ÜST REKLAM

logo

reklam

ŞEFFAFLIK-PROJELER-SAMANDAĞ SEVDALILARI-SÖZÜMÜZ VAR


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

(Mart ayının sihirli kavramları)

Erken yazılmış bir doğa hikâyesi…

Şubatın başından Mart sonuna kadar güzelim ilçemizde BAHAR başlar. Nisan ayında kendini tam olarak hissettirir.  Mart ayı doğanın yeniden doğmasıdır. Doğanın birer parçaları olan biz insanlar, hayvanlar ve bitkiler yeniden doğarız, canlanırız kış mevsiminin yarattığı rehaveti üzerimizden atarız. Bunun en güzel örneğini KAYISI, ZERDALİ, ŞEFTALİ ve ERİK ağaçlarında görürüz. Bu güzelim bitkilerin canları tezdir. Güneşin ısısını gördüler mi hiç düşünmeden çiçeklerini açıverirler. Hiç düşünmezler portakal ağaçları gibi bu güneş bizi de yanıltır mı diye? Doğanın mart ayı bazen o kadar yanıltıyor ki bu tez canlı güzelim ağaçları Güneş kapanıyor, soğuklar başlıyor, ağaçlar yeniden kış uykusuna dalmak zorunda kalıyorlar Güzelim rengârenk açan çiçekleri yeniden soluyor. Biz insanlar tarih yapan canlılarız. Deneyimlerimiz bize şunu öğretti :”Habi kırmetek likber le beyn zbat uv ader” ya da ” Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” Atalarımızın bize bıraktığı sözlerdir bunlar. Güzelim zerdali, şeftali, kayısı, erik ağaçları bi haber tez canlıdırlar güneşi gördüler mi hemen tomurcuğunu ve çiçeğini açıverir. “Bahar Geliyor, Bahar Tomurcuklandı İçimizde Çiçeklerle Kan”  doğa hikayesi bitti THE END.

Bu hikâyenin sihirli kavramlarla ne ilgisi var?

Şöyle:

31 Martta ilçemiz insanı, yerel yöneticilerini beş yıllığına belirlemek için sandığa gidecek Bunun adına demokrasi diyorlar bize.  Katılıyorum, bunun adı demokrasi. Her vatandaşın görevi sandığa gidip vatandaşlık görevini yerine getirmektir. Lâkin…

İlçemiz 1939’da Türkiye Cumhuriyeti yönetimine Hatay’la birlikte  katılmış oldu.1940- 1948 yılları arasında Süveydiye adıyla Antakya’ya bağlı  bir bucak iken 11 Haziran 1947 tarih ve 5070 sayılı kanunla SAMANDAĞ   ismi ile ilçenin kuruluşu kabul edilmiş, 1948’de Samandağ ilçe statüsüne kavuşmuştur. İlçe adını, kuzeydoğusundaki St. Simon (Sem‘an ) dağından almıştır. 23 Temmuz ilçemizin de kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.” O gün bu gün bizler yerel sahiplerimizi seçer, görevimizi yerine getiririz. Acaba onlar görevlerini yerine getiriyorlar mı?

Yerel aday, yerel başkan olunca neden hemen değişiveriyor? Toprağımızda mı, suyumuzda mı, insanımızda mı, yoksa demokrasimiz de mi sorun var?

Yerel demokrasi  “Yerel topluluktaki bireylerin birlikte yaşamaktan kaynaklanan gereksinimlerini karşılayan, kamu mal ve hizmetlerini sağlayan, yerel halkın kendi seçtiği organlarca yürütülen kurumlar olarak tanımlanan yerel yönetimlerin, demokratik yapılanmanın temel kuruluşları olduğu konusunda yaygın bir kanaat vardır” olarak ve “Günümüzde yerel yönetimler demokrasinin temel kurumları olarak görülmektedirler. Yerel yönetimler halkın yönetime katılmasını sağlayan ve halka kendi kendilerini yönetme erdemi kazandıran en önemli kuruluşlar olmalarının yanında, demokrasinin en etkin bir şekilde hayata geçirildiği kuruluşlardır. Yerel yönetimler düzeyinde temsilciler ile seçmenler arasındaki coğrafi ve toplumsal uzaklığın, ulusal düzeye oranla daha az olmasının, demokrasi kuramının öngördüğü hem “gerçek bir seçme sürecinin hem de etkili bir halk denetiminin gerçekleşmesini sağladığı ileri sürülmektedir” şeklinde tanımlanır. (Çiftçi, 1996:6).

