ÜST REKLAM

logo

reklam

REFERANDUMDAN HAYIR ÇIKARSA


Av. Ali Beyaz
deneme17@hotmail.com

Günlerdir iktidar olsun, muhalefet olsun TV TV gezip referandumdan evet çıkarsa Türkiye’nin nasıl bir rejimle karşı karşıya kalacağını izah edip duruyorlar. Ben ise değinilmemiş olana değinip, olası bir hayır sonucunun etkilerini elimden geldiğince kendimce izaha çalışacağım. İflah olmaz bir Hayırcı olarak hayır sonucunun çıkması ihtimali üzerine uzun uzun düşünmeliydim. Siyasilerde zerre kadar olmadığını düşündüğüm “toruna, çoluk çocuğa hesap verebilirlik” benim için önemli zira.

Farzedelim hakkında güvenilmez olduğuna dair onlarca haber yapılan şaibeli seçsis programına, sesi her fırsatta kısılmaya çalışan muhaliflere, eşit olmayan propaganda imkanlarına, külliye müdavimi muhtarlara, FETÖcü diye damgalanmaktan çekindiği için bir anda “en AKP’li olan” vatandaşlara ve neye oy verdiğini bilmeyen bindirilmiş kıtalara rağmen hayır çıktı referandumdan. O zaman ne olacak?

ali beyaz

İktidar partisinden Numan KURTULMUŞ’a göre evet çıkarsa terör olayları sukunete karışacağından hayır çıkması halinde ortalığın kan revan olabileceği ihtimali zihinlerde canlanıyor. Belki de bilinç altına bu mesaj işlenen seçmen; istikrar ve barış adına evet kullanmak zorunda hissediyor, bilemiyorum. Başbakan Binali YILDIRIM’a göre ise karar milletin. Yani hayır çıksa, partisi hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam edecek sanki. En azından bende öyle bir izlenim oluşuyor böyle duyunca. Ama nedense aklıma 7 Haziran seçimleri sonrası “milli iradeye duyulan saygı” geliyor ve gülüveriyorum:)

Olası bir hayır sonucunda, iktidarın bizi erken seçime götürmesi kuvvetle muhtemel. Bahçeli’nin yıprattığı MHP ile; siyasilerinin önemli kısmı Habur karşılamalarına, Megri Megrilere, APO’nun mektubunun okunmasına rağmen içeride tutulan HDP’nin baraj altında kalması oldukça olası çünkü. Bu durumda Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’nun hatta İstanbul-Ankara-İzmir’in bir kısmındada HDP’nin; İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu’nun ve yine 3 büyük metropolün bir kısmında MHP’nin baraj altı kalmasıyla  bütün vekilliklerin en çok oy olan diğer parti olan AKP tarafından doldurulacağı ortada. Alın size Anayası tek başına değiştirebilecek kudrete sahip 367 AKP’li vekil…

Peki ne yapılmalı? Daha doğrusu hayırcılar ne yapmalı? Vezirlikte gözü olmayan hayırcı MHP’liler, 2018’de yapılacak ve parti liderinin seçileceği kongreyi hemen referandum sonrasına çekmeliler evvela. Tabanı kızdırıp küstüren, partiyi büyük bir özveri ile baraj altına çeken Bahçeli’nin yerine tabanda büyük heyecan uyandıran ve Cumhuriyet’in değerleri ve kazanımların,a ince belli bardakta çaydan daha bağlı bir liderin seçilmesi MHP’yi baraj altından kurtarabilir.

HDP de; artık Türkiye Partisi olmakla PKK’nın siyasi kanadı olmak arasında yaşanan çatışmada Türkiye Partisi olma yolunu seçmeli. CHP’ye oy vermeyen, daha doğrusu sandığa küskün sol fraksiyonlar, bu sayede sandığa çekilebilir. Güçlü bir HDP, barajı geçme konusunda sıkıntı yaşamaz. Ama evvela yapması gereken ise partinin açık bir şekilde referandumdan hayır çıkması gerektiğini tabanına açıklaması. Zira HDP tabanının hatta HDP’li siyasilerin Cumhurbaşkanlığı sistemine sıcak baktığına ilişkin kulis dedikoduları var.

