ÜST REKLAM

logo

reklam
27 Şubat 2017

‘RAHAT YAŞAMAK UĞRUNA GERÇEĞİ MEZARA MI GÖTÜREYİM’ DİYEN TURAN DURSUN’A SAYGIYLA


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

27 Yıl önce 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul’da evinden çıkıp işe giderken uğradığı bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

İslam dünyasının ruhban sınıfından birkaç kişi, işine gitmek için evinden çıkan bir insan 5 kurşunla öldürüldü.

Trende sorun ve şikâyet ettiği kondüktörün disiplin cezası almasına üzülecek kadar yufka yürekli bir aydın, ‘’katli vacip’’ diyerek evinin önünde 56 yaşında iken katlettiler.

Bu üzücü durumdan daha da üzücü, kahredici olanı, onun ölümüyle birlikte – aralarında ‘’din âlimleri’’ de olan – milyonlarca kişinin rahat bir nefes almasıydı. Çünkü din bezirgânlarının foyalarını ortaya çıkaran tartışmasız en büyük, en devrimci adam yoktu artık. Onlar da bir ‘’oh be’’ çekip, inançlarını pazarlamaya, tanrı’yı ticaretlerine ortak etmeye devam ettiler.

Aydın katliamlarının hiç de azımsanmayacak derecede çok yaşandığı coğrafyamızda, nedense pek bir az hatırlanan aydındır Turan Dursun.

Biz de Ayna olarak istedik ki, bu ülkede, bildiklerini kendine saklayıp rahat yaşamak yerine, halka anlatıp ölümü göze alan (ve katledilen) bir ‘’insan’’ yaşadı ve bu insan İslam kültürünün egemen olduğu bu coğrafyada doğmaya, tabuya indirilen en büyük darbe idi. Onun mücadelesini yaşatmak, günümüz Türkiyesi’nde yaşananlara bir ışık olması açısından önemli bulduk.

1934’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Gümüştepe Türk bir baba ve Kürt bir anadan dünyaya geldi.(Kendi ifadesi olduğu için bu şekilde yazmak istedik)

Babasının tek ideali oğlunun Basra ve küfe’de çok kuvvetli bir din eğitimi alarak eşi benzeri görülmemiş bir din âlimi olmasıydı. Gençlik yılları yatılı din okullarında, Kur’an kurslarında ve birçok ünlü hocanın yanında eğitim alarak geçmiştir. Üstün bir zekâya sahip Turan Dursun, biri hariç tüm hocalarından ücretsiz eğitim gördü.

1955-1957 yılları arasında askerliğini yaptı. Bu sürecin ona kazandırdığı en önemli şey okuma yazma öğrenmesiydi. İlkokul diplomasını terhis olduktan sonra sınava girdiği İstanbul’daki Mahmut Paşa İlkokulu’ndan aldı.

Askerliğini tamamladıktan sonra İstanbul’da kendi deyimiyle- ‘’Yüksek dereceli talebelere’’ ve hocalara Arapça ve İslami bilim alanlarında dersler verdi. Bu süreçte birçok müftü ve vaiz yetiştirdi. Sonrasında kendisi de sınavlara girerek vaiz ve müftü oldu.

Önce Sivas’ın Gemerek ilçesinde müftülük yaptı, ardından da Sivas Bölge Müftüsü oldu. Bu arada bitirme sınavlarına girip ortaokul diplomasını aldı.(Maalesef kimi zihniyetler liseyi ‘’bitirtmedi’’ Turan Dursun’a)

Sivas’ta nur cemaatinin bir kolu olan Süleymancılarla çatışmaya başladı. Bu çatışma, Sivas’ın zenginlerini de Süleymancılar tarafında yer alması sebebiyle sürgünle sonuçlandı.

Bir telgrafla önce Manisa’ya, oradan da Tokat’a sürüldü. Ama tayın işlemleri TSK’deki paşaların araya girmesiyle durduruldu ve Turan Dursun Sivas’taki görevine iade edildi. Kendi ifadesine göre bunun sebebi, Turan Dursun’nun Sivas’ta 620 imam ve vaizin Cumhuriyet Bayramı’na katılmasını sağlamaktı.

Turan Dursun ‘’Atatürkçü müftü’’ ya da ‘’Komünist müftü’’ olarak anılıyordu. Sivas’taki Cumhuriyet Bayramı katılımı ve buna benzer girişimleri gazetelerde çok yankı uyandırdı. Bunun üzerine Turan Dursun’a Atatürk plaketi verildi. Ayrıca müftülüğü döneminde ‘’cinayetler köyü’’ olarak bilinen Kalın Köyü’nü de barışa, huzura kavuşturmuştu. Tüm bu yaptıklarına rağmen Süleymancıların ve Deveci ailesi gibi zengin ailelerin girişimleriyle en sonunda Sivas2tan gönderildi. (O zamanın Sivas valisi, Turan Dursun’u severdi. Fakat Milletvekili olma sözü aldığı için Turan Dursun’a karşı olanlarla aynı safta yer almıştı.)

