ÜST REKLAM

logo

reklam
15 Kasım 2016

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ ”BAŞMUHTAR”

hasan yava_

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ

BAŞMUHTAR

Ülkemiz insanın büyük çoğunluğu kendisini bir  ‘BAŞ’ olmak için yaratıldığına inanır. Bazen başarır, bazen başaramaz; ama  zır cahil bile olsa ‘’yetkin miyim, becerebilir miyim’’ gibi varoluşçu bir kuşkuya kapılmaz, mutlaka dener.

Çünkü genetiğinde ‘’baş ol da, soğan başı ol!’’ yazılıdır.

İnsanlığın başından beri hiç ‘soğan başı’ olmayı başarmış bir insanımız var mıydı, pek emin değilim; ama bugünlerde çok acı bir ‘çıbanbaşı kaynadığı kesin.

Öncelikle söylemek isteriz ki, günümüzde muhtarların demokratik bağlamda ve de yöneticilik anlamında hiç mi hiçbir önemleri kalmamıştır. Hele de köy muhtarlarının yerel yönetimde yapılan ve Büyükşehir yapılan İllerde hükmü şahsiyetleri de yoktur, gerekleri de.

Bu durumda muhtarlar ancak ve ancak bağlı bulunduğu ilin ilçenin politik hırslarının değirmenine su taşıma görevi verilmiş bir kimliğe indirgenmiş görünüyor. Bu yerelde de genelde de aynıdır.

Muhtarlar köylerde veya kent içinde ki mahallelerde ikili ilişkileri sayesinde mahallelisiyle çok içli dışlıdır. Kim kime akşamları misafir oluyor. Kimin ne sorunu var. Hepsini bir bir bilir işbilir muhtarlar.

Ve pek çok yöntemle yurttaşların özelinden tüzeline, saklısından gizlisine, güven eksenli sırdaşlıklarda söylenenleri bir bir Baş muhtar’a jurnaller pardon bir güzel çay kahve ikramlarıyla karşılanan sohbet toplantılarında anlatırlar bire on katarak Baş muhtara.

Sıra seçimlere geldiğinde ise yurttaşların oyları nasıl kontrol edilecek, ayni yöntemlerle devreye muhtarlar sokularak iyicene yerel yönetimin oy deposu konumuna getirilmek istenecektir. Ara da güven vermeyen muhtar olursa o köyün, mahallenin en sözü er kişisi bulunup  güvensiz muhtara karşı muhbirlik etmesi istenir.

Biliyoruz demeyin sakın çarkın döndüğü yer işte tam da burasıdır ,Samandağ da dönen dolapların kaynak yeri.

Korkarım ki Ankara Beştepe Saray da oturanda, Samandağ da olan bu uygulamayı örnek alıp 2 yıldır ülkemizin dört bir yanından muhtarları ayda bir makamına çağırmaktadır.

Bir ülkenin en tepesinde oturan ile bir Belediye Başkanının muhtarlarla ne işi olur da toplantı üstüne toplantı yapıp durur? Saray alenen yaparken Samandağda kapalı kapılar ardından yapılıyor ikili üçlü beşli kişilerle

‘’Hangi evde kim var gelin bildirin’’ diyerek gerçek niyetini bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor.

Ülkenin her yeri yangın yerine döndürülmüş, bunlar yok sayılıp üstüne üstlük bir de ‘’Sayın’’ muhbir yurttaşlar ve muhtarlar görevli kılınmak isteniyor.

Dingo’nun ahırının sözlük anlamı: Kuralın, düzenin hiçe sayıldığı yere denir.

2- Sahipsiz kalmış yere denir. Gireni çıkanı belli olmayan yere denir.

Hikâyemiz ise,

‘’Dingo… İstanbullu bir Rum’du. İçmeyi çalışmaktan daha çok severdi. Sorumlusu olduğu der saadet Tramvay Şirketi’nin Taksim civarındaki ahırında pek durmazdı. Ya yakınlarındaki bir meyhanede demleniyor ya da kenarda köşede sızmış uyuyor olurdu.

Tramvaya koşulan yorgun atların dinlenmişleriyle değiş tokuş edildiği ahıra dileyen dilediği gibi girer, bir atı bağlar diğerini çözerdi.’’

Samandağ Belediyesi de yönetim kadrosu- Meclis üyeleri ile birlikte bir avuç elit’in elinde Ding o’nun ahırına döndürülmüştür.

Uzak değil yakın bir gelecekte başlarına gelecek bela, sadece Belediye Meclis üyeleri ve Başkana kesilecek fatura olmayacak tüm Samandağlıyı derinlemesine etkileyecektir.

Kadım Samandağlı, sallanan ağaca nerden rüzgâr estiğini bilecek kadar tabiat ve iklim bilgisine sahiptir. Dahası şu arkadaki sokaktan kimin geçtiğini, kimin geldiğini, kimin geleceğini çok iyi bilir…

Bununla yetinir mi yetinmez de başka şeyleri de bilir mi öğrenir mi sorar mı göreceğiz…

 

Share
762 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+10 = ?