ÜST REKLAM

logo

reklam

“POLİSİN ORANTILI GÜÇ İLKESİNİ ÇİĞNEDİĞİNİ DÜŞÜNMEKTEYİZ”

Maktül Güven Kahiloğulları’nın 2’inci Duruşması 27 Aralık Perşembe Günü…

Davayı takip eden tek avukat olarak kalan Avukat Anıl Cevahir Can’a davada ki son gelişmeleri sorduk. Polisin görevinin suçluları yakalayıp adalete teslim etmek olduğunu hatırlatan Avukat Can, ‘Adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz’ dedi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Avukat Anıl Cevahir Can, “ülkemizde maalesef son 10 yılda polisin ama bilinçli veya bilinçsizce ateş etmesi sonucu 183’ten fazla vatandaşımız öldü. Ölen 183 kişi arasında ilçemiz evladı Güven Kahiloğulları da var. Olayın gerçekleştiği yere Maktül Güven Kahiloğulları’nı yakalamak üzere 3 polis memuru gelmiştir. Polislerin bir polis memuruna ait özel araçla Maktül Güven Kahiloğulları’nın aracını kıstırıp Maktül Güven’i yakalama imkanları varken Polislerin araçlarını gizleyerek ellerinde silahlarla araçtan indikleri kamera kayıtlarıyla son derece sabittir. Maktül Güven Kahiloğulları’nın yakalanma olanağı ilçemizde son derece basitken Polisin orantılı güç ilkesini çiğnediğini düşünmekteyiz. Evrensel kriterlere göre Polis yakalama faaliyetini gerçekleştirecekse oluşabilecek her türlü olumsuz ihtimali değerlendirmeli ve öngörmelidir. Polisin görevi bilinçsizce ateş etmek değildir. Polisin görevi suçluları yakalayıp adalete teslim etmektir. Hakkında var olan yakalamanın önemi ne olursa olsun suçu ne olursa olsun Polisin ilçe merkezinde bilinçsizce ateş etmesi yetki aşımıdır. Diğer vatandaşların can güvenliği de tehlikeye düşmüş Maktül Güven haricinde de başka bir vatandaşımızın ölme ihtimali olma olanağı da ortaya çıkmıştır. 2007 yılında Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nda da değişiklik yapıyor. Bu değişikliğin pek çok tartışmalı maddesi var ama herhalde hiçbiri kanunun 16 maddesini değiştiren kadar çok tartışmalı değil. O karmaşık gündemin ortasında, insan hakları kuruluşları ve bazı gazetecilerin itirazları kaynayıp gidiyor ve polisin zor kullanma ve silah kullanma yetkisiyle ilgili şu hüküm, her şeyi veto eden dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in önüne yine aynı şekilde geldiği için Ahmet Necdet Sezer onaylamak zorunda kalıp yasalaşıyor (Mad. 16, son iki fıkra):

‘Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde “dur” çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.

Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir.’

Basit ve makul gibi gözüken bu iki kısa paragrafın 2 Haziran 2007’de onaylanıp 14 Haziran’da Resmi Gazetede yayınlanmasından sadece iki yıl sonra toplam 53 vatandaşımız Polis kurşunuyla ölmüştür. Polis kurşunuyla ölenlerin sayısı 10 yılda 183’ün üzerine çıkmış durumda. Güven Kahiloğulları dosyasının, bu hafta 27 Aralık Perşembe günü Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinde dava dosyasının ikinci duruşması yapılacaktır. Ülkemizde bu gibi olayların bir daha yaşanmaması adına davayı takip ediyoruz. Adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz” açıklamasında bulundu.

Haber- Foto: Ümit Dadük Sağaltıcı

 

 

Share
666 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+6 = ?