ÜST REKLAM

logo

reklam

“SPOR AKTİVİTELERİ, BAĞIMLILIKTAN KORUYOR!”


Güneypark Hastanesi ile Samandağ Çevre Koruma ve Turizm Derneği sponsorluğunda gerçekleştirilen Madde Bağımlılığı ve Çocuk Koruma Sempozyumunun ilk günkü programının son konuşmacısı ‘Sağlıklı Bir Alışkanlık; Spor’ konusu Marmara Üniversitesi Prof. Dr. Gürsu Kıyan oldu.

Düzenli spor yapan kişilerin daha az stres yaşadıklarını ve yaşam kalitelerini artırdıklarını belirten konuşmasında Prof Dr. Kıyan, her gün 1 saat yapılan yürüyüş aktivitesinin bile kalp ve damar sağlığından alzheimer’a, bağışıklık sistemini güçlendirmekten kilo kontrolüne kadar, fizyolojik olarak sayısız yararı olduğuna dikkat çekti.

Doğal bir anti-depresan olan sportif aktivitelerin depresyona karşı doğal bir koruma sağladığını ve boşluktan kaynaklanan zararlı alışkanlığa yönelimi önlediğini bildiren Prof Dr. Kıyan, ayrıca fiziksel olarak bedenimiz rahatladığında, yaşam kalitemizin de buna paralel olarak arttığını kaydediyorlar.

Yaşam Kalitesi Artıyor, Endişeleri Gideriyor

‘Sporun olumlu etkileri sadece fizyolojiyle kalmıyor. En az bunun kadar ruh sağlığına da etkisi bulunuyor’ diyerek sözlerini sürdüren Prof Dr. Kıyan, “spor aktiviteleri esnasında beynin salgıladığı birtakım özel hormonlar, psikolojik bir rahatlık sağlıyor. Düzenli spor yapan kişiler buna bağlı olarak daha az stres yaşıyor. Doğal bir anti-depresan olan sportif aktiviteler, depresyona karşı doğal bir koruma sağlıyor. Fiziksel olarak bedeniniz rahatladığında, yaşam kaliteniz de artıyor. Buna bağlı olarak da zihinsel olarak daha uyanık oluyor, endişelerinizden arınıyorsunuz. Hafızanız gelişiyor. Düzenli bir uyku sistemi yakalıyorsunuz. Tüm bu olumlu gelişmeler, genel olarak ruhsal durumunuzun da gelişmesine yardımcı oluyor. Her yaştan insan için, olumlu sonuçları olan fiziksel aktivitenin özellikle yaşlılar için ayrı bir önemi bulunuyor. Yapılan araştırmalara göre, belli bir yaşın üzerinde olup da düzenli spor yapanların alzheimer’a yakalanma riski, yüzde 38 oranında azalıyor.

Sporun fiziksel ve ruhsal etkilerinin yanında, bağımlılık ile mücadelede büyük önemi bulunuyor. Fiziksel ve zihinsel sağlık üzerinde pozitif etkileri bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış spor ve egzersizin, bağımlılık rehabilitasyon sürecine dahil edilebilecek alternatif bir ek terapi olabileceği hakkında önemli çalışmalar yapılıyor”dedi.

Spor Çocukları Bağımlılığa Karşı Koruyor

Sporun insanlık tarihinin en önemli kültür varlıklarının başında geldiğini söyleyen Prof Dr. Kıyan, olimpiyat oyunlarının hem fiziksel hem de felsefi önemi olduğunu, spor kültürünün de aslında insanın bedeninin sınırlarını aşması ve kendini sürekli geliştirmesi anlamına geldiğini belirtti.

Prof Dr. Kıyan, “Ne yazık ki son dönemlerde spor kültürünü nesillere aktarmakta zorluklar çekiyoruz. Bunun nedeni biraz da eğitim sistemimiz. Genellikle spor derslerinde yapılan, sınıfa bir top verip maç yapmalarını seyretmek oluyor. Öncelikli olarak genç nesillere spor kültürünün ve tarihinin anlatılması gerektiği kanısındayım” dedi.

Sporun çocukluk ve gençlik döneminin sağlıklı bir ruhsal yapıda geçmesine yardımcı olan olgulardan biri olduğuna dikkat çeken Prof Dr. Kıyan, kendisinin de spora gönül veren bir isim olduğunu belirtirken “Spor içinde çocuk gelişerek, bağımsız ve yeterli bir birey olmayı öğrenir. Bu noktada ailelerin tutumu da çocukları teşvik edici ve cesaretlendirici olmalıdır. Bu temeli kazanmış bir genç, ergenliği ve gençliğinde de spordan gelen kazanımları tüm yaşantısına aktarabilir. Bağımlılıklar çoğunlukla bir gruba ait olma isteği ile bireyin hayatına girer. Hayatı spor ve sanat gibi uğraşlarla dolu olan gençlerin ise bu gibi davranışları göstermeleri daha az beklenmektedir” diye konuştu.

‘Spor, çocuk gelişimine birçok yönden katkı sağlayan hareket faaliyetlerini içerir’ diyerek sözlerini sürdüren Prof Dr. Kıyan, “Motor gelişimin yanında zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimi de destekler. Sporla birlikte kaslar olgunlaşır. Akıl yürütme ve dikkati toparlama gibi zihinsel süreçler gerçekleşir.  Arkadaşlık ilişkisi, paylaşma, yardımlaşma kazanılır. Sevinç, üzüntü, güven, kaygı gibi duygusal tepkiler öğrenilir. Yapılan bazı araştırmalarda sporun kişilik üzerinde de etkili olduğu söylenmektedir. Bir araştırmada spor yapanların yapmayanlara göre daha dışa dönük ve duygusal olarak dengeli oldukları belirlenmiştir (Tiryaki, 2000). Ülkemizde spor yapmak alışkanlık haline gelmemiştir ve çoğu zaman ebeveynler tarafından akademik performansı engelleyen bir uğraş olarak görülmektedir. Çocukları spor faaliyetlerinden uzaklaştırmak yerine okulla birlikte yürütülmesini sağlayacak uygun programın oluşturulması ebeveynlerin önceliği olmalıdır. Çocukların kendilerine uygun spor faaliyetlerini keşfetmeleri de oldukça önemlidir. Çalışmalar, çocukların spor sırasında ilgilendikleri 4 özellik olduğunu öne çıkarmaktadır. Bunlar:

1. Hareket

2. Harekete kişisel katılım

3. Kendi becerilerine uyan mücadele ve sonuçlar

4. Arkadaşlıkların pekiştirilmesi için fırsatlar

Kendileri için bu özellikleri karşılayan spor programlarında yer aldıklarını düşünen çocukların sosyal gelişimi olumlu etkilenmektedir” dedi.

Haber – Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı

Share
39 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?