Halktan pek çok kişinin ve birçok mahalle muhtarının ‘’Biz müftümüzü istiyoruz’’ dilekçelerine rağmen Turan Dursun Sivas’tan, önce Ankara Altındağ’a, sonra da Sinop’un Türkeli ilçesine gönderildi. Bu sürgün dönemleri onu maddi açıdan çok zor durumda bıraktı.

1966’da sözü geçen birinin mektubuyla TRT’ye alındı. Burada bir süre genel evrak kayıt memurluğu yaptıktan sonra yayın bölümüne geçti. 1968’den 1976’ya kadar çeşitli programlar yaptı ve yönetti. Bunların dışında da farklı platformlarda, posta kutusu, Dinleyicilerle Baş başa, Din Ve Ahlak adlı programlar yaptı. 1976’da Şaban Karataş’ın baskısıyla Erzurum Radyosu’na sürüldü.

Sürekli sürgün yedi durdu Turan Dursun. Her sürgün listesinde adı geçiyordu. Hazırladığı programlar genellikle denetimden geçip onay alamıyordu. Bir şekilde ‘’kurtulan’’ programlar da dinleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle dinleniyordu. Malum çevreler dini programların turan dursun’dan alınmasını sağladı, bununla da yetinmeyip TRT’den kovulması için ‘’resmi buyruklar’’ yayınladı.

Bu buyruklardan birisini bizzat Diyanet işleri başkanı tayyar Altıkulaç, TRT Genel Müdürü Cengiz Taşer’e yazılı olarak gönderdi. Atılma isteğinin temel sebebi turan Dursun’un ‘’Başlangıcından Bu yana insanlık’’ adlı programıydı. Program önce engellendi sonra da yayından kaldırıldı.

Bitti mi sandınız?

Bu olaydan sonra da defalarca sürüldü Turan Dursun. İnceleme yapması için Karadeniz’e Ankara’ya, Ankarada’daki görevine başladıktan 2 buçuk saat sonra da ‘’bunalıma düştüğü’’ gerekçesiyle İstanbul’a sürüldü.

10 Ekim 1980’de ‘’uzmanlık’’ görevine atandı.

Turan Dursun 1989 yılında 2000’e Doğru dergisinde yazmaya başladı ve yazıları nedeniyle gericilerin en önemli hedeflerinden biri haline geldi.

Turan Dursun’un 2000’e Doğru’daki süreci, sonunu hazırlayan süreç oldu ve İslam’ın ‘’barışçıl’’ yanını 4Eylül 1990’da bir kez daha ortaya çıkardı.

Turan Dursun’un tanıtım yazımız çok ilginç bulduğum bir tarafı ile bitirelim.

En merak edilen kısım bu işte, nasıl oldu da onlarca imamdan, şeyhten ders almış, vaizlik ve müftülük yapmış bir insan, zaman içerisinde ateizmi seçti?

Bu konuda sözü kendisine bırakalım.

‘’ Bende inanç devrimi neden oldu?  Ya da neden inançsızlık oluştu? Onu belirteyim: Doğru bilime yönelmiştim. Çok büyük kütüphanelere gittim. O zaman ben İslam’ın kökenini gördüm, okudum. Söylencelerden de okudum. Bir gün ‘’Sümer Efsanesi’’ ile karşılaştım. Sümerler’de bir tufan efsanesi. Baktım, Tevrat’ta da var, Ku’an’da var. Bu bir efsane, nasıl olur da Tevrat’ta, Kur’an’da olabilir?

Millatan önce 3000 yılında kaleme alındığı sanılıyor. İslam’dan, hatta Kur’an’dan çok önce. Peki, bunlarda olan, kutsal kitaplarda me ariyor? Sonra, Hammurabi Yasaları’nın kimi maddeleri Tevrat’a aynen geçmiş, ondan sonra Kur’an’a yansımış, yanı sarsılmalar benim öyle başladı.’’

‘’ Ey İslam bilgini geçinen cahiller’’ derdi Dursun. ‘’Ben sizin hepinizden daha fazla İslam bilginiyim. Tüm kitapları, tüm ayetleri, tüm hadisleri sizden kat kat iyi bilirim. Sadece bugünkü değil, bin beş yüz yıl önceki Arapça’yı da en iyi bilen insanlardanım. Gelin ve bana : yanlışsın, hatalısın, gerçekleri çarpıtıyorsun deyin. Biriniz çıksın ve bunu desin, işte buraydım. Hepinize bin kere hodri meydan .

Var mısınız er meydanına çıkıp beni tuş etmeye.

Hadi çıkın karşıma’’ diyen Turan Dursun.