En önemli görev ise CHP’de. Ne yapıp edip referandumdan hayır çıkması için sokak sokak, kapı kapı gezip yeni sistemin neler getirdiğini halka anlatmalı. Bu da yetmez müşahitleriyle 81 ilde sandıklara sahip çıkmalı. Hayır çıkması halinde gidilme ihtimali yüksek bulunan seçime varı yoğuyla hazırlanmalı ve tek başına iktidar olunma şansını ortadan kaldırmalıdır.

Kısacası hayır çıksa bile mücadele henüz daha yeni başlıyor. Ama ilk önce yapılması gereken en önemli şey; yaşlı, hasta, öğrenci demeden gidip oy kullanabilmek. Tekrardan oylarınız hayırlı olsun…

 

 

 

 

Share
671 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MEMLEKETTE HAK, HUKUK ADALET VAR MI?

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Bu üç kavram varsa, iyi yoldayız, başarı mutlak olacak. Bu kavramları Samandağ ilçesinde arayalım. Bizim ilçede var mı? Varsa, nerede saklanmışlar da bizler göremiyoruz? Ben bu yüce değerleri çok aradım. Merak ediyordum. Bulamadım. Örneğin; Şehir merkezinde bulunan ve davası 1991 yılından beri çözüm bekleyen Park sorununun yasa ve yönetmelik açısından beraber bakalım ‘’İlimiz Samandağ İlçesi Atatürk Mahallesinde kâin 1042,1998 ve 4241 sayılı parseller, Mahkeme kararlarıyla Park olarak ihdas edildi Hatay Valiliğinin 17.10.2018 tarih ...
  • KAPİTALİST SİSTEMDE ONUR, HAYSİYET VE ŞEREF; PARADIR

    15 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan / Sami Aslan İnsanlık Kapitalizm ile birlikte Basit yeniden üretimden (sanayi öncesi antik ve orta çağlardaki tarıma dayanan üretim) Geniş yeniden üretim  ( teknolojik sanayiye dayanan üretim) sistemine geçmiştir. Çok uluslu tekelci şirketler ve Bankalar sistemi olan KAPİTALİST sistem demek, GENİŞ YENİDEN ÜRETİM SİSTEMİ demektir. Geniş yeniden üretim demek yüzbinlerce işçi ile en son teknoloji kullanarak dağlar gibi yığılan matahlar (mallar) üretmek demektir. Dağlar gibi yığılan üretilmiş MATAHLAR’ın milli sınır...
  • ZEYTİNİN TARİHÇESİ VE FAYDALARI

    08 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Zeytin, çok yönlü bir kültür bitkisi olarak, Anadolu mutfak kültüründe binlerce yıldan bu yana birçok alanda kullanılır. Anadolu’da yaşayan eski medeniyetler, zeytin ve zeytinyağını, dini kutsamalarda, nazardan korunmada, birçok hastalığın tedavisinde kullanırlardı. Tüm dinlerde zeytin, bereket, barış, akıl, uzun ömür ve olgunluk gibi simgesel anlamlar taşır. Zeytin ağacı, ağır büyüyen, fakat oldukça uzun yaşayan bir ağaçtır. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizlenmekt...
  • YEMEĞİN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

    01 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Hz. Muhammed’in şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım: “ sofradan tam doymadan kalkınız.” Bu sözün değerini sağlıkçılar daha iyi bilir. Yemek yemekten anladığımız, karnımızı doyurmak anlamında midemizi doldurmaktır. Midelerimizi bir çöp kutusu gibi dolduruyoruz. Doygunluğa ulaştığında yani tam doluluk sağlandığında “doydum” diyoruz. Maalesef bunu destekleyen diğer olgu ise lezzet adı altında damak tadı dediğimiz, yediklerimizin tatlı, ekşi, acı,tuzlu olmasının ön plana çıkmasıdır.M.Ö.106 –M.Ö.43 yılları arasında yaşamış ...