ÜST REKLAM

logo

reklam

REFERANDUM


Av. Ali Beyaz
deneme17@hotmail.com

Ali Beyaz

29 Kasım 2009, İsviçre… Halk, devletçe kendisine sorulan “yeni cami minareleri yapımı yasaklansın mı?” sorusunu %57,5 çoğunluk ile “evet” olarak cevaplıyor. Bunun üzerine, ülkemizin de dahil olduğu Kıta Avupası Hukuk Sisteminde bir “referanduma gidilebilirlik” kavramı tartışması başlıyor.

İktidar partisinin hukukçularından birkaçı, katıldıkları TV progamlarında, referanduma götürülemeyecek yani halka sorulması uygun olmayan bazı şeyler olabileceğinden bahsediyor; azınlıkların din ve vicdan özgürlüğünün de bunlardan biri olduğuna değiniyorlar. Şimdilerde ise yine aynı partinin mensupları, gündemdeki anayasa değişikliğini meclis önündeyken engellemeye çalışan muhalefet partisi vekillerini “halka sormaktan korkmakla, halktan korkmakla, halkın düşüncesine saygılı olmamakla” itham ediyor. Hey yavrum hey, nerden nereye…

ali beyaz

Kardeş, gelin milletvekili maaşlarını halka soralım madem. Ya da asgari ücretin ne kadar olacağını soralım. Yiyor mu? Suriyelilerin vatandaşlarca ülke içerisinde istenip istenmediğini soralım. Ne oldu, koktunuz mu? Neden halka sormaktan çekiniyorsunuz? Halktan neden korkuyorsunuz?

Gelin zorunlu askerlikte vicdani reddi, en kötü ihtimalle bedelli askerliği sorun biz vatandaşlara. KDV kalsın mı, kaldırılsın mı diye sorun sıkıyorsa. NATO’dan çıkalım mı diye bir oylatıverin bize. Ne oldu, halkın düşüncesine saygınız mı yok yoksa? Yusufladınız mı? Hani nerde o basbas bağırdığınız “milli irade”?

Söz konusu cami minareleri olunca hatırlanıp, konu demokrasi olunca unutulan “referanduma gidilebilirlik”e geri dönelim çok sulandırmadan. Bu kavram, “İsa’yı asan çoğunluk haklı mıydı?” mottosunun doğal bir sonucudur. Çoğunluğun her yaptığı, her dediği doğru değildir. Dolayısıyla herşey halka sorulamaz. Mesela, özgürlükler ülkesi diye bilinen ABD’de, göçmenlerin sınırdışı edilmesi ABD halkına sorulabilir mi allasen? Dolayısıyla; toplumun bir kısmının aleyhine olabilecek düzenlemeler, temel hak ve özgürlükleri lağvedecek yada ortadan kaldıracak kadar kısıtlayan düzenlemeler, rejim değişiklikleri vb gibi halkın duygusal davranabileceği ya da teknik bilgisizlik gereği “sadece siyasilerin yönlendirmeleriyle”ve “takım tutar gibi parti tutarak” karar verebilecekleri konular referanduma götürülmemelidir.

Kitleler bu referandumu “Erdoğan’ı başkan yaptıracağız!!1!bir!” referandumu olarak algılayacaklardır. Hatta, böyle algılanması için de referandum isteyenler ellerinden geleni yapacaklardır. Böylece halk, nasıl bir sisteme oy verdiğini bilmekten ziyade kimi başkan seçtiğini düşünecek ve yanlış bir şeye oy vermiş olacak. Sorarım size bu mudur demokrasi?

Kaldı ki ortada bir başkan seçimi de yok. Başkan adaylarının seçilmesini beklemiyorsunuz zaten bu referandum ile biliyorum. Ama daha önce hiç şu açıdan olaya bakma durumunuz oldu mu: Halk, bu referandum ile daha önce yetki ve görevleri “anayasal sorumsuzluk” seviyesinde olan bir kimseyi (cumhurbaşkanını), her konuda üstün-yetkili bir kimseye (başkana) dönüştürecek. Bakın aynı kişiyi 0’dan 100’e çekecek diyorum. Bu üstün-yetkili kişinin kim olacağına ise ancak 2019’da biz karar verebileceğiz. 2019’a kadar ise geciktirici yürürlük maddelerine rağmen kimin olacağı zaten belli.

Şu an ana haber bültenlerinde izlediğimiz, gazetelerde okuduğumuz meclisteki oylamalar; mevcut anayasanın tam olarak uygulanması halinde geçersiz olarak addedilecektir. Anayasanın amir hükmü “gizli oylama” yapılması gerektiği ısrarla gözardı ediliyor. Anayasa yapılırken anayasanın kendisi çiğneniyor. Dolayısıyla muhalefet partileri olan CHP ve HDP’ye büyük sorumluluklar düşüyor. Ulusal bazda, referandumun iptali için bütün iç hukuk başvuru yolları denenemeli; uluslar arası arenada ise ülkelere neyin, hangi koşullarda (OHAL, gizli oy usulsüzlüğü vs) referanduma taşındığı, anayasa değişikliğinin sonuçlarının neler olacağı iyi anlatılmalı. Referandumda yurtdışı dahil bütün sandık başları muhalefet partilerince denetim altında tutulmalı, 2014 yerel seçimlerinde Ankara Büyükşehir Belediyesi seçiminde Mansur YAVAŞ hadisesinde olduğu gibi, seçim masada kaybedilmemelidir. Her şeyden önemlisi, anayasa değişikliğinin kendisi ve neden olacağı muhtemel sonuçlar konusunda Anadolunun en ücra köşesi bile aydınlatılmalıdır.

Referandum bu ülkenin kaderini belirleyecek. Hayırlara vesile olması dileklerimle…

 

 

 

Share
710 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...
  • YAŞAMIN TEMELİ TOHUM VE TARIM

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Türkiye’de bir çok konuda olduğu gibi açlık konusunda da net, güvenilir veriler yok. Ancak yaşanan ekonomik sorunlar, halkın alım gücünün zayıflaması ile tahminen nüfusun yüzde 20’si yoksul kabul ediliyor. Yoksul nüfus oranı kırsal bölgelerde daha yoğun. Yaşamın temeli gıda,gıdanın temeli ise tohum ve tarımdır. Tarımdaki sorunları çözmeden gıda sorununu çözmek mümkün değil. Türkiye, sahip olduğu tarım potansiyeli, biyoçeşitliliği ile, dünyada en son açlık ve yoksulluk sorunu yaşayacak ülke konumundadır. Yanlış tarım politikaları ile,...
  • “AİLE İÇİNDE YEMEK SEÇEN, ÇOCUK İÇİN OLUMSUZ MODELDİR”

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Sağlık, Üst Haberler, Yerel

    Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, çocuklarda yemek yeme sorununa değindi. ‘Beslenme bir canlının gelişimi için gerekli olan doğal ihtiyaçlardan bir tanesidir’ diyen ÖNCÜL, yemek yemeyle ilgili problemlerin genellikle ilk çocukluk döneminde başladığı hatırlatmasında bulundu. “Beslenme ortamı” sağlıksız olduğu zaman çocuğun bu durumdan olumsuz bir şekilde etkileceğine işaret eden Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, konuşmasının devamında, “bu doğal ihtiyaç...