ÜST REKLAM

logo

reklam
19 Nisan 2017

ORUÇ’TAN VAHİM İDDİA !

Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği Üyesi Mevlüd Oruç RES’lerin St. Simeon Manastırında tahribat yaptığını ileri sürerek Yetkilileri göreve çağırdı. Terör örgütü IŞİD’in Suriye’de Palmira Antik Kentinde tarihi eserleri kırıp parçaladığını hatırlatan Oruç aynı olayın Rüzgâr Enerji şirketi tarafından Samandağ ve Defne ilçelerinin sınırı olan Aknehir mıntıkasında da gerçekleştiğini iddia etti. RES Şirketinin 1. Derece Sit alanı ve Kesin Korunma Altında olan ST Simon Manastırının içini, bitişiğini ve çok yakın çevresini balyoz, kompresör, kepçe vb ile kırıp, çukur açtığını, beton dökmüş, çatı, kulübe, türbin diktiğini aktaran Oruç, “Tarihi eserleri hangisi daha çok tahrip etmiştir? DEAŞ mı?  DEAŞRES Şirketi mi? Tarihi eserlere yaklaşımı ile RES Şirketleri IŞİD’leşiyor” dedi.

Akdeniz Kültür ve Dayanışma Derneği Üyesi Mevlüd Oruç, “İŞİD Komşu ülke Suriye’de Palmira Antik Kentinde tarihi eserleri kırdı, parçaladı ve tahrip etti. Rüzgâr Enerji şirketi, Türkiye de Hatay İl’i Samandağ ve Defne ilçelerinin sınırı olan Aknehir mıntıkasında tarihi eserleri kırdı, parçaladı ve tahrip etti. RES Şirketi, 1. Derece Sit alanı ve Kesin Korunma Altında olan ST Simon Manastırının içini, bitişiğini ve çok yakın çevresini balyoz, kompresör, kepçe vb ile kırıp, çukur açmış, beton dökmüş, çatı, kulübe, türbin vb ucubeler dikmiştir.  Tarihi eserleri hangisi daha çok tahrip etmiştir? DEAŞ mı?  DEAŞRES Şirketi mi? Tarihi eserlere yaklaşımı ile Res Şirketleri İşid’leşiyor. Turizm ve Kültür Bakan Yardımcısı Hataylı hemşerimiz Doç.Dr. Hüseyin Yayman’nın ifade ettiği gibi  “St. Simon manastırı unesko dünya miras geçici listesinde yer alıyor.”  RES şirketinin bölgeye girmesi ile birlikte geçmişi yaklaşık 1500 yıl öncesine dayanan Kültürel ve Tarihi Miras olan ST SİMON MANASTIRI tahrip olmuştur. El Arabi Hazretlerin Ziyaretinin bitişiğine Türbin diken RES şirketi İŞİD’leşmiştir. İnananları rahatsız edecek kadar yakına yapılan türbinler hemen kaldırılmalıdır. İnançlara saygısızlığı ile RES’ler İŞİD’leşiyor. Defne ve Samandağ ilçelerimiz de Aknehir-Gözene ve Sebenoba bölgemiz de İŞİDRES’ lerin verdiği zararın haddi hesabı yoktur.

EY YETKİLİLER

  1. Derece Sit alanı olan ST Simon Manastırı ve çevresi kazılamaz, içine çatı, direk, türbin, kulübe vb ucubeler yapılamaz ve beton dökülemez. Peki, kim, niçin, nasıl yaptı? Kim hangi akılla ve hakla izin verdi. ST Simon Manastırı bu ucubelerden kurtarılacak ve onarımdan geçirilecek midir? T.C. Turizm Bakanlığı, Hatay İl Turizm Müdürlüğü, Hatay Valiliği, Samandağ ve Defne İlçelerinin kaymakamlarını bu konuda gereğini yapmaya davet ediyorum.

