TEZEK DUMANI - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Ahmet Kaya

SON DAKİKA

TEZEK DUMANI

Bu haber 15 Haziran 2017 - 9:09 'de eklendi ve 408 kez görüntülendi.

 

 

Çocukluğumuzda kazmaya, pamuğa giderdik. Gâh Amik Ovasına gâh Çukurova’ya… İlkokul dördüncü sınıfından itibaren, pamuk fidelerini yabani otlardan arındırmaya, ( yabani otları ayıklamaya) giderdik. Fideler yetişip pamuklar olgunlaşınca, pamuğunu toplamak iş, bizi ve bizim gibilere düşerdi, Okullar kapanmasıyla beraber bu işler başlardı. En fazla bizi sevindiren şey, ırgatlarla beraber üstü açık kamyonlara binmek ve öylece iş sahasına varıncaya kadar yolculuk yapmaktı. Ancak ırgatları taşıyacak kamyonlara, önce eşyalar dolduruluyordu. Sonra bizi ve bizim gibileri, istiflenen eşyalar üzerinde oturtuyorlardı. Biz, ikinci bir istifleme bölümü oluşturuyorduk. Yan yana, diz dize eşyaların üzerine oturuyorduk. Tehlikeli bir durum oluştuğu belli… Ancak, tehlikenin fakında değildik. Farkında olanlarda ses etmiyorlardı. Bu tehlikeli yolculuklar her yıl tekrarlanıyordu.

İlk işe gidişimizdi. Her şeyde acemilik çekiyorduk. Ablam ben ve iki erkek kardeşimle beraber teyzemin gözetiminde Amik Ovasında bulunan Demir Köprü civarında birdi çalışacağımız yer. (Demir köprü; Antakya ile Reyhanlı arasında, Asi Nehri üzerindedir. Ortaçağ’da bölgenin en önemli geçitlerinden ve bölge savunmasında büyük rol oynayan bir köprüdür. Taştan yapılmış, eskiden iki ucunda kuleleri ve kapıları vardı. O kuleler şimdi yok. Yıkılmış. Fakat köprü halen kullanılmaktadır.) Gittiğimiz yer. Çadırlarımızı yerleşim alanının dışında kurduk. Kendimize göre ve eldeki olanaklar çerçevesinde çevre düzenlemesi yaptık. Yemek yapılacak, ekmek açılacak yerleri de düzenledik

Komşu çadırlardaki çocuklarla beraber çevreyi araştırmak ve tanımak üzere dolaşmaya çıktık. Bulunduğumuz yerin çevresinde koca Okaliptüs ağaçları, Asi Nehrinden beslenen sulama kanalları vardı. Çadırlarla yerleşim merkezi arasında bir adet büyükbaş hayvan ahırı kurulmuştu. Tarlalara baktığımızda, pamuk fideleri, karış boyunda olmuş, Amik Ovası yeşile boyanmış gibiydi. İnsanlara mutluluk veren bu görüntü, duyumuzdu. O çocuk gözler, sanki sonu gelmeyen uçsuz bucaksız bir yeşil düzlük görüyorlardı. İşte biz bu düzlüğün toprağını minnacık ellerimiz ve boyumuzu aşan boyda, koca kazmalarımızla kazıp, yabani otlardan arındıracaktık. Sonuçta para kazanacak, okul masrafları; kalem silgi, defter kitap ve giyecek masraflarımızı karşılayacak imkânlara kavuşacaktık. Aslında bütün bunlar umurumuzda değildi. Ancak böyle telkinler yapılmıştı bizlere, büyüklerimiz. Bizde görevlerimizi ezberlemiş, yerine getirmeye çalışıyorduk.

Çevreyi kısmen tanıdık. Çadırlara döndüğümüzde vakit Akşam olmuştu. Sabah tarla başına gidilecek, işbaşı yapılacaktı. Hanımlar, kızlar ertesi gün tarla başında yenecek öğle yemeklerinin hazırlığı içindeler. Ekmek açmak, yemek yapmak… Yapılan hazırlıkları paketler haline getirmek( Taşıma kolaylığı için) gibi…

Hesapta olmayan yeni bir sorun ortaya çıktı. Hava kararınca çadırlar sivrisinek saldırısına uğradı. Ayırım yapmadan kondukları yerleri ısırıyorlar. Hayvancıklar saldırgan mı saldırgan. Utanma arlanma yok. Çocuk genç, kadın erkek demeden herkesten nasipleniyorlardı. Saç ekmeği açmaya / pişirmeye çalışan teyzem, bizlere seslendi:’’ Buraya gelin çocuklar…’’ teyzemin yanına geldik. ‘’Sivrisinekler bize rahat vermeyecekler. Buna çare bulmak lazım. Hayvancıklar dumandan ürkerlermiş. Duman oluşturmak lazım… Bunun için de birkaç tane tezek bulup yakmak gerekir. Tezek dumanı sinek kovucu özelliği vardır. Gidin tezek bulun’’ Dedi Ortanca kardeşimin küçüğü Mehmet, gönüllü olarak tezek işine talip oldu. Hemen yanımızdan ayrıldı. Tezek bulmak üzere köye doğru yollandı. Aradan fazla zaman geçmedi. Ellinde iki tezekle bulunduğumuz yere döndü. Görevini yapmış olmanın rahtlığı içinde tezekleri teyzeme doğru uzattı…

Teyzem, aldığı tezekleri bir kenarda yakmak üzere koydu. Üzerlerine çalı- çıpı, Kolay yanan odun parçaları dizdi.Yemek pişirdiği sacın altından birkaç köz alıp, odun parçacıklarını tutuşturdu.Oduncuklar yandı. Tezeklerden duman çıkmadı. Duman yerine çevreye pis kokular yayıldı. Kendi kendine;’’ Bu nedir yahu? Dedi.’’ Çok sinirlenmişti. Ekmek açma işini bıraktı Mehmet’in tezek niyetine getirdiği, ancak tezek çıkmayan pisliği temizlemek üzere işine ara vermek zorunda kaldı… Komşular, bir sonraki günün ihtiyaçlarını hazırlayıp, istirahata çekildiler. Fakat teyzem, tezek dumanı adına pislik temizleme işiyle meşgul oluyordu. Bir taraftan temizlik yapıyor, diğer taraftan aksayan işlerini düşünüyordu. O gün biz, herkesten sonra yattık ve herkesten sonra uyandık. Uykumuzu tam alamadık. Yorgun, yorgun işbaşı yaptık. Akşamı / paydos saatini zor getirdik. Halen düşünürüm:’’ Tezek dumanı sinek kovar m? Teyzem haklı mıydı?’’ Şu anda da bilmiyorum. Denemek gerekir miydi? Bilmek zordu. Fakat ülkemizin birçok ilinde tezeğin yakıt olarak kullanıldığını iyi bilirim. ‘’Fakirliğin gözü kör olsun’’ demek insanı ne kadar rahatlatır?

Asaf HİŞMİ