TARİHTE BAZI ARAP ALEVİ İLİM ADAMLARI .. - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Arap Alevîler içerisinde önemli sayıda ve dikkate değer nitelikte eser üreten âlim ve edebiyatçı yetişmiştir. İslamiyetin temel felsefesinden ve Ehlibeytin ilim ve irfan ışığından esinlenen bu âlimlerin önemli bir bölümü, Hamdâniler devleti hükümdarı Seyfüddevle döneminde veya bu dönemi takiben ortaya çıkmıştır. Çünkü, Seyfüddevle kendisi de âlim ve şair olan, ilim ve sanata büyük önem veren bir devlet adamıydı. Seyfüdevle tüm ilim ve sanat adamlarına sarayını açmış dönemin en büyük ilim ve sanat merkezini Halep’teki sarayına taşımıştı. Bizans’tan kaçan veya dünyanın başka bölgesinde yeteneklerini sergileyemeyen baskı altında olan tüm ilim ve sanat adamları onun sarayında Seyfüdevle’nin himayesi altında kendi yeteneklerini kullanmışlardır.

Fârabi, İbn Nebâte, el-Mütenebbi, Küşâcim gibi birçok sayıda âlim, gramerci veya edebiyatçısı sarayında barındırmıştır. Bazı önemli Arap Alevi âlim ve fıkıhçılar şunlardır:

Ebû Muhammed Hasan ibn Ali ibn Hüseyin ibn Şu‘be el-Harrânî: Tuhefu’l-‘ukûl ‛an âli’r-resûl (Ehlibeyt’ten Akıllara Hediye) adlı eserin sahibidir. Bu eser, mantıklı kanıtlar ve güvenilir hadisler bakımından oldukça zengindir. El-Harrânî 4./10. yüzyılda Harran’da yaşamıştır. Şia’nın ünlü âlimlerinden Şeyh Sadûk’un çağdaşı, ve dönemin Kilikya’sının ( Adana ,Mersin,Antakya) en büyük Alevi şeyhi Şeyh Tûsî’nin de hocasıdır.

13707731_1739236203001898_2461878700122362764_n

Ebû Muhammed Yezîd ibn Şu‘be: Hayrı ve hayır yapmayı seven gezgin bir âlimdi. Kâbe’yi tavaf etmiş ve hacda Kirman adasının sahibi Ebû’l-Feth Abdülkerîm el-Kirmânî ile tanışmıştır. Kirmânî’nin adaya gitme davetini kabul etmiş ve oradan da Yemen dolaylarına geçmiştir. Yemen’de İslam’ın hoşgörülü öğretisini yaydıktan sonra vatanına geri dönmüş ve Hama’da vefat etmiştir.

Ebu’t-Tayyib Ahmed ibn Hüseyin: El-Münşid lakabıyla meşhurdur. Daima Hz. Muhammed’in (s.a.a.v.) ve Ehlibeyt’inin mucizelerini konu edinen şiirler okuduğu için el-Münşid lakabıyla tanınmıştır. Güzel yüzlü, yanık sesli bir âlim ve fıkıhçıydı. Gayrı Müslimleri İslam’a davet ederdi. Onun sayesinde birçok Yahudi ve Hıristiyan, Müslüman olmuştur. Bunların bazıları Kur’ânı ezberlemiş ve kendisi ile hacca gitmişlerdir. El-Münşid, el-Cezîm denilen beldede yaşadı ve altmış yaşında hayata gözlerini kapadı. Mezarı 9. İmâm Muhammed el-Cevvâd’ın türbesinin civarındadır.

Ebû Hamza el-Kattânî: Arap dilini ve gramerini çok iyi bilen, dinler hakkında geniş bilgiye sahip olan bir âlim ve fıkıhçıydı. Kur’ân’ı ezbere biliyordu. Tartışmalarda güçlü kanıtlar ortaya koyma yeteneğine sahipti. Bunun yanı sıra karşısında kimsenin duramadığı bir yiğitti. Birçok defa hacca gitmiştir. Hums şehrinde vefat etmiştir.

