ÜST REKLAM

logo

reklam

PYD’NİN İLAN ETTİĞİ FEDERASYONUN ANLAMI, GERÇEKLİĞİ VE GELECEĞİ


Eğtm. Bülent Can
deneme12@hotmail.com

PYD’NİN İLAN ETTİĞİ FEDERASYONUN ANLAMI, GERÇEKLİĞİ VE GELECEĞİ

BULENTCAN15 Mart 2011’den beri gerçek manada kan fışkıran bir coğrafya, Suriye. ABD’nin önceliğinde başlatılan Dünya’yı yeniden dizayn etme planının ilk ve en önemli ayağı olarak Suriye’de ısıtılan sular öngörülenlerden daha büyük yangınlara sebep oldu. Suriye’nin içinde bulunduğu kozmopolitik durumundan yararlanarak, etnik, dinsel ve mezhepsel ayrılıkları kaşıyarak, birçok ülkenin destekleyeceği bir iç savaşın çıkartılması sonucunda Suriye rejiminin kısa sürede teslim olacağı ve böylece arzulanan sonuca ulaşılacağı bekleniyordu, olmadı. Hatta beklendiği gibi iç dinamiklere dayanan bir iç savaş bile çıkartılamadı.

Bu sefer medet dışarıda aranmaya başlandı. Dünyanın birçok ülkesinden “mücahit” adı altında yüz binlerce kiralık katil bölgeye getirildi.  Bu katil sürüsü, ücretlerini ödeyenler adına savaşmaya başladığından dolayı bu savaş, literatürlere “vekâlet savaşı” olarak geçti. Ki en son ABD başkanı Obama bile bunun bir vekâlet savaşı olduğunu kabul etti. Bu vekâlet savaşının sonunda maalesef ki milyonlarca Suriye yurttaşı evini, barkını, vatanını bırakıp mülteci konumuna düşerken; yine yüzbinlerce Suriye vatandaşı vatanını, halkını savunmak uğuruna şehit oldu. Şüphe yok ki Suriyelilerin ödedikleri onca bedel bu savaşa sebep olanların çok da umurlarında değil. Ödenen ve ödenmekte olan onca bedel söz konusu ülkeler açısından asıl amaçlarını gerçekleştirmek adına pazarlık konusu olmaktan öte bir manası yoktur maalesef. Buraya kadar anlattıklarımız savaşı çıkaranlarca da bilinen ve beklenen şeylerdir kuşkusuz.  Lakin beklenemeyen önemli gelişmelere de sahne oldu bu savaş. Deyim yerindeyse dünya, iki kutuplu dünyaya, bazı nüans farklarıyla, geri döndü. SSCB tarih sahnesinden silinse de onun varisi olan Rusya Federasyonu eski bileşenlerini yeniden bir araya getirdi. Zira Büyük Ortadoğu diye adlandırılan proje, özde ABD’yle ve dolayısıyla İsrail’le uyuşmayan eski SSCB’ye bağlı ve bugünkü Rusya ile müttefik ülkelerin tarih sahnesinden silinmesinden başka bir şey değildi. Lakin kurnaz ABD Bloku’nun, gözden kaçırmaya çalıştığı şu ki bunların tarih sahnesinden silinmesi demek Rusya ve Çin’in de o bölgeden silinmesi ve dolayısıyla dünya üzerindeki egemenliklerinin ciddi bir darbe yemesi demekti. Bu durum ister istemez dünyayı iki kutuplu dünyaya geri getirdi. Nitekim ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, 2017 yılının savunma bütçesinin görüşüldüğü ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi’ndeki konuşmasında; Rusya, Çin, Kuzey Kore, İran ve terörizmi ABD’yi tehdit eden ilk beş unsur olarak açıklaması bunun bir kanıtıdır. Şüphe yok ki bu konuyla ilgili söylenecek çok söz var lakin bu yazının konusu bu değil. Bu yazının konusu, kimilerinin alkış tuttuğu, bazılarının Suriye’ye model olarak önerdiği, Kuzey Suriye’de PYD’nin federasyon ilan etmesinin, bu ilanın anlamanın, gerçekliğinin ve geleceğinin ön tahlilinden ibarettir.

Şüphe yok ki bu savaşta en az kayıp veren ve en karlı çıkan kesim Suriye Kürtleridir. Bunun birçok nedeni vardır elbette. Kürtler az kayıp verdi zira Aleviler ve Sünnilerin büyük çoğunluğu rejimin yanında saf tutup, orduya katılıp ülke savunması verirken; Kürtler kendi bölgelerini savunmayı tercih ettiler. Bunu yaparken de rejimle karşı karşıya gelmemeye özen gösterdiler. Rejim de içine katamadığı Kürtleri karşısında görmektense bu şekilde kendisi açısından tehlike arz etmeyecek bir konumda bulunmalarını kabul etti ve de destekledi.  Rejim, bu şekilde davranarak hem Türkiye’nin alerjisini kaşımış oldu hem de askerlerinin savaşacağı bölgeyi daraltmış oldu.

