ÜST REKLAM

logo

reklam

MUSTAFA KEMAL VE 10 KASIM

Sohbet Köşesi: Hasan Yavaş

Bir grup Pazar Lisesi öğrencileri, öğretmenleri ödev vermiş Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili, kamera görüntülü röportaj yapmaları için.

İlçe de bir bilgisayar ve telefon dükkânı- işyerinde karşılaştık,

Önceden hazırladıkları soru kâğıdını uzattılar ‘’Mustafa Kemal Atatürk hakkında sorularımıza cevap verebilir misiniz, çekim de yapacağız’’  dediler biraz çekinerek, sıkılarak.

Soru kâğıtlarını geri verdim, gerek yok sorabilir çekim de yapabilirsiniz.

Üstelik çekinmenize sıkılmanıza da gerek yok rahat olun.

Atatürk’ü konuşmak kadar özgür ne olabilir bugün için, ölüm yıldönümü üstelik.

Ve söz veriyorum Samandağ Ayna Gazetesinde Mustafa Kemal ile ilgili bir yazı sizin için yazacağım.

Çünkü Mustafa Kemal Atatürk bu ülke de kıpır kıpır küçücük yüreklerinizde korkularak çekinilerek konuşturulmak istenmiyorsa inadına Mustafa Kemal’i konuşacağız bir de yazı yazacağım dedim genç liselilere.

Bütün ulusal yazılı basın, buna birçok il ve ilçede ki yerel basında dâhil, bazıları abartılı bazıları daha geniş yer ve görüntülerle Mustafa Kemal’in 80.nci ölüm yıldönümünü yazmışlar gazetelerinde.

Bizler gazetelerin birçoğunun, Mustafa Kemal’e karşı samimi ve içtenlikli bulmuyoruz.

Ülkemizde Atatürkçü olmak süreç içerisinde şekilcilikten öteye gitmeyen bir anlayışla örtüştürülmüş, kendilerine Atatürkçüyüm diyenler, ne emperyalizmi doğru dürüst anlamışlar ne de ‘’Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir’’ diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözlerini doğru anlayıp içselleştirmişlerdir.

Türkiye’nin yüzünü Batı’ya dönmesi sözleri bile Batı ile her türlü ortaklıklar kurup NATO’da birlikte olmak olarak değerlendirilmiş, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözleriyle çağdaşlığı kastettiği bile görmezden gelinmiş ya da bilerek isteyerek anlamak istenmemiştir.

Dolayısıyla her fırsatta kendilerini Atatürkçü sayan asker/sivil büyük bir kesim emperyalizmin saldırı ve savaş örgütü NATO ile kendi karakterlerini bütünleştirmişler Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini anımsamak akıllarına bile gelmemiştir.

‘’En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ne de filan milletler. Bilakis bu, adeta her tarafı kaplamış ve saltanat halinde bütün dünyaya hâkim olan kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizmdir.’’ (1)

Son yirmi yılı bile esasa alsak, dünya mazlum halklarını tehdit eden kapitalist/emperyalist sistemin yıkımlarına ise dünya çok açık bir şekilde tanık olmuştur. Kuzey Afrika’dan Çin Seddi’ne kadar uzanan coğrafyada emperyalist/kapitalist dünyanın çok büyük yıkımlarına tanık olduk, olmaya devam ediyoruz.

Bilindiği gibi Türkiye bölgede önemli bir güç. Bu gücün tartışmasız şekilde emperyalist/ kapitalist dünyanın çıkarlarına koşulması politikasının önünde her zaman sağ politikalar da izleseler onların davranışlarına şu ya da bu şekilde yön veren Mustafa Kemal Atatürk’ün görüşleri olmuş, bu görüşler aşılmaksızın emperyalist/ kapitalist sistem istediğini yapamayacağını bildiği için bazı operasyonlara girmiştir.

Ne ilginçtir ki, ABD ve Batı liberal ve dinci kesimlerle birlikte Mustafa Kemal Atatürk’ün‘ görüş ve ilkelerine savaş açmış, palazlandırılan dinci kesimlerle de amaçları doğrultusunda büyük kazanımlar elde etmişlerdir.

AKP projesi bu anlayışın bir gereği olarak sahneye konmuş, bir erken seçimle de 2001 de AKP iktidar olmuş, bildiğimiz yöneticileri ise iktidar koltuğuna oturtulmuştur.

Burada Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini bir kez daha anımsatılmasında yarar vardır.

‘’İnkılâbımız tam dönüm anında topraklarımıza göz dikerek saldırmak isteyen düşmanın, dini ele alarak birçok fitne ve fesatla halkı kandırmaya kalkıp, türlü entrikalar çevirmekten çekinmeyeceği de muhakkaktır. Biliyor musunuz ki Mussolini peşindekilerle buraya gelirse nasıl gelecektir? Önünde dervişler, hacılar, hocalarla gelecektir. Din adamlarını elinde silah olarak kullanacaktır.’’ (2)

‘’Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı geçecektir.’’ (3)

Daha buraya almadığım pek çok görüşleri var Mustafa Kemal Atatürk’ün.

Mustafa Kemal’in ölümünün 80. Yılında yığınlar anmak için meydanlara koşuyor ve Anıtkabir’e gidiyorsa milyonların bir ölçüde de olsa dinci, gerici şeriatçı ve faşist unsurların gerçek niyetlerini doğru anlamaya başladıkları içindir.

İlericilik, Devrimcilik ve Sosyalistlik adına bazı numaralara yatmak ve geldiğimiz tehlikeli noktayı görmezlikten gelmek ise büyük bir yanılgıdır ve ilericiler, devrimciler ve sosyalistler asla bu yanılgıya düşmemelidir.

Ancak bunları konuşmak ne kadar doğrudur bu tartışılır belki.

Niye!

Hiç şüphe yok ki Türkiye devrimci mücadelenin bundan sonra ki seyri, sosyalist kuruluşun ideolojik- siyasal koordinatları da belirleyici olacaktır.

Bu nedenle de tarihsel ilerleme anlamına gelen dönüşümlere mesafeli bir devrimci anlayış mümkün görünmüyor.

Mustafa Kemal’i nasıl tanımlayacağımız önemlidir.

17 Ekim eski Sovyetler Birliğinde Çarlık Rusya’sını yıkıp, sosyalist devrimi gerçekleştiren Lenin, 1921 de Mustafa Kemal ile ilgili, ‘’ Mustafa Kemal Sosyalist değildi. Fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici, iyi düşünceli ve akıllı bir önderdir. O, soygunculara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor.

Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve sultanı da yaranıyla birlikte alt edeceğine inanıyorum.’’

İleriye bakmak durumundayız.

Ateş hattında bir ülke ve geriye dönüp bakılmaz!

  1. Kemal Atatürk, Hâkimiyet-i Milliye, 20 Temmuz 1920

Atatürk’ün Bütün Eserleri, cilt 18, kaynak yayınları sayfa 182

Atatürk’ün Bütün Eserleri, cılt18, kaynak yayınları, sayfa 144

Hasan Yavaş

 

 

Share
188 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+3 = ?