Ebû’l-Hasan Ali ibn Batta el-Halebî: Kur’ân’ı ezbere bilen, Arap dili ve gramerinin üstatlarından ve kelam ilminin önde gelen âlimlerindendir. İlmî seyahatlerinden birinde İskenderiye şehrine giderken deniz korsanları tarafından esir edilmiş ve bir Yahudi’ye satılmıştır. Bu Yahudi kısa bir süre zarfında Müslüman olmuş, Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenmiş ve el-Halebî ile hacca gitmiştir.

Haydar ibn Muhammed el-Katî‘î: Arap Alevîlerin önde gelen hadis âlimlerindendir. Bağdat’lı Hıristiyanlardan bir grubu Müslüman yapmıştır. El-Kerh kentinde altmış yaşında vefat etmiştir. Ahmed bn. Hanbel’in yanında gömülüdür.

Abdurrahman el-Cercerî: Kur’ân’ı Kerîmi çok güzel okuyanlardandı. Dokuz Yahudi’yi Müslüman yapmış ve onlarla hacca gitmiştir.

Ebû Zerr Sehl ibn Muhammed el-Kâtib: Arap Alevîlerin büyük âlimlerindendir. Seyfüddevle’nin hocalığını yapmıştır. Bu üstat, derin bilgisine ve yüksek şerefine ek olarak hünerli bir edebiyatçı ve usta bir şairdir.

Arap Alevîlerin ünlü edebiyatçılarından bazıları şunlardır:

Ebû-l Feth Cinnî en-Nehavî: Arap Alevîler onu İbn Yahya en-Nehavî olarak tanırlar. Onun ünü, edebiyattaki derecesini belirtmeye yeterlidir. Es-Se‘âlibî onun için şöyle der: “O, Arap dilinde büyük bir otoritedir. Edebiyatçıların piridir. Seyfüdevle’nin sarayındaki büyük şair el-Mütennebî ile sıkı bir dostluğu vardı. Uzun bir müddet onun şiirini yorumladı, gramerini açıkladı. Edebiyattaki konumunun yüksekliğinden ve değerinin büyüklüğünden dolayı çok az şiir yazdı.”

Abdullah ibn ‘Amr el-Fayyâd: Arap Alevîlerin meşhur ve yetenekli edebiyatçılarındandır. Es-Se‘âlibî onu şöyle tanıtır: Seyfüddevle’nin kâtibi ve dostuydu. Edebiyat alanında ve düzyazıda geniş ufuklara sahipti. Şiirde olsun düzyazıda olsun Arapça’ya çok hâkimdi. Net ifadesi ve güçlü anlatımından dolayı Seyfüddevle sultanların huzuruna ondan başkasını elçi olarak göndermezdi. Es-Sâbî et-Tâcî adlı kitabında ona yer vermiş ve es-Seriyy onu birkaç kaside ile övmüştür.

Es-Seriyy ibn Ahmed el-Kindî: Arap Alevîlerin büyük şairlerinden ve meşhur edebiyatçılarındandır. Es-Seriyy er-Refâ adıyla tanınır. Es-Se‘âlibî el-Yetîme adlı yapıtında ondan şöyle söz eder: “İnci gibi dizelerin ve sihirli şiir değneğinin sahibi es-Seriyy’den haberin var mı senin? Allah aşkına onun dili ne kadar da tatlı, sözleri ne kadar da duru, yeteneği ne kadar da büyüktür. Şiirleri arasında tarih sayfalarına yazılabilecek ve edebiyat panolarına asılabilecek nitelikte şiirler biliyorum.”

Muhammed ibn Ahmed ibn Hamdân: El-Habbâz el-Beledî lakabıyla tanınır. Döneminin en renkli kişiliği idi. Onun gibisine çok az rastlanır. Çünkü o, okuma ve yazma bilmemesine rağmen Kur’ân-ı Kerîm’i kulak dolgunluğuyla ezberlemişti. Es-Se‘âlibî el-Yetîme adlı eserinde onu şöyle anar: Musul’u içine alan ve el-Cezîre denilen diyarın Beled isimli yöresindendir. Bu yörenin yetiştirdiği en değerli kişiliklerdendir. Onun en ilginç yanı, okuma ve yazması olmamasına rağmen şiirinin güzelliklerle ve ince nüktelerle dolu olmasıdır. Hemen hemen her şiirinde güzel bir anlama veya yaygın bir atasözüne yer vermiştir. Şiirlerinde Alevî olduğunu çoğu zaman vurgulamıştır. Bu isimler tarih sayfalarını inci gibi eserleriyle süsleyen, ilim ve edebiyat hazinelerini pırlanta misali yapıtlarıyla zenginleştiren Alevî âlim ve edebiyatçılardan yalnızca bir kaçıdır.