İkincisi Suriyeli Kürtler bu savaşın baş aktörlerinin ABD ve Rusya olduğunu, diğer ülkelerin figüran olduğunu da gördü. Bunlarla da arayı bozmamaya özen gösterdi. Kürtlerin bu çabaları taraflarca da kabul gördü. Zira bir piyonun bile çok önemli olduğu bu satranç tahtasında ne ABD ne de Rusya bölgesel bir gerçekliği ve geçerliği bulunan Suriyeli Kürtleri kaybetmek istemezdi. Örgütlü ve savaşçı bir güce sahip olan Kürtler olmadan rejimin düşemeyeceğini gördü mesela ABD. Var olan savaşçılar arasında gerçek manada yerli olan tek “muhalif” güç Kürtlerdi aynı zamanda. Bu nedenle ABD, Türkiye’nin bütün itirazlarına rağmen PYD’ye her türlü desteği verdi, vermeye de devam ediyor.

Bu savaşın ağır aktörlerinden biri olan Rusya açısından da Kürtler önemliydi şüphesiz.  Kürtlerin muhaliflere kaptırılması savaşı daha da zorlaştıracağını Rusya da biliyordu çünkü. Tam da bu nedenle Rusya da PYD’yi ABD’ye kaptırmamak adına yardım yapmaktan çekinmedi.

Ateşkesin ilan edildiği ve büyük bir kısmına uyulduğu, Rusya’nın kısmi güç çektiği ve  Cenevre görüşmelerinin başladığı bir zamanda masada yer bulamayan PYD’nin ileri sürdüğü federasyon hamlesi oyunun rengini değiştirir açıkçası. Bu hamle PYD’yi Rusya’dan uzaklaştırıp ABD’nin yanına konumlandırır. Zira her ne kadar buna karşıymış gibi görünse de ABD, bu projenin ayaklarından birisi de aslında tam da buydu gerçekte. ABD açısından bu savaşın en büyük amaçlarından birisinin İsrail’in güvenliğini sağlamak olduğu gerçeğini göz önüne aldığımızda ister istemez gözümüzü Ortadoğu’daki ABD’nin küçük şımarık çocuğu İsrail’e çevirmemizi sağlıyor. İsrail bu duruma nasıl bakar? Savaşın daha yeni başladığı ilk yıllarda İsrail radyosuna demeç veren İsrail’in eski Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Uzi DAYAN, daha ilk zamanlarda bile “Suriye’nin kuzeyinde bağımsız bir Kürt devleti kurulması desteklenmeli, Alevi azınlık için de özerk bir devlet kurulması seçeneği incelenmelidir.” diyordu. Dolayısıyla daha önceki açıklamalarından yola çıkarak buna İsrail’in karşı çıkmayacağını söylemek yanlış olmaz.  İsrail’in karşı çıkmadığına da ABD’nin gerçek manada karşı çıkmasını beklemek saflık olur.

Ya diğer güçler? Mesela Rusya?  Rusya için de durum bu mu? Elbette ki hayır… Suriye, Rusya’nın Ortadoğu’ya açılan yegâne kapısı ve Akdeniz’deki tek limanıdır. Bu nedenle Rusya’nın Suriye’den ve rejiminden vazgeçme ihtimali yoktur.  Ve bu federasyon fikrine Rusya’nın evet deme imkânı yoktur. Zira federasyon fikri Suriye gerçekliğine uymadığı gibi Rusya’nın çıkarlarına da uymaz. Bunun yanında Suriye’nin toprak bütünlüğünü zedelemiş, özerklik ilan etmiş ABD’ye daha yakın bir yapının kuzeyde oluşmasına sadece Rusya’nın değil, rejimin de İran’ın da izin verme ihtimali yoktur. Hatta denilebilir ki rejim açısından IŞİD’in Rakka’da ilan ettiği İslam Devleti ile PYD’nin Kuzey Suriye’de ilan ettiği federasyon arasında politik manada bir fark yoktur. Evet, satrançta piyonlar da çok önemlidir lakin gerekli görüldüklerinde feda da edilirler.

İran açısından bu durum daha da vahimdir. İran, kendi geleceğinin selameti açısından bu duruma izin veremez. İzin veremez çünkü Kürdistan’ın bugün itibariyle görünmese de bir ayağı kendi topraklarındadır. ABD’nin öncülüğündeki bloğun isteği doğrultusunda Suriye paylaştırılırsa sıranın kendisine geleceğini çok iyi biliyor. Beş yıldır Suriye’ye verdiği desteğin nedeni de vefadan ziyade tam da budur. Dolayısıyla iş ciddiye bindiğinde İran’ın bunu sineye çekeceğini zannetmiyorum.

