rüzgâr Enerji santralleri (RES) Lisansı vermek en baştan çok büyük bir yanlış olmuştur. Kurulu bulunan RES türbinleri kaldırılmalıdır

Share
606 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?