Bunun yanı sıra ilim ve edebiyat alanlarında onlardan geri kalmayan, üretken fikirleriyle onların seviyesinde olan, fakat gözlerden uzak mütevazı bir yaşamı seçtikleri için tanınmayan çok sayıda şahsiyet vardır. “Erdemli insan” mertebesine ulaşmaya gayret eden, şan ve şöhrete değer vermeyen, dünya sahnesine çıkmak yerine yüce değerlerle uğraşmayı tercih eden bu şahsiyetlerden bazıları şunlardır:

Ebû’l-Hasan Ali ibn Hamza ibn Şu‘be, Ebû’l-Hüseyin Muhammed ibn Hâmid es-Serrâc, Ebû Muhammed Abdullah el-Kattânî, Ebû Muhammed Abdullah ibn Kutâde el-Ferrâ, Ebû Abdullah Muhammed ibn Müdlik er-Rakkî el-Verrâk, Ebû’l-Feth Muhammed ibn Hasan el-Kâdî (el-Katî‘î lakabıyla tanınır), Muhammed ibn Muhammed el-Bağdâdî (el-Muhelhilî lakabıyla tanınır), İbrahim ibn Osman ibn el-Mustalik en-Nu‘mânî, Safiyyüddîn Haydar ibn Mihver el-Fârıkî (‘Abdu’l-Mümin es-Sûfî lakabıyla meşhurdur), Ebû Muhammed Hasan ibn Muhammed el-Beledî, İmâdüddîn Ahmed ibn Câbir el-Gassânî (Şeyh Ahmed Kırfâs adıyla tanınır), Hasan bn. Hamza eş-Şîrâzî es-Sûfî, Hasan bn. Mekzûn es-Sincârî (emir, mutasavvıf, şair ve filozof), Muhammed Müntecebuddîn el-‘Ânî, Celâleddîn ibn Mu‘ammar es-Sûfî, Abdullah en-Nâsih el-Bağdâdî, İsa el-Edîb el-Bânyâsî ve Ebû’l-Feth Muhammed ibn Hasan el-Bağdâdî. Bu şahsiyetler karanlık dönemlerin aydın fikirli düşünürleriydiler. Yirminci yüzyılın son büyük alim ve edebiyatçıları arasında ise Süleyman el-Ahmed (Allame lakabıyla anılır), Hüseyin el-Ahmed, Yusuf el-Hatiyb, İbrahiym Abdu’l-Latiyf Ma’ruf ve Hüseyin el-Muâlla’yı zikretmek mümkündür. Her ne kadar tarih onları ihmal etmiş olsa da onlar eserleriyle hala aramızda yaşıyor, beğeni ve takdirimizi kazanıyorlar. Onlardan her birinin fikirlerini ortaya koyduğu bir eseri mevcuttur. Onlardan bazılarının ruhi felsefede ve ilahiyat alanında mükemmelliğin doruğuna ulaşan yazılı eserleri, bazılarının da şiirin farklı alanlarında kulakları mest eden, kalpleri esir alan ve ruhları büyüleyen eserleri vardır. Arap Alevilerinin köklü tarihi ve soylu ataları vardır ve adları anılınca çevremize , güller nergisler açar.

 

 

", "url" : "https://www.samandagaynahaber.com/tarihte-bazi-arap-alevi-ilim-adamlari/", "publisher" : { "@type" : "Organization", "name" : "Samandağ Ayna Haber", "logo": { "@type": "ImageObject", "name": "Samandağ Ayna Haber", "width": "150", "height": "52", "url": "https://www.samandagaynahaber.com/wp-content/uploads/2020/04/logo-4.png" } } }

ankara escort

Şişlide Gece Hayatı

şişli escort

bahistapot.comekbonus.comlinkegit.com

sanal ofisweb tasarım ankaraistanbul travestileri
SON DAKİKA

TARİHTE BAZI ARAP ALEVİ İLİM ADAMLARI ..

