ÜST REKLAM

logo

reklam
23 Ekim 2017

SON OLAYLAR TOPLUMUN İÇ DİNAMİKLERİ ÜZERİNE BİR PROJE Mİ YOKSA TESADÜF MÜ?


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

Son bir hafta içerisinde Samandağ’ında art arda vuku bulan olaylar her ne kadar tesadüfi, birbirinden bağımsız olaylar gibi görünse de biraz irdeleyince; toplumun iç dinamikleriyle oynanmaya çalışılıyor düşüncesini de akla getirmiyor değil.

Bilinir ki bazı büyük devletlerde uzun süreli plan ve hareket çerçevesinde uygulamaya koyulacak stratejik bir proje için (savunma ya da saldırı) özel olarak bu misyon ile görevlendirilen kişilere komplo teorileri ürettirilir ve tartıştırılır. Böylece projenin uygulamasına geçildiğinde karşılaşılacak her engel ya da tehlike hemen hemen tahmin edildiği ve olası sonuçları hesaplandığı için ona göre tedbirler alınıp proje hayata geçirilir. Onlar komplo teorilerini projeleri hayata geçsin diye yapıyorlar, gelin biz de bizim üzerimizden yapılacak bir proje var ise hayata geçirilmesine mani olmak adına bir komplo teorisi üretelim. Bu çerçevede son bir hafta içinde gelişen dini önderimize saldırı, kıyı şeridindeki evlerin ve tesislerin yıkımına başlanması, hemen akabinde teröristlerce karakola saldırı hepimizin gördüğü, şahit olduğu gibi toplumun sinirlerini germiş huzursuzluğa neden olmuştur. Burada kanımca dikkat çekilmesi gereken ve toplumun dinamiklerini ilgilendiren üç kilit taşı vardır. Birincisi ezelden beri en önemli dayanışma noktaları din olan Arap Alevilerinin kendi içlerinden çıkarılacak bir grup üzerinden aralarına fitne sokup, varoluşlarından bu yana dini duygularla bir olabilmiş bir toplumu ayrıştırarak, birbirine düşürerek bölmek, parçalamak, zayıflatmak. İkincisi gene varoluşlarından beri dışlanan, kesilen,  yerlerinden edilen dolayısı ile bir eve, biraz toprağa, bir ağaca sahip olamamış ya da emaneten sahip olmuş ve mülkiyet travmasını geninde taşıyan bir toplumu; atalarından kalan yıllardır üzerinde oturdukları, ekim yaptıkları, ya da küçük bir işletmeyle geçimlerini sağladıkları yerlerden devleti devlet yapanın vatandaş, halk olduğu göz ardı edilerek burası devletin arazisi diyerek çıkartmak vatandaşın devlete olan güvenini sarsmak, iyi niyetini köreltmek ve böylece bu toplumun devletle olan bağlarını zayıflatmak. Ve son olarak terör saldırısı ile memleketimiz olan buraların da artık biz yerlileri için güvenli bir yer bir vatan olmayacağının düşüncesini bilinçaltımıza yerleştirmek. Bu üçünü birbirine bağlayıp düşündüğümüz zaman şöyle bir komplo teorisi ortaya atmak mümkün; güzelim tarihiyle, doğasıyla, stratejik konumuyla bu zengin toprakları bize yar etmeme projesi için bilinmeyen bir yerlerden düğmeye basılmış olabilir.

