logo

reklam

OTUZ SEKİZ ANNENİN GÖZYAŞI


Hasan Yavaş
deneme02@hotmail.com

hasan-yava_-297x300

OTUZ SEKİZ ANNENİN GÖZYAŞI

Bir daha güzel insanlar ölmesin diye yazmışım Özgecan için, sonra ard arda patlamalar. Güneydoğu’dan Batı’ya; askerden polise; çocuktan kadına; öğretmenden öğrenciye kadar yüzlerce insan katledildi.

10 Aralık günü İstanbul’da bir kez daha bomba ve 38 polis öldürüldü. Ne yazabilirim ki; sadece tabutlar, milyonlarca kelimeden büyüktür.

‘’Tüm insanları eşit kılan iki şeyden biri doğum, diğeri ölüm. Bu iki uçlu yol arasında kötülük ve iyilik tarafında kalmak belki insanın iradesinde kalan tek şey. Tüm hayatımızı süzsek geriye bu seçimlerin sonuçları kalıyor ellerimizde…’’

‘Ali İsmail’in anası da, dün evladını uğurlayan onlarca polis anası da yatağı tırnaklayarak doğurmadı mı evladını? O doğum sancısı, o alnındaki ter, o sızlayan memedeki süt hangi tarafta? ‘

Doğumda mı?

Ölümde mi?

Terör bir insanlık suçudur, bu suçu işleyenler her kim ya da kimler olursa olsun tartışmasız halk düşmanıdırlar, lanetlenmelidir, kınanmalıdır, kınıyoruz.

Ancak unutulmamalıdır ki, kendileri karanlık olanlar, karanlık terör eylemlerini önleyemezler.

——

Diyanet İşleri Başkanlığı oturup düşünmüş ve anne ve babaların çocuklarıyla aynı yatakta uyumamalarına hükmetmiş. Hoş bu anlayış çağdaş toplumlarda zaten uygulana gelen bir şey, ancak diyanet’in konu ile ilgili açıklamasında kafası bozuk. Kafası bozuk çünkü bunların her durumu değerlendirmelerinde bir sapkınlık halleri var. Diyanet işlerinde sürüsüne bereket on binlerce gereksiz personel istihdamı söz konusu. Bu yüzden de bu işsiz güçsüz takımı ister istemez şer üretmekten öteye bir şey yapmıyorlar, yapamazlar da.

Bakın, Aladağ’da kaç çocuğumuz yanarak can verdi. Bu korkunç yangından kurtulan çocuklarımızın sayısı ise 24. Yaşanan olay, ağır suç niteliğinde ve bu olayın hesabını da yargı kesinlikle sormalı elbette. Ancak insanların kafaları bozuk. Çocuklar ölümden dönmüşler. Bütün bu gerçeklere karşın ne çocuklarda özgür irade diye bir şey söz konusu ne de anne babalarında. 24 çocuktan 23’ü gitmiş savcılığa yaralanmadığı, bir zarar da görmediğini ileri sürerek davacı olmamışlar. Bu içler acısı olay karşısında yurttaşının özgür iradesini zaptı rapt altına alanlar; kim ya da kimler acaba dersiniz?

Ey diyanet İşleri Başkanlığı; hazır ortada böyle bir cinayet yaşanmışken bu konudaki fetvanız nedir bizler de bilelim değil mi?

Sözüm herkesedir.

Toplumu bir avuç yobaz kılıklı, insanlıktan nasibini almamışlara mahkûm ederseniz elbette daha iyi bir gelecek de bekleme şansınız olmaz.

AKP ve saraya verilen 15 yıllık bu iktidar şansının kapısının buralara açılacağını bilmiyorsanız yaşayarak öğreneceksiniz.

Şimdi de AKP, Bahçeli’nin desteği ile Anayasa değişikliğini meclise getirmiş bulunuyor. Bir musibet bin nasihatten iyidir derler ya burada da bizim kafamız karışıyor, çünkü bizlerin yaşadığı bir musibet falan değil bin musibeti aştı. Anayasa değişikliği ile de musibetler milyonları aşar milyonları. İşte bu yüzdendir ki bu garabet odaklarına fırsat vermeyelim.

Ebru Tireli, ‘’özür dilemek’’ . ‘’ Bir daha burada yürüyüş, spor yapmayacaksın!’’ diye saldıran manyağa; ‘’özür dilerim, bir daha yapmayacağım. Yürümeyeceğim. Hakkını helal et. Senin istediğin gibi olsun!’’ demiş. Zavallı, çaresiz, küçük bir çocuk gibi ‘’özür dilerim!’’Kadın Düşmanı AKP iktidarından cesaret alan ipten kazıktan kopmuş alçaklarına cesaret veren bir ‘’ Yeni Türkiye’ de doğacak Ebru Tireli’nin bebeği. Hamile kadının düşürüldüğü duruma bir bakın!

Daha yeni bir şeyi kimse görmediği ama ‘’Yeni Türkiye’’ de ‘’Bu memlekette, sokakta ya da evde…

Tanıdığınız ya da hiç tanımadığınız bir erkek tarafından…

Saldırıya uğramanız… Yumruklanmanız… Tekmelenmeniz… Bıçaklanmanız… Boğulmanız… Hırpalanmanız… Aşağılanmanız… Öldürülmeniz…

‘’Yeni Türkiye’’ de, artık eskisinden daha kolay.

Artık eskisinden daha sıradan.