TURİZME HANÇER

Erken Hıristiyanlık döneminde Simon Manastır Kompleksi bölgenin önemli bir Hac Merkezi olmuştur. Yüzyıllara meydan okumuş bu çok değerli Manastır kalıntılarında baktığınız her yönde, çektiğiniz her fotoğraf karesine Türbinler giriyorlar. Türbinler ST Simon Manastırına ve ülkemiz turizmine vurulmuş bir hançerdir. Bu barbarca görüntüyle ilgili bir makale yazmış olan “Arkeoloji ve Sanat” dergisi sahibi,  Arkeolog Nezih Başgelen “Doğu Akdeniz’in tarihi ve turizmi için çok önemli bir manastır kompleksinin tepesine rüzgâr türbinleri dikme hoyratlığını anlamak mümkün değil” diyor. Arkeolog Nezih Başgelen düşüncelerimizi kısa ve net ifade etmiştir.

“AİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ”

15-22 Nisan tarihleri arasında kutlanan Turizm Haftası münasebeti ile yetkililerimiz turizmin ülkemiz ve ilimiz açısından önemini çokça dile getireceklerdir. Turizm ile ilgili çok güzellikler dile getirecekler.  Ama “Nutuk ile Turizm Kruvazör gemisi Yürümez” diye bir atasözümüz var. Turizm Gemisi ST Simon Manastırına verdiğimiz önemden alacağı ilham ile yürür.  Sayın yetkililerimiz ST Simon Manastırı tahrip olmuş halde kaldığı müddetçe Turizm Haftası kutlamaları ve nutukları “Görev Savma” halini alıyor.  “Ayinesi İştir Kişinin Lafa Bakılmaz”

TARIMA HANÇER

RES şirketleri Tarım alanlarına verdikleri tahribatla İŞİDLEŞİYOR. Hatay il’i Defne ve Samandağ ilçelerimiz dört mevsim ürün alınabilen ender rastlanan doğal bir iklime sahiptir. Toprağı çok bereketli olan Samandağ ve Defne ilçelerimizde üç- beş dönüm toprağa sahip olana zengin gözü ile bakılır. Ülkemizin sebze ve meyve ambarı olan bölge de, RES şirketlerinin kullanımına binlerce dönüm arazi kalıcı bir şekilde verilmiştir. Ülkemizin Tarım ambarı hangi akılla elektrik santrali haline getirildi. Bu yanlış tercih ülkemizin besin kaynağına sokulmuş kalleş bir hançerdir.  Ülkemizin tarım ambarının talan edilmesidir. Ülkemizde Tarıma ve Turizme elverişsiz,  Enerji üretimi için elverişli alanlar vardır. Enerji üretimi O alanlara kaydırılırsa ülkemizin ve o bölgenin yararına olur. Tarım, Turizm ve Endemik alanları Enerji alanına çevirmek bilinçsizliktir. “Dimyata Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan Olmaktır”.  Ülkemiz bu acemilikleri, bilinçsizliği, plansızlığı programsızlığı, kendiliğindenciliği, aşacak kapasiteye ve beceriye sahiptir.  Ülkemizin Tarım- Turizm ve Endemik alanları “Erken Gelen Oturur” misali Enerji şirketinin elinde kalamaz. Tarım alanında tarım, Turizm alanında turizm, Endemik alanda endemik bitki, Enerji alanında da enerji üretimi yapılmalıdır.  ST Simon Manastırı- El Arabî Hazretleri, Aknehir, Gözene, Sebenoba bölgesi Enerji üretim bölgesi değildir.

UÇAN DA KAÇAN DA RES’LERDEN KURTULAMIYOR

Hatay ili dünyadaki üç önemli kuş Göç Yollarında birisidir. RES’ler Kuş katliamı yapıyor. RES’ler böceklere, arılara, kuşlara, Endemik alanlara, bitkilere vb bütün canlılara verdiği tahribatlarla İŞİD’leşiyor.

EN BÜYÜK TOPRAK AĞASI İŞİD RES

Ucuz yoldan büyük ve değerli topraklara konmanın ve mülk zengini olmanın en kolay yolu RES şirketi kurmaktır. Ülkemizin doğal, tarihi ve kültürel değerler açısından en zengin bölgelerini işgal açısından RES şirketleri İŞİD’leşiyor. Samandağ ve Defne ilçemizde tarıma elverişli, andemik bitkilerin yaşam alanı ve turizm alanı olan çok büyük topraklar RES şirketinin emrine verilmiştir. Yoksul köylünün işlettiği küçük toprak parçaları parsel parsel İŞİD RES’’lere verilmiştir.  Defne ve Samandağ ilçemizde vatandaştan esirgenen hazine arazilerinin binlerce dönümü yabancı finansmanlı, yabancı kredili, yabancı ortaklı,  vahşi RES şirketlerine tahsis edilmiştir.

