ÜST REKLAM

logo

reklam
27 Mart 2017

SAMANDAĞ ATATÜRK ORTAOKULU, VELİLERİ DE İHMAL ETMEDİ

 

 

Samandağ Atatürk Ortaokulu öğretmenlerinden Gökhan BAYTAR, Ayda ESER ve  Mehmet BAKLACI, öğrenci ve velileri bilgilendirmeye devam ediyorlar. Geçtiğimiz Perşembe günü ilk etapta öğrencilere verilen bilgilendirme seminerinin ikinci etabı Cuma günü velilere yönelik düzenlendi.

Cuma günü, Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi (TEOG) öncesi ile ilgili verilen seminere velilerden yoğun ilgi vardı.

İkincisi düzenlenen ve velilere verilen seminerin konusu yine ’Sınav Kaygısı ve Baş Etme Yöntemleri’ idi.

Samandağ Belediyesi Yeni Çarşı Toplantı Salonu’nda düzenlenen seminer, Atatürk Ortaokulu Rehberlik Öğretmenleri  Gökhan BAYTAR, Ayda ESER ve  Mehmet BAKLACI tarafından verildi. Katılımın yüksek olduğu seminerde sınav kaygısının normal düzeyde olması gerektiği, sınav kaygısının baş edilebilir bir duygu olduğu, sınavların öğrencilerin kişiliğini değerlendiren bir ölçü olmadığı, kazanmak kadar kaybetmenin de hayatın bir parçası olduğu vurgulandı.

Uzmanlar, TEOG sınavlarına bir gün kala büyük bir kaygı içerisinde olan veli ve öğrencilere sınav kaygısının giderilmesi konusunda çeşitli önerilerde bulunurken, Samandağ Atatürk Ortaokulu öğretmenlerinden Gökhan BAYTAR, sınavların, çocukların kişilik özelliklerini, zekasını, ailenin başarılı olup olmadığını belirleyen bir araç olmadığını söyledi.

Sınavların geleceğin tek belirleyicisi olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen BAYTAR, “Sınavlar sadece birer fırsattır. Bu fırsatların bir şekilde telafisi vardır. Aile, öğrenciye sınavın bir ölüm-kalım meselesi olmadığını, yararlanılması gereken bir fırsat olduğunu, bu fırsat kaçırılsa bile hayatta başka fırsatların onu beklediğini anlatmalıdır” ifadelerini kullandı.

BAYTAR, öte yandan, sınavın çocukların öğrenme yaşantılarını değerlendiren ve onların bir üst eğitim kurumuna yerleşmesini sağlayacak bir araç olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Her duygu gibi kaygının da kişinin yaşamında önem taşıdığını ve gerekli olduğunu dile getiren BAYTAR, “Orta düzeyde bir kaygı kişiye enerji verir, onu motive eder. Amaç, kaygıyı tümüyle ortadan kaldırmak değil, yapıcı bir düzeyde tutabilmektir” sözlerine yer verdi.

Mehmet BAKLACI ise, “Sınava giren bizler değil çocuklarımızdır. Her çocuk, aynı düzeyde sınav kaygısı yaşamaz. Çocuklar farklı durumlara, farklı kaygı tepkileri verirler. Anne ve babaların yüksek düzeyde sınav kaygısı yaşamaları, çocuklarına yönelik yüksek beklenti duymalarına neden olur. Çocuğun var olan sınav kaygısına, anne ve babanın sınav kaygısı da eklenince çocukların kaygı düzeyleri daha da artar ve bu durum çocuk ile anne-baba ilişkisinin bozulmasına neden olabilir. Eğer çocuğumuzun sınav kaygısı onun günlük yaşantısını olumsuz etkiliyor ve günlük yaşam etkinliklerini yerine getirmesine engel oluyorsa bu konuda psikolojik destek de alabilirsiniz” dedi.

Ayda ESER de velilere çeşitli önerilerde bulundu.

Velilerin, zor dönemde çocuklara anlayışlı ve destekleyici davranması gerektiğine dikkat çeken ESER, “Sınav yaklaştıkça çocuklarımız daha yoğun bir kaygı duyacaklardır. Eğer mümkünse TEOG sınavındaki başarıları hakkında konuşmamaya özen gösterin. Örneğin matematikten şu kadar net yapmalısın, İngilizceden ful yapmalısın gibi zorunluluk ifadeleri kaygı düzeyinin artmasına sebep olur. Çocuğunuzu hiçbir zaman başka çocuklarla kıyaslamayın. Sizin sınıftan şu öğrenci sınavdan ful çekmiş, senin ne eksiğin var gibi. Her zaman çocuklarınızın yanında olduğunuzu hissettirin. Çocuğunuzun geçmiş başarısızlıklarından ziyade başarılarının üzerine vurgu yapın ki kendisine olumlu bakması kolaylaşsın. ’Eğer kazanamazsan, falan okula gidersin.’ gibi sözler onun gideceği okulu, yapacağı işi sevmesine imkan bırakmaz. ’Sen bizim evladımızsın. Seni seviyoruz ve hep seveceğiz.’ şeklinde açıklamalar yaparak çocuğunuzu rahatlatabilirsiniz. Bu durumda çocuğunuz sizin sevginizi kazanmak için özel bir gayret sarf etmek zorunda olmadığını anlayacaktır. Bu rahatlama, çocuğunuzun sınavda daha iyi performans göstermesini sağlayacaktır. Velilerin sınav günlerinde çocuklarına her zamanki gibi davranmaları gerektiği, rahatlatmak için çabalarken ekstra kaygı oluşturmamaları, her zamanki gibi davranmaları ve eğer öğrenci sınav günü ailesinin de yanında olmasını istiyor ise sınav yerinde onu beklemeleri de uygun olabilir. Sorumluluklar yerine getirildikten sonra, sonuç ne olursa olsun ’Hayırlısı buymuş’ şeklinde düşünülmesi, en uygun olan davranış biçimidir” şeklinde konuştu.

 Haber-Foto:Nazlı Hüzmeli

 

Share
959 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+1 = ?