ÜST REKLAM

logo

reklam

ÖLÜLER DİRENDİ, KENDİLERİNİ GÖMDÜRTMEDİ!

 

 

Eğitim-Sen Tiyatro Topluluğu kendileri küçük yürekleri dev kadrosuyla hafta sonunda ilçemiz Kültür Merkezinde sanatseverlerle buluştu. Oyun başlamadan evvel oyun provalarından fotoğraflar, asker kıyafetlerinden ve askeri eşyalardan oluşan sergi alanı sanatseverlerce gezildi. Oyun başlamadan evvel hazırlanan kolaj oyunun heyecanla beklenmesine sebep oldu.   Kimi zaman güldüren, kimi zaman düşündüren, kimi zamanlarda gözyaşlarının önüne geçilemeyen oyun sonunda, oyuncular dakikalarca ayakta alkışlandı. Oyunda savaş alanının tasviri gerçekleri aratmadı. Oyunu, İlçemiz Kaymakamı Dr. Cahit Çelik ve yol arkadaşı Nermin Çelik yanı sıra Kültür Merkezi Müdürü Murat Elataş ve kalabalık bir kitle izledi.

Irwin Shaw’un yazdığı savaş karşıtı bir oyun

‘Ölüleri Gömün’, ilk kez 1936’da New York’ta sahnelenmiş. Oyunda ‘Sürüp giden savaşların herhangi birinde vurulan askerler gömülmeyi reddederek mezarlarından doğrulsalar ve savaşı durdurmaya kalksalar neler olurdu? Ordu, hükümet, silah tüccarları, politikacılar, işadamları, din adamları, medya ve sıradan insanlar bu alışılmadık isyana nasıl tepki verirlerdi? Ya kocalarını, sevgililerini, babalarını ve oğullarını kaybedenler ne hissederlerdi?’ gibi pek çok soru yöneltiliyor. O sorular ki size yöneltilen; kendinizi bir anda savaşın ortasında hissediveriyorsunuz.

Salona girer girmez savaşın o kasvetli havasını soluyorsunuz. Oyun başladıktan sonra heyecanla bekleyen kitle Yönetmen ve oyunun esas adamı Zeynel Abidin Karadaş’ın sesiyle irkiliyorsunuz. Oyun süresince gerilim hiç azalmıyor. Eğitimci ekip öyle zenginleştirmiş ki bilgi birikimini birçoğu tecrübeli tiyatro sanatçılarından oluşuyormuş hissine kapılıyorsunuz. Oysa gerçek bunun da ötesinde; onlar hissederek oynuyorlar. Onlar önce kendileri ağlıyor, sonra ağlatıyorlar. Evet, oyuncu kadrosu, ses, ışık ve etkileyici dekor bu gerilimi giderek artırıyor.

İnsan, insanın kurduyken, savaşlar hiç bitmeyecek…

Bu oyunda toplumu ve toplumun aslında bireysel ölçüde savaştan ne derece etkilendiğini gözlemleme fırsatı buluyoruz. Komutanların “Biz uygar bir ırkız, ölülerimizi gömeriz!” diye bahsettiği toplum da, ölülerin dirilip “Ben neden 20 yaşımda öldüm, daha doymamıştım hayata, bana ne diğer şeylerden!” diye hesap sorduğu toplum da aynı toplumdur. Bireyleri kendi rızalarıyla savaşa sürüklemek için, dinin, demokrasinin, vatanseverlik duygularının otorite tarafından sömürülmesinin eleştirisidir bu oyun.

Yazıldığı dönemleri göz önünde bulundurduğumuzda, Avrupa ve Amerika’da yaşanan ekonomik krizler, siyasi çöküşler, toplumsal bunalımlar ve çöküşlerin Irwin Shaw’ı büyük ölçüde etkilediğini görüyoruz.

Ancak büyük eserlerin sadece kendi çağlarına değil, tüm çağlara hitap etmesi doğasında vardır. Hele ki insan, insanın kurduyken, savaşlar hiç bitmeyecek gibi gözükürken..

Oyunun en çarpıcı sahnesi, ölülerin gömülmeyi reddettiği ve yaşayan diğer üstlerin onları gömmeye gücünün yetmediğini anladığı anlardır. Bu anlarda topluma yöneltilmiş çarpıcı ve kışkırtıcı bir soru var: Ölüler gömülmeyi kabul etmeseydi, siz öldürmeye nasıl devam edebilir ve insanları nasıl canlarıyla tehdit edebilirdiniz? İnsan, ne kadar çaresiz insana karşı!

Gerçek ve gerçeküstü anlatımla, büyük bir ironi ile devam eden oyunda gömülmeyi reddeden askerlerden biri şöyle seslenmektedir: “Belki de cesetler yerin altında artık yeterinden fazla birikti. Belki toprak artık daha fazlasını kaldıramıyor. Toprağa ektiğin şeyi arada bir değiştirmen gerek… İnsan mezarına kendisi gidebilmeli, başkaları tarafından içine sürüklenmemeli.”