Bu iki tanıma baktığımızda katılalım ya da katılmayalım ne toprağımızda ne suyumuzda ne de insanımızda sorun var. Sorun demokrasimizde ve asıl sorun da demokrasiyi hayata geçirmeye çalışan başkanda. Samandağ ilçe olalı çok belediye başkanı ve meclis üyesi gördü. Sorunlar hâlâ aynı. Nedeni nedir? Eksik olan şeffaflık mı? Proje mi?  Sevda mı, yoksa söz mü? Mart ayında hepsi haddinden fazla var. Nisan ayında nereye gider bilmem? Takdir kamuoyunun. Biz ineklerimizin boynuzlu mu boynuzsuz mu olsun referandumuna giden İsviçre’yi ya da pazarı nerede kuralım diye referandum yapan Adana Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin’i kendimize örnek almadıkça  ‘ŞEFFAFLIK, PROJE, SEVDA, SÖZ’ de havada kalır.       

Demokrasi için seçim gereklidir ama tek başına yetmez. Halk denetimine ve katılımına yeterince açık olmadığımız sürece problemlerimizi çözemeyiz ve güzelim ağaçlarımız gibi tomurcuğumuz solar.

Geç yazılmış bir insan hikâyesi. Bir babanın on çocuğu vardır. Babanın vefatından sonra çocuklar toplanır ve 100 dönümlük miras arazinin yönetimini mürekkep yalamış ,büyük şehir gömüş abilerine teslim eder. Oy çokluğuyla, yıllarca arazilerinin yönetimi abinin denetimindedir. Aile çiftçilik yaparak geçinir. Günün birinde devlet büyükleri gelir ve arazileri parselleyip imara  açar. Kardeşler de büyür.  Evlenmek isterler, evlerinin olmasını isterler, çoluk çocuğa kavuşmak isterler. Hasan, abisine gider. Komşularının müteahhitte verip yapılan apartmandan bir daire satın alıp oturmak istediğini ifade eder. Abinin cevabı : ‘Ben size ev yaparım, bahçelerimizde.’ olur.  Yılların birikimi ile abi bahçelerinde apartmanı diker.  Kardeşlerini çağırır ‘yerleşeceksiniz evlerinize maliyet parasını da ödeyeceksiniz.’ der. Hasan itiraz eder: ‘Abi komşunun müteahhitti de aynı parayı istemişti, hani arazimize de yaptın daha ucuz olması gerekmiyor mu? Abi: ‘Sen sus bilmesin ben projeciyim, şeffafım, sevdalıyım size sözüm var’ deyiverir. Daha bitmedi. Abi:’ Okul yapacağım, babamızım ismini vereceğim, okula çocuklarımız gidecek orada bedava okuyacaklar,  annemizin anneannemizin dilini öğrenecekler.’ ‘Peki abi’ deyi verir Hasan ve diğerleri…

 Hasan evlenip çoluk çocuğa karışır. Bir bakar ki evinin yakınında bir okul dikiliverir. Arkasından bir okul daha  bir okul daha….Abi ne yapmışsın sen, diye düşünür…. Ve abisine itiraz ettiği gün aklına gelir Hasan’ın.  ‘Hakikaten okumuş olmak başka bir şey. Ben abimi anlamamıştım, bizi bizden daha çok düşünüyor.  Çocuklarımızın okuması için okul yapmış, babalarımızın bahçesine, evimize çok yakın, çocuklarımız okuyup büyük adam olacaklar.Hey gidi günler hey! Hayaline dalmış…