Bu haber 05 Eylül 2016 - 11:35 'de eklendi ve 455 kez görüntülendi.

Arap Alevîler içerisinde önemli sayıda ve dikkate değer nitelikte eser üreten âlim ve edebiyatçı yetişmiştir. İslamiyetin temel felsefesinden ve Ehlibeytin ilim ve irfan ışığından esinlenen bu âlimlerin önemli bir bölümü, Hamdâniler devleti hükümdarı Seyfüddevle döneminde veya bu dönemi takiben ortaya çıkmıştır. Çünkü, Seyfüddevle kendisi de âlim ve şair olan, ilim ve sanata büyük önem veren bir devlet adamıydı. Seyfüdevle tüm ilim ve sanat adamlarına sarayını açmış dönemin en büyük ilim ve sanat merkezini Halep’teki sarayına taşımıştı. Bizans’tan kaçan veya dünyanın başka bölgesinde yeteneklerini sergileyemeyen baskı altında olan tüm ilim ve sanat adamları onun sarayında Seyfüdevle’nin himayesi altında kendi yeteneklerini kullanmışlardır.

Fârabi, İbn Nebâte, el-Mütenebbi, Küşâcim gibi birçok sayıda âlim, gramerci veya edebiyatçısı sarayında barındırmıştır. Bazı önemli Arap Alevi âlim ve fıkıhçılar şunlardır:

Ebû Muhammed Hasan ibn Ali ibn Hüseyin ibn Şu‘be el-Harrânî: Tuhefu’l-‘ukûl ‛an âli’r-resûl (Ehlibeyt’ten Akıllara Hediye) adlı eserin sahibidir. Bu eser, mantıklı kanıtlar ve güvenilir hadisler bakımından oldukça zengindir. El-Harrânî 4./10. yüzyılda Harran’da yaşamıştır. Şia’nın ünlü âlimlerinden Şeyh Sadûk’un çağdaşı, ve dönemin Kilikya’sının ( Adana ,Mersin,Antakya) en büyük Alevi şeyhi Şeyh Tûsî’nin de hocasıdır.

13707731_1739236203001898_2461878700122362764_n

Ebû Muhammed Yezîd ibn Şu‘be: Hayrı ve hayır yapmayı seven gezgin bir âlimdi. Kâbe’yi tavaf etmiş ve hacda Kirman adasının sahibi Ebû’l-Feth Abdülkerîm el-Kirmânî ile tanışmıştır. Kirmânî’nin adaya gitme davetini kabul etmiş ve oradan da Yemen dolaylarına geçmiştir. Yemen’de İslam’ın hoşgörülü öğretisini yaydıktan sonra vatanına geri dönmüş ve Hama’da vefat etmiştir.

Ebu’t-Tayyib Ahmed ibn Hüseyin: El-Münşid lakabıyla meşhurdur. Daima Hz. Muhammed’in (s.a.a.v.) ve Ehlibeyt’inin mucizelerini konu edinen şiirler okuduğu için el-Münşid lakabıyla tanınmıştır. Güzel yüzlü, yanık sesli bir âlim ve fıkıhçıydı. Gayrı Müslimleri İslam’a davet ederdi. Onun sayesinde birçok Yahudi ve Hıristiyan, Müslüman olmuştur. Bunların bazıları Kur’ânı ezberlemiş ve kendisi ile hacca gitmişlerdir. El-Münşid, el-Cezîm denilen beldede yaşadı ve altmış yaşında hayata gözlerini kapadı. Mezarı 9. İmâm Muhammed el-Cevvâd’ın türbesinin civarındadır.

Ebû Hamza el-Kattânî: Arap dilini ve gramerini çok iyi bilen, dinler hakkında geniş bilgiye sahip olan bir âlim ve fıkıhçıydı. Kur’ân’ı ezbere biliyordu. Tartışmalarda güçlü kanıtlar ortaya koyma yeteneğine sahipti. Bunun yanı sıra karşısında kimsenin duramadığı bir yiğitti. Birçok defa hacca gitmiştir. Hums şehrinde vefat etmiştir.

