ÜST REKLAM

logo

reklam

SOSYALİST DEVRİMCİ DOKTOR HİKMET KIVILCIM


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 

ümit sağaltıcı

İnsan yaşamında bir kez olsun vahşi tabiatın içine karışmalı, ne kadar sıkıcı olursa olsun sağlıklı bir tek başınalığı deneyimlemeli.’’

Doktor devrimci sosyalist Hikmet KIVILCIMLI vahşi orman gibi şartlarda ölümüne kadar hayat boyu her saniyesi, her an’ı devrimci mücadele ile yaşam bulmuş var olmuş bir bilim ve siyaset adamı.

Doktor Hikmet Kıvılcımlı Türk siyasi Yaşamı’nın solunda savaşım vermiş bir kimlik ( bu derin tespitimin sağlamlığına hayran kaldığınızın farkındayım;- yine de bazen söze başlamak için sıfır noktasından hareket etmek gerekiyor, en azından benim böyle)

Türk Sol’u dediğimiz maalesef o uçsuz bucaksız yelpazenin belli bir noktasında duran biri o. Maalesef diyorum; çünkü,  şiirsel bir tanım olan ‘’uçsuz bucaksız’’ tanımı, burada başı sonu belli olmayan kargaşayı, dolayısıyla da kargaşanın gebe olduğu akıl almaz ve sayısız kavgayı işaret ediyor.

Doktor devrimci sosyalist KIVILCIMLI’nın durduğu o, ‘’belli bir yer’’in bir adım ötesinden başlamak üzere, kendisi pek çok saldırının hedefi oluyor. Bunları oldum olası bildiğimden söylemiyorum. İtiraf etmeliyim ki genel olarak politik görüşünün dışında bu konuda onun hakkında bildiğim bir şey yok. Bu nedenle hemen internet sitelerine saldırdım.

Benim bildiğim KIVILCIMLI’nın dışında (yani oyun yazarı,dil ve tarih ve tarih üzerine araştırmaları olan biri) başka ne bilgiler vardı?! Doğrusu, sayfalar dolusu bilgi vardı. Ama beni şaşırtan bu sayfalar dolusu yazıda aslında çok az şey olduğuydu.

Burada hiçbirinin adını vermeyeceğim ama bazı siteler belli ki onun fraksiyonlarının (bu sözcük nedense bana bozuk fiskiyeyi anımsatır) adamı kabul etmiş, hakkında sitelerinde  sayfalar dolusu bilgi yüklemişlerdi kendilerinin bile okumadığını düşündürecek kadar özensiz, derme çatma, bütünlükten yoksun bilgiler…

Öyle ki ‘’hayatı’’ başlığını tıklayıp onlarca sayfa okudum, hangi yılda ve nerede doğduğunu öğrenemedim.

Bun u öğrenmek için başka kaynaklara başvurmam gerekti.

Bütün o dağınıklıktan, sallapatilikten, özensizlikten tuhaf bir biçimde rahatsız oldum. Onca sayfa sonunda onun sol’u nasıl algıladığını çok net öğrenemedim. Kendi ülkesi için düşündüğü çözümleri o sayfalarda göremedim. Daha çok fraksiyonların söylemlerine rastladım.

Doğrusu onları da sevmedim…

Derinliksizdiler, parıltısızlardı, basittiler, inandırıcılıktan uzaktılar, umuttan yoksundular.

Öteki siteler de (çok öte değil, yalnızca başka fraksiyon) farklı değildi. Amaç , KIVILCIMLI’yı anlatmak değil, kendilerini anlatmaktı. Üstelik kendi sığlıklarının borozanlığını  hiç te nitelikli olmayan bir uslupla yapıyorlardı.

Onlara göre, onun politik yaşamında ‘’ağır’’ hataları vardı. Hataların, ‘’ağır’’ olduğundan emindiler. Ama nedense onları bize de anlatma gereği duymamışlardı. Biz. ‘’hatayı’’ ve ‘’ağır’’ı aklımızda tutalım yeterdi. Bizim bilmemiz gereken sadece varılan yargıydı.

Bir kez daha anladım ki, insanı insanca ve insanlık terazisinde tartmayı bilmiyoruz. İnsanlığımızı anımsamak istemiyoruz ve ne yazık ki sürekli terazide hile yapıyoruz.

