ÜST REKLAM

logo

reklam
10 Mayıs 2017

RÜZGÂR ENERJİ SANTRALLERİNİN YAPTIKLARI TAHRİBATLARA ARTIK YETER!

 

RÜZGÂR ENERJİ SANTRALLERİNİN YAPTIKLARI TAHRİBATLARA ARTIK YETER!

“YÖNETİCİLERİN VE TOPLUMUN ÇOĞU “GAFLET, DALALET VE HATTA HIYANET İÇİNDE OLABİLİR. İŞTE BU DURUM VE KOŞULLAR İÇİNDE BİLE”  BANA NE, NEME LAZIM, KİM UĞRAŞACAK, BOŞ VER VB DUYARSIZLIĞA DÜŞMEYECEKSİN” DEDİ.

“Hatay’ın Sivil Toplum Kuruluşları, aydınları, doğa, çevre ve turizm kuruluşları, seçilmiş ve atanmış yöneticileri, milletvekilleri ve vatandaşların çoğu Hatay’da sahip olduğumuz tarihi ve doğal gözelikler ile ilgili aymazlık içindedir. Bu gaflet durumunu Nazım Hikmet’in şiiri güzel özetliyor.

DÜNYANIN EN TUHAF MAHLÛKU

“Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani,

Hani şu derya içre olup

Deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.

Ve bu dünyada, bu zulüm

Senin sayende”

Tarihi ve doğal güzelliklerin içinde yaşayıp değerini bilmeyen vatandaşları, atanmış ve seçilmiş yöneticileri çok güzel tanımıyor.

HATA(Y)LILAR

Biz Hata(y)’lılar ve Hata(y)’daki yöneticiler “Tarihi ve doğal güzellikleri atalarımızdan miras almadığımızı, çocuklarımızdan borç aldığımızı” bilemedik. Tarih, kültür, doğa, tarım vb her yönden zenginlik katan bu bölgeye en başta RES için Lisans verenler ve sessiz kalan, göz yuman yöneticiler ve vatandaşlar hatalıdır. 1. Derece Turizm Sit Alanının ve St Simon Manastırının, İnancımız için kutsal mekân olan El Arabî Hazretleri Türbegahı’nın, Dünyadaki 3 önemli kuş ana göç yollarından birinin, ülkemizdeki en önemli Endemik bitki alanının, ülkemizin en önemli tarım alanlarının tahrip olmasını ve enerji alanı haline gelmesini seyretmekle yetindik.   Vatandaşın ve devlet yetkililerin sessizliğinden faydalanan fırsatçı RES şirketleri “Mal Bulmuş Mağribi” misali kapasite artırımı adı altında sürekli yeniden türbin diktiler. 10-12 türbin ile başladılar fakat binlerce dönüm alanda 60’ın üzerinde türbin diktiler. Gözünü kar hırsı bürümüş, vahşi enerji sermayesi durmak ve doymak bilmez. Ama artık yeter! Dur diyoruz! Lisans veren,  Göz yuman ve seyretmekle yetinen herkes tarihten, doğadan ve geleceğimiz olan çocuklarımızdan özür dilemelidir.

ÇED RAPORU İPTAL EDİLMELİDİR.

