ÜST REKLAM

logo

reklam

TORPİL GİRİŞİMİ


Asaf Hişmi
deneme45@hotmail.com

 

Mersin ilk Öğretmen Okulu 2. Sınıfındayız. Sene sonu gelmişti. Yüksek öğretmen okuluna gidecek olanları bir telaş sarmış, sınıfa tartışılır hale gelmişti. Kimler gidecek? İsmen seslendiriliyordu.

Konuyu Safa Bey’e açtım. Ölçü nedir? Kimler gidebiliyor? Türünde sorular sordum. Karnesinde zayıf olan öğrencilerin notları ne kadar iyi olursa olsun gidemeyeceklerini öğrendim. Benim iki tane zayıfım vardı. Biri Müzik, diğeri Kompozisyon dersiydi. Müzik on üzerinden ‘’1’’, Kompozisyon da on üzerinden ’’4’’ü.  Buna karşın not ortalamam yüksekti.  Daha önceden bu işi hiç düşünmemiştim. Konu hakkında bilgim de yoktu.

Beraber okula başladığım kardeşlerim vardı. Benim küçüğüm Lise son sınıfta, onun küçüğü; Sanat Okulu (şimdiki meslek lisesi karşılığı) son sınıfına devam ediyordu. Onun için hayata erken atılmak istordum. Onlara yardım etmek istiyordum. İçimden:’’ üniversite sınavlarını kazanmazlarsa, üçümüz öğrenimimize ara vermiş olacaktık.’’ Bu nedenle Yüksek Öğretmen Okulunu kafama koymak zorunda kaldım. Bilinen sorunlar karşıma çıktı.

Müzik dersimize Ali Geyikli Hocamız, Kompozisyon dersine Aysun Lek ( Öner) Hocamız giriyordu. 1. Sınıfta Müzik dersimize Erol Bey Giriyordu. 2. Sınıfa geçtiğimizde Ali Geyikli Hocamız girecekti.

Sene içinde Müzik Öğretmenizle ufak bir tartışmamız olmuştu. Günlerden bir gün müzik dersi işlerken, benim oturduğum sıranın başına geldi. Müzik kitabım, Flütüm, Müzik defterim yoktu. Sıra üstü hiçbir şey yoktu. Bana’’ kitap, defter,  Flüt yok mu? Sen ne biçim öğrencisin. Sittin sene kalsan sen bu dersten geçemezsin’’ dedi. Sırtını döndü, dersine devam etti. Zil çaldı, teneffüse çıktık. Teneffüs bitiminde herkes yerini aldı. Hoca ardımızdan sınıfa girdi.  Derse başlamadan bana;’ ’senin tüm dersleri iyi… Müzik niye zayıf?’’ dedi. Hocama;’’ Müzik kabiliyet ve yetenek dersidir. Benim de sol elimin parmakları ayrı ayrı hareket kabiliyetleri yok. Onun için ders çalışamıyorum’ ’dedim. O günden sonra müzik hocamızla aram iyi oldu. Diğer hocalarımız gibi benimle ilgilenmeye başladı. Aramız düzeldi.

Kendime torpil olmaya karar verdim. Açıkçası zayıf aldığım derslerin hocalarıyla konuşmayı deneyecektim. O günden sonra, öğretmenlerimi yalnız yakalama fırsatını kollamaya başladım.

Bir hafta sonra Ali hocamı deniz kenarında, denize paralel şekilde yürüyüş yapıyordu. Ona doğru yürüdüm. ‘’ Ne o müzik pazarlığına mı?’’ Bende sıkıla büzüle;’’ Evet Hocam. Bu kez ciddi bir sorunum var. Hayati önemdedir’’ dedim. ‘’ Söyle bakayım.’’ Değince rahatladım. Ben yüksek Öğretmen Okuluna gitmek istiyorum. Ancak iki tane zayıfım var. Müzik ve kompozisyon… Müzik ‘’1’’ Kompozisyon ‘’4’, Bu iki dersime çare arıyorum. Gülümseyerek ’’bak Asaf; Aysun hanım o dürtü ‘’5’’ yapsın. Bende o ‘’1’’in önüne sıfır koyar on olur. Sende amacına ulaşmış olursun’ ’dedi. Bu kez, Aysun Hocamızla konuşmam gerekiyordu.

