ÜST REKLAM

logo

reklam

SERHAT ÇAKIN’DAN “HAFTALIK” DEĞERLENDİRMELER: 15-22 ARALIK 2018

AKP İktidarının sürdüğü şu günlerde hükümetin tüm söylem ve çabalarına rağmen işsizlik sorunu ciddiyetini sürdürüyor; işsizliğin azalması yolunda ciddi bir gelişmeye rastlanmıyor.

İşsizlik oranı bu yılsonu itibarıyla % 11,4 civarında seyrediyor.

Gençler de ise bu oran daha yüksek.

Üniversite mezunu gençlerde işsizlik oranı %13 iken, meslek lisesi mezunlarında bu oran %12 civarında.

Özellikle genç işsizliğinin bu şekilde artması kaygı verici bir gelişmedir.

Bunun en önemli nedenlerinden biri sanayi üretimindeki gerilemedir. Çünkü sanayi üretiminde % 5,7’lik bir azalma oldu. Patronlar bir yandan istihdamı arttırmak için ücretleri düşük tutarken ve bunun için hükümetten teşvikler alırken; diğer yandan da üretimi ve istihdamı kısıp işsizliğin artmasına yol açıyorlar. Bu arada genç nüfus için en olumsuz tablolardan biri de ne eğitimde ne de iş ve üretimde olup aylak gezen gençler. İşsiz sayılmayıp aylak gezen bu gençlerin oranı ise % 24.

Bu, gençliğin önemli bir kısmının kayıp kuşak olmaya doğru gittiğini gösteriyor. Bütün bunların dışında kayıt dışı ekonomik faaliyetler de artıyor. Kayıt dışı ekonomik faaliyetler son bir yılda % 34,7 düzeyine yükseldi. Bunun anlamı istihdam da gözüken 28.7 milyon kişinin 10 milyon’nun kayıt dışı olarak sosyal güvenceden yoksun bir biçimde çalışıyor olmasıdır.

*********

2- Eğitim alanında zengin ailelerle yoksul aileler arasındaki uçurum giderek artıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı bile bunu kabul etmek zorunda kaldı.

Zengin ailelerin çocuklarına babalarından ve eskisinden daha iyi eğitim olanakları tanınırken, yoksul ailelerin çocuklarına ise babalarından daha kötü eğitim veriliyor.

Bütün bunların yanında eğitimin niteliği alanında ekonomik duruma bağlı olarak okullar, semtler arasındaki ayırımlar da artıyor.

Bu da Türkiye’de nitelikli bir eğitimin giderek ekonomik açıdan güçlü olanların elinde bir imtiyaz haline geldiğini gösteriyor. Bunun dışında eğitimde gericilik te sürüyor.

Son dönemde okullardaki zikirmatik sayısının arttırılması ve salavat getirme kampanyasının başlatılması da bunun bir örneğidir.

*********

3- ABD Başkanı Trump, ABD’nin Suriye’deki askerlerini çekeceğini açıkladı.

Ancak bu açıklamanın ardından Amerikan Genelkurmay Başkanlığı olan Pentagon bu açıklamaya karşı çıkarak Suriye’den çekilmek için vaktin erken olduğunu, bu yüzdende Amerikan Askerlerinin Suriye’den çekilmemesi gerektiğini söyledi.

Yandaş medyanın başkanın bu kararını hükümet ve sarayın bir başarısı gibi göstermesine rağmen, ABD Başkanı’nın bu kararı Suriye’deki direnişin, Rusya’nın Suriye ve Doğu Akdeniz’de artan etkisinin ve Çin’in verdiği destek ve dünya ölçüsündeki ekonomik ve siyasi gücünün artmasının bir sonucudur.

Bunun yanı sıra Suriye’de başarılı olamayan Amerikan Yönetimi İran’la olan mücadeleye öncelik verdiği ve Çin’in artan ekonomik gücünü de dengelemeye çalıştığı için Suriye’de İran’ın etkisinin azaltılması karşılığında Rusya’yla anlaşarak Suriye’den Amerikan Askerlerini çekmeye çalışmaktadır.

Ancak başkanın bu politikası ABD’de sermayenin diğer güç odakları ve bunların temsilcileri ile Avrupa’daki müttefikleri tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

Öte yandan Rusya’nın bu kararı memnuniyetle karşılamasına rağmen bu açıklamaya fazla inanmaması ve karara temkinli yaklaşması, alınan bu kararın kolayca uygulanabileceğini ve gerçekleştirileceğini düşünmemesinden kaynaklanmaktadır.

Trump’un bu açıklaması, ülke içinde kendisine yönelik tepki ve bazı gelişmeleri maskelemek için dikkat dağıtma amacına yönelmesinden de kaynaklanmaktadır.

