ÜST REKLAM

logo

reklam
01 Nisan 2019

TARIMDA TEHLİKE ÇANLARI


Türkiye ekonomisi, tarihinin en büyük krizlerinden biriyle karşı karşıyadır. Yaşanmakta olan krizin temel nedeni, kapitalist sistem ve özellikle 1980’li yıllardan bu yana uluslararası sermayenin güdümünde kesintisiz olarak uygulanan özelleştirme, piyasalaştırma ve kuralsızlaştırmaya dayalı neoliberal politikalardır.

Milli gelirdeki payı yüzde 6’ya kadar düşen tarımın büyüme bakımından olumlu bir seyir göstermediği bilinmektedir. Çökme sürecindeki tarım üretiminin bir sonucu olarak ortaya çıkan işsizlik ve enflasyon hızla büyümektedir. Enflasyon; dar-sabit gelirli, emeği ile geçinen halk sınıflarının zararına, gelirleri rant ve aşırı kâra dayanan kesimlerin yararınadır.

Enflasyonu kontrol edilemez bir şekilde yükselten temel etkenlerden biri döviz fiyatlarındaki artış, diğeri ise tarımda yerli üretimin tasfiyesine ve ülkenin net ithalatçı konuma gelmesine yol açan ekonomi- politikalarıdır. Kısaca belirtmek gerekirse, 1980’li yıllara kadar gıdada kendine yeter konumda olan Türkiye, uygulanan emek karşıtı, üretim yerine ithalatı teşvik eden politikalar nedeniyle 18 milyar dolarlık tarım ve gıda ürünü ithal eder hale gelmiştir. 

Bu dönemde nüfusun 15 milyon kişi artmasına rağmen mısır, pirinç, ayçiçeği ile bazı sebze ve meyveler dışındaki tüm ürünlerde üretim ya düşmüş ya da kendini tekrarlamıştır. Üretmek ithal etmekten daha pahalı hale getirilmiş, Türkiye tarımda net ithalatçı bir konuma gelmiştir. 1980’li yıllara kadar tarımda kendine yeten ülke, artık ürettiğinin en az dörtte birinden fazla buğday ithal etmek zorunda kalmaktadır.

Türkiye’de küresel ısınmanın da etkisiyle fırtına, hortum, sel, don, kuraklık gibi afetler giderek artmakta, şiddetlenmektedir. Söz konusu afetlerden tarım alanları büyük zararlar görmekte, üretim düşmekte, ürün fiyatları daha da artmaktadır. 

Gıdada arz eksikliği enflasyonun en önemli belirleyicilerinden birisidir. İnsanlarının beslenme ihtiyaçlarını karşılayacak kadar üretemeyen Türkiye, bu ürünlerin ithalatçısı durumuna gelmiştir. Döviz kurlarındaki yükselme ve doğrudan gıda ithalatı gıda fiyatlarının artmasına yol açmaktadır. Tarım ürünleri ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesi veya sıfırlanmasına ilişkin kararlar nedeniyle gıda enflasyonu kalıcılaşma eğilimindedir.

Gıda krizinin gerçek nedeni tarımda yerli üretimin tasfiye edilmesi ve Türkiye’nin net ithalatçı konuma gelmesine bağlı olarak yaşananlarda yatmaktadır.

  Tüm bu olumsuzluklarla birlikte, özellikle on beş yıldan beri devam eden rant ve inşaat furyası; tarım arazilerine büyük zararlar vermiştir. Mera ve tarım arazilerinin önemli bir kısmı imara açılmıştır. Bu durum inşaat müteahhitlerine önemli miktarda haksız kazanç sağlaması yanında tarımsal üretim yapılan verimli toprakların beton yığınlarıyla dolmasına neden olmuştur.

Ne yazık ki Hatay ilimiz ve güzelim Samandağ ilçemiz inşaat sektörünün bu olumsuzluklarından nasibini almıştır. Özellikle Samandağ ilçemizin imar planında “bitişik nizam” ın yaygın bir şekilde kullanılması, ilçemizi çirkin ve nefes alamaz bir duruma getirmiştir. Bu durumun günahı, önceki belediye yönetimlerinin boynundadır.

Çözüm; tarım arazileri ve meraların korunmasından; biyoçeşitliliğe ve yerel tohumlara sahip çıkılmasından; üretimi tekellerin ihtiyacı için değil, kendi insanlarını besleme amacına yönlendirmek ve örgütlemekten; tarım emekçilerinin, üreticilerin emeklerinin karşılığını alabilecekleri politikalardan geçmektedir.

Sami Aslan – Eğitimci

Share
55 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?