ÜST REKLAM

logo

reklam
09 Mayıs 2017

  Prof Dr. Mehmet Yuva DİNİ-DAR VE ETNİKÇİ STRATEJİK PİYONLAR


admin
bereket@prestijbilgisayar.org

 

Dini-dar ve etnik kimlikli bölücü örgütler çok amaçlı projelerin tahakkuk etmesinde çağımızın en etkili araçlarıdır. Devletler ekonomik rekabet ve siyasi savaşlarını bu örgütler üzerinden vekâleten yapmaktadır, o zaman bu örgütlere karşı tüm imkânlar seferber edilmelidir. Onlara karşı mücadele bu maşaları elinde tutan esas tehdidin elini de yüreğini de fena yakacaktır. Bu örgütler ana gövdeyi besleyen oksijen borularıdır. Bu boruların kesilmesi halinde ana gövde önce nefessiz kalacak ardından derin bir iç kriz yaşayacaktır. Bu süreç, krizde debelen Batı toplumlarının, bir bedel ödeyerek, onlarca yıldır kendilerini de aldatan, yalan, dolan ve talanla besleyen Batı tekelci kapitalist rejimlerin gerçek yüzü ve karakterini görmesine de yardımcı olacaktır. Aksi durum, İkinci Dünya Savaşı öncesinde faşizme giden sürecin yaşanması ve Avrupa halklarının sonunu getirecek savaşın vuku bulmasıdır.

Bir zamanlar solun kalesi olarak tabir edilen başta Diyarbakır birçok Güneydoğu Anadolu bölgemizde halkımızın dini-dar Huda-Par ve etnik bölücü PKK arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaları ibretlik bir vakıadır. Her iki yapının palazlanıp egemen hale gelmesinde geçmiş hükümetlerin ve devletin sinir uçlarına musallat olan yerli ve yabancı Gladyo efradının rolü büyüktür. “Türkiye Türklere bırakılamayacak kadar önemlidir” sözünün sahibi ABD eski Dış İşleri Bakanı Madeleine Albright birinci dereceden Mason ve Siyonist’tir. Bu ifadenin yalnızca Türkiye için değil tüm bölge ülkeleri için istihdam edildiğini hatırlatalım.

BOP VE BİP

Bu yapılar, BOP ve Büyük İsrail Projesinin (BİP) stratejik piyonlarıdır. Samimi dindar kesimin, Allah, Kuran ve Peygamber ile aldatan cüppeli, şalvarlı veya kravatlı şarlatanlardan medet ummaları, solcu olduğunu iddia eden solakların, AB ve ABD feleğinde, özgürlük, demokrasi ve devrim zılgıtları çekmeleri ciddi bir toplumsal tehdit oluşturmaktadır. “Biji Serok Obama, Biji Serok Trump, dost İsrail, Kürt halkının mezalimini en iyi anlayan Yahudiler” propaganda terbiyesinin kitle üzerindeki etkisi gayet ciddidir.

IŞİD ve şürekâsı terör örgütlerin cinayetleri, tecavüzleri ve karanlık zulmüne maruz kalan halk, kendisine uzatılan “kurtarıcı elin” aslında ölümle tehdit edip kendisini daha ıstıraplı sıtmaya razı etmek isteyen dost görünümlü düşman olduğunu bilmesi mümkün olmayabilir. Ayrıca o durumda yaşamak zorunda kalanların “kim gelirse gelsin yeter ki bizi bu çukurdan kurtarsın” düşüncesi ve psikozunda olmaları da tabiidir.

MİLLİ ORDUNUN TASFİYESİ

Piyon örgütler ve onları kontrol eden mahfillerin, bölge devletleri ordularının bu makhur ve mazlum kitleye uluşmamalarını istemelerinin esas sebebi de budur. Kendilerinin müsebbip olduğu mevcut mezhepçi ve etnikçi bölünme ve zulmün sonucu olarak ortaya çıkan bu hazin tabloda kurtarıcı kahraman olarak zuhur etmek ve bu propagandanın meyvelerini siyasi, askeri ve iktisadi olarak toplamak arzusundalar. Her etnik köken ve mezhepten mütevellit milli Irak ordusu yerine, mezhepçi ve etnik kimlikli örgütleri ön plana çıkarmalarının gerekçesi budur.

