ÜST REKLAM

logo

reklam
13 Mayıs 2017

  Turgut Koçak YARGI ÇOK BAĞIMSIZ ÇOK


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

Bir söz vardır ya; “Kendin çal kendin oyna” diye. İşte o hesap Danıştay’ın kuruluş yıl dönümü dolayısıyla konuşan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör yine inciler döktürdü. Onun konuşmasını televizyondan izlerken düşündüm ki, bırakalım yaksek yargıda görevli olmayı, sıradan bir hukuk insanı bile görüntüsü çizilmedi.

Bir hukuk devletinde bir yargıcın bilmesi gereken en önemli şey elbetteki yargının bağımsızlığıdır. Eğer bir ülkede kuvvetler ayrımı yerli yerine oturmamışsa bırakalım orada hukuktan, adaletten söz etmeyi kırıntısından bile söz etmenin olanağı yoktur. Hiç kuşku yok ki daha önceleri yargı müthişti, öyle bir adalet dağıtıyordu ki ülkemizde gül gibi geçinip gidiyorduk diyemiyoruz ama hiç değil bir ölçüde de olsa uluslararası normlarda karınca kararınca bir ölçü sözkonusuydu. AKP’nin iktidara gelişiyle başlayan ve 15 yıllık süreç içinde içine düşülen konuma baktığımız zaman olağan olarak nitelememiz şöyle dursun ibretlik bir duruma düşürüldüğü pek çok örnekle sabit hale gelmiştir. Bunun en göze batan örneği tabiki de Fethullahçıların yargıyı ele geçirmeleri ve toplum vicdanında yarattıkları onmaz acılar olmuştur.

Her ne kadar bugünkü AKP yönetimi ve saray çevresi suçu tamamen Fethullahçılara atıp bir arınma durunma seansı ile karşımıza çıkıyorsa da bu yalanları kimsenin yutmasının olanağı yoktur. Kuşkusuz yargı en büyük darbeyi 2010 yılında gerçekleştirilen Anayasa değişikliğinin halkoylamasında olur çıkmasıyla aldı. O saatten sonra yargı dipten doruğa kuşatılarak ele geçirildi. Ele geçiriliş serüveninden sonra yaşadıklarımızı uzun uzadıya anlatmanın gereği yoktur. Çünkü yargının bu hale gelmesi sonrasında yıllarını içerde geçiren, hayatları sönen, evleri barkları dağılan yüzlerce örnek vardır elimizde.

Devamında ise AKP içinde iktidar çatışması yaşandı ve Fethullahçılara yönelik operasyonlar gündeme geldi ve bu yönde temizlik yapılırken tabiki de ortaya çıkan onca yolsuzluk, rüşvet, ihalede yaşanan usulsüzlüklerin vb üstünün örtülmesine de gerekçe yaratılmış oldu. Bu gerekçe ile yargıda öyle bir deprem yaşandı ki bu kez de yargı AKP ve saray çevresine ram olmuş kendilerine yargıç ve savcı denilemeyecek insanlarla dolduruldu. İktidara verilen yetkiler nedeniyle kim nereye getirilmek isteniyorsa getirildi. Adalet dağıtması gereken yargı da böylelikle iktidarın topuzu haline dönüştü. Artık her yol mübahtı. Yüksek yargı mensupları Recep Tayyip Erdoğan’la yurt gezilerine çıkıyor, çay toplayıp horan teptikten sonra birçok toplantıda da Erdoğan’ın muhalefeti eleştirmesine alkış tutuyorlardı.

Bu davranışların nereye varacağını göstermesi bakımından dünkü Danıştay’ın kuruluş yıldönümü dolayısıyla konuşan Danıştay Başkanı Zerrin Güngörün söyledikleri söylediklerimizi doğrulama açısından öyle bir konuşmaydı ki ne etseniz bir hukuk insanının hukuk dışı tutum ve davranışlarını ne silebilir ne de unutturabilirsiniz. Zerrin Güngör bir hukukçuydu ama OHAL’i savunuyordu. Ona göre OHAL gayet normaldi. Normaldi, çünkü OHAL kendilerine yürekten bağlı olduğu AKP ve saray iktidarının hemen her konuda aldığı kararları denetim dışı tutuyor ve iktidarın konumunu daha da sağlamlaştırıyordu. Oysa OHAL bahanesi ile on binlerce yurttaş işlerinden olmuş, hukuk yoluyla da bu yurttaşların hak arayışının önü de kavi bir şekilde kapatılmıştı. İşinden atılanlar, haksız yere tutuklananlar yargı yolu ile haklarını arayabilirlerdine ki bu yol kapalıydı. Üstelik ortada öyle bir yargıda olmadığı için herkes iktidarın gürzünü yiyip oturmalıydı yerine. Tabiki de bütün bunlardan Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’e neydi? O makamın ve makamında yerine getirdiğ görev sonrası iktidarın iyiliklerine mazhar olursa daha ne isteyebilirdi ki? Kaldıki iktidarın son yargıç atamalarında yaptığı usulsüzlüklerde kızının adının geçmesi de bir rastlantıydı sadece.