Samandağ ve Defne ilçeleri sınırında Aknehir Mahallesi mıntıkasında faaliyet gösteren “FİNA Enerji- Ziyaret Rüzgâr Enerji Şirketi” yeniden kapasite artırımı için olumlu ÇED RAPORU almış(!) Duyarlı vatandaşlar olarak ÇED raporunun yürütmesinin durdurulması için Hatay İdare Mahkemesine başvurduk ve mahkeme sürüyor. Gözünü kar hırsı bürümüş aç gözlü midesiz sermayenin beyni ve duyguları yoktur. Ama ayrımsız bütün Hataylıların, bütün Türkiyelilerin ve devletin ilgisiz, duyarsız ve düşüncesiz davranma lüksü yoktur. Türkiye toplumu olarak sermayenin vicdansızlığına,  beyinsizliğine, duyarsızlığına sesiz kalamayız. Sermayenin dini, ahlakı, ırkı, milliyeti, sınırları yoktur.  Ama bizim var. Türkiye hepimizin, Hatay hepimizin. Türkiye ve Hatay hepimizin vatanı, Ülkesi, memleketi, yaşam alanı, geçim alanı ve ruhudur. ST. Simon manastırı, HZ. Musa Ağacını, El Arabî Hazretlerini, Beyazıt-ı Bestami Hazretlerini, Habibi Neccar Hazretlerini, Hz Musa Ağacını, Senpiyer Kilisesi vb hepsi bu ülkenin vazgeçilemez kültürel, tarihi ve inanç zenginliğidir. Hiç birinden vazgeçmeyeceğiz, koruyacağız ve turizme kazandıracağız.

DÜŞÜK BİLİNÇ DÜZEYİNİN SONU YOKSULLUKTUR

Kültürümüzde var olan “Kıssada hisse almakta” fayda var her zaman. “1699 yılında İstanbul’da Eğrikapı çöplüğünde dolaşan bir adam yuvarlak taş bulur. Bir yaymacı kaşıkçıya giderek üç tahta kaşığa değişir.  Kaşıkçı da götürür, bu taşı bir kuyumcuya 10 akçaya satar”. Bu yaşanmış olay ülkemizin ve ilimizin sahip olduğu hazinelerin kıymetini bilme, koruma ve tanıtma anlamında toplum ve devlet olarak bilinç düzeyimizi anlatıyor. Üç lokmaya sattırdılar bahçemizi, inancımızı, sit alanını, kuşları, arıları, endemik alanı, doğal iklimi.   Sanırım en bilinçli görünen bile sermayeye on akçaya satıyor doğayı, Tarihi ve Geleceği.

“RES-MEN KUŞBAŞI DOĞRAMA”

Hatay İlimiz Göçmen Kuşların Dünyada üç önemli Göç yollarından biridir. RES’ler kuş göç yolu üzerinde kurulmuştur. RES’ler Kuş katilidir ve birçok kuş türünün neslinin yok olmasına neden oluyor. Vatandaş bir kuş avladığında binlerce ve on binlerce lira ceza’ya maruz kalıyor. Oysa RES Türbinleri göçmen kuşları “KUŞBAŞI DOĞRAMA” yapıyor. Fevziye Mayla Oruç’un “RES-MEN KUŞBAŞI DOĞRAMA” adlı çizimi fazla söze gerek kalmadan kuş katliamını çok güzel ifade etmiştir. Göçmen kuşların İlçelerimiz üzerinden geçmesinin ilimiz ve ülkemiz açısından çok büyük bir zenginliktir. RES’ler doğaya çok büyük zarar verdiği gibi birçok kuş türünün neslinin tükenme tehlikesini yaratıyor.  RES’ler böceklere, arılara, kuşlara vb bütün canlılara verdiği tahribatlarla vahşileşiyor.

TURİZM VE KÜLTÜR BAKAN YARDIMCISI SAYIN DOÇ.DR. HÜSEYİN YAYMAN

Allaha Şükür ki en azından bu konuda herkes gaflet uykusunda değil. Bu konuda neler yapabiliriz diye soran duyarlılık gösteren, destekleyen, yol ve yordam öğreten, ilgilenen STK’lar, odalar, sendikalar,  iş adamı, aktivist, Çiftçi, esnaf, Doktor, muhasebeci, avukat vb var. Hepsine teşekkür ederiz. Önümüzdeki süreçte hepsine ismi ile basın yayın yolu teşekkür edeceğiz.  Turizm ve Kültür Bakan Yardımcısı Sayın DOÇ.DR. Hüseyin Yayman’nın ifade ettiği gibi “ST. SİMON MANASTIRI UNESCO DÜNYA MİRAS GEÇİCİ LİSTESİNDE YER ALIYOR.” RES Şirketi 1. Derece Turizm Sit alanı ve Kesin Korunma altında olan ST Simon Manastırının içini, bitişiğini ve çok yakın çevresini balyoz, kompresör, kepçe vb ile kırıp, çukur açmış, beton dökmüş, çatı, kulübe, türbin vb ucubeler dikmiştir. Geçmişi yaklaşık 1500 yıl öncesine dayanan Kültürel ve Tarihi Miras olan ST SİMON MANASTIRI tahrip olmuştur. ST Simon Manastırı içine ve çok yakın çevresine dikilen Türbin, Çatı, Kulübe vb ucubelerden kurtarılmalı, onarılmalı, aslına uygun tadilattan geçirilmelidir.