Aysun Hocam sınıf öğretmenimizdi. Sorunlarımızı onunla paylaşmamız doğal görüyordum. Bir ara okul binasının güneye bakan kapı çıkışında karşılaştım. Hocamdan izin isteyerek, problemim var, sizinle paylaşmak istiyorum dedim. ‘’Dinliyorum dedi. Anlat bakayım. Konu nedir’ ’dedi. Konuyu açtım, hayati önemde olduğunu söyledim.  Tartışmasız bir şekilde ‘’Olmaz, eğitim Enstitüsüne gidersin’ ’dedi. ‘’Benim eksiklerim var. Başarıl bir öğretmen olma şansım yok. Onun için öğretmen olmak istemiyorum’’ dedim. Kırgınlığım yüzüme yansımıştı. Hoca da üzüldü. Okulun Fotoğraf stüdyosunu yöneten öğrenci arkadaşımız orada idi. Gönlümü almak için beraber resim çekilelim dedi. Beraber resim çekildik. Önemli bir hatıra olarak halen saklıyorum. Benim torpil girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. O yıl okul bitti. Arkadaşlarım gibi bende öğretmen oldum. Yıl 1966 – 1967 öğretim yılı… 1968 -1969 öğretim yılında Şanlıurfa ‘’Urfa’’ lisesini okul dışından bitirdim. Böylece öğrencilik yıllarım yeniden başladı…

Hocalarıma sağlık ve mutluluk dolu uzun bir yaşam dilerim.

Makine Mühendisi Asaf Hişmi

Share
416 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KADIN CİNAYETLERİ

    27 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Eğitimci Sami Aslan Neredeyse her gün  “kadın cinayeti” haberleri ile uyanıyoruz. Toplum açısından bu korkunç durum 10-15 yıldan beri devam etmektedir. İçler acısı bu durumun sebepleri üzerinde duracağımıza, sonuçları ile uğraşıyoruz. Yani suçluları keselim, biçelim, idam edelim, hadım edelimse… Acaba bu yargılar doğru mu? Bu önyargılar göreceli olarak doğru bile olsa, bizi bu cinayetleri önleme hedefine ulaştırır mı? Her olay hem sebep, hem de neticedir. Olayları sadece neticeleri ile ele alırsak işin içinden çıkamayız. ...
  • İMAM CAFER’İ SADIK’TAN BİRKAÇ HADİS

    20 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan 1- Erkek, hanımına karşı üç şeye riayet etmelidir: Hanımının muhabbet ve ilgisini kazanmak için onunla uyum sağlamak; ona karşı güzel ahlaklı olmak; onun gözünde güzel görünmek ve refahını sağlamakla kalbini elde etmek. Kadın da kocasına karşı şu üç şeye riayet etmesi gerekir: Kocasının tüm hallerde güvenini sağlayacak şekilde kendisini kötülüklerden korumak; muhtemel hatalarının affedilmesi için sürekli kocasının hakkını gözetmesi; tatlı dil ve çekici tavırlarıyla kocasına olan sevgisini bildirmesi. 2- Basi...
  • YOLSUZLUKLARIN KİLOMETRE TAŞLARI

    15 Ocak 2020 Genel, Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi BEL – BİR AŞ.’ye bulaşmayan kişilerin sayısı azdır. BU şirketle yapılan iş ve işlemlerin fiyat belirlemesi iki türlü. Hesabı kitabı yok. Şirket lehine sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Toplumsal çıkar, ikinci plana atılmıştır.  Şirket kar etsin diye Asliye Hukuk Hâkimliğine sunulan Bilirkişi Raporu sahtedir. Mahkemeyi olumsuz yönden etkilemeye çalışılmıştır. Raporda kullanılan veriler sahtedir. Kıymet takdir komisyonu da sahte bedel takdiri yapmıştır. İşin aslına geçelim. BEL – BİR AŞ.’ye kat karşılığı olmak üze...
  • DOĞAL YAŞAMDAN KOPUNCA

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yaşanacak bir tek ömrümüz var. Onu da uzun ve mutlu yaşamak için sağlıklı olmak gerekiyor. Oysa günümüz insanı çok erken, hatta küçücük yaşlarda kanser, kalp, şeker, tansiyon, obezite sorunlarıyla sarmalanıyor. Paketlerle ilaç, antidepresanlar, antibiyotikler yanımızdan ayırmadığımız aksesuarlarımız oldu. İnsan ömrü uzadı, evet uzadı ama, ne pahasına. Sağlıksız, hastalıklı, bir gün bile kullanmadığımızda ölümümüze neden olabilecek ilaçlara mahkum bir yaşam. Neden bu hale geldik: Doğadan uzaklaştıkça, bizi...