ÜST REKLAM

logo

reklam

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ VE SAMANDAĞ’INDAYIM


Hasan Yavaş
deneme02@hotmail.com

 

 

Bugünkü yazım yerinde bir yazıdır. Hanı Emniyet müdürlüğü birimlerinin bir olay olduğunda ‘Olaya yeri inceleme’ yazan bir araçları var ya, bir kaza olduğunda, bir polis veya jandarma aracına eşlik eden ikinci bir araç, benim de bir yıl aradan sonra Samandağ da bulunmam biraz da böyle. Başkalarını bilmem ama gerçekten de gurur duyduğum ender yerlerden bir yer Samandağ ne var ki ilk geldiğim 37 yıl öncesinden eser kalmamış desem çok da abartmış sayılmam.

İnsan dokusundan toprağa kadar ne varsa ciddi bir değişime uğramış, nüfus artışıyla konut yapımının artması ilçenin önemli oranda toprağının üstünün betonla kapatılmış olması, aslında pek çok sorunu da peşinde getirmiş, altyapı sorunları, yapılan konutların imar durumları bütün bunlar çarpık kentleşmeyi yüzünüze vuruyor Samandağ’a dışarıdan girerken.

Bugün Samandağ da yıllar önce yaşadığım anılarıma gitmemin ve siz okurlarla paylaşımda bulunmamın nedeni, olur ya, ‘’burada yaşayan, aranızda olan birilerinin yüreğine dokunabilirim de, onlarda yaşamlarının en özel alanlarına, anılarına; kültürlerine, analı babalı yaşanan evlerine sahip çıkarlar’’ diye…

Çoğu kez Deniz sitesinden yaya olarak, ta Samandağ’ın merkezine kadar yürürdüm, ilk geldiğim 1979 da yılı Aralık ayı  ayı, gününde,  insanca düşündüğüm her duyguma yanıt gibi gelmişti ve çok kısa kalıp, tekrar gelmek umuduyla ayrılmıştım gözüm arkada kalarak.

İkinci gelişim 1982 yılı idi. 12 Eylül generallerini İdam sehpasının kurulduğu yıllardı. Her yerde baskı, zulüm vardı. Samandağ da iki kattı bu baskılar.

Genç olmak o dönemin en potansiyel suçlusu yapıyordu hiçbir politik uğraşın olmasa bile.

Zaman zaman boş kaldığımız da Nihat Malta’yla sırtımız verdiğimiz  o bahçe duvarı, yaşadığımız mekan; kırılmış kaldırım taşları, o günlerde bize uçsuz bucaksız görünen Deniz ve Liman mahallelerinde, sokaklarında keşfedilmemiş tek bir köşesi yoktu.

İki katlı evler; devasa, ölümsüz yapılar olarak görünürdü gözümüze…

O zamanlar, nerden bilebilirdik ki, ‘’hepsinin bir kepçelik canı varmış’’ olduğunu. Meğerse… Şimdilerde artık aransa da bulunmayan…

Samandağ’ın her köşesi güvenliydi. Biri bizi tepemizden (Mobese kameralarıyla) gözetlemez, Samandağ da herkes birbirini kollar korurduk.

Yollar… Yürümek eğlenceydi bizim için; kol kola da girer, el ele tutuşup giden gençlerde azımsanmayacak kadar çoktu.

Deniz sitesi sahilinde de Çevlik de ki sahilde de herkes, her yerde denize girebiliyordu.

İnsan da temizdi, sahili de denizi de…

Sadece insanların değil, binaların, sokakların, mahalleler bile sonsuza dek yaşayacağını zannederdik o genç olmamızın güzelliğiyle…

Seneler sonra geldiğimde tanıdığım sohbet ettiğim evinde misafir kaldığım bu aileler de pek çok Çınar, sevdiğimiz saydığımız değerleri, Neneler, anneler, babalar  ayrılmış aramızdan, muhabbetleriyle tek tek  özleten, verdikleri nasihatlerle de hep hatırlatan büyüklerimiz.. Bir de gurbet girmiş Samandağlının hayatına. Tanıdık kimi sordum ise, ‘’yok burda’  şu ülkeye, bu ülkeye gittiğini söylediler,  zar zor hatırlanan da var hatırlanmayanda var. Yılda bir kez, üç yılda bir kez gelende var, hiç gelmeyenlerde var tanıdığım arkadaşlarımdan.

Hüzün ve sevinç içi içe.

Sokağa indiğiniz de yine de yüzünüzü güldüren, tebessüm ettiren, içinizi ısıtan Samandağ insanının, insan Sıçaklığını hissettiriyor, benim bildiğim bir yer olmaktan çok uzak, dönüşüm projelerinin gazabına uğramış bir beton kent görünümüne dönüşmüş desem de.