Yaşadığımız coğrafyanın zaten aklı hep karışık, zihni hep bulanıktı. Kadınları erkenden evlendirmeye;

Annelikle kutsayıp hayattan koparmaya;

Ahlaki baskılarla kapanmaya;

Nihayetinde varlığından utanmaya ikna etmeye baş koymuş bir ideolojinin egemenliğinde onaylanan;

Ve onaylandıkça da etkisi artan bu karışıklık ve bulanıklık gittikçe daha büyük bir tehdide dönüşüyor.

Bir zamanlar çığlıklara burun kıvırıp kulak tıkayanlar; Tehlikenin inatla ama inatla farkında olmayanlar sorarlardı; ‘’Ne Sanıyorsunuz; İktidara Gelip Herkesin Zorla Başını Mı Kapatacaklar!’’ Zorlama nedir, kapanmak nedir, tartışmak için artık çok geç.

Çünkü öğrencilerine laiklikten sapmadan eğitim vermeye çalışan ama seneliği 50 bin lira bir liseye öğrenci taşıyan servisin, ayda 1800 lira maaş alan şoförünün çocuğu, mahallesindeki imam hatibe çevrilmiş devlet okuluna gitmek zorunda.

O çocuk milyonlarca yaşıtı gibi okuldan eve her gün başını bağlamayan kadınların cehennem ateşinde cayır cayır yanacağını sanarak dönüyor.’’

Bakın, Başbakan yardımcısı ve Devlet bakanı Mehmet Şimşek içinde bulunduğumuz ekonomik ortam için ne demiş; ‘’ Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en zor dönem’’  Tabi böyle bir görüş ortaya koyan birine sormak gerekir değil mi? Acaba Türkiye bu duruma kim ya da kimler tarafından getirilmiş çıkıp onu da söylesin ya, niye ortaya konuşuyor ki?

Bu iktidar gerçeklere kapalı. Kapalı, çünkü gerçekler karşısında tuzla buz olacağını onlarda iyi biliyorlar. Bu iktidarı destekleyenler gerçeklerden uzaklaşıp vicdanlarını ipotek ettirmişler. Bu yüzden de toplumun haber alma hakları gasp edilmiş.

Basın üzerinde baskı Samandağ yerelinde ise, iki kez gasp edilmiştir.

Elinizden ne geliyorsa yapın efendiler beyler bayanlar!

 

Share
702 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • PROBİYOTİKLER VE SAĞLIKLI YAŞAM

    30 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    “Probiyotikler “ son dönemde sağlık alanında en çok konuşulan ve tartışılan bir konu olmuştur.” Probiyotik” ne anlama gelmektedir? Aşırı kazanç ve aşırı tüketime dayanan kapitalist üretim düzeninin dayattığı “hazır gıdalarla beslendiğimiz günümüzde, bağırsaklarımızdaki probiyotikler (dost bakteriler) azalarak hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Probiyotikler, sindirim sistemindeki dengeyle birlikte sağlıklı bir metabolizmaya sahip olmamızı sağlayan dost bakterilerdir. Sağlıklı bir sindirim ve bağışıklık sistemi için vücuda mutla...
  • ABD EMPERYALİZMİNİN KATLİAMLARI

    23 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    ABD, büyük zulümlerle kendisini var etti. Daha kuruluş aşamasında milyonlarca Kızılderiliyi aileleriyle birlikte katletti. İlk aşamada “size huzur, barış ve medeniyet getireceğiz” vaadiyle işe koyulan ABD, sürgüne gönderdiği milyonlarca Kızılderiliye dağıttığı battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırdı. Afrika’dan getirdiği siyahileri köle olarak en ağır işlerde çalıştırıp,yüzbinlerce siyahi köleyi yok etti. Takvimler 6 Ağustos 1945’i gösterdiğinde ise ABD’nin demokrat başkanı Truman’ın emriyle Hiroşima’ya atom bombası atıldı. Bomba sabah sa...
  • ABD EMPERYALİZMİ’NİN SAVAŞ FATURALARI

    16 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Savaş Politikasının ABD'ye Faturası 6 Trilyon Dolar… Bir an durup bu Rakamın Türkiye gibi Kaç Ülkenin Milli Gelirinin Toplamından çok daha Fazla Olduğunu ve ne denli Korkunç Sonuçlar için HARCANDIĞINI kafanızda CANLANDIRMAYI deneyin… Habere göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) 11 Eylül saldırılarından bu yana "Teröre Karşı Savaş" kapsamında 1,5 Trilyon Dolar harcadığını iddia etse de George W. Bush'un başlattığı teröre karşı savaş politikasının Amerikan hükümetine 2019 itibariyle neredeyse 6 Trilyon Dolara Mal Olacağı belirtiliyor… P...
  • KUZU POSTUNA BÜRÜNMÜŞ KURT

    11 Ocak 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    "Modern çağda İşçi Sınıfının benimsediği akım Sosyalizm’dir. İşveren Sınıfı Antika egemen sınıflar gibi, halkın benimsediği akımı, yani Sosyalizmi ele geçirmenin yollarını aradı ve buldu. İslam Tarihinde Tefeci-Bezirgânlar nasıl Hazreti Muhammed’in fakir fukara ile ve kölelerle kurmuş olduğu Müslümanlığı savunuyormuş gibi görünerek baltaladılarsa, tıpkı öyle, Modern Tarihin sömürücü İşveren Sınıfı ile Büyük Toprak ve Mülk Sahipleri Sınıfı, fakir fukaranın dört elle sarıldığı son umudu Sosyalizmi savunuyormuş gibi görünerek baltalamanın yoll...