ÜST REKLAM

logo

reklam
18 Eylül 2017

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ BURNUNDAN SOLUYACAKLARA…

 

Hindistan bir milyarı aşan nüfusu ile teknolojide ve özellikle yazılım teknolojisinde dünya devleri arasına giren büyük bir ülke.

Ama gelin görün ki; dini yok!

O koskoca teknolojik icatları yapan Hindistan aklı din olarak;

gide gide ancak ineklere tapınmayı bulabilmiştir!

Milletler dinsiz yaşayabilirler ama dilsiz asla yaşayamazlar! Çok ilginç bir ifade değil mi?

Moda tabirle ‘muhafazakâr geçinenlerin okuduğu zaman burnundan soluyacağı’ bir ifade!

Hindistan 400 civarındaki yerel lehçe ve dillerinden asla vazgeçmeyerek millet olma şuurunu kaybetmemişlerdir.

Cin, bir buçuk milyarı aşan nüfusu ile dünyanın en kalabalık ülkesi! Onlarında dinleri yok!

Bir takım ağaç, taş, kuş hayvan gibi tapındıkları ilkel semboller var! Ancak yüzlerce çizgi şekillerinden oluşan dillerinden ve alfabelerinden asla vazgeçmemişler.

Ülkemizde nüfusun%56’si asgari ücret seviyesinde, işsizlerle birlikte % 70 aç yani köle ve ağzını açamaz durumda.

Biraz dini okşayınca da işler çok kolaylaşıyor. Sömürü düzenin ana maddesi din anlayacağınız. Başka bir anlamı da yok bu işin.

Etnik grup maskesiyle böl, parçala…

Özelleştirme ve KHK’lerle ile aç bırak, köle yap ağzını açacak dermanı kalmasın, ülkenin tüm kaynakları, tüm gelirleri kendilerinin olsun!

Tabii kitleler, bu numarayı kolay yutarsa!

Geri kalıyor Eğitim!

İki yıla bir bakan, her yıl eğitimin usul ve programı değişirse gelecek nesillerin de başı bağlanmış olur!

Oh ne ala koyun sürüsü mübarek, gelen hey gidene hey!

Liberaller,  sol cenahta alkışlamışlardı o meşhur Fatih projesini!

Bütün öğrencilere tablet bilgisayarlar dağıtıldı.

Akıllı tahtalar yapıldı.

Daha başka pek çok oyun da vardı. Bunlara 20 milyar dan fazla para harcandı ve vazgeçildi.

Yaptığı işin programını değiştiren bir ekip iyi niyetli olamaz.  (Dikkat ederseniz Samandağ da yerel yönetimde program değişikliğine gidecek iler ki günlerde, çünkü elinde yürüttüğü programı işlemez halde ve toplum, yaşayan halk gerçek olanlardan haberdar edildiler)

Ve bugün ülkede ki iklim ve bu iklimin yarattığı ruh sadece ezen ezilen noktasına gelip dayatmıştır.

Faşist niyetli iktidarın ve ona yarenlik eden güçlerinin egemenliklerini korumak için sadece canlı hayatlara zindan yaşatmak için, en iyi koşulları yarattılar ve Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesi mezardan çıkarttılar.

En başından ısrarla defalarca bu gazetede yazdığım ‘’…Tarifi etnik köken üzerine yapılan siyaset faşizmin başvurduğu yoldur, Diyarbakır da sazlı sözlü sözde barış eylemi, Kürtlere kanlı bir oyundur, Suriye de Alevilere kanlı tuzaklar kuran AKP iktidarından Kürt sorununa çözüm beklemek, akacak kandan sorumludurlar…’’

Artık bundan sonra akla gelebilecek her türlü tehlike şiddette dönüşecektir.

Siyasi iktidar ve devlet güçleri bu belirsiz ortam da tam da istedikleri yola sapacaklardır.

Sıkıyönetimler!

İdamlar!

Toplu infazlar!

Ve suikastlar!

‘’Gömerseniz de çıkartır parçalarız’’ demişler!

Ölen bir kadının cenaze üzerinden bu korkunç ve rezilce tehdit, milliyetçilik, ırkçılık üzerinden yapılıyorsa gelebilecek her türlü tehlikeye ve şiddeti açıklar.

‘’Hamza’nın cansız bedenini deşip kalbini çıkartarak çiğneyen, Süfyan’ın karısı Hind gibiler; o derece’’ iki gün önce Ankara da yaşanan tehlike.

Irkçılık, milliyetçilik ve din bütün insanlığa ve bütün toplumlara düşmandır.

Din adına, iman edenler 16 yıldır ülkeyi getirdikleri hale bakın.

Hindistan dinsiz!

Çin dinsiz!

Suriye de İslamcılık ile yola çıkılarak verilen paylaşım savaşı kaybedildi. Beşşar Esad yönetimi düşmanı kapı dışarı edip topraklarına yeniden hâkim oldu Rusya ve İran’ın desteği ile.

Şimdi Iraklı Kürtlerin bağımsızlığı için bir referandum yapılacak.

Bize göre Ortadoğu da Kürtlerin bulunduğu hiç bitmeyen mezhep, etnik yeni bir kriz planlanıyor.

IŞİD’e benzer yapılara yeni iş sahaları demektir.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) lideri Mesud Barzani, Ankara ile 25 Eylül Referandum için bir pazarlığı var. Çünkü Erbil başta olmak ekonomik olarak bölge de yatırımlar, gelir paylaşımları gibi bağımlılıkları var. Hatta Türkiye’nin IKBY’deki askeri varlığını da ekleyelim.

Dolaysıyla 25 Eylül’de düzenlenecek bağımsızlık referandumu, Ortadoğu gibi husumetlerin derin, altüst oluşların bitmediği bir yer de referandum yeni çatışma potansiyelleri barındırıyor.

Artık daha hayatı önemde;

Ya barbarlık ya sosyalizm!

Share
449 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+4 = ?