Ebû’l-Hasan Ali ibn Batta el-Halebî: Kur’ân’ı ezbere bilen, Arap dili ve gramerinin üstatlarından ve kelam ilminin önde gelen âlimlerindendir. İlmî seyahatlerinden birinde İskenderiye şehrine giderken deniz korsanları tarafından esir edilmiş ve bir Yahudi’ye satılmıştır. Bu Yahudi kısa bir süre zarfında Müslüman olmuş, Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenmiş ve el-Halebî ile hacca gitmiştir.

Haydar ibn Muhammed el-Katî‘î: Arap Alevîlerin önde gelen hadis âlimlerindendir. Bağdat’lı Hıristiyanlardan bir grubu Müslüman yapmıştır. El-Kerh kentinde altmış yaşında vefat etmiştir. Ahmed bn. Hanbel’in yanında gömülüdür.

Abdurrahman el-Cercerî: Kur’ân’ı Kerîmi çok güzel okuyanlardandı. Dokuz Yahudi’yi Müslüman yapmış ve onlarla hacca gitmiştir.

Ebû Zerr Sehl ibn Muhammed el-Kâtib: Arap Alevîlerin büyük âlimlerindendir. Seyfüddevle’nin hocalığını yapmıştır. Bu üstat, derin bilgisine ve yüksek şerefine ek olarak hünerli bir edebiyatçı ve usta bir şairdir.

Arap Alevîlerin ünlü edebiyatçılarından bazıları şunlardır:

Ebû-l Feth Cinnî en-Nehavî: Arap Alevîler onu İbn Yahya en-Nehavî olarak tanırlar. Onun ünü, edebiyattaki derecesini belirtmeye yeterlidir. Es-Se‘âlibî onun için şöyle der: “O, Arap dilinde büyük bir otoritedir. Edebiyatçıların piridir. Seyfüdevle’nin sarayındaki büyük şair el-Mütennebî ile sıkı bir dostluğu vardı. Uzun bir müddet onun şiirini yorumladı, gramerini açıkladı. Edebiyattaki konumunun yüksekliğinden ve değerinin büyüklüğünden dolayı çok az şiir yazdı.”

Abdullah ibn ‘Amr el-Fayyâd: Arap Alevîlerin meşhur ve yetenekli edebiyatçılarındandır. Es-Se‘âlibî onu şöyle tanıtır: Seyfüddevle’nin kâtibi ve dostuydu. Edebiyat alanında ve düzyazıda geniş ufuklara sahipti. Şiirde olsun düzyazıda olsun Arapça’ya çok hâkimdi. Net ifadesi ve güçlü anlatımından dolayı Seyfüddevle sultanların huzuruna ondan başkasını elçi olarak göndermezdi. Es-Sâbî et-Tâcî adlı kitabında ona yer vermiş ve es-Seriyy onu birkaç kaside ile övmüştür.

Es-Seriyy ibn Ahmed el-Kindî: Arap Alevîlerin büyük şairlerinden ve meşhur edebiyatçılarındandır. Es-Seriyy er-Refâ adıyla tanınır. Es-Se‘âlibî el-Yetîme adlı yapıtında ondan şöyle söz eder: “İnci gibi dizelerin ve sihirli şiir değneğinin sahibi es-Seriyy’den haberin var mı senin? Allah aşkına onun dili ne kadar da tatlı, sözleri ne kadar da duru, yeteneği ne kadar da büyüktür. Şiirleri arasında tarih sayfalarına yazılabilecek ve edebiyat panolarına asılabilecek nitelikte şiirler biliyorum.”