İyi de ne yapacak İran? Uçaklarını kaldırıp PYD’yi mi bombalayacak? İran açısından bunun çok da kolay olmayacağı ayrı bir gerçektir. Beş yıldır çetin bir savaş veren Suriye ordusunun da çok yorulduğu gerçeğini göz önüne aldığımızda gözler bir kez daha büyük hamiye yani Rusya’ya çevirilmektedir. Tam da burada PYD’nin büyük bir tedirginlikle asıl merak ettiği Rusya’nın ne yapacağıdır? Gerçekten ne yapacak Rusya, Kürtlerin bulunduğu bölgeyi mi bombalayacak? Şüphesiz ki ilk tercih bu olmayacaktır. Kürtleri de kaybetmeden diplomatik olarak bunu çözmenin uğraşını verecektir. Nitekim Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Rusya devlet başkanının Ortadoğu özel temsilcisi Mihail Bogdanov’un, “Suriyeli Kürtlerin federal yapıya geçilip geçilmeyeceğine tek başına karar veremeyeceğini;  Böyle kararlardan önce Suriye’deki süreçlerin diğer katılımcılarıyla anlaşmaya varılması gerektiğini”  belirtmesi ve adres olarak Cenevre’yi göstermesi bunun ipuçlarını vermektedir. Masada bunu çözme yolları kapanır ya da masa devrilirse korkarım ki ABD’ye rağmen Rusya, PYD’nin egemen olduğu yerlere müdahale etmekten geri durmayacaktır. Bu da savaşın daha da uzamasına ve içinden çıkılmaz bir hal almasına sebep olacaktır.

Sözün özü; bu savaş nasıl biterse bitsin bölgesel bir gerçeklik olan Kürtler açısındaki durumun savaştan önceki durumdan, olumlu manada, çok farklı olacağı bir gerçektir. Lakin bu, Kürtlerin tam arzuladıkları şeye tekabül edeceği anlamına gelmez, gelmeyecektir de.

 

Share
2285 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TARAFSIZ BASINA FRANSIZ KALMAK

    29 Temmuz 2019 Dünya, Eğitim, Ekonomi, Emlak, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Otomotiv, Röportajlar, Sağlık, Siyaset, Spor, Teknoloji, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Halkımıza, İlçemiz kısa bir süre önce Evvel Temmuz etkinliklerine ev sahipliği yaptı. Gazetemiz, halkın haber alma hakkını mümkün mertebe engellemeyerek, (gazetemizin yayınının engellenmesine rağmen) çoğu etkinliği yeri geldi canlı çekim ile uluslararası alana taşıdı, yeri geldi matbuat üzerinden okurlarla buluşturdu. Takdir edersiniz ki ilçede Evvel Temmuz Festivalini destekleyenler olduğu gibi kimi vatandaşımız, kültürden uzak, kimileri de özünden saptırılmış olarak değerlendirdi. Biz Samandağ AYNA’sı olarak her türlü görüşü eşit...
  • ŞEKER BEYNİ DE BİTİRİYOR

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Şeker ve trans yağlarla yüklü Amerikan diyetinin sadece fiziki sağlığı değil beynimizi de olumsuz etkilediği belirlendi. Oregon State Üniversitesi uzmanları tarafından fareler üzerinde gerçekleştirilen araştırma, şeker ve yağdan zengin diyetin bağırsak bakterilerini etkileyerek bilişsel esneklikte (cognitive flexibility) önemli kayıplara yol açtığını gösteriyor. Bilişsel esneklik, beynin iki farklı düşünceden diğerine geçme ve aynı anda iki farklı konuyu düşünme kabiliyeti olarak biliniyor. İnsanlarda bilişsel esneklik bozukluğu, ...
  • GELİN İNSANCIL DAVRANIP, EVRENSEL DÜŞÜNELİM

    29 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Uzun zamandır Samandağ’ın da olup bitenleri sessizce seyrediyorum. Seçimden önce "Samandağ sevdası" havası esiyordu ! Şimdi menfaat havası esiyor! Şimdi durumu bir değerlendirelim. Samandağ’ın da neler oldu ne oluyor ?Birileri seçimden önce eski yönetime karşı cephe aldı, dernekler kurdu, komiteler, toplantılar düzenledi ve halkı toplayıp, kimisi vefadan kimisi de Samandağ sevdasından bahsetti. Seçime kadar sürdü bu düzenlemeler. Projelerde sunuldu. Şimdi seçim gitti, Sevda ve vefa bitti. Çatışmalar, sataşmalar ve hakaretler ba...
  • MİHRİCAN EVVEL TEMMUZ YALANI

    24 Temmuz 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Asaf Hişmi Mihrican Bayramı Farsların her zaman kutladıkları dini bayramlarıdır. Fars güneş yılının yedinci ayı olan Mihir ayının 16. Gününe rastlar. Yedi gün devam eder Mihir ayının 21’de son bulur. Mihrican Bayramı gece ile gündüzün eşit olduğu (Sonbahar ekinosu, Miladi takvimin 21 Eylül’lüne denk gelir. Temmuz ise Miladi takvimin yedinci ayıdır. Evvel temmuz denilen tarih, Fransız devriminin kuruluş tarihidir. Yani 14 Temmuz 1789 tarihinde Faransız devriminin başlangıç tarihidir. Fransızlar bu günü Ulusal bayram olarak kutlarlar. Bu...