ARKEOLOG NEZİH BAŞGELEN

Erken Hıristiyanlık döneminde Simon Manastır Kompleksi bölgenin önemli bir Hac Merkezi olmuştur. Yüzyıllara meydan okumuş bu çok değerli Manastır kalıntılarında baktığınız her yönde, çektiğiniz her fotoğraf karesine Türbinler giriyorlar. Bu barbarca görüntüyle ilgili bir makale yazmış olan “Arkeoloji ve Sanat” dergisi sahibi, Arkeolog Nezih Başgelen “Doğu Akdeniz’in tarihi ve turizmi için çok önemli bir manastır kompleksinin tepesine rüzgâr türbinleri dikme hoyratlığını anlamak mümkün değil” diyor. Arkeolog Nezih Başgelen’e katılmamak mümkün değil.

EL ARABÎ HAZRETLERİ TÜRBEGAHI

  1. Simon Manastırının yakınında bulunan El Arabî Hazretleri Türbegahı’nın bitişiğine dikilen onlarca RES Türbini biz inananları rahatsız etmektedir. Genel olarak Turizm ve inanç Turizmi ve özellikle inancımız açısından önemli bir merkez olan EL ARABÎ Hazretleri Ziyareti RES Türbinlerinin işgali altındadır. Baktığınız her yerde Türbinlerden başınız döner. Gözlerinizi kapatsanız kesintisiz bir şekilde onlarca savaş uçağı sesi gibi bir ses olan RES türbinlerinin sesi kulaklarınızda ve beyninizde zonklayacaktır. Bu türbinler vakit geçirmeden kaldırılmalıdır. Enerji için her şey mubah olamaz. Enerji Santrallerinin elde ettiği ayrıcalıklar kapitülasyon seviyesini bile aşmıştır. RES şirketlerinin elde ettikleri kapitülasyonlar hayratça davranışlarına neden oluyor. Dualarımızı, inancımızın, gereğini, ibadetimizi, inancımızı rahatsız olmadan yapabilmek istiyoruz. Bu doğal talebimiz inanç özgürlüğünün ve inanç özgürlüğünün güvence altında olmasının gereğidir.

ANTAKYALI YAZAR NECDET ÖZKAYA’NIN

Antakyalı Yazar Necdet Özkaya’nın “ LUKA BENİM ADIM; Antakyalı Bir Hekimim Ben”  adlı tarihi romanında “Stilizm ve Kutsal Mucizeler Dağı” bölümünde St Simon Manastırının tarihini ve günümüzdeki acıklı durumunu roman tadında izah ediyor.  Romandan olduğu gibi aktarıyorum.

“Genç Simon’un 521 yılında Antakya’da doğduğunu, 526 yılındaki 300.000 kişinin öldüğü büyük depremde babasını yitirdiğini ve daha yeddi yaşındayken Orontes yani günümüzün Asi Nehri yakınlarındaki yabani hayvanların cirit attığı bir tepeye çekildiğini, Stilit Hayatına başladığını, 551 yılında Genç Simon’nun yönetiminde inşa edilen manastırın tam ortasına konulan ve günümüzde hala görülebilen bir mermer sütun üzerinde tam kırk yıl yaşadığını biliyor musunuz? Bu Tepenin Haç Yeri olduğunu ve genç Simon’un gerçekleştirdiği birçok mucize yüzünden buraya Mucizeler Dağı dendiğini ve Antakya’ya on sekiz kilometre uzaklığındaki bu manastırı ziyaret eden her dinden ve inançtan insanı tuhaf bir şekilde etkileyebildiğini, bu manastıra gitmeseniz de inanır mısınız?