Hasan okula çocuğunu  kaydettirmek için gider. Kapısında babasının ismini arar,yok. Yanlış mı geldim diye sorar kendi  kendine. Kapıdan içeri girer.  güvenlikçi… Danışma..Allah  Allah ne oluyor?  Birileri bana anlatsın .Danışmada oturan hanımefendi Hasan’a anlatmaya başlar:’ Burası anadil okulu olarak inşa edildi.  Ama biz vakıf olarak kiralayıp özel okula çevirdik. Çocuğun sınava  girsin %100;  %75 %50 indirimlerimiz var. Kadromuz arkadaki okuldan da  iyi. Hasan’ın kafasında  ŞEFFAF…. PROJE…. SÖZ…. SEVDA….. Sözcükleri uçuşuverir. Bitti…  

Felsefe Öğretmeni Zihni Berrak

Share
182 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TARIM VE HAYVANCILIK SORUNLARI

    17 Şubat 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Ülkemizin tarımsal potansiyeli çok yüksek olmasına rağmen, yeterince değerlendirmiyor. Topraklarımızın büyük çoğunluğu verimlidir ve tarıma elverişlidir. Bu potansiyelin değerlendirilmesi için tarım politikaları, bilenler tarafından ele alınarak orta ve uzun vadeli uygulanabilir bir politika belirlenmelidir. Tarımda temel sorun yüksek girdi maliyetleri. Üreticilere ucuz yakıt ve ucuz tohum sağlanmalı. Tarımsal sanayide ise en önemli sorunlardan birisi yüksek finans maliyeti. Üreticiyi ezmeden düşük faizli hatta...
  • BEL – BİR A.Ş. MAĞDURLARI NASIL OLUŞTU?

    14 Şubat 2020 Köşe Yazıları, Üst Haberler, üst manşetler, Yerel

    Asaf HİŞMİ BELBİR A.Ş.  ile Samandağ Belediyesi yetkililerinin ortak sorumluluğu altında BEL – BİR A.Ş. mağdurları, yok yere yaratılıp, geliştirildi. Aslında bu resmi belgelerle vatandaşı soyma operasyonu idi. Sonrada belde talanına dönüştü. BEL – BİR A.Ş. Kendini kamu kurumu oluğunu ve birçok belediyenin kendilerinin ortağı olup, beraberce ilgili belediyelerin acil ihtiyaçlarını karşıladıklarını, Samandağ Belediyesinin acil ihtiyaçlarını benzer şekilde karşılayabileceklerini ifade etmişlerdi. Samandağ Belediyesi yetkilileri, adı geç...
  • KAPİTALİZMDE HER YOL CEHENNEME ÇIKAR

    12 Şubat 2020 Köşe Yazıları, üst manşetler, Yerel

    Eğitimci Sami Aslan Büyük fikir ve mücadele ustası Dr. Hikmet Kıvılcımlı “Allah, Peygamber, Kitap” isimli eserinde şöyle diyor: “7 bin sene sürmüş antika tarih, medeniyetlerin kuruluşu ve yıkılışı tarihidir. Bir medeniyet kuruluyor gelişiyor sonra duraklıyor, daha sonra da yıkılıyor. Fakat insanlık yıkılmıyor, toplumun üstüne çıkmış “yarı Allah” kesilmiş müstebitler yıkılıyordu ve o yıkılan medeniyetin hemen yanı başında yeni bir medeniyet doğuyordu, daha sonra o medeniyet de daha önceki yıkılan medeniyetin yolundan gidiyor; duraklama ...
  • KENT MERKEZİNE İLİŞKİN BİLİRKİŞİ RAPORU

    11 Şubat 2020 Köşe Yazıları, Üst Haberler, üst manşetler, Yerel

    AsafHişmi Dava Konusu Parseller için, Adana 2. İdare Mahkemesi: ‘’ Uyuşmazlığın çözümü teknik yönden yerinde keşif ve bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden mahkememizin 1997 / 201 sayılı dosyasına kaydan açılan ilgili dava dosyasında 3.7.1997 gününde yerinde yapılan keşif esnasında kayıtlı dava dosyasında ( Prof. Dr. Çınar Atay Bilirkişi, Doç. Dr. Sezal Göksu Bilirkişi, Mustafa Ekşi Bilirkişi olmak üzere uzmanlardan oluşan bilirkişi kurulu; 2.10.1997 tarihinde tanzim ettiği ) mevcut raporunda özetle; ‘’Dava dosyasını oluşturan bilgi, ...