ÜST REKLAM

logo

reklam

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ HAM HAYALLER VE AKP


Hasan Yavaş
deneme02@hotmail.com

 

Kitleleri ham hayallerin peşinden sürükleyerek uyutan güçleri ve bunlara destek olanları iyi biliyoruz.

Kimse, ne adına olursa olsun taraf olmaya ve hedef saptırmaya kalkışmamalıdır. Dinin ne olduğunu ne olmadığını iyi bildiğimiz için, dini çıkar için kullanmak isteyen tarafların birinden diğeri daha çok aklımıza yatacak diye bir tutum takınmak zorunda değiliz.

Kitle kuyrukçuluğuna özenen, buradan pay kapma haseplisi kimi yazar ve çizerlerin görüşleri  cürümleri kadar yer yakar.

Depreşen demokrasi hastalıkları bizi hiç mi hiç ilgilendirmemelidir.

AKP iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan dini istediği kadar kullansın, istediği kadar inanç üzerinden yalan söylesin, bizler asla onun bizleri çekmek istediği tuzağa düşmeyecek kadar aklımız başımızdadır.

Ülkenin gündemi neredeyse inançlara kilitlenmiştir.

Kimsenin her gün elektrikten benzine, sebzeden ekmeğe yapılan zamlarla sofrasından eksilen yiyecekleriyle ilgilendiği yok.

İhale ile yolsuzlukları resmileştiren, din ve inanç üzerinden çeteleşen, AKP iktidarının ülkemiz emekçileri ile aralarında Çin Seddi kadar uzun ve yüksek duvar vardır. O yüzden de yoksul, işsiz aç insanlar gündemlerinde yoktur.

Şimdi de 16 Nisan Referandumunda söz de anayasa değişikliği ile sermayenin çıkarlarını baskı ve zorbalıkla koruyan faşist bir rejimi dayatmışlardır, bütün manevraları bunun için halka onaylatmak istiyorlar.

Ne zaman sermaye iktidarları tıkanmış ve kitleleri yönetemez hale gelmiştir, faşist diktatörlüğe başvurmuştur.

12 Mart 1971 öncesinde de öyle oldu. Adalet Partisi iktidarı köylülerin, işçilerin, memurların, küçük esnafın istemlerini yerine getirmek şöyle dursun aksine sözünü ettiğimiz bu geniş halk yığınlarına her anlamda kan kusturmuştur.

Tam da bu dönemde devrimci mücadele yükselişe geçmiş, iktidarlarının tehlikede olduğunu gören egemen güçler ise hemen harekete geçerek karşı tedbirler almaktan başlayarak devrimci güçleri tasfiye etmek için her yola başvurmuştur.

Kitlelere dayanarak faşist bir diktatörlük oluşturmasının olanağı olmayan Adalet Partisi, bu defa sermaye güçleri de darbe yoluyla faşist diktatörlüğe geçişin önünü açmıştır.

12 Mart 1971 Askeri darbesi tam da bunun için gerçekleştirilmiştir.

Nitekim gerçekleştirdiği andan başlanılarak devrimcilere yönelik çok geniş baskı ve yok etme girişimleri peşinden gelmiştir. Artık sonrası işçilere, emekçilere üniversite öğrencilerine,  aydınlara karşı tam anlamıyla bir cadı avı başlatılmış ve binlerce devrimci işkencelerden geçirilip cezaevlerine atılmışlardır.

Sonrasında Sinan Cemgil ve arkadaşları katledilmiş, Mahir Çayan ve arkadaşları Kızıldere’de yok edilmişler, İbrahim Kaypakkaya işkence de can vermiş, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan idam edilmişlerdir.

Burada 12 Eylül 1980 darbesinin nelere yol açtığını anlatarak zamanınızı almak istemiyorum.

Çünkü bu konuda siz okuyucularımızın ve halkımızın epey bilgi ve birikimi olduğunu düşünüyorum.

Geldik bugüne.

15 yıllık AKP öyküsüne gelince bunu da uzatmaya ne hacet hem bir yarar da yok. Dinci AKP katıksız sermaye güçlerinin çıkarına bir iktidardı ve iktidarında sonuna kadar sermaye güçlerini gözetti.

Başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere iktidarın hukuk mukuk taktığı yok. Her gün 1500- 2000 bin korumayla açılıştan açılışa koşuyor (neyin açılışı yaptığını bilen varsa gelsin beri)

Kısacası bir faşist diktatörlükten söz etmememiz için bir neden de kalmadı diyebiliriz.

Olur, mu, AKP iktidarının faşist diktatörlüğü uzun sürer mi diye soruyorsanız, cevap verelim:

Bütün faşist diktatörlükler gibi AKP ve Recep Tayyip Erdoğan faşist diktatörlüğünün de süresi birçoklarının sandığının aksine uzun sürmeyecek ve yıkılıp gideceklerdir.

12 Mart 1971,

12 Eylül 1980 faşist darbelerinin ülkemiz halkına öğrettiği çok ama çok şey vardır,  16 Nisan Referandum bu bilge halk tarafından hayır diyerek, AKP ve Recep Tayyip Erdoğan Faşizmini red edecektir

 

Share
581 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TARAFSIZ BASINA FRANSIZ KALMAK

    29 Temmuz 2019 Dünya, Eğitim, Ekonomi, Emlak, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Otomotiv, Röportajlar, Sağlık, Siyaset, Spor, Teknoloji, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Halkımıza, İlçemiz kısa bir süre önce Evvel Temmuz etkinliklerine ev sahipliği yaptı. Gazetemiz, halkın haber alma hakkını mümkün mertebe engellemeyerek, (gazetemizin yayınının engellenmesine rağmen) çoğu etkinliği yeri geldi canlı çekim ile uluslararası alana taşıdı, yeri geldi matbuat üzerinden okurlarla buluşturdu. Takdir edersiniz ki ilçede Evvel Temmuz Festivalini destekleyenler olduğu gibi kimi vatandaşımız, kültürden uzak, kimileri de özünden saptırılmış olarak değerlendirdi. Biz Samandağ AYNA’sı olarak her türlü görüşü eşit...
  • ŞEKER BEYNİ DE BİTİRİYOR

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Şeker ve trans yağlarla yüklü Amerikan diyetinin sadece fiziki sağlığı değil beynimizi de olumsuz etkilediği belirlendi. Oregon State Üniversitesi uzmanları tarafından fareler üzerinde gerçekleştirilen araştırma, şeker ve yağdan zengin diyetin bağırsak bakterilerini etkileyerek bilişsel esneklikte (cognitive flexibility) önemli kayıplara yol açtığını gösteriyor. Bilişsel esneklik, beynin iki farklı düşünceden diğerine geçme ve aynı anda iki farklı konuyu düşünme kabiliyeti olarak biliniyor. İnsanlarda bilişsel esneklik bozukluğu, ...
  • GELİN İNSANCIL DAVRANIP, EVRENSEL DÜŞÜNELİM

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Uzun zamandır Samandağ’ın da olup bitenleri sessizce seyrediyorum. Seçimden önce "Samandağ sevdası" havası esiyordu ! Şimdi menfaat havası esiyor! Şimdi durumu bir değerlendirelim. Samandağ’ın da neler oldu ne oluyor ?Birileri seçimden önce eski yönetime karşı cephe aldı, dernekler kurdu, komiteler, toplantılar düzenledi ve halkı toplayıp, kimisi vefadan kimisi de Samandağ sevdasından bahsetti. Seçime kadar sürdü bu düzenlemeler. Projelerde sunuldu. Şimdi seçim gitti, Sevda ve vefa bitti. Çatışmalar, sataşmalar ve hakaretler ba...
  • MİHRİCAN EVVEL TEMMUZ YALANI

    24 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Asaf Hişmi Mihrican Bayramı Farsların her zaman kutladıkları dini bayramlarıdır. Fars güneş yılının yedinci ayı olan Mihir ayının 16. Gününe rastlar. Yedi gün devam eder Mihir ayının 21’de son bulur. Mihrican Bayramı gece ile gündüzün eşit olduğu (Sonbahar ekinosu, Miladi takvimin 21 Eylül’lüne denk gelir. Temmuz ise Miladi takvimin yedinci ayıdır. Evvel temmuz denilen tarih, Fransız devriminin kuruluş tarihidir. Yani 14 Temmuz 1789 tarihinde Faransız devriminin başlangıç tarihidir. Fransızlar bu günü Ulusal bayram olarak kutlarlar. Bu...