TÜRKİYE’Yİ SURİYE GİBİ MEDYAYLA VURUYORLAR - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

SON DAKİKA

TÜRKİYE’Yİ SURİYE GİBİ MEDYAYLA VURUYORLAR

Bu haber 16 Ekim 2019 - 9:09 'de eklendi ve 184 kez görüntülendi.

Mehmet Yuva

İnsan başkasının başına gelen yıkımla alay etmemelidir. Zira gün olur, bezer bir yıkım kendisinin başına gelebilir. Komşumuz Suriye için tedavüle sokulan yalanlar, propaganda, sahtekarlık ve yanıltma haberler (dezenformasyon) şimdi Türkiye için yapılıyor. Sittin ülkenin canileri, istihbaratı, basını, silahı Suriye milli devletini yıkmak, ülkesini terör örgütlerine karşı savunan ordusunu ve güvenlik kuvvetlerini yıpratmak, altyapısını tahrip etmek, sanayisini felç etmek, tarımını, petrolünü, suyunu talan etmek, eğitim kurumlarını yok etmek için seferber oldular. Suriye şehirleri her gün hedef gözetmeksizin yüzlerce havan topu, patlayıcılarla donatılmış tüp gazı, her çeşit füze ve bombalı araçların saldırısına maruz kaldı. Kendilerine muhalif olan herkesi düşman ve rejimin destekçisi ilan ettiler.

Onlarca çocuk terörist canlı bomba olarak kullanıldı. Kendi çocuklarını acımadan “Allah için şehit oluyorsunuz” diyerek karakollara soktular ve uzaktan patlattılar. Baş kesmeler, Hz. Hamza’nın kalbini yiyen Muaviye’nin annesi Hint misali yakaladıkları askerlerin kalbini çıkartıp çiğ yediler. Asi nehri cesetlerle doldu. Görüntüleri kendi sitelerinde Allah-u Ekber nidalarıyla yayınladılar. Hatay’dan gelip Suriye’nin Cisr El-Şuğur kasabasına saldıran onlarca terörist sabah toplantısında olan polisleri taradılar, yakaladıklarını açtıkları çukura canlı gömdüler. Türk Büyükelçisi Ömer Önhon,  yabancı diplomatlar ve basın mensupları bu manzarayı yerinde gördüler.

İşçi lojmanları basıldı, çalıştıkları haddanelerin fırınlarında yakıldı. İnsanlar mezhep kimliklerine binaen soykırıma uğradı. Camiler, tarihi hanlar, çarşılar, kaleler, müzeler, makamlar, okullar, hastaneler mezarlar, kiliseler askeri kışlalara dönüştürüldü. Yağmalandı ve havaya uçuruldu. Siviller demir kafesler içinde sokaklarda, evlerin çatılarında, okullarda canlı kalkan olarak kullanıldı. Yüzlerce insan kaçırıldı. Kaçırılan çocuklar kimyasal iğnelerle öldürüldü, “rejim kimyasal silahlarla çocukları katlediyor” propagandası yapıldı. 

Katar resmi kaynaklarına binaen sadece bu ülke Suriye devletinin yıkılması için 100 küsur milyar dolar para harcadı.  Bu bir devrim değildir uluslararası terör saldırısıdır tespitimize dört koldan saldırdılar. ABD, İsrail, İngiltere, Fransa terör ile kan ile, talan ile, işgal ile, yalan ile besleniyor bunların yoldaşı olmayın uyarısını yaptığımızda “Alevi Esad’ı mezhep kaygıları sebebiyle mi destekliyorsunuz” fitnesine maruz kaldık. Irak’ı, Tunus’u, Libya’yı, Mısır’ı, Filistin’i, Lübnan’ı Suriye’ye uzanmak, Şam’ı yakmak için harekete geçtiler, Şam üzerinden Anadolu’ya yönelecekler, bu ateş herkesi yakacak, alet olmayın, destek vermeyin, yalanlarına ortak olmayın, 2011’den önce Suriye’yi tanıma fırsatı buldunuz, Suriye dinler arası diyalogta, birlikte kardeşçe yaşama kültüründe, hem modern sivil hukukun hem de İslam Şeriat hukukunun yaşandığı marka bir ülke olduğunu yaşayarak gördünüz, bu ülkeyi koruyunuz, şer kuvvetlerin esas amacı reform, devrim, hukuk, demokrasi, özgürlük değil bunu anlayınız, medyanıza taşıdığınız yalanlar bir gün olur size karşı kullanılır” dedik ve uyardık.

“Tekbir, Allah-u Ekber. Şam’a İslam bayrağını dikeceğiz. İslam şeriatını kuracağız, kâfirlere ölüm, Hristiyanlar Beyrut’a Aleviler ve yoldan çıkmış işbirlikçi Sünniler tabuta” sloganlarıyla zincirini koparmış yabani boğalar gibi saldırdılar. Yakın ve uzak diyarlardan daha çok caniyi Suriye’ye ithal ettiler. Modern orduların sahip olmadığı silahlarla donattılar. Medyalarında kahramanlar, mücahitler, devrimciler, Allah’ın askerleri, Muhammed ordusu, Özgür ordular diye tanıttılar. NATO’yu, ABD’yi, AB’yi Suriye’ye müdahale etmeye davet ettiler. Vursun ve işgal etsin diye yalvardılar. ABD, Fransa ve İsrail füzeleri Suriye’yi vururken, “hurra, yetmez ama evet” naraları attılar.

