SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ « Samandağ Ayna Haber

Kardeşim 1 tane 5 tane eklesen neyse sitenin anasını sikmeyin bu kadar aç gözlü olmayın 5 tane koy 4 tane koy kaldıran namerttir.

Şişlide Gece Hayatı

SON DAKİKA

SOHBET KÖŞESİ: HASAN YAVAŞ

Bu haber 09 Mart 2017 - 8:56 'de eklendi ve 876 kez görüntülendi.

 

 

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ

8 Mart. Yani ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’. Bundan tam 159 yıl önce  (8 Mart 1857)Amerka’nin Newyork’lu 40 bin dokuma emekçisinin insanca çalışma istemiyle başlattıkları grev, polis saldırısı ile birlikte çıkan yangında çoğu kadın toplam 129 emekçi hayatını kaybetti.

Kapitalizmin azgın saldırısının en somut ifadelerinden biri olan bu olay, yıllar sonra dünya sosyalist hareketin merkezi örgütlenmesi olan II Enternasyonalin 1910’da Kopenhag toplantısında gündeme geldi.

Alman Sosyal demokrat Partisi’nin üst düzey yöneticilerinden ve ‘Kadın Sorunu’ konusunda uzman olan Klara Zetkin’in önerisi ile II. Enternasyonal, 8 Mart 1857’de öldürülen kadın emekçilerin anısını yaşatmak için, katliamın yapıldığı 8 Mart’ı  ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak kutlamaya karar verdi.

Bu tarihten sonra 8 Mart ‘ Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak tüm dünyada kutlanmaya başlandı. Tabii bu günün, emekçi kadınların günü olarak kutlanmasında II. Enternasyonal’in kararının yanı sıra ünlü kadın devrimciler Aleksandra Kollatay (Bolşevik Parti Merkez Komite Üyesi), Clara Zetkin ve Rosa Lüksenburg’un (Aslen Polonya asıllıdır. Spartakisler denilen devrimci akımın öncüsüdür. I. Dünya savaşına karşı çıktığı için Karl Leibknecht birlikte öldürülmüştür) verdikleri mücadeleleri de burada saygıyla anmak gerekir.

Emekçilerin hak arama mücadelesinde bedel ödedikleri günün anısının yaşatılması için her yıl düzenledikleri bu etkinlik zaman içinde kapitalizm tarafından keşfedildi. Birleşmiş milletler örgütü 1977 yılına kadar ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak kutlanan 8 Mart’ı ‘dünya Kadınlar Günü ‘ olarak kutlamaya karar verdi. BM’nin bu kararını günün anlam ve içeriğini boşaltmaya yönelik bir karar olarak görmek gerekiyor.

Çünkü 1910 yılından beri 8 Mart ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak kutlanırken, BM’nin bu kararından sonra kadınları ikiye bölündü.

Günün gerçek sahipleri olan emekçi kadınlar, 8 Mart’ı özgürleşmenin ve sömürüye başkaldırırnın miladı görüp ‘ Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak kutlarken, kapitalistler ise tüketim toplumunun tüm nimetlerini pazara sürerek, 8 Mart’ın eş ya da sevgililer tarafından özel hediyelere boğulduğu, bir günlüğüne kadının özelleştiği ve güzelleştiği ‘Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamaya başladı.

Bu kararın etkisi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok kısa süre sonra görülmeye başlandı. Sistem, bu anlayışları geliştirici, önünü açıcı ortamlar hazırladı. Özellikle, 12 Eylül 1980 darbesi ile birlikte sistemle bütünleşmiş, sistemin bekasi için mücadele eden ‘kadın örgütleri’ hızla gelişti. Bu süreç, emekçi kadınların sınıfsal mücadeleden ayrı tutulamayacak olan özgürlük mücadelesinin içeriğini boşaltıp ‘erkeğe karşı mücadele’ye dönüştürmeye başladı.

Bu hareketler, 12 Eylül’ün solda yarattığı fiziksel kırılmayı, ideolojik kırılma haline dönüştürebilmek için bilerek ya da bilmeyerek önemli katkılar sağladılar.

Geldiğimiz bu aşamada kavramlar yerli yerine oturtmanın zamanı gelmiştir. Her günün anlamı ve önemi tarihinden gelmektedir.

1857 yılında Newyorklu kadın işçilerin hak arama mücadelesindeki bedel ödedikleri tarih olan 8 Mart, tarihinden gelen mücadele ve hak arama günü olarak kutlanmaya devam etmelidir.

Amerika bir göçmenler ülkesidir. Köken olarak dünyanın en çeşitli nüfuslarından birine sahiptir. Nüfus içinde, dünyanın her yerinden gelen insanlar bulunur.

  1. yüzyıla kadar günümüzde Amerika Birleşik Devletleri olan yer, yerleşimlerin seyrek görüldüğü ormanlar ve bozkırlardan ibaretti. Küçük Kızılderili gruplar, Atlantik ve Pasifik Okyanusu arasında kalan topraklarda dağınık halde yaşardı.

Ve gelenler bu Kızılderilileri katliam yapıp yok ettiler.

Amerika’ya ilk İngiliz kolonisi 1607 yılında Virginia’ya ayak bastılar.

Ülkenin kuruluşu 1776 yılına kadar göç edenlerin büyük çoğunluğunu İngiltere’den gelenler oluşturdu.

Göçmen sorunu ise Amerikan toplumunun temel bir niteliğini ilgilendiriyor:

ABD bir göçmenler ülkesi… Enerjisini, dinamizmini göçmenlerden alıyor. Nitekim bugün Başkan seçilen Trump’da ‘’Ülkeye katkıda bulunan, iş yaratan, başarılı göçmenlerden’’ söz ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Amerika’ya göç ve seyahate dair yeni başkanlık kararnamesini açıklandı.

Yeni Kararname ile İran, Libya, Somali, Sudan, Suriye ve Yemen vatandaşlarına Amerika’ya giriş yasağı getiriliyor.

Demek ki, ABD’nin asilleri yok etmesinin asıl nedeni bugün dünya da kurduğu hegemonya ile ne menem bir şey olduğu, para imparatorluğu ile aslında insanlığa karşı suç işlediği, üretileni pazara süren veya ürettiği ile dünya pazarlarını ele geçirdiğini hayatımızın her bir anında tanık olmaktayız.

Kahrolsun Amerikan emperyalizm!

Kutlu olsun 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

Hasan Yavaşdeneme02@hotmail.com