Musul’un ısrarla Barzani Peşmergeleri veya kendilerine bağlı Arap Sünni aşiretler tarafından kurtarılmasının çağrısını yapanlar, Musul Şiileşecek, Musul’un tarihi demografik yapısı değiştirilecek yaygaralarını koparanlar bilerek veya bilmeyerek piyon örgütlere ve mahfillerine hizmet ettiklerinin idrakinde değiller. Şüphesiz ki asimilasyon, inkâr, yok sayma ve ötekileştirme politikaları Emperyalizm, Siyonizm ve Vahhabizm’in stratejik piyonları olan bu iki akıma karşı benimseyeceğimiz mücadele araçları olamaz. Bu mücadele metodu meseleyi çözmez aksine daha çok derinleştirir ve bu örgütlere daha çok kişinin katılımını sağlar.

SURİYE’DE AYNI SENARYO

Irak için öne çıkan argümanların bir benzeri Suriye için de kullanıldı. Sünni Halep şehrinin demografik yapısının değiştirileceğini, Suriye’de Şii ve Alevi hegemonyasının egemen kılınacağı, Türkmenlerin yurtlarından edileceği propagandalarını hatırlayınız. Aslında bunların savaştan önce Suriye’de yaşanmadığını, aksine sahaya sürülen dini-dar ve etnikçi örgütlerin eseri olduğunu en iyi kendileri bilmektedir. Suriye’nin milli kimliğini tahrip eden mezhepçi ve etnikçi bölünmenin müsebbip mimarın kendileri ve besledikleri piyonları olduğunu biliyorlar.

Bunları bilenlerin, söylemleri ve eylemleri ile dini-dar ve etnik bölücü örgütlerin ekmeğine yağ sürdüklerini bilmemeleri mümkün müdür? Suriye ordusunun kurtardığı bölgelerde asayiş, huzur ve güvenin yeniden tesis edildiğini görenlerin, mezhepçi ve etnik bölücü kuvvetlerin hakim olduğu bölgelere ordunun gelmesini asla istemez. Merkez karargâh konumunda olan Rakka, İdlib ve Suriye-Irak-Türkiye hududuna yaklaşmasını istememelerinin sebebi de budur.

 

Share
846 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA YAŞAMI BÜYÜK TEHLİKEDE

    09 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Hazırlayan: Sami Aslan Yeni yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre küresel ısınma nedeniyle gezegenimizin(Dünya’mızın) “geri dönülemez” noktaya yaklaştığını gösteriyor.  Bilim insanları iklim krizinin vardığı boyutlar konusunda dünyanın birden çok taşma noktasını çoktan aştığı konusunda uyarı yaptı. Uyarıda iklim değişikliğinin dünyadaki yaşama varoluşsal bir tehdit oluşturmaya başladığı açıklandı. The Guardian’da yer alan habere göre, küresel ısınmanın buzulların erimesi ve ormanların yok olması gibi bazı etkileri durdur...
  • İNSAN VE TOPLUM

    02 Aralık 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    KAPİTALİST SİSTEMİ SAVUNANLAR OLAYLARA BURJUVA MANTIĞI İLE BAKARLAR. BURJUVA MANTIĞI, KİŞİYİ TOPLUM ÜZERİNE ÇIKARDIĞI İÇİN MEYDANA GELEN TÜM OLUMLU VEYA OLUMSUZLUKLAR ÜRETİM SİSTEMİNE DEĞİL, KİŞİLERİN YETERLİLİĞİNE VEYA YETERSİZLİĞİNE, İYİ NİYETİNE VEYA KÖTÜ NİYETİNE BAĞLANIR. İNSANIN TOPLUM YARATIĞI OLDUĞU GÖRÜLMEZ. OYSA İNSANA DAMGASINI VURAN TOPLUM, TOPLUMA DA DAMGASINI VURAN TOPLUMUN TEMELİ OLAN ÜRETİM SİSTEMİNİN YARATTIĞI EKONOMİK SİSTEMLERDİR. PUTİN RUSYA’DA DEĞİLDE AFRİKANIN BALTA GİRMEMİŞ ORMANLARINDA BİR KABİLEDE YAŞIYOR OLSAYDI,...
  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...