Bir gece de oldubitti hepsi. Dedim ya hepsi bir kepçenin ağzında.

Şimdilerde mahalleler cadde olmuş, siteler araları sokak olmuş. Numaralanmış Samandağ site site… İnsani kimliğimizi kaybettiğimiz gibi bu ilçenin de kimliği kaybedilmiş.

Yalnızlıklar yutmuş Samandağ’ı, mahallelerini şehrin diğer yaşam şekillerini. Kent yabancı olmuş, geleni karşılamaz olduğunu gördüm bu gelişimde.

Duygusallığımdan mı yoksa gerçekçiliğimden mi gördüğüm bu değişiklik karşısında, sahi siz kimsiniz? Demek geçti içimden.

Sonra anneleri babaları düşündüm. Çocuklarınıza bütün bu yok oluşları nasıl anlatıyorsunuz?

Geçmişin değerleri yok edilirken en çok onlara zarar veriyoruz aslında.

Yokluklar içinde bir dünya onların ki, sosyal ağlarda sanal arkadaşlıklar kuran, oralarda görüşen, dertleşen, sağlıksız etkinleşen.

Geldiğimiz noktaya bakar mısınız?

Hayal dünyalarını geliştirmek için, oyun hamurlarından ve Legolardan umut, gelecek beklemekteyiz. Neyin, nasıl geleceğini bile bilmeden…

Hepinize merhabalar…

 

Share
729 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ETİK VE POLİTİKA

    21 Ağustos 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Etik; Tük Dil Kurumu yayını Türkçe Sözlük 9. Baskı 1998, 1. Cilt, Sayfa: 739 Etik maddesinde: ’Töre bilimi, ahlak bilimi olarak tanımlamıştır. Ansiklopedik bilgi için; Ana Britannica Cilt 8, syfa:340 Etik Maddesini beraber okuyalım: ’İnsanlar arasındaki ilişkilerin temelinde yer alan değerleri, ahlaki bakımından iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış olanın niteliğini araştıran felsefe adıdır'’ Etiğin yanıt aradığı soruların bazıları; ’Nasıl yaşamalıyız?’’ Mutluluğu mu, bilgiyi mi, erdemi ve güzellikler yaratmayı mı amaçlamalıyız?’’ ‘’Mu...
  • TARAFSIZ BASINA FRANSIZ KALMAK

    29 Temmuz 2019 Dünya, Eğitim, Ekonomi, Emlak, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Otomotiv, Röportajlar, Sağlık, Siyaset, Spor, Teknoloji, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Halkımıza, İlçemiz kısa bir süre önce Evvel Temmuz etkinliklerine ev sahipliği yaptı. Gazetemiz, halkın haber alma hakkını mümkün mertebe engellemeyerek, (gazetemizin yayınının engellenmesine rağmen) çoğu etkinliği yeri geldi canlı çekim ile uluslararası alana taşıdı, yeri geldi matbuat üzerinden okurlarla buluşturdu. Takdir edersiniz ki ilçede Evvel Temmuz Festivalini destekleyenler olduğu gibi kimi vatandaşımız, kültürden uzak, kimileri de özünden saptırılmış olarak değerlendirdi. Biz Samandağ AYNA’sı olarak her türlü görüşü eşit...
  • ŞEKER BEYNİ DE BİTİRİYOR

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Şeker ve trans yağlarla yüklü Amerikan diyetinin sadece fiziki sağlığı değil beynimizi de olumsuz etkilediği belirlendi. Oregon State Üniversitesi uzmanları tarafından fareler üzerinde gerçekleştirilen araştırma, şeker ve yağdan zengin diyetin bağırsak bakterilerini etkileyerek bilişsel esneklikte (cognitive flexibility) önemli kayıplara yol açtığını gösteriyor. Bilişsel esneklik, beynin iki farklı düşünceden diğerine geçme ve aynı anda iki farklı konuyu düşünme kabiliyeti olarak biliniyor. İnsanlarda bilişsel esneklik bozukluğu, ...
  • GELİN İNSANCIL DAVRANIP, EVRENSEL DÜŞÜNELİM

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Uzun zamandır Samandağ’ın da olup bitenleri sessizce seyrediyorum. Seçimden önce "Samandağ sevdası" havası esiyordu ! Şimdi menfaat havası esiyor! Şimdi durumu bir değerlendirelim. Samandağ’ın da neler oldu ne oluyor ?Birileri seçimden önce eski yönetime karşı cephe aldı, dernekler kurdu, komiteler, toplantılar düzenledi ve halkı toplayıp, kimisi vefadan kimisi de Samandağ sevdasından bahsetti. Seçime kadar sürdü bu düzenlemeler. Projelerde sunuldu. Şimdi seçim gitti, Sevda ve vefa bitti. Çatışmalar, sataşmalar ve hakaretler ba...