ÜST REKLAM

logo

reklam

NASIL BİLİRDİNİZ AYNALARI?


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 

 

Aslında bu yazımı (25 Şubat) kuruluş yıldönümüne ilişkin yazacaktım. Günler önce bir sürü düşünceler, heceler kelimeler uçuşup giderken ben durmadan konudan konuya atlayıp, kurduğum cümlelerin bir türlü  ‘Ayna’ ya uymadığını düşünüyordum… Kolay mı Ayna’nın tüm insanların yüreği, umudu, sevdası olması.  Hava serin olmasına karşın alnımdan ter boşalıp duruyordu.

Nasıl bilirdiniz aynaları? Eğriyi doğruyu eğip bükmeyen bir dost, kadının asırlık güzellik nedimesi…

Nasıl bilirdik aynaları?

İyi bilirdik diyemiyorum çünkü modern insanın uzağında kalan eski yaşam tarzının aynalarını hiç bilmeyiz. Hâlbuki aynaların bilinemeyen yönü; seven, sevilen her insanın yüreğini kıpırdatacak türden.

Gelin aynaların gizli tarihine kısa bir seyir yapalım.

İnsanlar tarihi boyunca âşıklar sevgilerini çeşitli yollarla dile getirmişlerdir. Kimi zaman genç Anadolu kızları sevgilerini halılara, yazmalara,  mendillere ilmek ilmek çizgi çizgi işlemiştir. Hele mektuplar… Gürül gürül akan akan sevginin ahengini duyarsınız her birinde.

Hele bir de mektubun bir ucu yanıksa… Söylenecek her şey söylenmiştir hasrete ve aşka dair. ‘’Yine yakmış yar mektubun ucunu’’ diyen halk türküsü de bu gerçeğe değinir. Bunlar çoğu insanın zihninde kalan, bilinen aşkın ifade araçlarıdır. Aynalarsa bir elin parmağını geçmeyecek kadar insanın iç dünyasında yaşamaktadır.

Aynalar aslında sıradan günlük temizlik- bakım aracıydı. Her şey yaratıcı âşıkların görünmesiyle başladı.

Âşık oldu gençlik, çeşmede gördüğü al yazmalı kızlara tutuldu. Günlerce kendi dünyasında yaşadı sevdasını. Uzaktan uzağa gördü, uzaktan uzağa sevdi. Ancak bir yere kadardı bu. Sevilip sevilmediğini bilmeden, Sevdiğini, sevdiği bilmeden aşkını içinde yaşamak acılıydı. Her şeyi göze alan âşık çareler aradı. Sonunda da buldu: Aynalar. Âşık sevdiğinin yüzüne ayna tutarak sevgisini en kestirme ve sağlık yoldan Elif’ine ulaştırdı.

Gizli dili çözen genç kız da ilgisi varsa ayna tutarak karşılık vermeye başladı. Âşık gençler arasında gizli dil çok sevildi. Senelerce âşıkların dili oldu, gözü oldu. Aynaları. Gençlik ayna tutarak sevgisinin de ayna kadar yalandan dolandan uzak olduğunu ifade etti.  Yıllarca âşıklar aynalar kadar saf ve göz alıcı aşklarına aynalar yoluyla karşılık buldu.

Bir zaman geldi. Teknoloji uğradı kırsal kesime. Yeni gençlik aynaları bir kenara iterek telefona sarıldı. Aynalar eski gençliğin hatırasında hep kıymetini korudu. Gün geldi eski gençlikte öldü. Hafızalara perde çekildi.

Aynalar o eski gençliğin sevgiye açılan kapısıydı. Aşkın en saf ve kelimesiz itirafıydı.

Çocuk zihnimin sağlam bir köşesinde annemin söyledikleri hep çınlar. Oyun oynadığımız çağlardı. Bilmezdik ayna tutturmanın ilan-ı aşk olduğunu. Elimize ayna geçtiğinde kime tutturduğumuzu bilmeden komşu evlere tuttururduk.

