Sorgulayan Denemeler 1 ÖZGÜR İRADE - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Ahmet Kaya

SON DAKİKA

Sorgulayan Denemeler 1 ÖZGÜR İRADE

Bu haber 15 Mayıs 2020 - 12:55 'de eklendi ve 887 kez görüntülendi.

Baştan söylemeliyim ki bu konu, bilim insanlarını bile birbirine düşürüyor.

Buna inanan ve bilimsel araştırmaları kanıt olarak gösteren bilim insanlarına yapılan karşı çıkış: ‘’Ama bu çok tehlikeli, ruhu reddediyorsunuz ve insanlara davranışlarının sorumluluğundan kaçma kapısı açıyorsunuz. Suç işleyen insanlara, suçu ben işlemedim nöronlarım işledi gibi bir savunma alternatifi de doğuruyorsunuz.’’ Şeklinde oluyor. Ayrıca konuya girmeden önce bunun bir hastalık olmadığını belirteyim.

Bilindiği üzere özgür irade; kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür.  Bazı beyin-sinir uzmanları kararlarımızın ya da tercihlerimizin bizim elimizde olmadığını söylüyor. Şöyle ki  dev beyin tarayıcısına sokulan katılımcılarla yapılan bir deneyde deneklere diledikleri an basabilecekleri iki buton veriliyor. Beyindeki nöral aktiviteyi gözlemleyen bilim insanları, katılımcılar henüz butona basmadan, hatta tercihlerinin farkında bile olmadan çok önce tercih edilen butonu belirlemeyi başarabiliyorlar.

Beyin tarama yöntemleri sayesinde insanların istekleri ve kararları daha kendileri bile fark etmeden öngörülebiliyorsa özgür bir iradeden bahsedilebilir mi? Bizi kim ya da ne yönetiyor? Eğer ne yaparsak yapalım kararlar bizim adımıza bir şeyler tarafından alınıyorsa; birçok konuda kafa patlatarak, günler geceler uyumayarak almaya çalıştığımız kararların bedelini niye biz ödüyoruz? Yahut eğer öyleyse kendimizi gerçekten de hayatın akışına mı bırakmalıyız?

Eğer bilimsel araştırma sonucu doğru ise cennetten kovulmakla haksızlığa uğramış olmuyor mu Adem ve Havva? Acaba yasak elmayı yasağa rağmen koparmak insanın özgür iradeden yoksunluğunun dini açıdan yorumu olabilir mi? Daha da kötüsü cinayet işleyenler, çocukları istismar edenler vb. suçlarda da özgür irade söz konusu değilse davalarda alınan kararlar ne derece sağlıklı, gibi daha ciddi soruları düşünmeden edemiyor insan.

Yuval Noah Harari, ‘Homo Deus’ kitabının ‘Laboratuvardaki Saatli Bomba’ bölümünde  bu konuyu işler ve özgür iradeye duyduğumuz inancın hatalı bir mantığa dayandığını söyler. Harari, zincirleme bir kimyasal tepkime bir şeye istek duymamıza neden olur  ancak istek, tercih olarak yorumlanmamalı, istekleri tercih etmez, onları sadece hisseder ve bu hislere göre davranırız, der  ve Robo-rat deney faresini örnek verir.

Bilim insanları  Robo-rat fareyi  beyinindeki duyu ve ödül merkezlerine yerleştirdikleri elektrotlar sayesinde kumandayla kontrol edebiliyorlar. Kısa bir eğitim sürecinden sonra araştırmacılar, fareyi sadece sağa ya da sola yönlendirmekle kalmıyor, merdivenleri tırmanmasını, çöpleri koklamasını, yüksekten atlamak gibi  sıradan farelerin yapmayı sevmediği davranışları sergilemesini bile sağlayabiliyorlar. Araştırmacılar farelerin bu deneylerden keyif aldığını, elektrotlar beyinlerindeki ödül merkezlerini uyardığında farelerin ’ Nirvana’ya ulaştığını ve başka biri tarafından kontrol edildiğini, kendi iradesi dışında bir şeye zorlandığını hissetmediğini söylüyorlar. Uzaktan kumandanın tuşuna basıldığında fare sola gitmek istediği için sola doğru ilerliyor. Başka bir tuşa basıldığında fare merdivenleri tırmanmak istiyor ve tırmanıyor. Sonuçta farenin istekleri ateşlenen nöron dizisinden ibaret. Belki de fareye sorarsanız , “Tabi ki özgür iradem var! Bak sola dönmek istiyorum ve dönüyorum, bu özgür irademi kanıtlamaya yetmiyor mu ?’’ diyecektir.

İnsanlar üzerinde yapılan deneyler, tıpkı fareler gibi insanların da yönlendirilebildiğini ve insan beynindeki doğru noktaların uyarılmasıyla aşk, öfke, korku ya da depresyon gibi karmaşık duyguların bile yaratılabileceğini gösteriyor. Bu durumda insanlar özgür iradesiyle hareket ediyor veya karar alıyor diyebilir miyiz? Bu görüşler doğrultusunda insanın iyi ya da kötü davranışlarda bulunması kendi tercihi gibi durmuyor. İşte burada çocuğun doğduktan sonraki bakımı, rol modelleri, çevresi, eğitim kalitesi sanırım kaderini belirleyen faktörler oluyor. Doğru nöral bağlantılar oluşturan bir çocuk yetişkin olunca yine özgür iradesi olmayacaktır ancak isteklerimiz ya da tercihlerimiz ateşlenen nöron dizisinden ibaretse bedensel, zihinsel, psikolojik açıdan sağlıklı büyütülen çocuk, yetişkin olduğunda alacağı kararlar da sergileyeceği davranışlar da sağlıklı olacaktır. Onun için çocukların yetiştirilmesinde payı olan her insanın sorumluluğu büyük. Sağlıklı kararlar alabilen ya da isteklerde bulunan nöronlara sahip çocuklar yetiştirmek dileğimdir.

Peki, yetişkinler için çok mu geç? Bir sonraki yazımda birlikte sorgulayabiliriz.

Ayfer DOĞRU

afdah.info

voir films