Herkesin tepesini attıran bir şey daha söylemişti ki Zerrin Güngör gerçekten de akıllara ziyan şeylerdi söyledikleri. Neymiş efendim son anayasa değişikliği ile yargı şimdi çok daha bağımsız hale gelmiş, kuvvetler ayrılığı da cuk diye yerine oturmuştu. İşte bu sözler; Zerrin Güngör Hanım kimdir, kim değildir tanımam etmem ama kendi gerçekliğini dışa vuran aynı zamanda da bağımsız davranamayacak kadar iç denetimden yoksun bir tutum içindedir ki biz böyle yargıçlarla adaletin çarkının kırılacağını iyi biliyor ve karşı tutumumuzu da açıkça dile getiriyoruz.

Önemli bir nokta da şudur. Bu konuşma sonrası ayrı kapıdan Recep Tayyip Erdoğan’ı uğurlayan Güngör Hanım’ın söyledikleri ile ilgili ne AKP’den ne de Bahçeli ve MHP’sinden çıt bile çıkmamış olmasını, bunun karşısında CHP başta olmak üzere HDP’nin ve meclis dışındaki partilerin tepkisini de karşılaştırıp düşünmek ve bir yargıya varırken bile hakkaniyetli olmak gerekir.

Çünkü yargı işi çay toplamaya benzemez…

 

 

 

Share
463 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MEMLEKETTE HAK, HUKUK ADALET VAR MI?

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Bu üç kavram varsa, iyi yoldayız, başarı mutlak olacak. Bu kavramları Samandağ ilçesinde arayalım. Bizim ilçede var mı? Varsa, nerede saklanmışlar da bizler göremiyoruz? Ben bu yüce değerleri çok aradım. Merak ediyordum. Bulamadım. Örneğin; Şehir merkezinde bulunan ve davası 1991 yılından beri çözüm bekleyen Park sorununun yasa ve yönetmelik açısından beraber bakalım ‘’İlimiz Samandağ İlçesi Atatürk Mahallesinde kâin 1042,1998 ve 4241 sayılı parseller, Mahkeme kararlarıyla Park olarak ihdas edildi Hatay Valiliğinin 17.10.2018 tarih ...
  • KAPİTALİST SİSTEMDE ONUR, HAYSİYET VE ŞEREF; PARADIR

    15 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan / Sami Aslan İnsanlık Kapitalizm ile birlikte Basit yeniden üretimden (sanayi öncesi antik ve orta çağlardaki tarıma dayanan üretim) Geniş yeniden üretim  ( teknolojik sanayiye dayanan üretim) sistemine geçmiştir. Çok uluslu tekelci şirketler ve Bankalar sistemi olan KAPİTALİST sistem demek, GENİŞ YENİDEN ÜRETİM SİSTEMİ demektir. Geniş yeniden üretim demek yüzbinlerce işçi ile en son teknoloji kullanarak dağlar gibi yığılan matahlar (mallar) üretmek demektir. Dağlar gibi yığılan üretilmiş MATAHLAR’ın milli sınır...
  • ZEYTİNİN TARİHÇESİ VE FAYDALARI

    08 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Zeytin, çok yönlü bir kültür bitkisi olarak, Anadolu mutfak kültüründe binlerce yıldan bu yana birçok alanda kullanılır. Anadolu’da yaşayan eski medeniyetler, zeytin ve zeytinyağını, dini kutsamalarda, nazardan korunmada, birçok hastalığın tedavisinde kullanırlardı. Tüm dinlerde zeytin, bereket, barış, akıl, uzun ömür ve olgunluk gibi simgesel anlamlar taşır. Zeytin ağacı, ağır büyüyen, fakat oldukça uzun yaşayan bir ağaçtır. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizlenmekt...
  • YEMEĞİN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

    01 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Hz. Muhammed’in şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım: “ sofradan tam doymadan kalkınız.” Bu sözün değerini sağlıkçılar daha iyi bilir. Yemek yemekten anladığımız, karnımızı doyurmak anlamında midemizi doldurmaktır. Midelerimizi bir çöp kutusu gibi dolduruyoruz. Doygunluğa ulaştığında yani tam doluluk sağlandığında “doydum” diyoruz. Maalesef bunu destekleyen diğer olgu ise lezzet adı altında damak tadı dediğimiz, yediklerimizin tatlı, ekşi, acı,tuzlu olmasının ön plana çıkmasıdır.M.Ö.106 –M.Ö.43 yılları arasında yaşamış ...