Ben de Dr. Hikmet KIVILCIMLI adına bütün bunları bir kenara bıraktım. Bildiklerimin üzerinden gitmeye karar verdim.

Bilmem bilir misiniz? Bilenleriniz de okumuş mudur? KIVILCIMLI’nın ‘’Şan Veren Vietnam’’ adlı bir oyunu vardır.

Olay, Vietnam’da geçer. May kızı, Vietnamlı bir işçi kızdır. Elinde süpürge ile yeryüzündeki tüm haramzadeleri süpürmeye kararlıdır. Sahnede karşısında bir sultan vardır.

Hatta 2. Sultan, 3. Sultan, 4. Sultan…

Hatta imparator…

Bütün korkutuculuğu, gücü ve ürkütücülüğü ile karşısına dikilmişlerdir. Ama May Kızı’nın hepsine verecek yanıtı vardır. Kız korkusuzca sorar karşısındaki halk düşmanlarına ‘’kimsin sen?!!’’  kendisine imparator denen adam gururla ‘’ben göğün oğluyum’’ der.

May Kızı hiç yemez bu akıldışılıkları… Süpürgesiyle sultan ve imparatoru dürtükleyerek hemen bu yanıtı reddeder hem de dalgasını geçer.

Biri Allah’ın yeryüzündeki gölgesi, öteki göğün yeryüzündeki oğlu…

Oh ! Ne ala memleket’’

Aslında May kızı yalnız değildir. Öteki yarısı da sahnenin üzerindedir. Bahnar elinde küreğiyle May kızının süpürdüklerini ‘’ya hak!’’ diyerek küreyip atacaktır. Oyunun başından sonuna kadar inançlıdırlar, gururludurlar, zekidirler, korkusuzdurlar, karalıdırlar. Hiçbir oyuna gelmezler.

‘’Kollarınızı altınlarla donatacağız hadi Kore’ye gönüllü olun’’ der yüzsüz imparatorlar, sultanlar. Ejderhalarımıza, korkuluklarımıza saygı duyun, korkun, koruyun onları derler. Ama bizimkiler, inançlıdırlar, gençtirler, hiçbir numarayı yemezler.

Şan Veren Vietnam’da her şey, herkes vardır. Kimlerin neden birlikte olması gerektiği, kimlerin neden hangi çıkarlar uğruna birbirinin arkasını kolladığı, akıl almaz bir sadelikle,r şaşırtıcı bir olaylar bağlantısıyla sunulur.

May Kızı ile Bahnar’ın Mehmetçik’le karşılaştığı sahneler umut doludur. Bu sahnelerde Mehmetçik hayretler içinde kendi ülküsü olan Turan’ın Bahnar’ın doğum yeri olduğunu öğrenir. Ardından daha bir sürü gerçeği…

Oyunda kadına yüklediği rol gönülden bir inancın sergilenişi gibidir. Devrimci Sosyalist Doktor Hikmet KIVILCIMLI’nın kadına olan inancı, kendi varlığına olan inancı kadar güçlüdür.

Bu yazıyı giderek bir oyun incelemesine dönüştürebilirim. Ama bence bir yerlerden bulun ve okuyun.

İnsanlık tarihinde sınıf çatışmasının temellerini, nedenlerini bu kadar iyi anlatan metinleri tabii ki biliyorum. Ama hayatında sadece bir tane oyun yazmış olan KIVILCIMLI’nın ‘’Şan Veren Vietnam’’ adlı oyununa koşut olarak sıralayacağım yazarları ve oyunları görünce bu metni sanırım iyice merak edeceksiniz.

Ama bütün bunların ötesinde, beni çok etkileyen konular başkaydı.

1902 yılında priştine’de doğan KIVILCIMLI, yaşamı savaşmak ve saldırılara göğüs germek olarak algılamış, bu zorlu yaşamı da anladığım kadarıyla onurla tamamlamış bir adam.

Hayatının 22 yılını inandığı ilkeler uğruna zindanlarda geçirmiş bir adam.

Bu mahpuslukların tan 10 yılı ‘’kürek mahkûmu’’ cezası ile taçlandırılmış bir adam.

Yaşadığı hiçbir haksızlığa, daha doğrusu böyle değerlendirdiği hiçbir yaptırıma asla boyun eğmeyen bir adam.

