ÜST REKLAM

logo

reklam

SORUNLAR YUMAĞI

1969 – 1970 öğretim yılı yaz tatili başlamıştı. Ben de arkadaşlarım gibi tatile, eve geldim. İçeri girdiğimde annem ağlıyordu. Amansız bir hastalığa yakalanmış olan kardeşimin durumuna üzüldüğü için ağladığını sanmıştım. Onu teskin etmeye çalıştım:’’ Kardeşim için yapılması gereken ne varsa yapacağız.’’ Dedim. Derin bir nefes altıktan sonra, Gözlerini sildi ve öfkeli haliyle, bahçenin derinliklerine dikti. Konuşmadan bir süre öyle kaldı. Bu bahçede yaşadıklarını anımsadı. Belki anılarını hızlı biçimde gözlerinin önünden geçiriyordu. Oturduğu yerde, istifini bozmadan, kendi kendine:’’ Benim kaderim niye böyle? Rahat gün görmeyecek miyim?’’ dedi. Hemen ben devreye girdim:’’ Konu ne anne? Her problemin bir çözüm yolu vardır. Konuyu / sorunu bana anlat’’ dedim. Annem:’’ bizim sorunlar bitmez ve yaşayacağımız yeni sorunun çözüm yolu yok. Ama bilesin diye anlatayım.’’ Dedi annem.’’ Bak oğlum; Hanım Ağa ( ZEKİYE Hanım bahçenin sahibi) bahçeyi satıyor. Bir ay içinde hazırlık yapmamızı istedi. Bahçe fiyatı çok yüksek belirlemiş. Daha fazla fiyatla satın almak isteyenler varmış.  Büyük para…  Bizim satın alacak gücümüz yok. Evi tahliye edeceğiz. Bize ait alanda ev yapacak paramız da yok. Kardeşinin durumu ortada… Gün geçtikçe hastalığı ilerliyor. Çaresizlik insanı yıkıyor. Bir kardeşin üniversite (Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi) öğrencisi diğer kardeşin Astsubay okulunu yeni bitirdi. Yükümüz hafifler diye düşünmüştüm. (Evdeki hesap, çarşıda tutmadı/ uymadı.) örneğinde olduğu gibi yeni ve çok ağır bir yük omuzlarımıza çökecek. Bu yükün altından nasıl kalkarız? Fikrin var mı?’’ dedi.

Erkek kardeşlerimin en büyükleri bendim. Öğretmen olarak üçüncü yılımdı. Annemle rahat konuşurdum. Her zaman benim düşünmelerime itibar ederdi. Sorunları benimle tartışırdı. Son noktayı kendisi koyardı. Otoriterdi… İnisiyatif kullanma ve karar verme yeteneği yüksekti. Korkusuz bir kadındı annem. Eve geldiğim gün, geç vakte kadar beyin fırtınası türünde bir çalışma yaptık. Bana yönelttiği soruya yanıt vermeden düşüncelerimi aktarmaya, kısa bir cümle ile başlamak istedim. ‘’ Çözüm vardır. Bahçeyi biz satın alacağız.’’ dedim. Bunun üzerine annem sinirli bir şekilde sessini yükselterek: ’Para yoksa dut yaprağıyla mı satın alacağız?  Dut ağaçları, hanım Ağanın malıdır. Sen ne diyorsun? Bu işin olurunu anlat. Çözüm ne?’’ Dedi.

Anlatayım:’’ Biz bahçenin hissedarıyız. Bizde satın alabiliriz.. Önce bize teklif edilecek. Alıcıyız yanıtını vereceğiz. Parayı temin etmek için bir aylık mühlet isteyeceğiz. Zaten kendisi sana bir ay içinde hazırlık yap demişti. Yarından tezi yok… Sabahtan işe başlamalıyız. Bahçeyi satın almak için bir veya iki ortak arayalım. Hanım Ağaya vereceğimiz bahçe bedelinden farklı ve dönüm bazında olmak üzere bir fiyat belirleyelim. Müstakbel ortaklarımıza sunalım. Anlaşma sağlarsak,  Ortaklarımız ödemeyi bize yapacaklar…. Bizde bahçenin tümünü kendi adımıza satın alacağız. Tapu işlemleri tamamlandıktan sonra, üzerine mutabık kalacağımız ikinci satış işlemlerini başlatacağız. Anlaşma gereği vereceğimiz söz doğrultusunda ikinci kez tapu işlemlerini gerçekleştireceğiz.’’ Dedim. Annem kısmen rahatladığını gördüm. ’’Peki, müstakbel ortaklarımızı ilanla mı? arayıp bulacağız. Derdimizi kimlere açacağız? Bu saçmalık değil mi?’’ dedi.