Turan Dursun’un uzmanlık alanı:

Fıkıhçı, İslam Hukukçusu

Kelamcı, İslam Kelamcısı

Hadis Bilimcisi

Din Etnoloğu

Doğu bilimcisi.

Turan Dursun’un yazdığı kitapları:

1-Kulleteyn

2Tabu Can Çekişyor

Din Bu

3- Din Ve Aydınlanma Seti

4- Din Ve Cinsellik

5-Dua

6- Kur’an Ansiklopedisi seti (8 cilt

7-Şeriat Böyle

8- Mukaddime (1)

9- Kutsal Kitapların Kaynakları (3 cilt)

10-Evren Bir Şaka mı?

11- Ünlülere mektuplar

12- Müslümanlık ve Nurculuk

13- İlhan Arsel’e Mektuplar

Sivas’tan Sinop’a sürgün edilmesinin nedenleri ne gelince;

Çirkinlikleri gidermek.

Sivas’a bağlı bütün köylere 50’şer ağaç diktirmek.

Müftülük lojmanı yerine göğüs hastalıkları hastanesinin yapılmasına önayak olmak ve yaptırmak.

Bu hastanenin yapılması için köylerden ve kasabalardan yardım olsun diye buğday toplamak.

İmamların eğitimine önem vermek; onları sinemaya götürmek; İmamlar için konferanslar vermek; Milli Eğitim Bakanlığı ile anlaşarak imamlara diploma verilmesini sağlamak; onlar için bu alanda ilk olan Sivas’ın Hazar köyündeki su kaynağından yeterince yararlanmak için baraj yapılması için çalışmalar yürütmek.

Ümit Sağaltıcı

KAYNAK:

Cahilsin.com

Listelist.com

Bilmiyorsanöğren.com

Share
800 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MEMLEKETTE HAK, HUKUK ADALET VAR MI?

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Bu üç kavram varsa, iyi yoldayız, başarı mutlak olacak. Bu kavramları Samandağ ilçesinde arayalım. Bizim ilçede var mı? Varsa, nerede saklanmışlar da bizler göremiyoruz? Ben bu yüce değerleri çok aradım. Merak ediyordum. Bulamadım. Örneğin; Şehir merkezinde bulunan ve davası 1991 yılından beri çözüm bekleyen Park sorununun yasa ve yönetmelik açısından beraber bakalım ‘’İlimiz Samandağ İlçesi Atatürk Mahallesinde kâin 1042,1998 ve 4241 sayılı parseller, Mahkeme kararlarıyla Park olarak ihdas edildi Hatay Valiliğinin 17.10.2018 tarih ...
  • KAPİTALİST SİSTEMDE ONUR, HAYSİYET VE ŞEREF; PARADIR

    15 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan / Sami Aslan İnsanlık Kapitalizm ile birlikte Basit yeniden üretimden (sanayi öncesi antik ve orta çağlardaki tarıma dayanan üretim) Geniş yeniden üretim  ( teknolojik sanayiye dayanan üretim) sistemine geçmiştir. Çok uluslu tekelci şirketler ve Bankalar sistemi olan KAPİTALİST sistem demek, GENİŞ YENİDEN ÜRETİM SİSTEMİ demektir. Geniş yeniden üretim demek yüzbinlerce işçi ile en son teknoloji kullanarak dağlar gibi yığılan matahlar (mallar) üretmek demektir. Dağlar gibi yığılan üretilmiş MATAHLAR’ın milli sınır...
  • ZEYTİNİN TARİHÇESİ VE FAYDALARI

    08 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Zeytin, çok yönlü bir kültür bitkisi olarak, Anadolu mutfak kültüründe binlerce yıldan bu yana birçok alanda kullanılır. Anadolu’da yaşayan eski medeniyetler, zeytin ve zeytinyağını, dini kutsamalarda, nazardan korunmada, birçok hastalığın tedavisinde kullanırlardı. Tüm dinlerde zeytin, bereket, barış, akıl, uzun ömür ve olgunluk gibi simgesel anlamlar taşır. Zeytin ağacı, ağır büyüyen, fakat oldukça uzun yaşayan bir ağaçtır. Gövdesi çürümeye karşı çok dayanıklıdır. Üstelik de ömrünü tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizlenmekt...
  • YEMEĞİN AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

    01 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Hz. Muhammed’in şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım: “ sofradan tam doymadan kalkınız.” Bu sözün değerini sağlıkçılar daha iyi bilir. Yemek yemekten anladığımız, karnımızı doyurmak anlamında midemizi doldurmaktır. Midelerimizi bir çöp kutusu gibi dolduruyoruz. Doygunluğa ulaştığında yani tam doluluk sağlandığında “doydum” diyoruz. Maalesef bunu destekleyen diğer olgu ise lezzet adı altında damak tadı dediğimiz, yediklerimizin tatlı, ekşi, acı,tuzlu olmasının ön plana çıkmasıdır.M.Ö.106 –M.Ö.43 yılları arasında yaşamış ...