VATANDAŞA YASAK, İŞİD RES’E SERBEST

Bütün Türkiye’de hazine arazilerini işleten vatandaşa satışı yapılıyor. Fakat Hatay ilimiz de hazine arazilerinin işleten vatandaşa satışı yasak. Finans Kapitalin RES şirketlerinin 50 yıllık işgaline serbest. Finans kapitalin RES şirketlerine “Şapır Şupur, Vatandaşa Ya Rabbi Şükür” misali. Finans Kapitalin en vahşi sektörü olan RES şirketleri halka olumsuz yaklaşımı,  topraksızlaştırma, işten ve aştan mahrum bırakarak ve neticede göç’e mahkûm bırakma yönünden İŞİD’leşiyor. RES şirketleri “Dağdan Gelip Bağdakini Kovmak” için kullanılan bir araç olması bakımından İŞİD’leşiyor.

ERKEK KEKLİK

Fakir fukara vatandaşın hazineye kirasını ödeyerek işlettiği küçük çaplı hazine topraklarını ufak tefek para ile ellerinden toplayıp Finans Kapitalin RES firmalarının emrine veriliyor. Vatandaşın işlettiği hazine parsellerini vatandaştan alıp şirkete pazarlayan bir piyasa kurulmuştur. Bu alım satıma aracılık yapan Erkek Keklikler Piyasası kurulmuştur. Kendi halkının, inancının, tüm toplumun, komşusunun, arkadaşının, eşinin, dostunun, hemşerisinin, yoldaşının, vatandaşının haini   “Erkek Keklikler” memlekete çok büyük zarar veriyor. Vatanın endemik, tarım, turizm ve en stratejik alanlarını birkaç kuruş uğruna emperyalist destekli Truva Atı şirketlerine teslim ediyorsunuz.

FİNANS KAPİTAL

RES’ler vahşi sömürünün adı olan FİNANS KAPİTAL’in araçlarından birisidir. FİNANS KAPİTAL bağlı şirketler yolu ile her iktisadi faaliyet alanına sızar. “Gelişme halindeki kentlerin çevresinde bulunan topraklar üzerine yapılan spekülasyonlar da mali-sermaye için son derece kazançlı bir işlem olmaktadır.  Parayı ve desteği Uluslararası vahşi sermayeden alan siyasiler, aracılar, bürokratlar ve bilumum “Erkek Keklikler”  başınızı kuma sokarak kurtulamazsınız.

GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER

Her zaman  “Parayı Veren Düdüğü Çalmaz”. Unutmayın memleket sahipsiz değildir. Bu memleket bizim diye iddiamız var. Bütün ülkede 1919’da ve Hatay da 1938 de koloniliğe, mandalığa, işgale, sömürgeciliğe, İngiliz,  Alman, Fransız ve ABD muhipliğine karşı mücadele verilmiştir. Hala mücadele veriyoruz. Kurtuluş savaşı ve Emperyalizme karşı mücadele siz bu memleketi tekrar parsel parsel emperyalizme satmanız için yapılmadı.  Bu memleketi Finans Kapitalin İŞİDRES Şirketlerine ve sahipleri emperyalist Truva Atlarına teslim etmeyeceğiz. 1919 da “Geldikleri gibi giderler” demişti M. Kemal Atatürk. Bugün için de aynı söz geçerlidir.

“YANKEE GO HOME”

68’lerde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının düzenlediği yürüyüşlerde attıkları ve hala geçerli sloganımız var. “YANKEE GO HOME”. Özellikle Dolmabahçe’ye Amerikan gemileri demirlediğinde atılmıştı. Biz bütün halkları kardeş biliriz. İster Yerli ister yabancı yıkıcı Sermayeye karşıyız. Kapitalizmin en vahşi sektörü olan Enerji Sermayesine ülkemizi teslim edemeyiz. ABD Barbar Enerji sermayesinin ve Avrupa Barbar enerji sermayesinin yaşam alanlarımızı tahrip etmesine katlanmak zorunda değiliz.

Coni res go home! Yankee res go home! Dazlak res get out! Doğa katili res defol! Nazis res get out!”dedi.

Share
620 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+8 = ?