Annemin itirazına karşılık:’’ Süleyman amcaya konuyu açalım. Kendisi alıcı gözüyle, bahçede ölçüm yapmaya başlasın. Kuzeyden Güneye, Güneyden Kuzeye, Doğudan Batıya, Batıdan doğuya ölçü alsın. Arada bir; hesap yapmak için sandalyeye oturup çalışsın. Konuya ilişkin, bilgi isteyen olacaktır. Biz de ‘’Süleyman amcanın bizimle birlikte bahçeyi satın alacak müstakbel ortağımızdır. Ölçüm işini onun için yapıyor. ’deriz. Şunu unutmayalım; akrabamız da olsa, bizimle komşularımız arasında girsin istenmez… İşte o zaman bizimle ortak olacak gerçek ortağımız ya da ortaklarımız ortaya çıkmış olacaktır. Teklifler kendiliğinden gelecek.’’ Dedim.

Annem rahatlamıştı. O gün geç saatte uyuduk. Uyandığımızda vakit öğleye yakındı. Kahvaltıyla öğle yemeğini birleştirdik. Yemekten sonra, Süleyman amcaya ben gittim. Konuyu anlatım. Onunla beraber bir saate yakın sohbetimiz oldu. Düşüncelerimizi mantıklı bulmuştu. Başka alternatifimiz yoktu. Bunu denemek zorundaydık.

Sözleştiğimiz gibi Süleyman amca, ertesi gün ellinde bir yumak iple bize geldi. Ortanca kardeşimi yanına katarak iş başı yaptı. ( Ölçüme başladı.) Beklediğimizden daha erken yanıt bulduk. Aynı günün akşamı kuzey komşumuz, evine davet etti. Konuyu konuştuk. Fiyat konusunda da zorluk çekmedik. Yeni ortağımız parayı bana teslim etmek istediğini söyledi. Bende cebimden beyaz bir kâğıt çıkardım. Aldığım parayı, rakamla ve yazıla yazıp, altına adımı ve soyadımı yazarak imzaladım ve teminat olarak vermek istedim. Kabul etmedi. Bana güvendiğini söyledi. Devamla’’ gençler emanete ihanet etmezler. Gençlere güvenim tamdır benim. O kâğıdı cebine koy’’. Dedi.

Annemle beraber misafir olduğumuz komşu evden ayrıldık. Eve vardığımızda teslim aldığım parayı anneme verdim.  Umutlanmaya başladığın gördüm. ‘’Bu iş olacak’’ dedi. O gün öyle geçti.

Ertesi sabah; Kahvaltı sonrası, İkinci ortağımız olacak kişi bize geldi. Konuyu konuştuk. Şartları ortaya koyduk. Misafirimiz;’’ Almanya’da işçi olarak çalışan eşiyle konuşmak için mühlet istedi. İstediği mühleti verdik. İki gün içinde haber bekleyeceğimizi söyledik.

Süre dolmadan olumlu haberle beraber geldi. Anlaştık. Geride satın alma işlemleri kalmıştı. Annem Hanım Ağa ile görüşmeye gitti. Döndüğünde de tapuya başvurma gününü tespit ettiklerini söyledi,

Bir ay geçmeden işlemler tamamlandı. Bahçenin tümü annemin adına geçti. Hayatını çocuklarına adayan yaşam savaşçısı o yorgun kadın mutluluktan uçuyor gibiydi. Zaman geçirmeden Ortaklarımızla beraber evimizde bir araya geldik. Hisselerinin devri için gün belirlendi. Anlaştığımız şekilde sözümüzü yerine getirdik. Komşularımıza karşı güven sarsıcı tavır ve davranışlardan özenle kaçındık. Hiç bir sorun çıkmadı. Ortaklarımızın ve aynı zamanda komşularımızın talepleri her aşamada dikkate aldık. Bu da dostluğumuzu pekiştirdi.

Önümüzde dağ gibi dikilen bahçe sorunu tatlılıkla sonuçlandı. Yaşam mücadelesi kolay değil, bu tür problemlerle insanoğlunu çifte kavrulmuş kahve taneleri gibi pişiriyor…

04.01.2018

Asaf HİŞMİ

 

Share
388 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+2 = ?