ÜST REKLAM

logo

reklam
23 Şubat 2017

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

ELİNDE ÇEKİÇLE GEZEN, KARŞISINDAKİNİ ÇİVİ SANIR

Asırlar boyunca ‘kut’(*) bir anlayışın felaketini yaşamışız. Yönetmek için başa geçen hükümdar adayının ölümü üzerine, mirasçıları olan oğulların tek başına yönetimi ele geçirmek için aileden herkesi öldürme ihtirası!

Hunlardan Büyük Selçuklulara, Anadolu Selçuklulardan Osmanoğulları’na kadar hep böyle gelmiş, böyle uygulanmış, böyle yok edilmiş onlarca masum insan!

Sırf hükümdar adayının yakını olduğu, iktidara ortak olmasın diye koyun gibi boğazlanmış!

Ne zamana kadar!

Elbette ki; Ulusal kurtuluş savaşı ile emperyalizmin kapı dışarı edildiği 1920’lere kadar!

Bu sefer yönetmek için iktidara padişah artığı sağ iktidarlar gelmiş ve Cumhuriyet dönemi boyunca da boş durmayıp, almış hükümdar yakınlarının yerini!

Cumhuriyet’le ‘’Şehzade infazları’’ durmuş ancak yönetmek için sağ iktidarlar çok uluslu işbirlikçi sermaye güçleriyle birlikte türlü oyunlar içinde olmuşlar, Darbeler, sıkıyönetim, baskı dönemleri içinde olup çeşitli katliamlara girişmişlerdir.

Bugün ise; nereye kadar devam edeceği bilinmeyen bu bitmez tükenmez çekişmeler içerisinde bizler; 15 yıldır doğan her bir güne sıkıntıyla başlamanın normal sayılması gereken bir ülkenin sabahındayız!

Meslektaşım yazar, Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat geçtiğimiz  yazdığı ‘’Kedimiz Kırmızıdır’’ üst başlıklı yazısında  buluyoruz sorumuzun cevabini.

‘’ Vatan sathında saçmalıktan vahşete, arsızlıktan hırsızlığa, aptallıktan gaddarlığa, ‘’artık bu kadarı da olmaz’’, ‘’herhalde bunu da yapamazlar’’ diyebileceğimiz hiçbir şey kalmadı.

Hayvanlara tecavüz, çocukların ırzına geçmek, kadınları dövmek, kadın- erkek bol bol öldürmek sıradanlaştı. Terör, suikast ya da savaşta ölmek kader sayılıyor, şehitlik adeta yüksek getirili yüce bir meslek, bu ülkede…

Otokrasiden diktaya bütün baskı rejimlerinin kitap düşmanlığı, yazana nefret ve okuyana hışım ortaklığı, rastlantı değildir.

Sözlerle düşünürüz. Kitaplar, söz dağarcığını genişleterek düşüncenin, hayâlın ufkunu açar, mantığı geliştirir ve sonunda, özgürleştirir. Baskı rejimlerinin en çok korktuğu da budur…

Her 1000 kişiden sadece 1’inin kitap okuduğu (TUİK verileri) 80 milyonluk bir ülkede; yazıp okuduğu için hapse tıkılanları da çıkarırsanız, nasıl bir cehalete ve rejim türüne mahküm olduğumuz açık!

Bugün doğan çocuğuna ‘’Evet’’ adını koyan akıl, dün doğum kontrolünden habersiz olduğu için sıra sıra dizilen bebelere yeter, Dursun; Sabit, İmdat isimlerini veren akıl.

Çünkü okumuyorlar.

Devlet Bahçeli hakkında yazılan bir kitaba önce muhteremler dağıtım yasağı getirdi, ardından tetikçi muhterisler kitapevine saldırıp camı çerçeveyi indirdiler. Kafa tokuşturmaktan beyaz peynire dönmüş beyinleriyle elbette kitapçıda bulamadıkları yazarı kendilerinde kalmayan ‘’Akıllı olsun’’ öğüdüyle tehdit edip kaçtılar.

Ne dağıtımı yasaklayan muhteremler, ne de camı çerçeveyi indiren tetikçi muhterisler kitabı okumamışlardı. Çünkü kitapta Devlet Bahçeli hakkında zaten bilmediğimiz hiçbir şey, en küçük bir suç öğesi yok.