“Suriye tarihine yabancı olabilirsiniz. Suriye medeniyet beşiğidir. Aleme Alfabeyi öğretenlerin yurdudur. Suriye Milleti yurtseverdir, millidir, medenidir, koruyucudur, mazlum için kapısını açar, aşını paylaşır. Yiğittir, cömerttir. Kendi yurtlarını terk etmek zorunda kalan Ermenileri, Kürtleri, Türkmenleri (Şam’da Karamanlı mahallesi var) bağrına bastı. 1948’de Siyonistler tarafından göçe zorlanan yüzbinlerce Filistinliye vatan oldu. 2003’te ABD tarafından tecavüze uğrayan 4 milyon Iraklıya yurt oldu. 2006’da İsrail tarafından tecavüze uğrayan 1 milyon Lübnanlıya vatan oldu. Tek çadır kurulmadı. Suriye Milleti onları evlerinde, okullarında, öğrenci yurtlarında ağırladı. İsteyen tekrar ülkesine döndü. Kalanlar Suriye Milletinin parçası oldular.

Huzur, istikrar ve barışın yurduydu. Din adına, Kürdistan adına, dolar uğruna ülkeyi 1916’da Emperyalizm ve Siyonizm tarafından planlanan Sünni, Alevi, Dürzi, Yahudi, Hristiyan, Süryani, Ermeni, Kürt, Türkmen, Arap kantonlara böldüler. “Suriye Arap Cumhuriyeti, Bayrağı ve Milli ordusu ABD’nin Büyük Orta-Doğu Projesi, Büyük İsrail Projesi, bölücü Barzanistan, PKKistan, ve dini-dar İhvanistan için yok ediliyor, amaç Türkiye-Suriye kardeşliğidir, gaye 21.ci yüzyılda yeni bir Filistin trajedisidir, hedef tüm bölgedir, Yemen’dir, Çin’dir, Rusya’dır, İran’dır ” diye uyardık.  Bunlar marjinal bir grubun hezeyanları, itibar edilmez, haberleri, görüntüleri direkt sahadan alıyoruz, mücahit Sünni kardeşlerimize inanıyoruz” dediler.

Beyaz Baretliler bir İngiliz ürünüdür. Silahlı militanların cirit attığı bir operasyon kuruluşudur. İstihbarat elemanlarıyla doludur. Görüntüler sahtedir, yalandır, tertiptir, Filistin’de, Irak’ta, Yemen’de, Libya’da, Mısır’da, Lübnan’da yaşananların fotoğrafları Suriye’de yaşanıyor gibi gösteriliyor, Suriye’de terör örgütlerin evlerinde, Hollywood ve Katar film stüdyolarında çekilmiş videolardır ” uyarılarına Anadolu Ajansı Beyaz Baretlileri, “Suriye’nin umudu ve beyaz melekleri” diye pazarladı.  “Haklı mücadelemizde her yol ve araç mubahtır” diyerek yalanı ilke edindiler. Kaldı ki devrim diye pazarladıkları yıkım, talan ve terör savaşının ne hak ne hukuk ile yakından uzaktan bir alakası vardı.

En nihayet Suriye’ye karşı kurulan kumpaslar, Suriye için söylenen yalanlar Türkiye için yapılıyor. Medyamız sabah akşam sosyal medyada, batının medyasında, PKK organlarında, yandaşlarının propagandalarında yer alan haberleri yalanlamakla meşgul. Görüntülerin, fotoğrafların sahte olduğu, başka mekânlardan kes yapıştır olduğunu anlatmaya çalışıyor. Aynısını kendisinin Suriye için yaptığını hatırlamıyor. Suriye’ye verdiği zarar umurunda değil. Aksine halen haklıymış gibi fodul davranıyor. Özür dilemiyor. Tövbe etmiyor. Özeleştiri vermiyor. Kibirli ve bencil davranıyor.

Vallahi de billahi de tillahi de Suriye devletinin, Esad’ın, hükümetlerinin, istihbaratının, güvenlik güçlerinin eleştirilecek onlarca yanı vardır. Ama ve lakin Emperyalizm, Siyonizm, Vahhabizm ile uşaklarına karşı mücadelesinde Suriye Milletine, vatanına zeval olmasın, Suriye askerinin ayağına taş değmesin. Hızır yoldaşları olsun. Vallahi de billahi de tillahi de devletimizin, Erdoğan’ın, hükümetlerinin istihbaratın, güvenlik güçlerimizin eleştirilecek onlarca yanı vardır. Ama ve lakin Emperyalizm, Siyonizm, Vahhabizm ile uşaklarına karşı mücadelemizde Türk milletimize, vatanımıza zeval olmasın Türk askerimizin ayağına taş değmesin, Hızır yoldaşları olsun.