Bir ömrü sayılabilecek hapisliklerinde bile boş durmayıp, insanları kendi düşüncesi doğrultusunda eğitmekten geri kalmayan bir adam.(buna kendini öldürmek üzere koğuşuna gönderilmiş bir mahpus da dahil olmak üzere)

Solun, komunüzmin bu ülkede pek çok kişi tarafından ‘’din’’ ( doğma anlamında, yoksa inanç anlamından değil…) olarak algılandığı dönemlerde, o yüzlerce kitap yazarak kendi ülkesinin çözümlerini kendi ülkesinin çözümlerini kendi ülkesinde arayan, lüzumsuz. Kâbelere yüz sürmemiş bir adam.

Ölmeden sadece ve sadece 11 gün önce Leonid BREJNEV’e yazdığı mektupta kavgasını, inançlarını, ilkelerini, vakarla, onurla savunmuş bir adam.

Kendisine sadece savunma hakkı verilmesi konusunda ‘’ SİZİN SOSYALİST ADALETİNİZİ UMABİLİR MİYİM’’  diye bitirdiği 30. 09. 1971 yılında Belgrad’da acılar içinde hayata gözlerini yuman bir adam.

Bu yazı sayesinde hakkında öğrendiğim hayatında çok etkilendiğimi belirtmek isterim. Ama etkilendiğim şeye ‘’hayatı’’ demeden önce ‘’kişiliği’’ demem gerektiğini düşünüyorum. Bu hayatı saygıya layık kılan tek unsurun, onun kişiliği olduğunu biliyorum.

Dr. Hikmet KIVILCIMLI’nın düşüncelerinin ve ilkelerini bir tanesini bile paylaşmasam aynı ölçüde etkileneceğimden adım kadar eminim;  çünkü bu Priştine doğumlu bu adam yetmiş yıl boyunca bu topraklarda inancın, iradenin, savaşın ve inadın abidesi olarak dolaşmış.

Eh, doğrusu KIVILCIMLI, bir insanda beni etkileyen tüm özellikleri bolca barındırmış kişiliğinde…

Amacım haşa Dr. Hikmet KIVILCIMLI hakkında bir değerlendirme yazısı yazmak değildi. Sadece bu vesileyle ile onun hakkında okuduğum bütün o sayfalarca yazının (onca özensizliğine, kimesneciliğine rağmen) beni nasıl etkilediğini aktarmak istedim.

Devrimci Sosyalist, Dr. Hikmet KIVILCIMLI’ya saygıyla sevgiyle tüm okuyucularımız önünde alkışlıyorum.

Binlerce teşekkürler sevgili, KIVILCIMLI,  çok şey öğrendim senden.

Kendim için,

Bu güzel ülkemiz için,

Dünyamız için,

Ve

İnsanlık için

Işıklar içinde kal!

Yararlanılan Kaynaklar:

Ekin Sanat, Nurten Baltacı.

Ümit Sağaltıcı

Share
1282 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...
  • YAŞAMIN TEMELİ TOHUM VE TARIM

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Türkiye’de bir çok konuda olduğu gibi açlık konusunda da net, güvenilir veriler yok. Ancak yaşanan ekonomik sorunlar, halkın alım gücünün zayıflaması ile tahminen nüfusun yüzde 20’si yoksul kabul ediliyor. Yoksul nüfus oranı kırsal bölgelerde daha yoğun. Yaşamın temeli gıda,gıdanın temeli ise tohum ve tarımdır. Tarımdaki sorunları çözmeden gıda sorununu çözmek mümkün değil. Türkiye, sahip olduğu tarım potansiyeli, biyoçeşitliliği ile, dünyada en son açlık ve yoksulluk sorunu yaşayacak ülke konumundadır. Yanlış tarım politikaları ile,...
  • “AİLE İÇİNDE YEMEK SEÇEN, ÇOCUK İÇİN OLUMSUZ MODELDİR”

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Sağlık, Üst Haberler, Yerel

    Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, çocuklarda yemek yeme sorununa değindi. ‘Beslenme bir canlının gelişimi için gerekli olan doğal ihtiyaçlardan bir tanesidir’ diyen ÖNCÜL, yemek yemeyle ilgili problemlerin genellikle ilk çocukluk döneminde başladığı hatırlatmasında bulundu. “Beslenme ortamı” sağlıksız olduğu zaman çocuğun bu durumdan olumsuz bir şekilde etkileceğine işaret eden Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, konuşmasının devamında, “bu doğal ihtiyaç...