Güneşli bir gün aynayı karşı yamaçtaki evlere tutturmuştum. Bu durumu gören annem azar- şaka karışımı bir tonla ‘’Bu yaşta mı âşık oldun’’ deyişinde anlamıştım gerçeği Ancak benim de işime yaramadı bu gerçeği bilmem. Gençlik çağıma yetişmişti telefonlar..:))

Ne garip değil mi şimdi elimdeki Aynayı tüm okuyucularımıza ve Samandağ’a tutuyorum.

Hepiniz çok şanslısınız.

Bizimle yoldaşlık, yarenlik, selam verip el sıkışan herkese çok teşekkür ediyoruz.

Ümit Sağaltıcı

Share
696 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SİGARA İÇMEK YA DA İÇMEMEK

    13 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Yerel

    Eğitimci Sami ASLAN, hazırladı… Uzun yıllar sigara içtiği için akciğer kanseri riski zaten çok yüksek olan birinin “sigarayı bırakması” fazla bir şey ifade etmez. Sigarayı bıraktıktan ne 1-2 sene, ne de çok daha uzun seneler geçse bile kanseri riski asla “sıfırlanmaz”. Bu durumdaki hastaların bir kısmı KOAH’la ilgili öksürük, balgam, nefes darlığı şikâyetleri üzerine sigarayı bırakmış olabilirler. Sigaraya bağlı KOAH gelişen hastalarda akciğer kanseri riski, sigara içip de belirgin KOAH belirtileri olmayanlara nispeten çok daha yüksekti...
  • SİYASET DEĞİL ÜRETİM YAPIN!

    08 Kasım 2019 Ekonomi, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Merhaba saygı değer okurlar. Arayı çok açtık, Bahar bitti kış geldi. Mevsimler geçte olsa değişti. Ama bu aralar, Mevsimlerden çok insanlar çabuk değişiyor. Cenazeye gittiğimiz zaman, üç günlük dünya, iyilik yapana, iyilikle anılana ne mutlu deriz. Veya şu üç günlük dünyada, bir karış topraktan başka ne alacağız ki deriz. İnsan ameli ile anılır deriz. Herkes İyilik Ve Ahiretten Dem Tutar! Ama hiç kimse bunu uygulamaz. Hiç birimiz! Herkes kendi menfaati doğrultusunda hareket eder. Kardeş, kardeşini, Baba Evladını, Evlat Baba Annesini ...
  • YAŞAMIN TEMELİ TOHUM VE TARIM

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Türkiye’de bir çok konuda olduğu gibi açlık konusunda da net, güvenilir veriler yok. Ancak yaşanan ekonomik sorunlar, halkın alım gücünün zayıflaması ile tahminen nüfusun yüzde 20’si yoksul kabul ediliyor. Yoksul nüfus oranı kırsal bölgelerde daha yoğun. Yaşamın temeli gıda,gıdanın temeli ise tohum ve tarımdır. Tarımdaki sorunları çözmeden gıda sorununu çözmek mümkün değil. Türkiye, sahip olduğu tarım potansiyeli, biyoçeşitliliği ile, dünyada en son açlık ve yoksulluk sorunu yaşayacak ülke konumundadır. Yanlış tarım politikaları ile,...
  • “AİLE İÇİNDE YEMEK SEÇEN, ÇOCUK İÇİN OLUMSUZ MODELDİR”

    08 Kasım 2019 Köşe Yazıları, Sağlık, Üst Haberler, Yerel

    Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, çocuklarda yemek yeme sorununa değindi. ‘Beslenme bir canlının gelişimi için gerekli olan doğal ihtiyaçlardan bir tanesidir’ diyen ÖNCÜL, yemek yemeyle ilgili problemlerin genellikle ilk çocukluk döneminde başladığı hatırlatmasında bulundu. “Beslenme ortamı” sağlıksız olduğu zaman çocuğun bu durumdan olumsuz bir şekilde etkileceğine işaret eden Çocuk Ergen ve Aile Danışmanı Oyun ve Aile Terapisti Pedagog Onur CAN ÖNCÜL, konuşmasının devamında, “bu doğal ihtiyaç...