ÜST REKLAM

logo

reklam
21 Temmuz 2017

“RES HAYAT ÖNÜNDE BİR ENGEL”

 

İlçemizde faaliyet gösteren Seracılar Kooperatif Başkanı Hikmet Oruç Rüzgâr Enerji Santrallerinin çevreye, insanlara, hayvanlar ve bitkilere zarar verdiğini ve bu zararın önüne geçebilmek için duruma karşı çıkmamız gerektiğini ifade ederek gazetemiz haber merkezine açıklamada bulundu.

RES’in hayat önünde bir engel olduğunu ifade eden Başkan Oruç, RES’in verdiği zararın yönetimin basiretsizliğinden kaynaklı olduğunu belirterek açıklamasını şu şekilde sürdürdü; “Rüzgâr Enerji Santral (RES) tribünlerini diktikten sonra her yeri istila etmeye çalışıyorlar ve yerleşim alanlarının dibine koyuluyor. RES tribünlerini yerleştiren şirketlerin amacı tribünlerin her birini Samandağ’ın her yerine yerleştirerek insanların, hayvanların ve bitkilerin sağlığına zarar vermek. RES’lerle ilgili olarak insan yaşamına olan zararını araştırarak gözler önene sermek istedik. Bu konuyu Evvel Temmuz kapsamında düzenlenen Rüzgâr Enerji Santralleri ile Doğa, Tarım,  Turizm ve Yaşam Alanlarımız konulu panelde dile getirdik.  Araştırmamız sonucunda elde ettiğimiz bilgiye göre Rüzgâr Enerji Santralleri (RES) tam olarak 105 desibel oranında bir ses kirliliğine sebep olmakta. 105 desibel oranında bir seste insan sağlığı üzerine ciddi zarar verir. Bu anlamda RES’lerin yerleşim yerlerine 1000 km yakın olmaması gerekir. Avrupa’da, RES’leri yapan şirketler insan sağlığına verdiği zararlar ve hastalıklar konusunda açıklama yaptılar. Ve Avrupa’da RES’lerin insanlarda oluşturduğu hastalıklara RES sendromu olarak anıldığını ifade ettiler. Araştırmalarımıza göre RES ile ilgili bulduğumuz kaynaklarda Dr. Nina Pierpont “Rüzgâr Türbini Sendromu” kitabında da RES’lerin insan sağlığına zararları şöyle anlatılıyor:

“Türbinlere yakınken insanların bazı semptomlara sahip olduğunu ve uzaklaştıklarında bu semptomların ortadan kalktığını biliyoruz. Çalışma yapılan aileler, sahip oldukları semptomlardan kurtulmak için taşınmak zorunda olduklarını kendileri fark etti ve onda dokuzu taşındı. Rüzgâr Türbini Sendromu, insanların evlerini terk etmelerine neden olacak kadar ciddi semptomlara verilen bir isim ve tıbbi bir tanımdır. Semptomlar ise şunlardır; uyku bozukluğu ve yoksunluğu, baş ağrısı, kulak çınlaması, kulaklarda basınç, sersemlik hissi, baş dönmesi, bulantı, bulanık görme, kalp çarpıntısı, asabiyet, konsantrasyon ve hafıza problemleri, hareket duyarlılığıyla ilişkili panik nöbetleri, uyanıkken veya uykuluyken ortaya çıkan titremedir. Çocuklar, en az yetişkinler kadar (özellikle yaşlılar) etkileniyor. Daha önceden migren rahatsızlığı, hareket duyarlılığı veya iç kulak hasarı (endüstriyel gürültülerden kaynaklı duyma kaybı gibi) olanlar diğerlerine göre daha kolay etkileniyor. Rüzgâr Türbini Sendromu’nun semptomları istatistiksel olarak daha önceden varolan kaygı bozukluğu veya diğer zihinsel hastalıklarla ilişkili değil.”

RES’ler sadece insan sağlığına değil çevreye, doğaya, tabiata zarar veriyor. İnsanlar önce kendilerini tabiatın bir parçası olarak görebilmeli. Ondan sonraki süreçlerde zaten bu RES şirketlerinin sadece ekonomik amaçlı hareket ettiğini, insan sağlığını düşünmediklerini görürler. Bu durumun oluşması, RES’lerin insan sağlığına zararlarını düşünmeyen yöneticilerin basiretsizliğinden kaynaklanıyor. Bir yönetici basiretsizse bunun cefasını halkı çeker. RES’lerin yerleşim yerine yakınlığının verdiği zarardan aynı zamanda bitkilerde etkileniyor. Bitki seleksiyonu konusunda, rüzgar santralleri polenlerin çiçekler üzerinde döllenmesi önünde set kuruyor. Bu durum tabiata zarar veriyor. Bu konuya bir benzetme yapacak olursam, Orkestra da bir ses eksildi mi ortaya çıkan müzik kötü olur. Yaşamda bu örneğe benzer tabiattan bir parça eksildi mi, geri dönüşü olmaz.

Bazı insanlar RES’lerin yararlı olabileceğini düşünüyor ama yanlış bir düşüncedir bu düşünce. Samandağ halkı duyarlı bir halktır ama yine de bu durumu bütün Samandağ halkına duyurarak sağlığımız korumak için önlem almalıyız. Bu RES’ler yapılırken yapıldığı alana dair bir ÇET raporu bile alınmıyor. ÇET raporu Çevreye Etileri demektir.

Zirai açıdan dediğim gibi polen taşımada, iklim değişikliğinde zararlı etkileri vardır. Aynı zamanda havayı kurutuyor ve bitkilerin ihtiyacı olan nem oranını da kurutuyor. Yeterince nem olmazsa o bölgede ki bitkiler ölür. Toprak zenginliği yönünden Samandağ, dünyada en zengin tarım bölgesidir. 1. Sınıf bir toprak zenginliğine sahibiz. Ekvatora yakın bir yerdeyiz. Ve denize yakınlığı bakımından çok şanslıyız. Bu kadar zenginliğe sahipken neden böyle şirketlere bu zenginliği RES’leri yaptırarak heba edelim. Böylece bekleyip bu zenginliği elimizden alın diyemeyiz. RES’leri her yere dikmek istiyorlar. Tekebaşı’ndaki direnişte geri adım attılar. Bizde bu duruma karşı çıkarak onlara geri adım attırabiliriz. Sit alanına dokunmak yasaktır. Bunu hepimiz biliyoruz. Ama orada ne hikmetse RES tribünleri kuruluyor ve kimsenin sesi çıkmıyor. Bu durum tamamen yönetimin basiretsizliğinden kaynaklanıyor.”dedi.

 Haber-Foto:Ümit Sağaltıcı

 

 

 

 

Share
468 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+1 = ?