Böyle bir proje olsa da olmasa da bu memleketin bir genci olarak naçizane fikrim; bize düşen önce gerilen sinirlerimizi kontrol edip, fevri ve aşırı duygusal hareketlerden kaçınarak, akl-ı selim kalıp, olayları durumları irdeleyip, fanatikleşmeden akılcı düşünüp hareket ederek birliğimizi, dayanışmamızı bozmaya çalışanlara karşı her zaman olduğu gibi bir, diri ve kararlı olduğumuzu göstermemizdir. Elbette ki burada yerel siyasetçilerimize de büyük görev düşmektedir.  Evet bu ilçede her yerel seçim, adaylar kim olursa olsun demokrasiyi ve halkın sandığa iradesini yansıtma özgürlüğünü özümsemiş bir toplum olarak heyecanlı, güzel, gergin, zaman zaman sert geçmektedir.  Her ne kadar şu anda dünya siyasetinde de revaçta olan kutuplaştır kazan ve yönet kısa vadede kazanımlar sağlasa da uzun vadede büyük kayıplara neden olduğu, olacağı aşikardır. Bu yüzden yerel siyasetçilerimizin toplumu kutuplaştırması kısa vadede işlerini yarayacak gibi görünse de uzun vadede toplumumuz açısından büyük tahribatlara neden olacaktır. Annem 80’leri anlatırken her biri solun farklı fraksyonlarında aktif olan dayılarım sert fikir çatışmalarına girer sonra aynı sofraya oturup kardeşçe yemek yerlermiş. Tamda bu zamanda, gerçek anlamda birbirinden başka kimsesi olmayan bu halkın ihtiyacı olan bu değil midir? Fikirlerimiz çatışsa da aynı sofraya oturup yemek yiyebilmek..

İçten ve yürekten sevgilerle…

Ali KUDRET

Share
811 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • AYŞE BİNT EBU BEKR!

    14 Ekim 2019 Eğitim, Köşe Yazıları, Yerel

    Çok rol model bir isim vardır: Üstün meziyetler vs, ne derler? -Müminlerin annesi! Bir sürü hadis vs. Fakat... Nedense seçme hadislerdir bunlar! İşlerine geleni anlatırlar... Ben mesela anlatılmayan tarihi gerçekleri hatırlatayım: Neden mesela Hz. Fatıma’nın elinden alınan Fedek Hurmalığına karşın kendisine Bahreyn ve Basrada topraklar verildiğini? Neden mesela Halife Osman döneminde Kufelilere mektup yazdığını, onları yüreklendirdiğini ve sonrasında inkar ettiğini? Neden mesela olaylar sırasında – Umreye gidiyorum- d...
  • NEREDE ARIYORSANIZ, SİZ DE ORDA OLUN!

    14 Ekim 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Bu toprağın sesi Yağan yağmur sonrası masmavi gökyüzündeyim. Komşu Nenenin kapının önündeki koltuğunda yaptığı kısacık şekerlemesindeyim. Küçüklerin yukarılara tırmanmayı başarmış uçurtmanın rüzgârla oynaşmasında; bulutların birbiri ile kaynaşmasındaki yumuşaklıktayım. Anadolu’nun en uzak dağların tepelerindeki buzullarda; derin vadilerin en dibine hapsolmuş bitkilerin nemli yapraklarındayım. Tırpanla orakla biçilmiş çimenlerin, otların havaya karışan taze kokusundayım. Utangaç utangaç yağan karın kristallerinde; yağmur suyu...
  • YAZAR ÇETİN’DEN, TEŞEKKÜR ZİYARETİ

    09 Ekim 2019 Köşe Yazıları, Teknoloji, Yerel

    Samandağ Belediyesi tarafından Samandağ’da ilk defa düzenlenen “Samandağ Kitap Günleri” kapsamında ilçemize gelen Haluk Çetin, Belediye Başkanı Av. Refik Eryılmaz’ı makamında ziyaret etti. Çetin, böyle güzel bir etkinlik düzenledikleri ve kendilerini davet ettikleri için Belediye Başkanı Av. Refik Eryılmaz’a teşekkür etti. Belediye Başkanı Av. Eryılmaz da ilçemizde kendilerini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Haber – Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı ...
  • ŞAM’IN BİLİNCİNE DEMİR ATAN SONER POLAT

    04 Ekim 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Mehmet Yuva Tümamiral Soner Polat ve Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş komutanımla ilk kez Şam’da görüştük, tanıştık. Irak’a dayatılan savaşa, işgale ve parçalanmaya direnmişler. Mustafa Kemal’in askerleri. Türkiye’nin bağımsızlığına kast edenlere, ülkemiz ve bölgemizi etnik ve mezhep temelde parçalamak isteyenlere karşı kalkandılar. ABD’nin BOP, İsrail’in BİP projelerine ve mahalli taşeronlarına karşı sarsılmaz bir iradeyle mücadele ettiler. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla kırmak, yıldırmak ve ezmek istediler. Tutsak edildiler. H...