OLMUYOR BÖYLE, AYAĞA KALKMALIYIM! - Samandağ Ayna HaberSamandağ Ayna Haber

şişli escort

SON DAKİKA
AfrodizyakBahis Siteleri

OLMUYOR BÖYLE, AYAĞA KALKMALIYIM!

Bu haber 11 Kasım 2016 - 9:59 'de eklendi ve 124 kez görüntülendi.

Editörden Ümit Sağlatıcı

umit-sagaltici

“Gazeteciler özgür ve bağımsız olmalıdır, özgürce yazabilmeli halkın haber alma hakkının önünde hiçbir engel kalmamalıdır.”

Deniliyor ya bu doğru değildir. Oturmuş bekliyoruz, alıp götürsünler diye arkamızdan açık kalan kapıdan esen rüzgârdan sallanan evinin perdeleri,  el sallıyor güle güle der gibi. Başka kimse olmaz arkandan perdelerden başka el sallayan.  Sonra, sonrası yok ki sorgudasın, hücredesin, mahkemedesin, tutuklanmışsın bilmem hangi alfabe harfi olan bir hapishanedesin,

Koğuş kalk! ile başlayan günler…

Özgürlüğümüz bunlar. Bugün için, vesselam. Hüzünleri bırakmanın günü bugündür, dün değildi yarında değildi. Bugün, hemen şimdi.

Cansız bedeni Bodrum sahiline vuran üç yaşındaki Suriyeli Aylan Kurdi ve daha başka çocuklar anneler kadınlar için ayağa kalkmalıyım.

Bu vahşi düzenin küçük mükâfatlarıyla kendini avutanlardan, kendi adıma ben olmayacağım artık.

Hayatta kaldığımız için üç yaşındaki Aylan bebeğe de, Özgecan’a da borçluyuz.

Ölenlerin ardından kendi işine bakan olmayacağım ben!

Ceset dolu denizlerde yüzen de ben olmayacağım!

Gözümü kapatıp uykuya dalmak üzereyken batıyorum. Yerin dibine batıyorum.

Bir de ülkemde kravatlı beyler İDAMI tartışıyorlar.

Her gün 5-10 ölüm yetmiyor mu ki, belli ki daha çok asmak istiyorlar.

“Kıtalardan kıtalara geçmeye çalışan yığınla insan gözlerimin içindeki karanlığa doluşuyorlar.

Yerin dibinden çıkıyorum… Gözlerimi açıyorum.

Pencereden bakıyorum hayat hep şahaneymiş gibi.

Düşünüyorum; toprağı, bitkileri ve hayvanları düşünüyorum. Bir de gökyüzüne bakıyorum. Beni biraz olsun iyileştirecek, köklerime ait bir şey bulurum diye…

Kalkıp yürüyorum.

Saatlerce yürüyorum.

İlçemin binlerce yıllık tarihi içinde gidip geliyorum. Dünyanın ve ülkemin yangınını aklıma getirmeden.

Yokuşlar çıkıyorum. Kayalar tırmanıyorum. Dere kenarlarından geçiyorum. Deniz kıyılarında dolanıyorum.

Birden ayağıma bir can yeleği takılıyor.

Hafta sonundaki kaoslu fırtınadan.

Sonra bir tek erkek ayakkabısı. Ardından bir bebek terliği. Yanında çatlak bir su matarası. Uzakta sapı kopmuş bir çanta. Çalılarda kırık bir telefon. Kumsalda patlak bir bot.

Utancını yitirmiş bir dünya takılıyor ayağıma. Edilmesi zor bir tahammül. Yapılması ayıp bir pazarlık. Yumulması çirkin bir göz.

Takılıyor takılıyor takılıyor!!!’’Şükür ki olası mümkün olan bu durum, yaşanmadı…

Umut var mı?

Çok büyük bir düşünsel çöküş yaşanıyor. Umutta bunun bittiği-tükendiği yerden çıkacak.

Son zamanlarda her kesimde düşünsel bir kısırlık var. Yeni bir düşünce kırıntısı içermeyen söylemler tezler teoriler. Buna karşın sosyalistler de var. Hem benim memleketimde hem de ülkemizde. Var, var olmasına da hani nerdeler peki?

Her ağır dönemin şartlarında bunlar değimliydi sömürüye adaletsizliklere karşı çıkan, son sözü söyleyen, nerde şimdi?

Yerküreyi değiştiren ‘’…. 17 Ekim Devrimi dünyanın iklimini kökünden değiştirdi…’’ diyen işçi sınıfı sosyalistleri değil miydi!

Nerdeler hadi çıkın davet mi bekliyorsunuz ??

En temel sorun her şeyin yeniden üretilmesi gerçeğidir. Ancak bunu yapabilenler çağımıza damgasını vurabileceklerdir. Umut mu; o işte tam buradan doğacaktır.

Hiç ses çıkarmaksızın kapıyı kapatıp salona geçtim. Çok değil, daha yarım saat önce gözlerimin önünden sıyrılıp alınan kirliliklerin üstüme döküldüğünü duyumsadım. Kitaplarım, yerdeki halı, yemek masası, duvardaki ayna, koltuklar, televizyon her şey her şey kalın bir kir tabakası altında kalıvermişti.

Korkaklık, döneklik, ihanet, olumsuz ne varsa suyun öte yakasında bıraktım.

Ey okurlarım söz bir daha geri dönmeyeceğim.

Çünkü gecenin tükenmişliğinde kendi aydınlığımı, kendim yarattım.

Tuzlu yaşımın bana bahşettiği bir zamandayım

Müsaade edin ben kalkıyorum!

Hoşça kalın.

Ümit Sağaltıcı

 

Avatar
Ümit Sağaltıcıdeneme01@hotmail.com