Yüksek bir mermer sütunun üzerine çıkarak göz alabildiğine uzanan Akdeniz’e, Orontes Nehrine ve çevresindeki yeşil alanlara bakarak sonsuzluktaki ulaşılmaza ulaşmaya çalışmanın, tüm yaşam enerjisini sonsuzluktaki ulaşılmazdan almaya çabalamanın, gerçek ve geçici hayatı, sonsuz hayatın yalın kollarına atabilmenin ve o sütunun üzerinde kırk yıl boyunca yaşayabilecek güce erişebilmenin inanılmaz büyüsünü anlayabilir misiniz?

Kutsal Mucizeler Dağı’nda yıllar sonra yapılan kazılarda bulunan ve kokulu reçine- Talaş karışımından yapılmış dört madalyondan bir tanesinin üzerinde, Bir sütun üzerinde oturan bir aziz ve bu azize doğru soldaki merdivenden tırmanan bir keşişin elinde taşıdığı bir “Kutsal Kap”  uzattığını hiç duymuş muydunuz?

Ve bu gün sevgili okurlar, bugün gitseniz bu kutsal Mucizeler Dağı’na, tamamen yıkılmış kiliseler, Genç Simon’un üzerinde kırk yıl boyunca yaşadığı mermer sütunun kalıntıları yanına atılmış çöp yığınları ve yeryüzü ile gökyüzü arasındaki sessizliği bozan ve ulaşılmaza ulaşabilme ihtimalini tamamen yok eden, rüzgârdan elektrik enerjisi üreten türbinlerin durmaksızın dönen kanatları ile karşılaşırsınız… Peki, siz bu durumu onaylayabilir misiniz?

SONUÇ

ST Simon Manastırını ve çevresine, El Arabî Hazretleri Türbesine ve çevresine, Kuş ana göç yoluna, turizm ve inanç turizmi alanına, Endemik bitki alanına ve ülkemizin önemli Tarım Alanına “Kapasite Artırımı adı altında yeni Türbinler dikilmesini istemiyoruz. Bu alanlarda mevcut olan RES Türbinlerini temizleyelim.

İLESAM Hatay İl Temsilcisi Araştırmacı-Yazar M. Adil ÇETİN

Hatay’da Antakya’da ilk defa Kitap Fuarı açılıyor. Konuyla ilgili bir basın açıklaması yapan İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) Hatay İl Temsilcisi Araştırmacı-Yazar M. Adil Çetin şöyle dedi: “Eylül Fuarcılık ile Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği Kitap Fuarı 12-21 Mayıs 2017 tarihleri arasında 10 gün boyunca devam edecek. Antakya’da Fuar Alanı’nda Otogarın sol tarafı ve Primemall Alışveriş Merkezi’nin karşısına kurulacak fuarın ziyaret saatleri sabah saat 10.00’dan akşam saat 20.00’ye kadar olacak.

125 yayınevinin iştirak ederek stant açacağı fuara çok sayıda yazar gelerek okuyucu ile buluşup kitap imzalayacak.

Kitapseverler bu tarihler arasında kitap fuarına gelerek istediği her kitapla ve yazarla buluşma, tanışma imkânını bulacaktır.

Kitap Fuarında Sahaflar Sokağı olacak ve bu sokakta 5 tane de Sahaf yer alacak.

Kısa adı İLESAM olan Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği olarak bu Kitap Fuarı’nda bir stant açıyoruz. Bu stantta Hatay’ın yazarları için imza günleri düzenledik. Hataylı hemşerilerimiz bu standa gelerek Hatay’ın yazarlarıyla buluşabilirler.”

Akdeniz Kültür Ve Dayanışma Derneği Üyesi Mevlüd Oruç

 

 

 

 

Share
628 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?