ÜST REKLAM

logo

reklam
14 Ekim 2019

NEREDE ARIYORSANIZ, SİZ DE ORDA OLUN!

Bu toprağın sesi

Yağan yağmur sonrası masmavi gökyüzündeyim. Komşu Nenenin kapının önündeki koltuğunda yaptığı kısacık şekerlemesindeyim.

Küçüklerin yukarılara tırmanmayı başarmış uçurtmanın rüzgârla oynaşmasında; bulutların birbiri ile kaynaşmasındaki yumuşaklıktayım.

Anadolu’nun en uzak dağların tepelerindeki buzullarda; derin vadilerin en dibine hapsolmuş bitkilerin nemli yapraklarındayım.

Tırpanla orakla biçilmiş çimenlerin, otların havaya karışan taze kokusundayım.

Utangaç utangaç yağan karın kristallerinde; yağmur suyu ile ıslanan toprağın, havaya karışan nemli, tozlu kokusunda; saçaklardan damlayan suyun yüzeyinde yarattığı sonsuz halkalardayım.

Ahşap evin Penceresinden Sokağı izleyen yaşlı teyzenin gözlerinde; annesinin kucağında uyuyan bebeğin avuçlarının içindeyim.

Siz deyin sessizlik, ben diyeyim dinginlik!

Ancak; bulunduğumuz nokta, neye inandığımızın göstergesidir. Sizi bu noktadan ileriye taşıyacak olan da geriye düşürecek olanda gene inançlarınız olacaktır.

‘’Hayallerini paylaşan ama bir türlü hayata geçiremeyen kişilerin en önemli eksikliği, yapabileceklerine ya da hayallerinin gerçekleşeceğine dair inançlarının olmayışıdır.

Benim olduğu kadar sizin de çocuklarınız bugüne dair sosyal yaşama akan, tanık oldukları olaylara ilişkin sorular sordukların da verdiğim/verdiğiniz çoğu cevaba ‘’ Ama neden?’’ diyorlar.

Şimdi yaşananları görüp, olanları az çok algıladıklarında  ‘’Anne, senin anlattıkların mı tekrarlanacak?’’ diye korku dolu gözlerle soruyorlar…

Oysa hep birbiri ile sürtüşen insanların olduğu yer olmamalı benim memleketim…

Fizik kurallarının toplumbilimde de geçerli olduğunu öğrenmeli artık ülkemizi de, ilçemizi de yöneten zat-ı muhteremler…

Fizikte sürtünme nasıl, yol, zaman ve sonunda iş kaybına neden oluyorsa; insanlarımız arasındaki sürtüşme de senelerdir bu kadım ilçeyi güçten düşürüp, ikiye, üçe, dörde bölmedi mi?…

Bitirdiği okuldan sonra eline kalem almamış, bırakın kitabı; gazete okumamış, Alilerin, Ahmetlerin, Ayşelerin, Hülyaların Velilerin ülkesi oldu benim memleketim…

Cesur insan tehlikelidir…

Çünkü yönetilemez…

Çünkü boyun eğmez…

Büyük çoğunluğumuz öteki dünyayı kazanamama korkusuyla, bir kısmımız bu dünya nimetlerini kaybetme korkusuyla yaşadığımız bu memleketi birbirimize dar etmeye çalışıyoruz.

‘’Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur’’ demiş ya Einstein…

Öyleyse neden bir kez olsun biz millet olarak; tüm önyargıları parçalamaya gönüllü olmuyoruz…

İşte o zaman: Madde bağımlılığından kurtulup bağımsız birey olmayı başarırız ve 1 ton kömüre, bir koli yiyeceğe tamah etmeyiz…’’

Ümit Dadük Sağaltıcı

Share
538 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+7 = ?