ÜST REKLAM

logo

reklam
31 Mayıs 2017

SOLUK MAVİ NOKTA


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

 

 

Üstteki fotoğrafı iyice inceleyin. Muhtemelen ilk bakışta hiçbir anlam ifade etmeyecek. Bu fotoğrafta mavi çember ile vurgulanan belirsiz soluk mavi bir nokta göreceksiniz. İşte orası evimiz,yani dünya. Yaklaşık 4.5 milyar yıldır bilinmezin içinde öylece sürükleniyor.

Türkçeye ‘’Soluk Mavi Nokta’’ olarak çevirebileceğimiz ‘’Pale Blue Dot’’ gökbilimi açısından yakın tarihin en meşhur fotoğraflarından biri olarak kabul edilir. 1977 yılında NASA’nın güneş sistemi ve ötesinin keşfi amacıyla fırlattığı Voyager I sondası tarafından 1990 yılında dünyaya 6.4 milyar km uzaklıktan çekilmiştir. Gezegenimizin en uzak mesafeden çekilen  fotoğrafı olarak da bilinir. Tüm bunların ötesinde; bu kare çok daha derin anlamlar ifade ediyor aslında. Dünyamızın evrende kapladığı yeri, uçsuz bucaksız kainatta acizliğimizi gözler önüne sermesi açısından son derece manidar olduğunu düşünüyorum. Bu ve bunun gibi veriler evrendeki yerimizi kendi gözlerimizle görmemizi sağladı. Artık onun hakimi değil ufacık bir parçası olduğumuzu daha iyi anlıyoruz.

Şu anda dünyanın; hatta daha spesifik düşünecek olursak içinde bulunduğumuz coğrafyanın durumu hepimizin bildiği üzere son derece vahim. Mezhep ve Din savaşları, terörizm bahaneleriyle, büyük devletlerin satranç tahtasına dönmüş bu toprakları düşününce bu fotoğraf karesi daha da anlam kazanıyor bizim için.

Bu fotoğrafın çekilmesi için NASA’yı teşvik eden ve bu kareni tüm dünyada meşhur olmasını sağlayan ünlü gökbilimci Carl Sagan’dır. Aynı zamanda bu kareden esinlenerek yazdığı ‘’ Soluk Mavi Nokta’’ kitabını da 1994 yılında yayınladı. Bunun üzerine en güzel değerlendirmeyi de yine Carl Sagan’ın kendisi yapmıştır.Ünlü gökbilimcinin bu kare üzerine söylediklerine bir bakalım;

‘’Su noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kaşif, ahlak hocası, yozlaşmış siyasetçi, her süperstar, her önder, her aziz ve günahkar onun üzerinde; bir gün ışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde var oldu.

Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferlerle o toz zerresinin bir anlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde yaşayanların başka bir köşesinde gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün. Ne çok yanılgıya düştüler. Birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler.

Böbürlenmemiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.

Dünya üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte gidebileceğimiz başka bir yer yok. Ziyaret edebiliriz ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin veya beğenmeyin şuan da dünya sığınabileceğimiz tek yer.

Gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insan kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Bence birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya,biricik yuvamıza ‘’

Peki biz hangi hırsın hangi kavganın peşindeyiz ?

İnsanoğlu olarak maceramıza devam etmek istiyorsak, bizi ayrıştıran fikirlerimizden, bakış açılarımızdan ve politikalarımızdan çok, insanlık düşüncesi çatısı altında toplanmamız ve daha barışçıl bir dünya algısı oluşturmamız gerekiyor. Yani herhangi bir dine, millete ve ekonomik gruba değil tüm insanlığa bağlılık duymalıyız. Türümüzün bu yönde bir eğilimi var fakat çok yavaş. Problem şu ki bu kollektif bilince erişemeden önce birbirimizi tüketebiliriz.

Tercih bizlerin!

ALPER AKTAŞ

Share
1015 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İMAM CAFER’İ SADIK’TAN BİRKAÇ HADİS

    20 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan 1- Erkek, hanımına karşı üç şeye riayet etmelidir: Hanımının muhabbet ve ilgisini kazanmak için onunla uyum sağlamak; ona karşı güzel ahlaklı olmak; onun gözünde güzel görünmek ve refahını sağlamakla kalbini elde etmek. Kadın da kocasına karşı şu üç şeye riayet etmesi gerekir: Kocasının tüm hallerde güvenini sağlayacak şekilde kendisini kötülüklerden korumak; muhtemel hatalarının affedilmesi için sürekli kocasının hakkını gözetmesi; tatlı dil ve çekici tavırlarıyla kocasına olan sevgisini bildirmesi. 2- Basi...
  • YOLSUZLUKLARIN KİLOMETRE TAŞLARI

    15 Ocak 2020 Genel, Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi BEL – BİR AŞ.’ye bulaşmayan kişilerin sayısı azdır. BU şirketle yapılan iş ve işlemlerin fiyat belirlemesi iki türlü. Hesabı kitabı yok. Şirket lehine sonuçlar çıkartılmaya çalışılmıştır. Toplumsal çıkar, ikinci plana atılmıştır.  Şirket kar etsin diye Asliye Hukuk Hâkimliğine sunulan Bilirkişi Raporu sahtedir. Mahkemeyi olumsuz yönden etkilemeye çalışılmıştır. Raporda kullanılan veriler sahtedir. Kıymet takdir komisyonu da sahte bedel takdiri yapmıştır. İşin aslına geçelim. BEL – BİR AŞ.’ye kat karşılığı olmak üze...
  • DOĞAL YAŞAMDAN KOPUNCA

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yaşanacak bir tek ömrümüz var. Onu da uzun ve mutlu yaşamak için sağlıklı olmak gerekiyor. Oysa günümüz insanı çok erken, hatta küçücük yaşlarda kanser, kalp, şeker, tansiyon, obezite sorunlarıyla sarmalanıyor. Paketlerle ilaç, antidepresanlar, antibiyotikler yanımızdan ayırmadığımız aksesuarlarımız oldu. İnsan ömrü uzadı, evet uzadı ama, ne pahasına. Sağlıksız, hastalıklı, bir gün bile kullanmadığımızda ölümümüze neden olabilecek ilaçlara mahkum bir yaşam. Neden bu hale geldik: Doğadan uzaklaştıkça, bizi...
  • RANTIN ŞEYTANİ YÖNÜ ( 2 )

    13 Ocak 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Asaf Hişmi 2 – 03.05 1991 tarih ve 11 sayılı Samandağ Belediyesi, Belediye Meclis Kararında rantın şeytani yönü, sırıtır derecede görünüyordu. BEL – BİR A.Ş.’ne Projesiz, ihalesiz  (resmi belgelerde belirtildiğine göre: 1991 yılı Birim fiyat tariflerine göre İhale Bedeli: 20.000.000 TL) iş vermek için bu şirkete kamu kurumu olarak tanıttılar. Belediye encümen ve belediye meclis kararlarında böyle tanıtılmıştı. Kamu kurumu olmayan, Kamu kurumu niteliğini taşımayan ve maliye bakanlığından uygun görüş almayan bu şirketin ödenmiş serma...