SAVAŞA KARŞI BİR BAŞYAPIT: SİLAHLARA VEDA - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

Ahmet Kaya

SON DAKİKA

SAVAŞA KARŞI BİR BAŞYAPIT: SİLAHLARA VEDA

Bu haber 16 Ekim 2020 - 9:28 'de eklendi ve 252 kez görüntülendi.

Hazırlayan: Sami ASLAN

Silahlara Veda’nın savaş karşıtı romanlar içinde ilk sırada olmasının nedeni Hemingway’in işte bu çarpıcı bakış açısı. Birinci Dünya Savaşı’na katılan Hemingway radikal bir savaş karşıtı olmadan önce, savaşın gerçek yüzünü cephede kendi gözleriyle görmüştü. Savaş öylesine acımasız, öylesine kirliydi ki bir romana aktarmak için birçok yerinin değiştirilmesi, bazı bölümlerinin ise hiç anlatılmaması gerekiyordu. En azından Hemingway’den önce savaşı anlatmak böyle bir şeydi. Hemingway’se savaşta gördüğü ne varsa hiç değiştirmeden, öylece okurun karşısına getirdi. Gerçekler, Hemingway’in namusu gibiydi, savaşın kötülüğünü anlatırken en küçük bir kahramanlığın, gizlenmiş bir iyi niyetin bile savaşın gerçek yüzünü maskelemesine (temizlemesine) izin vermedi. Hemingway, savaşı kopan kollar, parçalanan bacaklar, yere dökülen bağırsaklar ve boşuna asker yolu bekleyen kadınlarla getirdi okurun karşısına. Savaş meydanında herhangi bir umudun yeşermesine izin vermedi, çünkü savaş apaçık bir cinayetti. “Ne kadar haklı gerekçeleri olursa olsun savaş bir insanlık suçudur” diyen bir yazar için savaşın hiçbir geçerli nedeni olamazdı.

Daha sonra İspanya İç Savaşına da katılan Hemingway, “Savaşın gerçekten ne anlama geldiğini bilen az sayıda insandan birisi olarak, hayatta savaş kadar tiksindirici bir şey görmediğimi söyleyebilirim. Uluslararası anlaşmazlıkları çözmediği gibi yıkımdan başka da hiçbir şey getirmediği için uzun zamandır savaşın yeryüzünden kalkması gerektiğini savunuyorum” demişti.

Üç Yüz Sayfalık Bir Aşk ve Barış Destanı

Savaş karşıtı bir başyapıt olmasının yanında Hemingway’in ilk kez büyük kitlelerce tanınmasını sağlayan Silahlara Veda romanı 1929’da basılmasına karşın İtalya’daki faşist yönetim tarafından 1948’e kadar ülkeye sokulmadı. 20. yüzyılın en önemli romanları arasında gösterilen roman, savaşa karşı hareketlerin de odağında oldu. Hemingway, savaşın zorlu koşullarının arasına yeni filizlenen bir aşkı koyarak ölümle yaşamın arasındaki derin uçurumu daha da belirgin hale getirmişti. Romanda İngiliz hastabakıcı Catherine Barkley ile İtalyan ordusunda teğmen olarak görev yapan Amerikalı Frederic Henry’nin silahların gölgesi altında yeşeren aşkı, savaşın üstesinden gelebilecek belki de tek güçtür.

Okuduğunuz her sayfada bedeninizden bir parça daha eksilir. Savaşı gördükçe zafere olan inancını da yitiren teğmen: “Köylüler, daha baştan yenilmişlerdi. Çiftliklerinden alınıp orduya sokuldukları zaman. Köylü o yüzden bilgedir, çünkü baştan yeniktir.”

Savaş ne kadar tiksindiriciyse, aşk o kadar güzeldir. Savaş nasıl umutsuzluğa sürüklerse insanı, aşk öylesine yaşama döndürür. Okurun içinde hep gizli bir korku vardır: Ya kötü bir şey olursa, ya bu aşk zarar görürse diye korkarak çevirirsiniz sayfaları. Hemingway’in tiksindirici bulduğu savaşa karşı aşktan başka bir silahı daha vardır: Mizah. Hemingway tiksindirici bulduğu savaşı madalyalarla daha da iğrenç bir hale getirmek istemez. Savaşı durduracak güçlere de güvenmez.

Hemingway’in bu eşsiz romanını isterseniz bir savaş romanı, isterseniz sarsıcı bir aşk romanı, isterseniz bir barış çağrısı gibi okuyabilirsiniz. Nasıl okursanız okuyun, Silahlara Veda savaşlara, aşklara, dünyaya bakışınızı değiştirecek bir roman. 20. yüzyıl ve sonrasını daha iyi anlamak isteyen herkesin okuması gereken gerçek bir başyapıt.

Tüm zamanların ilk yüz romanı arasında gösterilen ve Belkıs Dişbudak’ın çevirisiyle yeniden basılan Silahlara Veda’yı hem bir klasik tadında, hem de günümüz savaşlarını anlamak için okumalısınız.

Kaynak: Bilgi Yayınevi