Ne büyük isyan!

Hiç düşündük mü, rakamsal ifade edilen ölülerin bir gün ayaklanıp sizden isimleriyle hitap etmenizi gerektirecek şekilde hesap sormalarını!

Özelde herhangi bir savaşı göz önünde bulundurmayan bu oyun, savaş kavramını daha derin çerçevede bireylere kendi yaşam hikayelerinden bahsederek izleyiciyi sorgulatmayı amaçlamış.

Ölüleri gömmekte çaresiz kalan ordu, askerlerin kadınlarını yine aynı amaçla göreve çağırır: “Ülkeniz siz, yüce İsa aşkına vatana hizmete çağırmaktadır. Gelin ve erkeklerinizi gömülmeye ikna edin.”

Askerlerin kiminin iç organları şarapnel parçası ile parçalanmış, kiminin kafasının yarısı uçmuş. Yüzünün korkunçluğundan dolayı annesine bakmadan konuşuyor. Karısı, kocasını tanısa bile ona hesap soruyor: “Neden, neden? Neden daha önce ayağa kalkmadın Dean? İlla ölmen mi gerekiyordu, neden savaştığını sorgulamak için?”

Alışkanlıklarımızı sorgulatan bu oyun, insanın var olduğu günden bu yana devam eden savaşları ve bireysel yaşantılarımızı ortak bir noktada kesiştiriyor: Neden varız ve savaşıyoruz?

Savaştığımız için mi var oluyoruz, yoksa varoluşumuzu savaşla mı tanımlıyoruz? İnsanlar ne uğruna can vermektedirler? Hiç tanımadıkları, bilmedikleri insanlar için mi? Din için mi? Demokrasi için mi? İnsanlar neden birbirlerinin kafasını her dönemde uçururlar ve aslında onları tam da bu noktada ilgilendiren hiçbir şey yokken?

İş adamları, politikacılar, ordu, silah tüccarları, din adamları onların savaştaki payı nedir ve insan kaybolan yılları için hangisine ayrı ayrı hesap sormalı?

Ölüleri Gömün oyununda en etkileyici ikinci sahne ölülerin çıktığı mezarın kocaman bir haç şeklinde ayağa kalkması, gömülmeyi reddeden askerlere önde din adamları ve arkalarında toplumu temsil eden diğer fertlerle birlikte aynı şarkıyı söyleyerek onları coşkulandırmaya çalışmalarıydı. Oyunda bir ses, yaktığı ağıtla yürekleri dağladı. Anne, kardeş, abi, baba ve çocuklar salonda o sesle, ölü sessizliğine büründü.

Oyun ayakta alkışlandı…

Oyunun sona ermesi ve oyuncuların kitleyi selamlamasıyla büyü bozuldu. Vatandaşlar dakikalarca oyuncuları alkışladı. Seyirciler ne olduğunu anlamadan alışılmışın dışında Yönetmen Karadaş eşliğinde oyuncular, sahneden atlayarak katılımcıların arasından dışarı çıktı.

İlçemiz Kaymakamından sanata destek…

Sergi alanında ilçemiz Kaymakamı Dr. Cahit Çelik ile sohbet eden Yönetmen Karadaş ve oyuncular, Dr. Çelik’in sürpriziyle karşılaştı. İlçemiz Kaymakamı Dr. Çelik, oyunculara kendilerinin uygun gördüğü bir zamanda bu oyunu ilçe halkı için tüm masraflarını karşılamak üzere söz verdi. Oyunu Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde sahnelemek üzere programları olduğunu belirten ekip, döner dönmez çalışma ile ilgili ilçemiz kaymakamı ile görüşme sözü verdiler.

Samandağ Ayna Gazete’sine teşekkür… 

Yönetmen Zeynel Abidin Karadaş,  çalışmalarına destek olan Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü aynı zamanda kurucusu Ümit Sağaltıcı nezdinde Samandağ Ayna Gazetesi ekibine ve katılım gösteren seyircilere teşekkür etti.

Velilerden Öğretmen Turgut’a çiçek…

Kültür Merkezi bir daha sanatı kucaklayan sıcaklığını gösterirken oyuncular hatıra fotoğrafı çektirmek isteyen sanatseverleri kırmadılar. Oyunda sahne alan Eğitimci Hıdır Turgut’a öğrenci velileri sürpriz yaparak çiçek takdim ettiler. Veliler öğretmen Turgut’un öğrencileri ile bir ebeveynden çok dost olduğunu belirterek teşekkür ettiler.

Samandağ Ayna Gazetesi olarak, aralarında 12 farklı meslek grubu, hatta gurbetçinin de olduğu Eğitim-Sen Tiyatro Topluluğu’nun başarısının devamını diliyoruz.

Haber-Foto:Ümit Sağaltıcı

Share
567 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+4 = ?