Öte yandan bu kararın uygulanmasından sonra Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki PYD-YPG Güçleri’ne yönelik bir askeri operasyonu da kolay olmayacaktır.

Amerikan Askerleri bölgede bulunurken zaten Türkiye Yönetiminin böyle bir operasyonu yapması mümkün değildir.

Bu bölgelerdeki Amerikan Askerleri çekildikten sonra da yapılmak istenecek bir operasyon; buraların doğrudan Suriye Yönetimi’nin eline geçmesini; ama Kürtlere de belli bir otonomi verilmesini kabul eden Rusya’nın tepkisiyle karşılaşabilir.

Bunun yanında Amerikan Askerlerinin tamamen Suriye’den çekilmesinden sonra sıra Suriye’deki Türk Askerlerine ve bunların bulundukları yerlerden de çekilmesine gelecektir.

Bunun için de Suriye Yönetimi ve Rusya bu konuda Türkiye’ye daha çok baskı yapacaklar ve Türkiye’nin Suriye’deki tüm askerlerini çekmesini isteyeceklerdir.

Ayrıca İdlip’te Türkiye Yönetimi’nin sorumluluğu altında olan kimi aşırı cihatçı unsurların bölgeden tamamen çıkarılamamış olmasını daha çok gündeme getireceklerdir.

Türkiye’deki hükümet bunu önlemek için ABD ve NATO’ya başvuracak ve onlardan daha çok destek isteyecektir.

Ancak Rusya’nın ve Çin’in artan etkisiyle ABD’nin Rusya’yla anlaşması veya yapmış olduğunun ileri sürüldüğü anlaşmaya göre hareket etmesi bu çabayı da boşa çıkarabilir.

Özetle Türkiye Yönetimi, Suriye Yönetimi’yle anlaşıp bu ülkedeki askeri birliklerini Suriye’den çekmediği ve ÖSO Güçlerini desteklemekten vazgeçmediği takdirde buna Suriye’de yaşayan Kürtler de dâhil olmak üzere daha çok sorunla karşılaşması da kaçınılmaz olacaktır.

********

4- İzmir’i kuzey-güney doğrultusunda birleştiren banliyö sistemi İZBAN’ ın işçileri anayasal haklarını kullanarak yaptıkları grevin 12. gününü geride bırakırken sınıf dayanışması göstererek haklı ve meşru davalarını tüm Türkiye’ye duyurup, işçi sınıfının direnen tüm üyelerine selam gönderiyorlar. Onların ve işçi sınıfının haklı davalarında direnen diğer üyelerinin direnişlerini desteklemek ve örgütlü mücadelelerini güçlendirerek birleştirmek ülkedeki tüm devrimci örgüt ve partilerin görevidir.

Ancak bu parti ve örgütlerin bunu yeterince yaptıkları ve bunun için de yeterince çalıştıklarını da söylemek bugün için mümkün değildir.

Bu da çalışanların ve emekçilerin çoğunda bir umutsuzluk duygusu uyandırmakta, pek çok çalışanı bireysel çözümlere ve günü kurtarmaya itmektedir.

*********

5- Federal Almanya’da son dönemde Neo Nazilerin işlediği cinayetlerdeki artış ve aldıkları cezaların hafif olması ve yapılan soruşturmalar devletin içinde önemli bir ırkçı-faşist yapılanmanın olduğunu ve bu yapılanmadan dolayı işlenen bu suçların fazla üzerine gidilmediğini ortaya çıkardı.

Şimdiye kadar yürütülen soruşturmalar ve kimi kamu görevlilerinin görevden alınması buzdağının görünen kısmını ortaya koyuyor.

Sağcı hükümetler ve tekelci sermaye göçmenlere ve toplumsal muhalefete karşı Neo-Nazileri kullanmaktan kaçınmıyor.

Göçmenler için giderek daha önemli bir tehdit olan Neo Naziler, Almanya’daki sol ve devrimci güçler ile toplumsal muhalefet için de bir tehlike haline gelmeye başlıyorlar.

Yeterli önlemlerin alınmaması halinde bu saldırıların Alman devrimci gruplarını ve Alman solunu da hedef alması kaçınılmaz gözüküyor.

Öte yandan bu gelişmenin sadece Federal Almanya ile sınırlı olmayıp Avusturya başta olmak üzere diğer Avrupa Ülkelerini de etkilemesi muhtemeldir.

Bu da günümüzün kapitalist-emperyalist dünyasında faşizmin ve her türlü gericiliğin tüm emekçiler için sermaye güçleri tarafından kullanılan evrensel bir tehdit haline geldiğini ortaya koyuyor.

 

Share
94 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+3 = ?