Ama kitap korkusu, böyle bir şey. Ya okur da iki kelime daha öğrenir, biraz daha düşünürlerse?

Al sana kabüs!’’

Nereye kadar devam edeceği bilinmeyen bu bitmez tükenmez çekişmeler içerisinde bizler; HAYIR da bir olmazsak elinde çekiçle gezen bu iktidar mensupları ve taraftarları, karşısında olan bizleri çivi zannetmeye devam edip vurmaya devam edecektir.

Hayır diyeceğiz.

Hayır diyeceğiz.

(1*) Kut:Türk devlet geleneğinde ülkeyi yönetme yetkisinin hüküdarlara, tanrı tarafından verildiği inancına ‘’kut’’ denir.

Türkler devleti yönetme yetkisinin TANRI tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrı tarafından verilen bu yönetme hakkına KUT diyorlardı. KUT’un kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına geçtiğine inanıyorlardı.

 

 

 

 

Share
428 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MEMLEKETTE HAK, HUKUK ADALET VAR MI?

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Bu üç kavram varsa, iyi yoldayız, başarı mutlak olacak. Bu kavramları Samandağ ilçesinde arayalım. Bizim ilçede var mı? Varsa, nerede saklanmışlar da bizler göremiyoruz? Ben bu yüce değerleri çok aradım. Merak ediyordum. Bulamadım. Örneğin; Şehir merkezinde bulunan ve davası 1991 yılından beri çözüm bekleyen Park sorununun yasa ve yönetmelik açısından beraber bakalım ‘’İlimiz Samandağ İlçesi Atatürk Mahallesinde kâin 1042,1998 ve 4241 sayılı parseller, Mahkeme kararlarıyla Park olarak ihdas edildi Hatay Valiliğinin 17.10.2018 tarih ...
  • KAPİTALİST SİSTEMDE ONUR, HAYSİYET VE ŞEREF; PARADIR

    15 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan / Sami Aslan İnsanlık Kapitalizm ile birlikte Basit yeniden üretimden (sanayi öncesi antik ve orta çağlardaki tarıma dayanan üretim) Geniş yeniden üretim  ( teknolojik sanayiye dayanan üretim) sistemine geçmiştir. Çok uluslu tekelci şirketler ve Bankalar sistemi olan KAPİTALİST sistem demek, GENİŞ YENİDEN ÜRETİM SİSTEMİ demektir. Geniş yeniden üretim demek yüzbinlerce işçi ile en son teknoloji kullanarak dağlar gibi yığılan matahlar (mallar) üretmek demektir. Dağlar gibi yığılan üretilmiş MATAHLAR’ın milli sınır...
  • ZEYTİNİN TARİHÇESİ VE FAYDALARI

    08 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Zeytin, çok yönlü bir kültür bitkisi olarak, Anadolu mutfak kültüründe binlerce yıldan bu yana birçok alanda kullanılır. Anadolu’da yaşayan eski medeniyetler, zeytin ve zeytinyağını, dini kutsamalarda, nazardan korunmada, birçok hastalığın tedavisinde kullanırlardı. Tüm dinlerde zeytin, bereket, barış, akıl, uzun ömür ve olgunluk gibi simgesel anlamlar taşır. Zeytin ağacı, ağır büyüyen, fakat oldukça uzun yaşayan bir ağaçtır. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizlenmekt...
  • YEMEĞİN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

    01 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Hz. Muhammed’in şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım: “ sofradan tam doymadan kalkınız.” Bu sözün değerini sağlıkçılar daha iyi bilir. Yemek yemekten anladığımız, karnımızı doyurmak anlamında midemizi doldurmaktır. Midelerimizi bir çöp kutusu gibi dolduruyoruz. Doygunluğa ulaştığında yani tam doluluk sağlandığında “doydum” diyoruz. Maalesef bunu destekleyen diğer olgu ise lezzet adı altında damak tadı dediğimiz, yediklerimizin tatlı, ekşi, acı,tuzlu olmasının ön plana çıkmasıdır.M.Ö.106 –M.Ö.43 yılları arasında yaşamış ...