Muhammed ibn Ahmed ibn Hamdân: El-Habbâz el-Beledî lakabıyla tanınır. Döneminin en renkli kişiliği idi. Onun gibisine çok az rastlanır. Çünkü o, okuma ve yazma bilmemesine rağmen Kur’ân-ı Kerîm’i kulak dolgunluğuyla ezberlemişti. Es-Se‘âlibî el-Yetîme adlı eserinde onu şöyle anar: Musul’u içine alan ve el-Cezîre denilen diyarın Beled isimli yöresindendir. Bu yörenin yetiştirdiği en değerli kişiliklerdendir. Onun en ilginç yanı, okuma ve yazması olmamasına rağmen şiirinin güzelliklerle ve ince nüktelerle dolu olmasıdır. Hemen hemen her şiirinde güzel bir anlama veya yaygın bir atasözüne yer vermiştir. Şiirlerinde Alevî olduğunu çoğu zaman vurgulamıştır. Bu isimler tarih sayfalarını inci gibi eserleriyle süsleyen, ilim ve edebiyat hazinelerini pırlanta misali yapıtlarıyla zenginleştiren Alevî âlim ve edebiyatçılardan yalnızca bir kaçıdır.

Bunun yanı sıra ilim ve edebiyat alanlarında onlardan geri kalmayan, üretken fikirleriyle onların seviyesinde olan, fakat gözlerden uzak mütevazı bir yaşamı seçtikleri için tanınmayan çok sayıda şahsiyet vardır. “Erdemli insan” mertebesine ulaşmaya gayret eden, şan ve şöhrete değer vermeyen, dünya sahnesine çıkmak yerine yüce değerlerle uğraşmayı tercih eden bu şahsiyetlerden bazıları şunlardır:

Ebû’l-Hasan Ali ibn Hamza ibn Şu‘be, Ebû’l-Hüseyin Muhammed ibn Hâmid es-Serrâc, Ebû Muhammed Abdullah el-Kattânî, Ebû Muhammed Abdullah ibn Kutâde el-Ferrâ, Ebû Abdullah Muhammed ibn Müdlik er-Rakkî el-Verrâk, Ebû’l-Feth Muhammed ibn Hasan el-Kâdî (el-Katî‘î lakabıyla tanınır), Muhammed ibn Muhammed el-Bağdâdî (el-Muhelhilî lakabıyla tanınır), İbrahim ibn Osman ibn el-Mustalik en-Nu‘mânî, Safiyyüddîn Haydar ibn Mihver el-Fârıkî (‘Abdu’l-Mümin es-Sûfî lakabıyla meşhurdur), Ebû Muhammed Hasan ibn Muhammed el-Beledî, İmâdüddîn Ahmed ibn Câbir el-Gassânî (Şeyh Ahmed Kırfâs adıyla tanınır), Hasan bn. Hamza eş-Şîrâzî es-Sûfî, Hasan bn. Mekzûn es-Sincârî (emir, mutasavvıf, şair ve filozof), Muhammed Müntecebuddîn el-‘Ânî, Celâleddîn ibn Mu‘ammar es-Sûfî, Abdullah en-Nâsih el-Bağdâdî, İsa el-Edîb el-Bânyâsî ve Ebû’l-Feth Muhammed ibn Hasan el-Bağdâdî. Bu şahsiyetler karanlık dönemlerin aydın fikirli düşünürleriydiler. Yirminci yüzyılın son büyük alim ve edebiyatçıları arasında ise Süleyman el-Ahmed (Allame lakabıyla anılır), Hüseyin el-Ahmed, Yusuf el-Hatiyb, İbrahiym Abdu’l-Latiyf Ma’ruf ve Hüseyin el-Muâlla’yı zikretmek mümkündür. Her ne kadar tarih onları ihmal etmiş olsa da onlar eserleriyle hala aramızda yaşıyor, beğeni ve takdirimizi kazanıyorlar. Onlardan her birinin fikirlerini ortaya koyduğu bir eseri mevcuttur. Onlardan bazılarının ruhi felsefede ve ilahiyat alanında mükemmelliğin doruğuna ulaşan yazılı eserleri, bazılarının da şiirin farklı alanlarında kulakları mest eden, kalpleri esir alan ve ruhları büyüleyen eserleri vardır. Arap Alevilerinin köklü tarihi ve soylu ataları vardır ve adları anılınca çevremize , güller nergisler açar.

 

 

gaziantep escort bayangaziantep escortkayseri escort

restbet

tempobet